Bu bayram nedense ilk gün klavyenin başına oturmak gelmedi içimden. Aslında bayramdı fakat buruk bir ortamda, buruk duygular içinde de olsa yazmak istiyor ama yazmamakta direniyordum.
Kimi zaman açık, kimi zaman kapalı, puslu bir havada Ayamama Yaşam parkında yürüyüşe çıktım.
Parkta Küçük çocuklar koşuşuyorlardı.
Bir babanın sesini duydum: Bayram çocuklarındır.
Ne kadar doğru diye düşündüm. Bayram hem çocukların ve hem de tüm insanlarındır ama insanlar toplumsal veya bireysel nedenlerle bazen bayramı bayram sevinciyle yaşayamazlar, burukluklar ve acılılar, sorunlar içindedirler.
"Unuttuklarını anımsa. Yıllardır görmediklerini ara. Özlediysen git, bul. af dile, kırıldıysan affet. Seviyorsan söyle.. Çünkü bugün bayram!." derler ya.
Gerçekten yıllarca görmediğimiz neredeyse unuttuğumuz bir yakınımızdan, bir dostumuzdan bayramlarda haber alırız, kırgınlıklarımızı bir yana bırakırız, sevgilerimizi yineleriz.
Bayramlar dayanışma ve hoşgörü günleridir. Ancak toplumsal olarak ayrışma içinde yaşıyoruz. Hoşgörü yerine ölülerimize ya da toplumda bir yere gelmiş insanların eşlerine bile dil uzatabiliyoruz.
Barışçıl çözüm arayışları içinde olan gençlerimiz bile yanlış anlaşılıyor ve ağır diyetler ödemek zorunda kalıyorlar. Bitmez,tükenmez ve çözüm bulmayan sorunlarımız vicdanlarımızı acıtmakta ve sevinciyle geçmesi gereken bayram duygularımızın yerini buruk duygular almaktadır.
Hak, hukuk, adaletin ve hakkaniyetin yaşandığı ortamlar zaten her zaman bayramdır.
Buna karşılık "Adaletin eksik olduğu yerde bayram, yalnızca bir takvim yaprağından ibarettir.”
Ben bunları düşünürken umut dolu bir şiiri de sizlerle paylaşmak istedim:
"Belki şiirler yazar
Türküler söyleriz
bahara.
Belki papatya
oluruz,
Belki gelincik
çiçeği.
Belki bir bahar,
Ve yağmur misali
Yağarız yeryüzüne,
Çoğalsın diye
umutlar"
Evet bahar gelmişti, toprak uyanmış, ağaçlar yeşermeye, çiçekler açmaya başlamıştı.
Parkta yürüyüşümü sürdürürken incecikten bir de yağmur yağmaya başladı. Sevindim, ıslanmak istedim.
Bayram olunca bir de aramızdan ayrılanları anımsar, mezarlıklara koşarız.
2025'in ilk günlerinden beri sanat camiasından da gelen vefat haberleri tüm Türkiye'yi yasa boğdu. Yeni yılın ilk 3 ayında kendi alanlarında tanınan usta isimler aramızdan ayrıldı.
Ferdi Tayfur, Bedia Ener. Sezai Alptekin, Kahtalı Miçe, Emin Gümüşkaya, Edip Akbayram, Tanyeli, Osman Sınav Filiz Akın ve son olarak Volkan Konak.
Volkan Konak için özel sayfamda şunları paylaşmıştım:
KUZEYİN OĞLUYDUN, GÜNEYİN, BATININ, DOĞUNUN SEVGİLİSİ OLDUN. Bir gece sahnedeydin. Konserinde seni dinliyordum. Seni dinlerken hep ağladım. Sen ağladın ben ağladım, Şimdi diyorsun ki:
"Haddinden fazla, abartılmış şekilde duygusalım. Gözyaşını seviyorum. Nemli gözlü olmaktan gurur duyuyorum. Uzun yolda ve geceleri çok ağlarım. Ağlamak, ruhumu terbiye eder. Kötü insanın gözyaşı yoktur, iyi insanın gözyaşı vardır. Kötü insan kurumuş ağaç gibidir. Gölgesi bile olmaz. Ben hep böyle yeşil, nemli olmayı seviyorum." Şimdi de ağlıyorum, beyaz atların sırtında bizden ayrılanlara...Anılarda yaşayacaksın, ışıklar içinde ol...”
Kardeşliğin yaşandığı, sevgilerin birleştiği, adalete güven duyulan, durgun değil coşkun, sağlıklı ve mutlu, umutlu, sevgi dolu nice bayramlar dileğimle bayramınızı kutluyorum