- Mükerrirlikle savaşım açısından, arkaik bir nitelik arz eden ceza artırımı yerine suçluların
yeteneklerini geliştirme, güçleri ve olumlu yanlarına odaklanmak, siyaset ve uygulama açısından benimsenmelidir.
- Mükerrir suçluluğa karşı en iyi korunma sabıkalı kişinin bir iş sahibi olmasıdır.
Mükerrer suç, ceza adaletinin en temel kavramlarından biridir. Bir kişinin daha önce işlediği bir suçtan dolayı ceza aldıktan veya müdahaleye maruz kaldıktan sonra yeniden suç işlemeye başlamasını ifade eder. Mükerrer suç işleme genellikle kişinin serbest bırakılmasını takip eden belirli bir takip döneminde (örneğin tahliyeden sonraki 3 veya 5 yıl boyunca) yeniden tutuklanma, yeniden mahkûmiyet veya yeni bir cezayla veya yeni bir ceza olmadan hapse geri dönmeyle sonuçlanan suç eylemleriyle ölçülür.
Bu bağlamda ceza teorisyenleri iki guruba ayrılmakta; bir grup, ceza vermede önceki mahkumiyetlerin kullanılmasını reddederken, ikinci grup, suç geçmişine çok sınırlı bir rol vermektedir. Ceza vermede önceki mahkumiyetleri dikkate almak için suçluluğa dayalı bir gerekçe önerilmektedir. Bu öneriye göre, önceki mahkumiyetler, önceden tasarlamanın ağırlaştırıcı bir durum olarak kullanılması biçiminde daha ağır bir muameleyi haklı çıkarmakta; suçlarını planlayan ve önceki mahkumiyetleri olan suçlular daha suçlu ve dolayısıyla daha sert cezaları hak eden kişiler olarak görülmesi ileri sürülmektedir. Bunlar ceza kanunun ne amaç beslemesi hakkındaki temel görüş ayrılığını yansıtmaktadır. Bu yalnızca teorik bir görüş ayrılığıyla sınırlı kalmayıp, hükmedilecek yaptırımlara özgü pratik sonuçlar açısından önemli farklılıklar sergilemektedir.1 En önemlisi de gelecekte işlenecek suçları önlemeyi amaçlayan “yararcı yaklaşım” ile “hak ettiği cezanın verilmesi” yaklaşımı arasındaki çatışmadır.
Hükmedilecek yaptırımların saptanması için neden yasal rehberlik olmalıdır sorusuna verilen geleneksel yanıt, hükmedilen yaptırımlardaki "eşitsizliği" hafifletmek için rehberliğe ihtiyaç olduğu yönündedir (TCK Madde 61). Anahtar kavram orantılılıktır: Yaptırımların etkili olması bakımından suçlu davranışa orantılı olduğu geniş ölçüde kabul görmelidir.
Ancak cezalandırma ve infaza yönelik tutarlı bir siyaset olmadığından de facto eşitsizlik süregelmektedir. Eşitsizlik, olağan tanımı gereği, aranan cezanın amacı açısından haklı gösterilemeyen ceza eşitsizliklerinden oluşmaktadır.
- Önleme amacı- Önleme etkisini maksimize edecek bir yaptırımın biçimlendirilmesinde hâkimin önleme etkisini sağlayabilecek şu faktörleri bilmesini gerektirmektedir: Hangi tür suçlular önlenebilir, hangileri önlenemez? Ne türden suçlular için özel bir önleme mesajı verilmesine gereksinme vardır? Ender olması nedeniyle ne tür suçlulara özgü, özel nitelikte bir önleme mesajı verilmesine gereksinme yoktur? Potansiyel suçluların, suç işlediklerinde ne kadar kazanç elde edebileceklerini, yakalanma ve ceza görme riskinin ne derece olduğunu ve öngörülen yaptırımdan ne derece kaçınmak istedikleri göz önüne alınarak; hükmedilecek ceza ne miktarda olmalı ki, önleme etkisini gösterebilsin? 2
- Nötrleştirme amacı-Tehlikeli bir suçlunun nötrleştirilmesi amacını maksimize edecek bir yaptırımı biçimlendirmek üzere şu soruların yanıtlanması gerekmektedir: Hangi tür suçlular mükerrir suçlu olabilecek; hangileri olmayacaktır? Cezaevleri bir nötrleştirme mekanizması ise, her suçluya özgü hürriyeti bağlayıcı ceza süresi ne kadar olmalıdır? Diğer bir anlatımla, gelecekteki suç işleme tehlikesinin geçmesi için hükümlü cezaevinde ne kadar süre kalmalıdır? Gereksinme duyulan nötrleştirme sürecinin topluma bedeli işlenmesinden korkulan suçun bedeli ile karşılaştırıldığında tavır ne olacaktır? Cezaevinde bir hükümlü için harcanacak milyonlarca ₺ye karşılık işlenecek cüzi bedelli bir hırsızlık karşısında hâkim tereddüt içinde kalmayacak mı? İlerde suç işleyecekleri tahmin edilenlerden ne kadarı hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmese idi, suç işlemeyeceklerdi (ikame teorisi)?3
- İyileştirme amacı- Bu amacın gerçekleştirilmesi için elde geniş bilgi ile yeterli zaman ve kaynakların varlığına gereksinme vardır. Bu amaca özgü sorular ise şunlardır: Hangi tür suçlular başarılı bir şekilde iyileştirilebilir? İyileştirilebilir hükümlüler için hangi programlar hangi hükümlü grubu için iyi çalışmaktadır? İşlevsel programlardan hangileri hangi gruptaki hükümlüler için daha etkili olabilmektedir? Fail suçu başka nedenlerden dolayı (örneğin kör olduğu için artık sahtecilik suçu) işleyemeyecekse ona ceza uygulanması caiz midir?
- Hak ediş amacı- Bu amaç geçmişte işlenmiş bir suça kanunda öngörülen yaptırım verilmesiyle yerine getirilmektedir. Önceki üç amaç yararcı niteliği ile geleceğe yönelik iken, sonuncu amaç, geçmişe yönelik, salt hak edilen yaptırıma hükmedilmesidir.
Recidivation “manevi anlamda bir gerileme, bir geri gidiş" olarak tanımlandığı XV. yüzyılın başlarında görülmüştür. Ceza adaletinde tekerrür de (recidivism), aynı doğrultuda bir kişinin cezalandırıldıktan veya cezaevinden tahliye edildikten sonra suç faaliyetlerine dönülmesini ifade eder. Ülkede tekerrür sorunu her geçen gün artış sergilemektedir. Ülkede sorun olan ve işlenen suçların önemli bir kısmını oluşturan suçlulardaki psikopatlaşma olgusu irdelendiğinde oldukça çarpıcı örneklere tanık olunmaktadır:
- Ö. Ardunç, samuray kılıcıyla tanımadığı Başak Cengiz'i öldürmüştü. Akli dengesinin yerinde olmadığı iddia edilen katil zanlısının evinde esrarengiz notlar bulundu.
- 18 yaşından küçük olan kız arkadaşını kaçırmaktan tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan İ.Çakmak iki ay askerlik yaptıktan sonra psikolojik sorunu nedeniyle çürük raporu almış; en son evine zorla girerek tecavüz girişiminde bulunduğu öğretmenin direnmesi üzerine eşarpla boğarak öldürmüş (2012).
- Enver Yıldız: Cezaevinden kısa süre önce tahliye olan 17 suçtan sabıkalı, para için doktoru öldüren, bir polisi kafasından vuran Enver Yıldız (30), “Param kalmadığı için cinayetleri para için işledim. Hap aldığım için ne yaptığımı bilmiyordum.” dedi. Sorgusu sırasında, “Beni öldürün, siz beni öldürmezsiniz ben cezaevinde kendimi öl düreceğim” diyerek sinir krizi geçirdiği öğrenildi.
- 17 yaşında iken arazi anlaşmazlığı nedeniyle iki kardeşi öldüren R.M. tahliye sonrası ailesinin yüz vermemesi sonucu düştüğü bunalımla para karşılığı üç kişiyi öldürmüş; ilk cinayetten sonra tahliye olduğunda sudan çıkmış balık gibi hisseden yedi kişinin katili A.A. da kimse kendisine el uzatmadığı için cinayetlerine devam etmiş; bir kere katil damgası yemiştim, ha 99, ha 100 ne fark eder ki? demişti.
Önleme açısından önemli olan aşağıdaki döngü grafiğinde sapma potansiyeli içeren öğenin giderilmesidir.
Suç ve ekonomik koşullar (fakirlik, işsizlik ve eşitsizlik) üzerine yapılan teorik tartışmalar, iki temel düşünceyi yansıtmaktadır. Birincisi, servetin yarattığı alım gücü nedeniyle (hırsızların iştahını kabartan bilgisayar, cep telefonu, araba satın almaları sonucu) suç işlemek için fazlaca hedef ortaya çıkması nedeniyle suça sebebiyet verildiği; İkincisi ise, kişilerin para sahibi olduklarında çalmaya daha az gereksinme duyacaklarından, servetin suçu önleyebileceği merkezindedir. Kuşkusuz, eşyanın çalınması onun satın alınmasından daha zor bir iştir. Özetle, servet suça sebebiyet verebileceği gibi suç işlenmesini de önleyebilmektedir.4
Öte yandan, görece yoksulluğun algılanma biçimi, büyük bir olasılıkla, önemli rol oynayan bir etkendir. Üst toplumsal katmanların zenginliklerinin artmasına paralel olarak, gelir farklılıklarının da artması biçiminde kendini gösteren, toplumun giderek parçalanması olarak tanımlanabilecek olan bir gelişmeyle halen karşı karşıya bulunan yalnızca Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri değildir (Anahtar deyim: üçte ikilik toplum). 5 Bazı araştırmalar kötüleşen ekonomik koşulların, suç işleme oranında benzer bir artışa bağlı olmaksızın, cezaevi nüfusunun artmasına doğrudan etki yaptığını göstermiştir.
Günümüzde işsizlik sorunu küresel bir sorun haline gelmiştir. Eğitimli bir kişi de vasıflarına göre iş bulamaz veya çalışamaz konumdadır. Çoğu iş bulamıyor ve ailelerini geçindiremez hale geliyor. Suç işlemek ve cezaevi deneyimi bazıları için kaçınılmaz olmakta; topluma döndüklerinde damgalanma hükmünü icra etmekte (Reşat N. Güntekin’in) Damga eseri yenilenmektedir.
Suçta Tekerrür-Normatif Düzenleme
TCK. Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez(!?).
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadı suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Görüldüğü üzere Türk ceza siyasetinde “süreli tekerrür” ilkesi kabul edilmiştir: Önceki mahkûmiyet beş yıldan fazla hapis cezası ise, süre beş yıl; öteki cezalar (beş yıl ve daha az süreli hapis ile adli para cezası) için üç yıldır. Sürenin başlangıcı “cezanın infaz edildiği” tarihtir. Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik yaptırım (hapis cezası ile adli para cezası) öngörülmüş olması halinde, hapis cezasına hükmolunmasıdır (TCK md. 58-3).
TCK 58(6). Maddesine göre, "suçta tekerrür” (mükerrirlik) halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Ayrıca CeGTİK 108/1 maddesine göre, mükerrirler yönünden şartlı salıverilmeden yararlanma süresi daha uzun öngörülmüştür.
Mükerrir suçluluk oranları öncelikle ceza adaleti sistemleri veya rehabilitasyon programlarının zaman içindeki performansını değerlendirmek için kullanılmakta; hükümetler ve kurumlar sıklıkla mükerrirlik oranlarının düşmesine yol açacak siyaset ve uygulama değişiklikleri uygulamaya çalışmaktadır. Bununla birlikte, rapor edilen mükerrir suçluluk oranları birçok faktör tarafından belirlenmektedir. Ne var ki, bunların çoğu, hükümlü bireylerin rehabilitasyonu ve topluma yeniden entegrasyonunun etkinliği ile ilişkili değildir.
Mükerrirlik konusunda çok geniş ölçekteki kanıt tabanına özgü saptamaların özeti şöyledir:
- Erkekler kadınlara göre daha sık mükerrir suçlu olma eğiliminde,
- Gençlerin yaşlılara göre daha sık mükerrir suçlu konumunda olduğu,
- Suç türleri arasında mala karşı işlenen suçların en yüksek mükerrirlik içerdiği,
- Yaptırım türleri arasında hapis cezasının en yüksek mükerrirlik sergilediği,
- Hapis cezaları arasında kısa süreli hapis cezalarında mükerrer mahkûmiyet oranının daha yüksek bulunduğudur.
Mükerrir suçluluk oranları aynı zamanda büyük ölçüde genel ekonomik ve demografik faktörlere bağlı olan genel suç oranları bağlamında da yorumlanmalıdır. Bildirilen mükerrer suç oranlarının karmaşık ve çok nedenli doğası göz önüne alındığında, bunların ülkeler arasında karşılaştırma yapmak için kullanılması genellikle sorunludur. Ancak buna rağmen, mükerrirlik oranları, özellikle medya tarafından, farklı ülkeler arasında ceza adaletine yönelik farklı yaklaşımların etkinliğini karşılaştırmak için sıklıkla ve uygunsuz bir şekilde kullanılmaktadır. Bu tür karşılaştırmalar, farklı yargı bölgelerinde mükerrer suç işlemenin farklı şekillerde operasyonel hale getirilmesi, ölçülmesi ve raporlanması nedeniyle objektiflikten yoksundur. Farklı ülkeler arasındaki mükerrirlik oranlarının karşılaştırılması, cezaevinden salıverilen veya toplum cezasına çarptırılan kişiler için rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon programlarının etkililiğindeki anlamlı farklılıklardan ziyade, raporlama uygulamalarındaki veya diğer ilgili faktörlerdeki farklılıkları yansıtma olasılığı daha yüksektir.6 Ülkeler arası mükerrir suç oranlarındaki heterojenliği açıklayan faktörlerin anlaşılması, siyaset yapıcılar, araştırmacılar ve uygulayıcılar için siyaset değişikliklerinin ve uygulamalarının etkilerinin doğru bir şekilde değerlen- dirilmesini sağlamak açısından önemlidir.
Mükerrir suç oranlarına katkıda bulunan potansiyel faktörler arasında bir ülkedeki makro-ekonomik ve genel kriminolojik faktörler yer almaktadır. Yapılan araştırmalar suç oranları, yoksulluk, eşitsizlik ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiye odaklanmıştı. Ancak ekonomik faktörler, belirli suç oranları ile mükerrer suçluluk oranları arasındaki bağlantı henüz incelenmemiştir. Tüm bu faktörler farklı ülkeler arasında önemli farklılıklar göstermekte ve aynı ülke içinde de değişiklik gösterebilmekte; bu da ceza adaleti sisteminin rapor edilen mükerrir suçluluk oranı üzerindeki doğrudan etkisini zayıflatabilmektedir.
Mükerrirlik Araştırması
Ceza adaleti yaptırımlarının tekrar suç işleme üzerindeki etkilerine ilişkin literatürün meta-analitik bir incelemesi yapılmıştır. Meta-analiz, araştırma literatürünün niceliksel bir sentezini sağlar ve bu yöntemin, daha geleneksel anlatısal literatür taramasından daha üstün olduğu yaygın olarak kabul edilir.
Literatür taramasında çeşitli ceza adaleti cezaları ile tekrar suç işleme arasındaki ilişkiyi inceleyen 111 çalışma tespit edildi. Bu çalışmalara 442.000'den fazla suçlu dahil edildi. İncelemede hapis cezası ve ara yaptırımlara ilişkin çalışmalar da yer aldı. İncelemede dikkat çeken, farklı türdeki suçlularla (örneğin gençler, kadınlar, azınlıklar) elde edilen bulguların analiziydi. Genel bulgular, daha sert ceza adaleti yaptırımlarının suç tekrarı üzerinde caydırıcı bir etkisinin olmadığını gösterdi. Aksine, ceza tekrar suç işlemede hafif (%3) bir artışa neden oldu.
Siyaset sonuçları
1. Suça karşı "sertleşmenin" suç tekrarını azaltacağı inancına dayanan ceza adaleti politikaları ampirik destekten yoksundur. Hapis cezası ve diğer ceza adaleti yaptırımları, yeniden suç işlemeyi azaltmak dışında başka amaçlar için de kullanılmalıdır (örneğin, tehlikeli suçluların ehliyetsiz hale getirilmesi, yasaklanmış davranışların ihbar edilmesi).
2. Farklı suçlu grupları arasında baskılama etkisinin olmaması, yaptırımların seçici olarak belirli gruplara uygulanmasının yersiz olduğunu göstermektedir. Örneğin, hapis cezası ve ara yaptırımlar genç suçlular arasında tekrar suç işlemeyi azaltmada yetişkin suçlulara göre daha etkili olmamıştır.
3. Tekrar suçları azaltmaya yönelik cezalandırma stratejilerinin etkisizliği, kaynakları kanıtlarla desteklenen alternatif yaklaşımlara yönlendirme ihtiyacını daha da güçlendirmektedir. Araştırmaya dayalı suçlu rehabilitasyon programları suç tekrarını azaltmak için oldukça uygun bir alternatif sunmaktadır.
Mükerrer suç araştırması amaç ve hedeflere bağlı olarak üç geniş kategoriden birinde gruplandırılabilir. Genel olarak yaygınlık çalışmaları olarak adlandırılan ilk kategori, tekrar suç işleyen nüfusun büyüklüğünün yanı sıra tekrar suç işleyenlere atfedilebilecek tüm suçların oranını tahmin etmeye çalışır. İki tür yaygınlık araştırması vardır: toplam nüfustaki suç tekrarını ölçmeyi amaçlayanlar (belirli bir yılda doğan tüm kişilerden oluşan bir grup gibi) ve başlangıç noktası olarak bilinen suçlulardan oluşan belirli bir grubu alıp tahminde bulunmayı amaçlayanlar. Bu grubun ne ölçüde yeniden suç işlediği.
İkinci kategorideki çalışmalar doğası gereği keşfedicidir. Tekrar suç işlemenin yaygınlığını basitçe tahmin etmeye çalışmaktan ziyade, tekrar suç işlemeyle ilişkili olan ve dolayısıyla tekrar suç işlemeyi açıklamaya yardımcı olabilecek kişisel, sosyoekonomik ve psikolojik faktörleri belirlemekle daha fazla ilgileniyorlar. Üçüncü set, değerlendirmede bir sonuç ölçüsü olarak tekerrürün kullanılmasını içerir. Burada politika yapıcılar ve program işletmecileri araştırmacılardan belirli bir programa veya müdahaleye katılımın yeniden suç işleme riskini ne ölçüde azalttığını ölçmelerini ister. Avustralya literatüründen bazı örnekler şunları içerir: Uyuşturucu madde, akıl sağlığı ve aile içi şiddete katılanlar arasında yeniden suç işlemeye ilişkin değerlendirmeler.7
Mükerrer suç işleme riskini inceleyen araştırmalar geleneksel olarak zihinsel bozukluklar, uyuşturucu madde kötüye kullanımı ve suçluluk özgeçmişi gibi bireysel düzeydeki risk faktörlerine odaklanmıştır. Cezaevleri gibi sistem düzeyindeki faktörlerin rolü daha az araştırılmıştır. Bazı cezaevlerinin, rehabilitasyon programlarının veya ruh sağlığı hizmetlerinin mevcudiyeti gibi mükerrer suç işlemeyi etkileyebilecek önemli faktörler açısından farklılık göstermeleri nedeniyle, bireysel düzeydeki risk faktörlerinin ötesinde mükerrer suç işleme riskini artırabileceği öne sürülmüştür. İşte bu nedenle, mükerrir suç işleme oranlarının bir kişinin yerleştirildiği cezaevine göre farklılık sergileyip sergilemediği de test edilmelidir.
Araştırma Bulguları
Cezaevinden tahliye edilen kişilerin yeniden suç işleme verilerinin 33 ülkede varlığına tanık olundu. En sık bildirilen sonuç iki yıllık süre içindeki mahkûmiyet oranı idi. Tahliye edilen hükümlülerden iki yıl içinde yeniden mahkûmiyet oranları Norveç'te %17,6 ile Avustralya'da %54,9 arasında değişmektedir. Aşağıda seçilmiş bazı ülkelere ait verilere yer verilmiştir.8
Cezaevinden tahliye edilen bireylerde mükerrirlik oranları
Tahliye sonrası sürenin uzunluğu (yıl)
Ülke |
Tahliye |
Tahliye |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
|
Denmark |
2018 |
2710 |
32.0 |
|||||
Finland |
2018 |
2776 |
33.0 |
|||||
Iceland |
2018 |
151 |
21.2 |
|||||
Norway |
2018 |
4509 |
17.6 |
|||||
Sweden |
2018 |
7959 |
32.0 |
|||||
England and Wales |
2020 |
48,843 |
38.9 |
|||||
Scotland |
2018–2019 |
5549 |
43.8 |
|||||
Austria 2017 6607 13,5 24,3 30,3 34,7 |
||||||||
Germany |
2007 |
26,602 |
46.0 |
|||||
France |
2016 |
NA |
32.9 |
45.4 |
||||
Netherlands |
2017 |
23,302 |
18.8 |
24.6 |
||||
Switzerland |
2016 |
1393 |
|
44.7 |
||||
Poland |
2012 |
30,899 |
16.6 |
28.3 |
35.9 |
39.9 |
40.4 |
|
Şiddet içeren suçlardan hüküm giymiş kişilerle karşılaştırıldığında, mala karşı işlenen suçlardan hüküm giymiş kişilerin tekrar suç işleme oranı daha yüksekti. Uyuşturucu madde suçlarından hüküm giymiş kişiler, ülkeler arasında farklılık göstermekle birlikte, cebir ve şiddet suçundan hüküm giymiş kişilerle benzer suç işleme oranlarına sahipti. Cinsel suçlar ve trafik suçlarından hüküm giymiş kişilerde, cebir ve şiddet içeren suçlardan hüküm giymiş kişilere kıyasla mükerrirlik oranları daha düşüktü.
Araştırma sonuçları özet olarak şöyledir:
- Rapor edilen mükerrir suç oranları çoğu ülkede genellikle yüksektir; en az beş kişiden biri iki yıl içinde yeniden suç işliyor. Bazı ülkelerde bir yıl sonra tekrar suç oranları %40'ı aşmaktadır. Bu durum kamu güvenliği, sağlık hizmetleri ve ilgili maliyetler açısından önemli bir toplumsal yük teşkil etmektedir. Herhangi bir yılda işlenen tüm suçların önemli bir kısmından tekrar suç işleyenlerin sorumlu olduğu tahmin edilmektedir. ABD'de tekrarlanan suçlar tüm suçların % 20'sine katkıda bulunmuştur.
- Hüküm giymiş suçlularda mükerrirlik oranları arasındaki farklılığın yeni potansiyel kaynakları açısından önceki araştırmalar, rapor edilen mükerrer suç oranlarının; tanımlar, takip süresi ve türü dahil olmak üzere çeşitli ölçüm değişkenlerine duyarlı olduğunu göstermiştir. Mala karşı suçlarının sürekli olarak büyük ölçüde mükerrer suç riskiyle ilişkili olduğu saptandı. Bu nedenle, rapor edilen ve tespit edilen mala karşı işlenen suçların, rapor edilen mükerrerr suç oranlarının önemli bir kısmını açıklayabildiği saptandı.
Sonuçlar ayrıca, bir ülkedeki daha yüksek hapis cezası oranları, soygun oranları ve adam öldürme oranlarının, cezaevinden tahliye edilen kişilerde rapor edilen daha yüksek mükerrer mahkûmiyet oranlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Hapis cezası oranları, bir ülkenin kriminalizasyon düzeyinin genel durumunu yansıtabilir ve bu da serbest bırakılan bireylerde mükerrir suç oranlarını artırabilir. Cebir ve şiddet içeren suç oranları, özellikle de adam öldürme oranları, yüksek düzeyde raporlama ve açığa çıkarılmaya sahip oldukları için bir ülkedeki genel suç düzeyinin göstergesi olarak kullanılabilir. Diğer bir deyişle, bir toplum ne kadar kriminojenik olursa, mükerrer suç işleme oranları da o kadar yüksek olmaktadır-diğer faktörler sabit tutulduğunda.
Mala karşı işlenen suçlarının genel mükerrer suç oranlarına önemli katkısı, Norveç'te rapor edilen düşük tekrar suç oranlarının kısmen açıklanabilir. Benzer cinayet oranlarının da gösterdiği gibi, dört İskandinav ülkesinin tamamında da benzer düzeyde ciddi şiddet suçu bulunuyor. Komşu ülkelerle karşılaştırıldığında Norveç'teki düşük mükerrer suç oranlarının, en azından kısmen rapor edilen ve şiddet içermeyen suç oranlarının düşük olmasından kaynaklandığı belirtilmektedir. Bu durum da mala karşı işlenen suç oranının gerçekten düşük olmasına, raporlamanın ve tespit edilebilirliğin azalmasına ya da düşük düzeyli suçların daha düşük soruşturma ve kovuşturma oranlarına bağlandı.
- Son yıllarda daha fazla ülke mükerrer suç oranlarını bildirmeye başlamış olsa da bunlardan cezaevi ve denetimli serbestlik sisteminin rehabilitasyondaki etkinliği hakkında sonuç çıkarmak sorunlu olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, İngiltere ve Galler, İrlanda Cumhuriyeti, Avusturya ve Avustralya gibi bazı ülkeler, hukuk ve cezaevi sistemlerinin çeşitli yönleri hakkında, mükerrer suç oranlarına katkıda bulunan farklı faktörlerin değerlendirilmesine olanak tanıyan ayrıntılı istatistiksel raporları düzenli olarak sunmaktadır. Bu faktörler arasında bildirilen ve soruşturulan suç, tutuklama sayısı, getirilen suçlamalar, mahkemelerdeki iş yükü, işlem süreleri ve veri toplama ve raporlama uygulamaları yer almaktadır. Bu yaklaşımın diğer ülkelere de yayılması önerilmektedir.
- COVID-19 salgını sırasında mükerrer suç oranları başlangıçta çoğu ülkede düştü, ancak kısıtlamaların kaldırılmasının ardından toparlandı. Bu sonuca kolluk ve mahkemeler tarafından raporlama, işleme ve veri toplama süreçlerinde pandemiye bağlı gecikmeler de dahil olmak üzere çeşitli faktörler bu düşüşlere katkıda bulundu. Öte yandan, Mahkemeler aynı zamanda cezaları erteleyerek, hapis cezasına seçenek yaptırımlarla veya düşük riskli mahkumlar için cezaları azaltarak cezaevi nüfusunu azaltmaya çalıştı. Öte yandan, karantina ve sosyal mesafe belirli suç türlerini işleme fırsatlarını da sınırladı ve bu da mükerrer suç olaylarında doğrudan bir azalmaya yol açtı.
Genel olarak, bu bulgular tekerrür raporlaması ve karşılaştırmalı analizle ilgili metodolojik zorlukları vurgulamaktadır. Tek bir yargı bölgesinde bile mükerrer suç oranları kolluk, yargı sistemi ve raporlama kurumlarıyla ilişkili birçok sistemik faktöre duyarlıdır. Yargı bölgeleri arasındaki bu tür faktörlerin hesaba katılması, mükerrer suç oranlarından daha fazlasının dikkate alınması gereken dikkatli ve ayrıntılı bir analiz gerektirir. Raporlama kuruluşları, öneriler için en iyi uygulamaları kullanarak düzenli olarak ayrıntılı raporlar sunarak ve esnek açık veri araçları oluşturarak bu tür analizlere yardımcı olabilir.7
Mükerrirlik Olgusu
Cezaevlerinin genel etkinliğini ve hapsedilmenin bireye verebileceği zarara karşı adalet ihtiyacını değerlendirmemiz gerekiyor. Cezaevinin bir birey üzerindeki uzun vadeli etkisini sadece zihinsel olarak değil, aynı zamanda yaşam şansları ve toplumla yeniden bütünleşme yetenekleri üzerindeki etkisini de göz önünde bulundurarak düşünmeliyiz.
Kötü cezaevi koşulları, aşırı kalabalık, personel yetersizliği ve cezaevi reform programına yatırım yapılmaması, cezaevi yönetimlerinin mahkûmları etkili bir şekilde rehabilite etme ve toplumlara yeniden entegre etme kapasitesini büyük ölçüde baltalıyor ve yüksek tekrar suç oranlarına katkıda bulunuyor. Pek çok kişi hapishaneden serbest bırakılır, ancak kısa bir süre sonra oraya geri döner. Cezaevleri sistemleri aşırı zorlandığında ve kötü yönetildiğinde, cezaevleri hem mahkumlar hem de cezaevi personeli için tehlikeli yerlere dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır ve hatta "suç okullarına" ve radikalleşme için verimli üreme alanlarına dönüşebilir. Bu bağlamda mükerrriliğe etkisi olan faktörler- den bazıları aşağıda yer verilmiştir.
- İlk suç eylemi-Mükerrer suç, failin ilk suç fiiline verilen tepkiye bağlıdır. Bu, ilk suç eyleminin nasıl değerlendirileceğine bağlı olabilir. İlk suçlu olarak az cezaya rağmen yüksek ceza alırsa öfkelenir ve tekrar suç işler.
- Diğer suçluların etkisi-Bir suçlu, diğer suçluların etkisiyle mükerrer hale gelir. Çoğu zaman normal bir suç işleyen bir suçlu ile profesyonel bir suçlunun aynı cezaevinde tutulduğunu gördük. O zaman normal suçlu, o profesyonel suçludan etkilenir veya onu motive eder. Cezaevinden çıktığında cezasını çektikten sonra suç işlemeye niyetlenir ve bazen bunu meslek edinip mükerrir olur.
- Alışkanlık oluşumu-Alışkanlık oluşumu tekerrürün önemli bir nedenidir. Uyuşturucu bağımlılığı ve sarhoşluk, alışkanlık sonucu resmi tedaviden sonra bile mükerrer olmakta ısrar eden suçların hayati örnekleridir. Herhangi bir bireyin tekrar suç işlemesi ve bazı gruplarda tekrar suç işleme, alışkanlık oluşumu açısından açıklandığında normalde inanılandan çok daha karmaşıktır. Yukarıda sayılan nedenlerin yanı sıra renk, bölge, cinsiyet de tekerrürün önemli nedenleridir. Örneğin, siyahların suç işleme oranı beyazlara göre daha yüksek, kentlerde yaşayanlar kırsalda yaşayanlara göre daha yüksek ve erkek çocuklar kızlardan daha yüksek bir orana sahip.
Cezaevlerindeki insanların ezici çoğunluğu yoksul, dışlanmış ve dezavantajlı kökenlerden gelmeye devam ediyor ve muhtemelen çocukken deneyimlenen bir istismar ve ihmal geçmişine sahip kişilerdir. Ceza adaletinden geçmiş kişilerin yeniden suç işlemesi (mükerrir suçluluk), ülkeler ve toplumlar için ciddi bir güvenlik ve ekonomi sorunudur. Yakın zamanda yapılan bir inceleme çoğu gelişmiş ülkede yeni yaptırımlar ve infaz sonrası etkili sosyal destek ardından mükerrer suç işleme oranlarının yüzde 30-50 aralığına düştüğünü öne sürmektedir.
Cezalandırılan bir kişi yeniden suç işlemeye devam ettiğinde, cezasının önemli bir anlamda başarısız olduğunu öne sürmek tartışmasız görünmekte; mükerrir suçluluk olasılığını en iyi (ya da daha doğrusu en az kötü) şekilde tahmin eden şey, kişinin daha önceki tutuklanma geçmişi olmaktadır.
Gerçekten de pek çok cezaevi sisteminden elde edilen ampirik kanıtlar, en azından şu anda yapılandırıldığı şekliyle, cezaevlerinin değişim ve büyüme mekanlarından ziyade acı ve mücadele mekanları olma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu görüntüsü vermektedir.
Kuşkusuz, hükümlülerin topluma yeniden intibak olgusu, cezanın merkezi sosyal işlevi olarak görülmeli; ve ceza adaleti sisteminin başarısı veya başarısızlığını hem bu ilkeye göre kavramsallaştırmamız hem de buna göre ölçmemiz gerekmelidir. Sorulması ve cevaplanması gereken başlıca sorular şunlar: Bu sistem hakları ve vatandaşlığı yeniden tesis ediyor mu? Güvenlik, istikrar ve yeterlilik yaratıyorlar mı? Sosyal bütünleşmeyi kuruyorlar mı? İnsanların işini, barınmasını, eğitimini ve sağlığını güvence altına almalarını sağlıyor mu?
Mükerrirliğin Önlenmesi
Önleme doğrultusunda aşağıdaki parametrelere odaklanılması kaçınılmaz (a cul de sac) bir nitelik sergilemektedir:
- Eğitim ve iş eğitimi: Eğitime, mesleki eğitime ve işe yerleştirme hizmetlerine erişimin sağlanması, eski hükümlü kişilerin istikrarlı bir iş bulmasına ve gelecekleri için sağlam bir temel oluşturmasına yardımcı olabilir.
- Ruh sağlığı ve uyuşturucu madde bağımlılığı tedavisi: Ceza adaleti sistemindeki pek çok kişi, akıl sağlığı sorunları ve uyuşturucu madde kullanım bozukluklarıyla mücadele etmektedir. Yalnızca bu da değil, cezaevi travması bireyin gelişme yeteneğini de etkileyebilir. İyileştirici kaynaklara ve tretmana, tedavi ve danışmanlık hizmetlerine erişim, hükümlünün topluma başarılı bir şekilde yeniden entegrasyon için şarttır.
- Barınma yardımı: Güvenli, istikrarlı bir konut bulmak, özellikle sabıka kaydı olanlar için zorlayıcı olabilir. Barınma yardımı ve desteği sunulması, bireylerin yeniden suç işleme olasılığını azaltmasına yardımcı olabilir.
-Yasal ve mali destek: Cezaevinden tahliye sonrası yaşamın karmaşıklıklarıyla baş etmek çok zor olabilir. Hukuki yardım ve mali desteğe erişim sağlamak, eski hükümlü kişilerin engelleri aşmasına ve yaşamları üzerindeki kontrolü yeniden kazanmalarına yardımcı olabilir.
- Aile ve toplum desteği: Güçlü sosyal bağlantılar, başarılı yeniden bir yaşam için çok önemlidir. Aile birleşimini kolaylaştıran ve toplum desteğini teşvik eden programlar, bireylerin destek ağlarını yeniden inşa etmelerine ve aidiyet duygusunu geliştirmelerine yardımcı olabilir.
Özetle, mükerrirliğin önlenmesi amacıyla eğitim ve iş eğitimi, ruh sağlığı ve madde bağımlılığı tedavisi, barınma yardımı ve aileye toplum desteği sağlanması ön görülmelidir. Bu konudaki döngü rehberi aşağıda özetlenmiştir.
“Cezaevi sistemi bir nehir gibidir. Ne kadar genişlerse o kadar hızlı akar ve akıntıya karşı yüzmek de o kadar zorlaşır. Ortada kalanlar daha güvenli kıyılara yönlendirilmek yerine daha derin suç, şiddet ve çaresizlik akımlarına sürükleniyor. Bir damla olarak başlayan şey, cezaevlerindeki sorunların çevrelerindeki kasaba ve şehirlere sıçramasıyla bir sele dönüşüyor.” Howard Ceza Reformu Ligi web
Ancak tahliye edilen kişilerin %25'inin gelecekte bir noktada yeniden suç işlemeye devam edeceği düşünüldüğünden, cezaevi mükerrer suç oranlarını her zaman azaltmaz; bu durum, cezaevinin bir ceza olarak etkinliğini sorgulamaktadır.
Suç geçmişi olan bireylerin tahliye sonrasında yaşadıkları en önemli sorunlardan biri damgalanmadır. Damgalanma özellikle iş bulma ve aile birliğinin kurulması aşamalarında yaşanmakta; damgalanmaya maruz kaldıklarını düşünen kişiler suçla ilişkilendirilmeye daha yatkın olabilmekte; ayrıca damgalanma sosyal yaşamdan soyutlanmaya da yol açabilmektedir.
Yoksulluk, insanların tahliye sonrasında sosyal yaşama uyum sağlamasını zorlaştıran temel faktörlerden biridir. Çoğu eski hükümlüler, mükerrer suçların ana nedeni olarak yoksulluğu gösterdi. Hükümlülerin sosyalleşme sürecini etkileyen diğer temel faktörler ise iş bulma, barınma, maddi kazanç, dışlanmadır. Aile ve sosyal destek de topluma uyumda önemli bir rol oynamaktadır. Öte yandan, aile bağlarının zayıflaması veya olumsuz etkisi sosyal uyumu da olumsuz etkilemektedir.8 Kuşkusuz, cezaevi sonrası rehabilitasyon ve sosyal uyum süreçlerinin desteklenmesi, suçun önlenmesi ve toplumsal uyumun sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.
Tahliye sonrası olumsuz faktörleri olabildiğince giderici yatırımlar yapılmaksızın, tek başına cezaevlerine yapılan yatırımlar genellikle bu duruma çözüm bulmakta ve mükerrir suçlulukta önemli bir azalma sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Suçluların sıkı kontrol altına alındığı cezaevi dönemi, suçun temel nedenlerini odaklanmak için kullanılabilir. Ancak suçluların tahliye sonrasında topluma yeniden entegrasyonuna yönelik destek sağlanmadığında bu kazanımlar genellikle kısa ömürlü olacaktır.
Aslına bakılırsa, hapis cezası genellikle bir suçlunun topluma yeniden entegrasyon olanaklarını ciddi şekilde engelleyebilir. Uzun süre cezaevinde kalan bireylerin suç unsurlarıyla ilişki kurma, suç değerleriyle özdeşleşme, aile ve sosyal ilişkilerinde daha fazla bozulma yaşama ve topluma döndüklerinde daha büyük zorluklarla karşılaşma olasılıkları daha yüksektir. Ancak bu hapis süresi, hükümlülerin nihai olarak topluma yeniden entegre olmalarını mümkün olduğu kadar desteklemek için kullanılmalıdır.
Mükerrir Suçluluğun Önlenmesi ve İlgili Risk Faktörleri
Mükerrir suçluluğun önlenmesi, suçluları risk altına sokan ve onların topluma başarılı bir şekilde yeniden entegre olmalarını zorlaştıran faktörlerin anlaşılmasına dayanan etkili müdahaleleri gerektirmektedir. Bazı risk faktörleri dinamik, değişime tabi iken, diğer (statik) risk faktörleri değildir. Zaman içinde değişmeyen statik risk faktörleri, failin cinsiyeti, sabıkası, tutuklanma sırasındaki yaşı veya önceki akıl sağlığı sorunları gibi hususları içermektedir. Dinamik risk faktörleri ise ceza adaleti sistemi içinde veya dışında yapılacak müdahalelerle ele alınabilir. İlgili programlar, risk faktörlerine ve ele almak üzere tasarlandıkları sosyal yeniden entegrasyon zorluklarının türüne göre değişiklik göstermelidir. Çoğu programlar, eğitim düzeyi düşük, işsizlik veya uyuşturucu madde kullanımı gibi suçluların karşılaştığı belirli zorluklara odaklanmalı; bazı programlar da genç suçlular, mükerrir suçlular, uyuşturucu madde bağımlılığı bozukluğu olan suçlular, zihinsel engelliler veya cinsel suçlular gibi belirli suçlu kategorileriyle ilgilenmek üzere tasarlanmalıdır.
Mükerrer suç ve kriminojenik ihtiyaçlarla ilişkili temel faktörler
Anti-sosyal davranış özgeçmişi |
Anti-sosyal kişilik |
Anti-sosyal algılar |
Uyuşturucu madde kullanımı |
Ailevi sorunlar |
Boş zamanları değerlendirmeden yoksunluk |
Bu konuda önemli olan kanıta dayalı siyaset modelinin benimsenmesi doğrultunda suçlunun sergilediği risk derecesine göre (sigorta şirketlerince benimsen yaklaşım) kararların verilmesi;9 ve mükerrirliği azaltmak için de en iyi müdahalelerin saptanması yöntemi benimsenmelidir. Bu konuda üç ilke yer almaktadır: 1. Risk, 2. Karşılamak ve 3. Duyarlık sergilenmesidir. Risk ilkesine göre, mükerrirlik riski yüksek olduğunda gözetim hizmeti daha yoğunlaştırılmalıdır. İhtiyaçları karşılamak konusunda ise kriminojenik ihtiyaçlar olarak, a) Suçluluk eğilimi içeren düşünceler, b) Sabıkalı kişilerle birliktelikler ve c) Vasıfsız işçi olmak yer almaktadır. Duyarlık ilkesi ise, mükerirliği önleyici nitelikte bir tretman programının tasarlanmasını ön görmektedir.
Klasik önleme teorisi tüm insanlardaki suç işleme eğiliminin eşit olduğunu var saymaktadır. Bu da henüz kanıtlanmamış bir varsayımdır. Önleme teorisinden çıkarılacak husus belli bağlamlarda teorinin uygun şekilde çalıştırıldığı takdirde bazı insanlar için geçerli olabileceği ise de suçun genel bir teorisi veya suç sorunu için genel bir çözümleme değildir. Önleyici olarak cezanın etkisi ekseriya yanlış anlaşılmaktadır. Nitekim, cezaevlerini dolduran kişiler toplumun yaptırımlarından açıkça etkilenmemişlerdir. Mükerrirlik konusundaki veriler de (ABD ve İngiltere’de oran % 60-70 arasında) mahkumiyetin mükerrirliği önlemediğini kanıtlamaktadır. Daha ağır cezaların daha önleyici olacağı düşünülse de ekseriya karşıtı doğru olmaktadır. Birçok halde ölüm cezası bile önleme karşıtı bir etki sergilemiş, suçları azaltmak yerine suç oranını yükseltmiştir. Yalnız, Avrupa’nın en düşük mükerrirklik oranı Norveç’in Bastoy ada cezaevindeki insanı tretmanla sağlanmıştır. Popüler algılara karşın suçlu davranışı önlemede en etkili olanın cezaların şiddetinden ziyade yakalanma olasılığının yüksekliğidir (Beccaria).
Cezaların önleyici etkisi konusunda tüm araştırmalarca ortaya konulan belli başlı iki sonuç vardır:
1. Kural olarak, cezaların kesinliğinin,10 cezaların tabiatı/şiddetinden (ağırlığından) daha etkili gözüktüğü;
2. Evrensel nitelikte bir önleyici olmadığı; herhangi özel bir önlemin başarısının da yoğun ölçüde, hedeflenen davranış, etkilenmesi istenilen kişilerin bulunduğu sınıf ile davranışta bulundukları ortama bağlı olduğudur.
Birinci sonuç, uzun süreli cezaların daha etkili olduğuna11 dair bir bulgu olmadığından, ceza yasalarında yer alan cezaların aşağı ve yukarı hadleri ile ceza ortalamasının, yüksek suç işleme yüzdesi oluşturmaksızın indirilebileceğini kabul etmek güvenli gözüktüğünden oldukça anlamlıdır.
Çoğu değerlendirme çalışmalarının belgelediği diğer bir gerçekte, genç suçlulara hükmedilen ağır cezaların, mükerrirlik oranları üzerinde aksi etki yaptığı merkezindedir.
Cezaevinde kalış süresi ile mükerrir suçluluk arasında da negatif bir korelasyon yoktur. Böylece kısa süreli mahkumiyetler, insanların salıverilme sonrası suç işleme olasılıklarını artırmayacaktır. Bu suçlulardan bazıları salıverilme sonrası yeniden suç işleyeceklerse de bu insanların daha geç tahliyelerinde de suç işleyebileceklerini düşünebiliriz.12
Suçlunun yeniden yakalanması veya mahkumiyeti söz konusu olan mükerrirlikte sistemce suçluya yapılan ilk müdahalenin (intervention) suç eylemini sonlandırmadığı durumlarda bizler suçlunun şimdi aktif olup olmadığını tahmin ve belirlemeye yöneltmekte; işlediği ilk suç ile arasında geçen zaman aralığı; suçlunun eylemini azaltıp/artırmadığını saptama yer almaktadır. İlk defa suç işleyenler yeniden suç işlemediklerinde suçtan ne kadar tasarruf edildiği de tahmin edilebilmektedir. Suçluların kendi bildirimleri (self-reports) ile tasarruf tahmini yapılabilir. Bu doğrultuda 1000 suçluyla yıl içinde ne kadar suç işledikleri yolunda bir anket yapılabilir.
Salıverilen hükümlülerden bazılarının tretman ihtiyaçları olmadığı gibi ilerde suç işleme olasılığı zayıf bulunmaktadır. Bu bağlamda seri katiller örneğinde olduğu gibi akıl hastalığı ürünü olan şahsa karşı işlenen suçlar dışında kalan adam öldürme suç faillerinin mükerrirlik oranı oldukça düşük bulunmaktadır. Buna karşılık mala karşı suçlar ile sapıklık derecesindeki cinsel suç faillerinin kısa süre içinde cezaevine avdet ettikleri gözlenmekte ve genelde bunlardaki mükerrirlik oranı oldukça yüksek olmaktadır. Bu oran bazı ülkelerde %50’yi bulmaktadır.13 Nitekim, 1803 sayılı Af Kanunundan yararlanan hükümlülerden cezaevine dönen 4463 kişiden büyük miktarının mala karşı suç işleyenler olduğu rahatlıkla belirtilebilir. Araştırma sonuçlarına göre, önceki suçluluk sayısı, yaş, büyük kentlerde yaşam, madde bağımlılığı, mala karşı suç işleme gibi faktörlerle mükerrirlik arasında bir ilişki saptanmıştır.14
Kuşkusuz, mükerrirlik oranlarını belirlemede şu sınırların olduğu unutulmamalıdır:15
- Suçlara özgü faili meçhul suçlarda (karanlık sayı) olduğu gibi tüm mükerrirlik olaylarını saptamanın da asla mümkün olmaması;
- Ekseri suç türlerinde “suçun açığa çıkarılma oranı” çok düşük olduğundan yeniden suç işlemenin gerçek seviyesinin mükerrirlik oranlarında düşük olarak tahmin edilmesi;
- Tutuklanma ve yeniden hüküm giyme şansını etkilemesi bakımından suçun açığa çıkarılmasında kolluk güçleri arasında farklılık belirmesi;
- Süre başlangıcı olarak, hapis cezalarında hükümlünün cezaevinden çıktığı tarih, diğer yaptırımlarda ise hüküm tarihinin esas alındığıdır.
Almanya’da adli sicil veri tabanı üzerinde yapılan bir araştırmada, 1980 yılı içinde adli sicil kaydı oluşturulan hükümlülerden %53.2’sinin 1981- 1985 döneminde bir kaydının daha oluştuğu ve bunların % 17.8’sinin para cezasına, % 35.4’ünün ise hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edildikleri saptanmıştır (Karl-Heinz Gross).16 1/6/2000 tarihi itibariyle ülkemiz Adli Sicil veri tabanı taramasında 1994 yılında hakkında ceza fişi oluşturulan 480.289 hükümlüden % 19.5 inin (94.074) 1994-1999 yıllarında birden çok suç işlediği ve ortalama suç sayısının 2 olduğu saptanmış; bunların % 6.7 si hapis ve para cezasına, % 52.6’sı para cezasına ve % 40.5’i de hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edildiği görülmüştür.
Cezaevinde kalış süresi ile mükerrir suçluluk arasında da negatif bir korelasyon yoktur. Böylece kısa süreli mahkumiyetler, insanların salıverilme sonrası suç işleme olasılıklarını artırmayacaktır. Bu suçlulardan bazıları salıverilme sonrası yeniden suç işleyeceklerse de bu insanların daha geç tahliyelerinde de suç işleyebileceklerini düşünebiliriz. Kriminolojik/penolojik çıkarımlar olarak, kabarık cezaevi nüfusunun ülkedeki suç oranı üzerindeki etkisi açısından, cezaevi nüfus oranı ile ülkedeki suç oranı arasında düşünüldüğü kadar güçlü bir ilişki olmadığı cezaevi nüfusunun ülke güvenliğini büyük ölçüde bozmaksızın azaltılabileceğidir.17
Ceza uygulamasına egemen olan hapis cezasına hükmetme iptilası sonucu kanserojen bir etki ile ceza infaz sistemini normatif görevlerini gereği gibi yerine getirmekten alıkoymaktadır. Amaç değer, hükümlülerin mükerrir suç işlemelerini önlemek, en azından ciddi olmayan suçları işlemek ise de bu görev yerine getirilememektedir. İşin daha ilginç ve trajik yanı cezaevine nüfusundaki patlamaya karşın halkın korunmasına görünür bir artış sağlanamamıştır. Özellikle orantısal olarak mükerrir suçlularda psikopatların yoğun biçimde görüldüğüne tanık olunmaktadır.18
İnfaz sistemine “standartlaşma” ve “muteberlik” olarak iki strateji egemen olmalıdır. Standartlaşmanın amacı, aynı kriminojenik risk faktörlerine maruz kalan hükümlülere aynı tretman olanağının tüm yurtta sağlanması; muteberlikte ise, sağlanan infaz rejiminin etkili tretman için teorik ve ampirik temelli ölçütleri karşılamasıdır. Nihai amaç hükümlülere sağlanacak sorunlarla baş edebilme yeteneği ile doğru yola girmelerini sağlamak/mükerrir olmalarını önlemektir.19 Bu doğrultuda aynı derecede etkili infaz sonrası bakım ve rehberlik hizmetleri de geliştirilmelidir.20
Konuya sosyolojik açıdan bakıldığında, suç ve ceza siyasetinde temel uygulamanın ceza adaleti sistemiyle somutlaştığı ve öğretide sisteme odaklanıldığı görülmekte ise de sistem öncesi (suçluluğun önlenmesi) kadar sistem ötesinin de (koşullu salıverilen hükümlülerin korunması /mükerrir suçluluğun önlenmesinin) çok önemli olduğu yeterince algılanmadığı ve her şeyden önce, ceza adaleti sistemi için yapılan harcamalar getirisinin minimal ölçüde olduğu görülmektedir. Önlemenin ne derece ekonomik yarar boyutu olduğu, toplam nüfustaki %15,4'ü 15-24 yaş grubundaki bireyler ile eski hükümlülerin işlenen suçlardaki payının küçümsenmeyecek oranda olması göz önüne alındığında belirmekte; bireysel/ toplumsal boyuttaki önleme tedbiri için harcanan ₺’nin, suçlu yakınları ve suç mağdurları için beliren kayıplar ile tretman bedeli toplamının çok altında olacağı bilinmektedir.
Ceza yaptırımları sisteminde yer alan hapis cezası, en pahalı bir yaptırım türüdür. Salıverilen hükümlülerin yeniden suç işlemesini (mükerrirliği) önlemek açısından da diğer yaptırımlardan daha başarılı değildir (yaptırımların ikamesi teorisi).
Mükerrirlik olgusunu per se suçta artan sorumluluk için güvenilir bir faktör olarak benimsemek yanlış bir yaklaşım olacaktır. Bu doğrultuda ceza artırımını otomatik bir yanıt olarak benimsemek yerine mahkemece bu sorunun ayrıntılı olarak irdelenmesi benimsenmelidir. Öte yandan önceki mahkûmiyet- lere ilişkin adli sicil kayıtları ceza adaleti sisteminin hiçbir evresinde aleyhe işleyen bir faktör olmamalıdır. Diğer bir önerme ile, genelde sabıka kayıtlarındaki suçluluk mevcut suç veya suçların ciddiyet değerlendirilmesinde fazlaca ağırlıklı olmamalıdır.21
Mükerrirlikle savaşım açısından, arkaik bir nitelik arz eden ceza artırımı yerine suçluların yetenekleri geliştirme, güçleri ve olumlu yanlarına odaklanmak siyaset ve uygulama açısından benimsenmelidir.
Elli yılı aşkın meslek hayatımda Türkiye’de mükerrir suçluluk konusunda, “biz bu olguyu % 10’dan fazla azaltacağını” söyleyen kimseye tanık olmadım. Bu sonucu elde edebilmek için her şeyin yeniden ve doğru yapılması gerekmektedir: Doğru personel ile doğru tretmanın suçlunun yaşamının doğru zamanında ve destekleyici bir ortamda uygulanması söz konusudur. Bu konuda dürüst olmak gerekir. Ne var ki, infaz siyasetinde söylenenlerle gerçekler arasında çok büyük bir fark vardır. Çoğu kimse bunu dile getirmekten uzaktır. Bu noktada teori ile paradigma arasındaki farkı belirtmekte yarar vardır. Bir teori, iki veya daha fazla değişken arasında özel bir bağlamda var olan ilişkinin ifadesi iken yeni bir paradigma toplumsal genel anlayış, tarihsel, ampirik ve normatif gerçeklerle var olan paradigmanın göz ardı edilmesidir. Yeni bir paradigma çağrısı belli bir konuda yeni kavramlar ve kategorilerle düşünmeye davettir.22
Eski Hükümlülere İş ve Barınak
Bir insan mahkûm edildiği andan itibaren onu unutmaya çalışırız. İçerideyken onu unuturuz, dışarı çıktığında da onu unuturuz. Çehov'un sözleriyle, "Çocukların ağlamasına dayanamıyorum. Çocuğum ağladığında duymuyorum."
5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu gereğince, adalet komisyonunun bulunduğu yerlerde Cumhuriyet başsavcısının veya görevlendireceği Cumhuriyet başsavcı vekili ya da Cumhuriyet savcısının başkanlığında, ceza infaz kurumlarından salıverilen hükümlülere yardımcı olmak üzere “koruma kurulları” oluşturulmuştur(!?)
Cezaevinden tahliye sonrası topluma geri dönmenin zorluklarını bağlamında yaygın bir bulgu topluma yeniden katılım için sınırlı kaynakların mevcut olmasıdır. 1970 yılarında eski hükümlüler için kamu/özel sektörde çalışma imkânı 2007 (4857 sayılı İş Kanunu’nun 30 uncu maddesi) yılında özel sektör için kaldırılmıştır. En son 2007 yılında 4 bin 914 eski hükümlü, özel sektör işyerlerinde, kamuda ise sadece 290 eski hükümlü yerleştirilmiştir. Bu konuda geniş örneklemi olan güncel bir çalışma (G. Savaş, G. ve T. Eryalçın. “Eski hükümlülerin ve denetimli serbestlik yükümlülerinin istihdamı üzerine uygulamalı bir araştırma”, Toplum ve Sosyal Hizmet, 31(2), 2020, ss. 336-367) tanık olunmaktadır. 19.09.2009 tarih ve 27354 sayılı “Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Eski Hükümlü veya Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananların İşçi Olarak Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”, kamu kurum ve kuruluşlarına iş kanunları hükümlerine göre çalıştırılmak üzere, sürekli veya geçici eski hükümlü işçi alınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Anılan araştırmanın sonuçlarına göre, eski hükümlü ve denetimli serbestlik yükümlülerinin çalışmamalarının en önemli nedeni iş bulamamaları, bunun en önemli nedeni ise yaşanılan yerdeki genel işsizlik durumu olarak karşımıza çıkmıştır. İşverenlerin bakış açısından Türkiye’de eski hükümlülerin ve denetimli serbestlik yükümlülerinin düşük düzeyde istihdam edilmelerinin en önemli nedeni ise işverenlerin bu kişilere karşı olan önyargı ve olumsuz tutumları gelmektedir. Araştırmanın öteki bulguları arasında, halihazırda kamu kurum ve kuruluşlarında eski hükümlüler ile terör mağdurlarının belirli oranda çalıştırılma zorunluluğuna yönelik uygulamadan haberdar olma durumuna bakıldığında büyük çoğunluğun (%62,85) bunu bilmediği görülmektedir. Çalıştırılma zorunluluğuna yönelik uygulamadan haberdar olanların da bu uygulamayı ne ölçüde yeterli gördüklerine bakıldığında %44,47’sinin bu uygulamayı yetersiz bulduğu, yalnızca %27,41’inin yeterli bulduğu görülmektedir. Türkiye’de eski hükümlü ve denetimli serbestlik yükümlülerinin düşük düzeyde istihdam edilmelerinin en önemli sebebi olarak, işverenlerin bu kişilere karşı olan önyargı ve olumsuz tutumları gösterilmiştir.23 Eski hükümlülere kendi işyerlerini kurmaları için yapılan desteklere bakıldığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 2014 yılından itibaren 2,746 eski hükümlüye 109,968,815 milyon ₺ hibe desteği verilmiştir (Eylül 2024). İşkur aracılığı ile yapılan bu hibe destekleri de 110 bin ₺’den 300 bin ₺’ye çıkarılmıştır.
Almanya’da yapılan araştırmaya göre, başarılı bir işe yerleştirme, tekrar suç işlemeyi önlemenin en güçlü kaldıracıdır. Almanya’da serbest bırakılmalarından sonraki dört yıl içinde, iş edinme kurslarını tamamladıktan sonra işsiz kalanların %80'i tekrar suç işlemeye başladı ve tekrar tutuklandı. Buna karşılık, eğitim aldıkları alanda iş bulanların ilgili rakamı yalnızca %33'tü. Sınavda başarısız olanlar veya kurslarını bırakanlar arasında, işsizler için tekrar suç işleme oranı %90 iken, iş bulanlarda bu oran %65'ti. Sadece eğitim fırsatlarının sağlanması yeterli değildir- yeniden entegrasyonda belirleyici faktör, istihdamda sürdürülebilir yerleştirmedir”.24
Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi, istikrarlı konutu yeterli bir yaşam standardı için ön koşul olarak kabul eder. Bir ev barınak sağlar ve kişisel gelişimi mümkün kılar, böylece bireyin refahına katkıda bulunur. Buna rağmen, birçok kişi yaşayacak bir yer bulmakta zorlanır. Evsiz hapishaneden çıkanların tekrar suç işleme olasılığı iki kat daha fazla. Adalet Bakanlığı'nın (MoJ) yayımladığı istatistiklere göre, İngiltere ve Galler'de 2022'nin son çeyreğinde herhangi bir düzenleme olmaksızın gözaltından çıkan yetişkinlerin üçte ikisinden fazlası, bir yıl içinde tekrar suç işledi.
Rahmetli dostum Mervyn Turner25 ile Norman House, İngiltere’de eski cezaevi hükümlülerinin çalışması kavramına yeni bir yürek ve parlak bir hayal gücü getirdi. Onların öncülüğünde eski hükümlü pansiyonları varlık göstermesine karşılık yeterli olmadığı belirtilmektedir.
Kanıtlar, istikrarlı konaklamaya sahip suçluların daha fazla suç işleme olasılığının %50 daha az olduğunu göstermekte- bu da toplumdaki yıllık 18 milyar Sterling yeniden suç işleme maliyetini azaltmaktadır. Bir adrese sahip olmak, suçluların Denetim Serbesti Hizmeti tarafından yakından izlenirken iş bulmalarına, bağımlılık ve ruh sağlığı sorunları için tedaviye erişmelerine de olanak tanımaktadır.
İngiltere ve Galler'de evsiz kalma riskiyle karşı karşıya olan 12.000'e yakın hükümlüye, “Toplum Konaklama Hizmeti” programı kapsamında 12 haftaya kadar geçici konaklama imkânı sağlanmaktadır.
İlk olarak Temmuz 2021'de başlatılan ve beş Denetimli Serbestlik Hizmeti bölgesinde başarıyla pilot uygulaması yapılan plan, suç yaşamına geri dönme riski taşıyan cezaevinden çıkanları hedeflemekte ve böylece halkın güvenliğini sağlamak yanında mükerrirlik oranını da azalttığı belirtilmektedir.26
Avustralya'da yeni bir çalışma, kamu konutlarının eski hükümlülerin suça geri dönmesini engellemeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Eski hükümlülere kamu konutlarına erişim sağlandığında adalet sistemine olan maliyetlerin de düştüğü belirtilmektedir.
Sonuç
Hükümlülerin ıslahı bağlamında kanıta dayalı uygulamalar, genellikle bilimsel yöntemlerle mükerrir suçluluğu azalttığı gösterilen programlamanın uygulanmasını ifade eder. Genel ceza adalet harcamalarını azaltmak için kanıta dayalı uygulamaların ardındaki mantık, tekrar suç işleme oranlarındaki bir azalmanın mahkeme ve işlem maliyetlerini, bir kişiyi yeniden hapsetmenin maliyetini, şartlı tahliye ve denetimli serbestlik masraflarını ve tekrar suç işleyenler yeni suçlar işlediğinde ilgili kişisel maliyetleri ve mal hasarını azaltacağına inanmaktır. Bilişsel davranış terapisi ve travmaya duyarlı tedavi gibi kanıta dayalı uygulamaların, uygun denetim seviyesini belirlemek için risk değerlendir-melerinin yanı sıra mesleki ve eğitim fırsatlarının ıslah sürecinde vergi liralarının kullanımını azaltacağına inanılmaktadır. Ülke manzarasını harap eden orman yangınlarında olduğu gibi, yoğunlaşan hapsetme olgusunun toplum, uygarlık ve "bir millet, bölünmez" kavramları üzerindeki etkileri göz ardı edilmemelidir. Öte yandan, tahliye edilen hükümlüleri topluma yeniden kazandırma yolunda yabancı ülkelerde tanık olduğumuz resmi/özel yurtlardan (halfway houses), yoksunluk infaz siyasetinde bir eksiklik olarak algılanmalıdır. Normal hayata dönmeden önce, gereksinme duyulanlar için cezaevinden gerçek hayata geçişlerine hazırlanmaları için küçük yurtlarda (hostels) yaşamaları gerekiyor. Bu doğrultuda tahliye olan suçlulara kısa süreli veya belirli durumlarda uzun süreli konaklama sağlamak üzere çok amaçlı pre-fabrik yurtlar cezaevi kompleksinde inşa edilebilir. Gerektiğinde pansiyonlar arasında nakiller de sağlanmalıdır.
Sonuçta, bu çalışma, Türkiye'de "rehabilite edici ideal" olarak adlandırılan şeyin ne derece sağlıklı olduğunun bir tür barometresi olarak okunabilir.27
Av. Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel
----------------
1 Yararcı amaçlar örneğin suçlunun topluma yeniden entegre olması yaptırım sisteminin meşru ve arzulanan amaçlarından olarak, makul ölçüde mümkün ve adalet sınırları içinde olduğunda izlenmelidir. Yararcı amaçlar her olayda uygulanabilir olmadığı gibi bazılarında da istenilmesine karşın gerçekçilik bağlamında elde edilemez. Örneğin mağdur süz suçlar için tazmin ve iade işlevsel değildir; bireysel yaptırım kararlarıyla genel önlemenin gerçekleştirilmesi zordur ve mükerrirlik riski/tehlikesi olmayan sanıklar için mahpusluk amaçsız kalmaktadır.
2 Cezaların önleme teorisine eleştirel bir yaklaşım için bkz. K.D.Tomlinson “An Examination of Deterrence Theory:Where Do We Stand?” Federal Probation Vol.80, S.3, Dec.2016, ss.33-38. Ayrıca bkz. J.Goh. “Proportionality-An Unattainable Ideal in the Criminal Justice System” Manchester Student Law Review Vol. 2, 2013, ss.41-73: Orantılılık uygulama bakımından oldukça sorunlu bir ilke olarak belirmektedir. Birleşmiş Milletler Hükümlülere Muameleye İlişkin Asgari Standart Kurallar (Nelson Mandela Kuralları): a kural 4, paragraf 1 Kural 4 1. Hapis cezasının veya kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakan benzer önlemlerin amacı, mükerrirliği azaltmak, öncelikle toplumu suçlulara karşı korumaktır. Bu amaçlara ancak hapis süresinin mümkün olduğu ölçüde bu kişilerin tahliye sonrasında topluma yeniden entegre olmalarını ve böylece yasalara saygılı ve kendi kendine yetebilen bir yaşam sürdürebilmelerini sağlamak için kullanılması halinde ulaşılabilir.
3 Prisons Do Not Reduce Recidivism The High Cost of Ignoring Science, September 2011 The Prison Journal 91(3 suppl):48S-65S DOI:10.1177/0032885511415224; United States Sentencing Commision. Length of Incarceration and Recidivism, June 2022
4 Bkz. Council of Europe. Crime and Economy, Strasbourg, 1995, p.57.
5 1980’li yılların başındaki üçte ikilik toplum öngörüsü, “toplumun üçte biri kadarının güvenli istihdam, yaşam standartları vb. bazında tam bütünleşmeye yeteneksiz olarak görüleceği anlamına geliyordu.” Küreselleşme çağındaki 20:80 toplumu terimi ise, çalışabilir durumdaki nüfusun yalnızca % 20’sinin gelecekte tüm işleri ve toplumsal refahı kendi aralarında paylaşıp, geri kalan % 80’in tümden marjinalleşeceği ve diğerlerine yem olacağı anlamına geliyor. DİE 1994 yılı verilerine göre, ülkede en yoksul % 20’sı milli gelirin % 4.86’sına sahip olurken, en zengin % 20’si milli gelirin % 54.88’ ine sahip olmaktadır.
6 Türkiye’de uygulamanın denetimli serbestlik müdürlükleri ile alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri aracılığıyla yürütüldüğünü söyleyen Bakan Tunç, “Denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu 2005 yılından bu yana denetimli serbestlik müdürlüklerine toplam 1 milyon 593 bin 756 tedavi ve denetimli serbestlik kararı gelmiş olup halen 71 bin 478 kararın infazına devam edilmektedir. Denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu 2005 yılından bu yana ise toplam 1 milyon 303 bin 640 kişiyle bireysel görüşme, grup çalışması, seminer ve benzeri eğitim ve iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yükümlülerin bağımlılıkla mücadele sürecine ailelerinin dâhil edilmeleri de gerçekleştirilen çalışmaların etkinliğini artırmada son derece önemlidir. Bu nedenle ailelere yönelik de bireysel görüşmeler ve aile eğitim programları düzenlenmekte, ev ziyaretleri gerçekleştirmekteyiz. Bu kapsamda sadece 2023 yılında yapılan çalışmalarda 10 bin 366 aileye ulaştık. Denetimli serbestlik kapsamında yapılan faaliyetlerin sonuçlarını sürekli takip ediyoruz. Bu kapsamda, denetimli serbestlik uygulanan kişilerin 5 yıl içerisinde yeniden uyuşturucu kaynaklı suç oranı, 2018 yılında yüzde 33,50 iken; 2023 yılında yüzde 19,50’ye düşmüştür" dedi. 24/02/2024 Hukuki Haber
7 P. Smith, C. Goggin, ve P. Gendreau. The effects of prison sentences and intermediate sanctions on recidivism: General effects and individual differences. (User Report 2002-01). Ottawa: Solicitor General Canada
8 A Systematic Review of Criminal Recidivism Rates Worldwide: Current Difficulties and Recommendation for Best Practice published in PLoS-ONE in 2015 (and revisited in 2019). Hapishaneler ve mükerrer suç işleme arasındaki ilişki: Ülke çapında uzunlamasına bir çalışma (İsveç) için bkz. Rongqin Yu , Niklas Långström , Mats Forsman , Arvid Sjölander , Seena Fazel , Yasmina Molero PLoS Bir. 2022 Mayıs 17;17(5): e0267941. doi: 10.1371/journal.pone.0267941.
7 Denis Yukhnenko, Leen Farouki, Seena Fazel. “Criminal recidivism rates globally: A 6-year systematic review update, Journal of Criminal Justice,” Volume 88, September–October 2023.
8 R. Suleymanoglu. (2024). The shadow of crime: impact on prison experiences and recidivism tendency. Journal of Economy Culture and Society, 70, 65-77. 10.26650/JECS2024-1467434. UNODC. Introductory Handbook on The Prevention of Recidivism and the Social Reintegration of Offenders, Viyana, 2018.
9 ABD’de denetimli serbest hizmetinde en yaygın kullanılan risk testi P.C.R.A (post conviction risk assessment)
10 İtalya’nın en sıkı korunan cezaevlerinden Pavia cezaevine girmeyi başaran hırsızlar yaklaşık 25 bin Euro’yu çalarak kayıplara karıştı. Cezaevinin tüm dış ve iç güvenlik önlemlerini aşan hırsızlar, idari bölümde bulunan kasayı kırıp paraları aldıktan sonra kayıplara karıştı. Bkz. “Cezaevine hırsız girdi” Hürriyet, (20/09/2013). Sokrates: “Kötülükleri basamaklara koysak, doğru olmayan bir işi yapmak ikinci basamaktır; ama doğru olmayan bir işi yapıp da cezalandırılmamak en büyük kötülüklerin başında gelir değil mi?” Eflatun Diyaloglar 1 Gorgias Remzi Kitapevi, 1989,s.85.
11 İlke olarak, uzun süreli hürriyeti bağlayıcılar etkiden yoksun değildir; orantılılık ilkesi uyarınca toplumun korunması açısından bazı suçlar için bir gereklilik olmaktadır. “Eğer birinin ceza felsefesi cezada ödeşme (retributive) ise, bazı suçlular ölümü hak etmektedir. Eğer birisi “yararcı” görüşü benimsemişse, toplumun bazı suçlulardan kurtulması iyidir. Öldürmeksizin de onlardan kurtulmak mümkündür. Ölümün en etkili önleyici olduğu argümanı şimdilik en azından adam öldürme suçları için geçerli değildir. Uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza beklentisinin, ölümcül şiddet eylemlerini önlemede (uyuşturucu madde trafiği gibi suçlarda daha etkili olabilirse de) idam cezası kadar etkili olduğu konusunda yeterli kanıt vardır” N. Walker. A man without loyalties-A penologist’s afterthoughts Chichester: Barry Rose Law Publishers, 2000, p.80; TCK Md. 3-(1): Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Ayrıca bkz. Council of Europe. Death is not Justice, Sept. 2010. Ülkede idam edilenlerin sayısı için bkz. S.Öztürk. “İdam Cezası Getirilir mi?” Sözcü (6/09/2020).
12 Ayrıca bkz. Z.Kızmaz. Cezaevi Müdavimleri:İnatçı Suçlular, Orion Yayınevi, Ank., 2006. Ceza İnfaz Kurumu Yönetimi El Kitabı, Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Matbaası, Ankara 2011.
13 ABD’de salıverilen hükümlülerden üç yıl içinde geri dönen (mükerrirlik) oranı % 52’dir. Bkz. Langan, P. ve Levin, D. Recidivism of Prisoners Released in 1994. Washington: US Department of Justice, 2002. Yapılan çalışmalar, etkili islah programları ile mükerrirliğin ancak %5 veya 10 oranında azaltılabileceğine işaret etmektedir. Bkz. F. T. Cullen ve P. Gendreau, “Assessing Correctional Rehabilitation: Policy, Practice, and Prospects,” Criminal Justice 3 (2000),ss.109–175. İtalya’da hapis cezasına hükümlü olanların mükerrirlik oranı % 68,9 iken, seçenek yaptırım uygulananlara ilişkin mükerrir- lik oranı ise % 19’a düşmektedir. “Emin olduğumuz tek şey, erkek ya da kadın, neredeyse tüm seri katillerin kurban olarak başladıkları çocukluk dönemlerinin acımasız havuzunda oluştuklarıdır. Her seri katil kendi tarihindeki ilk kurbandır: Sevilmesi, bakılması, beslenmesi gereken, fakat bunları yaşayamayan küçük kız ve oğlan çocukları.” Bkz. P. Vronsky. Kadın Seri Katiller, İthakı, 2006, s.494. Mükerrirlik için ayrıca bkz. Ministry of Justice. Comparing International Criminal Justice Systems, London, Avam Kamarası Adalet Komisyonu için rapor (National Audit Office), 2012, ss.32-36. Ayrıca bkz.M. Kaygısız. Türkiye'deki Seri Katiller, Seçkin, 2022.
14 1923-Temmuz 1998 tarihleri arasında çıkarılmış özel /genel af kanunlarını içeren liste için bkz.M.A. Atapek “Af” Yasa Hukuk Dergisi Yıl 21 (Temmuz 1998) ss.761-764; Z.Kızmaz Cezaevi Müdavimleri:İnatçı Suçlular Orion Yayınevi,Ank.,2006; ilk defa suçluların çoğu (%71) altı yıl içinde yeniden mahkum olmazken, beş veya daha fazla önceki mahkumiyeti olanlar (%87) altı yıl içinde yeniden hüküm giymektedirler. Bkz.G. Phlpotts ve L.Lancucki. Previous Convictions. Sentence and Reconviction, Home Office Research Study, No.53 (HMSO, 1979) p.16. İngiltere Adalet Bakanlığı’nca (2014) suçluları mükerrir olmaktan uzaklaştırmada yardımcı faktörler üzerine yapılan araştırma dokuz kritik faktör saptandı:
1. Yaşlanmak ve olgunlaşmak,
2. Aile ve akrabalıklar/dostluklar,
3. İtidal,
4. Bir işte çalışmak,
5. Umut ve motivasyon,
6. Ötekilere verilecek bir şeyleri olmak,
7. Sosyal bir grup içinde yer edinmek,
8. Suçlu bir kişiliği olmamak,
9. İnançlı olmak.
Bu faktörler bağlamında mükerrirlikle savaşım açısından, arkaik bir nitelik arz eden ceza artırımı yerine suçluların yetenekleri geliştirme, güçleri ve olumlu yanlarına odaklanmak siyaset ve uygulama açısından benimsenmelidir. Ministry of Justice. Transforming Rehabilitation: A Summary of Evidence on Reducing Reoffending(2.bası),London, 2014.
15 M.T.Yücel. “Mükerrirliğin Görünümü (Bilimsel Bir Yaklaşıma Doğru)” Yargıtay Dergisi, Cilt.2, Sayı 4 (Nisan 1976), s.65; İngiltere’de 1995 yılında tahliye edilen hükümlülerden iki yıl içinde hüküm giyen erkeklerin oranı % 53; genç erkekler % 77, kadınlarda ise % 47’dir. Yinelenen verilere göre ise, İngiltere/mükerrir suçluluk: Yeniden suç işleme istatistikleri: Ekim-Aralık 2018 kohortu için yetişkin yeniden suç işleme oranı %27,5 idi. Yaklaşık 25.000 yetişkin tarafından bir yıllık takip süresi boyunca neredeyse 101.000 kanıtlanmış yeniden suç işlendi. Yeniden suç işleyenler, ortalama 3,97 yeniden suç işlediler. Home Office(İçişleri Bakanlığı)İngiltere ve Galler için kanıtlanmış yeniden suç işleme istatistikleri, Ekim 2020'].
16 Ayrıca bkz. J.-Martin Jehle. Criminal Justice in Germany:Facts and Figures, 6.bası 2015, ss.57-66: Salıverilmeyi takip eden ilk üç yıl içinde mükerrirlik oranı %34 iken, bu oran altı yılı kapsayan sürede % 44’u bulmuştur.
17 Bir süre hapis yatan ekonomist yazar Vicky Pryce’in Prisonomics adlı eserinde, cezaevine alternatif olan ve mükerrirlik oranı bakımından düşük olan yaptırımlara yönelmesini vurgulamaktadır. Ayrıca bkz. J. Burchett ve A. Weyembergh. Prisons and detention conditions in the EU- February 2023.
18 Mustafa Tören Yücel. “Suçlar ve Psikopatlaşan Suçlular(!?)” Ceza Adaletine Özgün Sorunlar, Adalet, 2023, ss.147-166.
19 Ayrıca Bkz. E.Zamble ve V.L. Quinsey. The Criminal Recidivism Process. Cambridge, M.A.:Cambridge University Press, 1997; M.T. Yücel. Kriminoloji, 2025; M.T. Yücel. Adalet Psikolojisi, 2025. Yüksek risk grubundaki suçluyu düşük risk grubundaki suçlulardan ayırmak için ayrıca bkz. LSI-R:SV: LSI-R:SV değerlendirmesi, suçlu niteliklerine ve suçlu durumlarına ilişkin nicel bir ankettir. Hükümlülerin gözetim ve tretman seviyeleri hak kında karar vermekle ilgilidir. Bu tahmin cetvelleri kısa sürede risk derecesini saptama, kaynakların tahsisinde yardımcı olmayı, sınıflandırma ve denetimli serbestlik uygulamaları, uygun güvenlik seviyesi sınıflandırmaları yapma ve tretmanı değerlendirmek üzere kullanılmaktadır. Ayrıca bkz. Özlem Bugur. Kadın Mahkumlarda Psikopati ile Suç Tekrarı 166 Suçlar ve Psikopatlaşan Suçlular(?!) rı ve Suç Tipi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, 2016; K. Fidanboylu, S.Can Ürey ve N. Gümrükçüoğlu “ Suçlu Zihinler Nasıl Düşünür: Psikopati ve Suç Arasındaki İlişki”; A. Ankay. Psikopatlar ve Kurbanları, 3. Bası Begem Akademi, 2020.
20 Türk infaz sisteminde tehlikeli suçlu kavramına ilişkin aşağıdaki düzenlemeler dışında psikopatlara özgü bir düzenlemeye tanık olunmamıştır. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları Madde 9- (3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve de netim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkın da Tüzük Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumları-Madde 11-(3) Tehlikeli Hükümlü Madde 76- (1) Suçun nitelik ve işleniş şekline göre, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik ve düzenini ihlal edebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlüler tehlikeli hükümlü sayılır. Kısıtlayıcı Önlemler-Madde 185.
21 İngiltere Adalet Bakanlığı’nca (2014) suçluları mükerrir olmaktan uzaklaştırmada yardımcı faktörler üzerine yapılan araştırma dokuz kritik faktör saptandı:
1. Yaşlanmak ve olgunlaşmak,
2. Aile ve akrabalıklar/dostluklar,
3. İtidal,
4. Bir işte çalışmak,
5. Umut ve motivasyon,
6. Ötekilere verilecek bir şeyleri olmak,
7. Sosyal bir grup içinde yer edinmek,
8. Suçlu bir kişiliği olmamak,
9. İnançlı olmak.
Bu faktörler bağlamında mükerrirlikle savaşım açısından, arkaik bir nitelik arz eden ceza artırımı yerine suçluların yetenekleri geliştirme, güçleri ve olumlu yanlarına odaklanmak siyaset ve uygulama açısından benimsenmelidir. Ministry of Justice. Transforming Rehabilitation: A Summary of Evidence on Reducing Reoffending(2.bası),London, 2014. Bu ilkelere uyarlık açısından TCK’ nundaki düzenlemeler açısından yayınlanmış (H.Hakeri, İ.Özgenç ve T. Demirbaş’ın) ceza hukuku kitaplarında eleştirel bir değerlendirmeye tanık olunmamıştır.
22 Ayrıca bkz. Mustafa T Yücel. Yeni Türk Ceza Siyaaseti, İmge, 2025.
23 B. F. Emirgil. "Eski Hükümlülere Yönelik Sosyal Politikalar," Sosyal Politika, Bursa:Dora Yayıncılık, 2022, ss.497-514. Emel İslamoğlu ve Sinem Yıldırımalp. Çalışma Hayatında “Eski Hükümlü Olmak”: Sakarya İlinde Bir Araştırma, 2020. Emel İ. Işıklı ve Abdulsemat Duran. “Eski Hükümlülerin Sosyal Yardım ve Sosyal Güvenlikle İlgili Görüşlerinin İncelenmesi”, Sosyoekonomi 33(63): Ocak 2025, ss. 315-335.
24 From Prison to Working Life Networking for a Succesful Transition (Germany) ETG1-EXA-026-v3-EN ZUBILIS-Mainstreaming.
25 Mervyn Turner, Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express, 1976) filminde konu edilen mekanları inceleyerek gerçekliğin ne derece saptırıldığını raporlayarak Dış İşleri Bakanlığına sunmuştu.
26 European Observatory on Homelessness. “Leaving Prison and Homelessness” EOH Comparative Studies on Homelessness Brussels – December 2023.
27 Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel http://hukukihaber.net/Sistemler-Modeli-Bağlamında-Yargı-Sistemi