Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Başkanlığının İBB karşı açmış olduğu dava sonucu İstanbul'da kentsel dönüşüm kaosa sürüklendi. Yargı önce 1/5000 lik plan notları hakkında yürütmeyi durdurma ve sonrada kesinleşmemiş olmakla birlikte esas hakkında karar vererek çatı katlarının bağımsız bölüm haline getirilemeyeceğine karar verdi.
1/5000 lik imar planları hakkında yürütmeyi durdurma kararı ve kesinleştiği takdirde esas hakkındaki karar ilçe belediyelerin yapmış olduğu 1/ 1000 imar planları için de geçerli mi?
İstanbul’da kentsel dönüşüm artık sadece bir “imar” sorunu değil; açıkça bir hukuk krizi haline gelmiştir. Aynı plan, aynı mahkeme kararı, aynı şehir… ama üç farklı uygulama:
Bir belediye “ruhsat veririm” diyor,
diğeri “asla vermem” diyor,
üst idare ise “yürütmeyi durdurmaya uyun” diye yazı gönderiyor.
Peki bu tablo bize neyi gösteriyor?
Şunu: Türkiye’de hukuk bazen metinlerde değil, yorumlarda uygulanıyor.
Yürütmeyi Durdurma Kararı:
İstanbul’da 1/5000 ölçekli plan notlarına ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı, hukuken son derece açık bir anlam taşır:
O düzenlemeye dayanarak işlem tesis edemezsiniz.
Bu kadar basit.
Ancak sahadaki uygulama hiç de böyle değil.
Bazı belediyeler diyor ki:
“1/1000 planlar iptal edilmedi, ben ruhsat veririm.”
Bu yaklaşım ilk bakışta pratik görünebilir. Ama hukuki açıdan sorunludur. Çünkü imar hukukunun en temel ilkesi şudur:
Alt ölçekli plan, üst ölçekli plana dayanır.
Üst planın dayanağı askıdaysa, alt planın o kısmı da tartışmalıdır.
Buna rağmen ruhsat vermek ne anlama gelir?
Kısaca söyleyelim:
Hukuki riski vatandaşa ve yükleniciye devretmek.
Yaptığım araştırma da vatandaşların bu sorusuyla karşılaştım: Kadıköy Neden Ruhsat Vermiyor?
Bu noktada “ruhsat vermem” diyen yaklaşım eleştirilebilir, hatta yavaşlatıcı bulunabilir.
Ama hukuki açıdan bakıldığında bu tutum:
Açıkçası daha sorumlu bir yaklaşımdır ve hukuki yorumlar bu görüşe uygundur.
Çünkü ruhsat verildiğinde ortaya çıkacak tablo şudur:
Bugün verilen ruhsat, yarın iptal edilebilir
Başlanan inşaat yarım kalabilir
İskan aşamasında kriz patlayabilir
Yapılan sözleşmeler çöpe dönebilir
Ve en önemlisi:
Bedeli yine vatandaş öder.
İBB’den Uyarı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı 01.02-2026 günlü İstanbul Geneli Çatı Alanlarına İlişkin Yürütmeyi Durdurma Kararı hakkında bir uyarıda bulunarak tüm ilçe belediyelerine bunu gönderdi. Uyarıda:
“Yargılama süreci İstanbul 14. İdare Mahkemesinin 2025/1697 E. sayılı dosyası üzerinden devam etmekte olup, yürütmenin durdurulması kararı doğrultusunda işlem tesis edilmesi..” isteniyordu.
Yani İBB tüm ilçe belediyelerden YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARINA UYMALARINI ve belediyeler arasında uygulama birliği sağlanmasını istemişti. İBB nin istemine uyan olur, uymayan olur. Sorumluluk ve bu yazı ile mahkeme kararını gerekçesi ile birlikte yorumlamak onlara ait.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili yazısı aslında oldukça net bir çerçeve çiziyor:
Yürütmeyi durdurma kararına uygun işlem tesis edilmelidir
Kurumlar bu doğrultuda hareket etmelidir
Bu bir “tavsiye” değil, açık bir yönlendirmedir.
Ama dikkat edin: İBB aynı zamanda sorumluluğu da dikkat çekiyor.
Zaten iptal kararının gerekçesi; tüm İstanbul için imar planını kapsıyor.
“Uyan olur, uymayan olur.”
Yani sistem şunu söylüyor: Kararı sen ver, sorumluluğu da sen al.
Asıl Sorun: Hukuki Belirsizlik Değil, Yönetim Zafiyeti
Buradaki temel sorun aslında hukukun karmaşıklığı değil.
Sorun, uygulama birliğinin olmaması.
Aynı kentte:
Aynı risk altındaki binalar
Aynı yasalara bağlı kat maliklerinin
farklı işlem görmesi, artık teknik bir sorun değil, doğrudan bir adalet sorunudur.
Fakat bazı yanlış değerlendirmeler adalet sorunlarını, siyaset sorunu haline getirebiliyor.
Peki Bu Ortamda Ne Yapılmalı?
Açık konuşalım:
Bu koşullarda,
Ruhsat almak mümkün olabilir
Sözleşme yapmak da mümkündür
Ama bu işlemler: Hukuki güvence değil, yüksek risk içerir.
Özellikle:
Çatı katı bağımsız bölüm
Ek kat hakkı
Emsal artışına dayalı projeler
üzerinden yapılan sözleşmeler, bugün için büyük ölçüde “varsayıma dayalıdır.”
Son Söz: Deprem Beklemiyor, Sistem Bekletiyor
İstanbul’da insanlar çürük binalarda yaşamaya devam ediyor.
Herkes depremi konuşuyor.
Ama sistem hâlâ karar veremiyor:
“Ruhsat verelim mi, vermeyelim mi?”
Bu noktada en tehlikeli şey belirsizliktir.
Çünkü belirsizlik, dönüşümü durdurur.
Ve unutmayalım:
Deprem gelsin istemeyiz fakat geldiğinde ne mahkeme kararı tartışılır, ne plan notu…
Sadece şu sorulur:
“Neden zamanında yapılmadı?”