Suçun ağırlaştırıcı ya da hafifletici halleri ön ödeme miktarı belirlenirken gözetilir mi?
Ön ödeme, gerek 765 sayılı gerekse 5237 sayılı TCK’da yer almıştır. 6763 sayılı Kanun ile ön ödemeye esas hapis cezasının sınırının artırılması ve ön ödemeye tabi katalog suçların getirilmesi ile ön ödemenin kapsamı genişletilmiştir. Bununla birlikte 2024 yılında 7531 ve 2025 yılında ise 7571 sayılı Kanun ile hakaret suçunun bazı hallerinin ön ödeme kapsamına alınması bu kurumun uygulanmasını daha da yaygınlaştırmıştır. Böylece gerçek kişi mağduru olan suçlarda ön ödeme kurumunun kapsamına alınmıştır. Uygulamanın genişlemesi daha önce görünür olmayan ya da dikkat çekmeyen bazı sorunları da tartışmaya açmıştır.
Son yapılan değişiklikler sonrası uygulamada cezayı artırıcı ya da azaltıcı nedenlerin ön ödeme miktarı belirlenirken gözetilip gözetilmeyeceği tartışması gündeme gelmiştir. Başka bir ifade ile müstakil ceza içermeyen ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenler, ön ödeme miktarına konu bedel belirlenirken gözetilecek midir?
Failin, hakaret suçunu alenen (TCK’nın 125/4) işlemesi halinde, ön ödeme miktarı, temel ceza üzerinden aleniyet artırımı yapılarak mı belirlenmelidir?
Yargıtay kararlarında da[i] vurgulandığı üzere TCK’nın 125/4. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun alenen işlenmesi hali, bu suçun ağırlaştırıcı nedenidir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 2025/4303 Esas ve 2025/4054 Karar sayılı 01/12/2025 tarihli ilamı “TCK'nın 75/1 maddesinde belirtilen yöntem uyarınca ön ödeme miktarı belirlenirken anılan Yasa maddesinin 6. fıkrasının a.2 bendi gereğince suçun nitelikli hallerine ilişkin yasal hükümlerin de (TCK'nın 125/2, 125/3-b,c, 125/4) dikkate alınması, bu bağlamda somut olayda TCK'nın 125/4 maddesindeki artırımın da uygulanması gerektiği gözetilmeden, eksik miktarlı ön ödeme nedeniyle düşme hükmü kurulması“ içeriğinde olup, Daire temel ceza üzerinden TCK’nın 125/4. maddesi gereği aleniyet nedeniyle artırım yapılarak ön ödeme miktarının belirlenmesi yönünde karar vermiştir. (Benzer İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin 2025/3780 Esas ve 2025/3541 Karar sayılı 15/10/2025 tarihli ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2025/4198 Esas ve 2025/641 Karar sayılı 18/11/2025 tarihli ilamları)
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 2025/3742 Esas ve 2025/3742 Karar sayılı 19/12/2025 tarihli, TCK’nın 125/1-4 maddesine aykırılıktan yürütülen ve ön ödeme nedeniyle düşme kararı verilen kovuşturma dosyasına yönelik ilamı ise, “ Hapis cezası ve adli para cezasının seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü ön ödemeye tabi incelemeye konu hakaret suçu bakımından ön ödeme miktarı belirlenirken, TCK'nın 75/1-b fıkrası uyarınca; hapis cezasının aşağı sınırı (90 gün) ile her gün için suç tarihi itibariyle 30 TL den hesap edilerek bulunacak miktara (90 gün x 30 TL) yargılama giderleri eklenmesi gerektiği gözetilmeksizin sanığa eksik miktarda ön ödeme önerisinde bulunulmuş olması,” içeriğinde olup, Daire ön ödemeye esas alınan gün para miktarının eksik hesaplanmasını bozma nedeni yapmış, bununla birlikte TCK’nın 125/4. maddesi doğrultusunda aleniyet nedeniyle artırım yapılarak ön ödeme miktarının belirlenmesi gerektiğini benimsememiştir. (Benzer yönde aynı Dairenin 2025/3117 Esas ve 2025/2931 Karar sayılı ve 24/10/2025 tarihli ilamı)
Makale konusuna ilişkin referans alınabilecek Yargıtay kararlarına baktığımızda,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.1998 gün 1997/372 Esas ve 1998/90 sayılı kararı “Önödemede bulunulması için eylemin bütün unsurları itibariyle müstelzim olduğu ceza miktarının 119. maddede belirlenen sınırlar içinde kalması yeterlidir. Suçun kendisine değil derecesine etki eden ve temel cezanın saptanmasında belirleyici durumda olan hükümler hariç, şahsa ve fiile bağlı cezayı artırıcı ya da azaltıcı nedenler önödemede dikkate alınmayacaktır. Delillerin takdiri suretiyle suça kalkışma, tahrik, takdiri indirim, tekerrür, yaş nedeniyle cezanın artırılması veya azaltılması mümkün olmadığı gibi... Öte yandan böyle bir uygulama yasada belirlenen ceza itibariyle 119. madde sınırları dışında kalan bir madde uygulanırken; yaş, takdiri indirim gibi nedenlerle indirim yapılarak hükmolunacak cezanın, 119. madde kapsamına giren miktara inmesi halinde de önödemeye ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirecektir ki, bu da yasaya aykırıdır.” içeriğinde olup, Ceza Genel Kurulu temel cezanın saptanmasında belirleyici durumda olan hükümler hariç, şahsa ve fiile bağlı cezayı artırıcı ya da azaltıcı nedenlerin ön ödeme sınırı belirlenirken dikkate alınmayacağını belirtmiştir.
Anılan YCGK kararına atıf yapan Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2016/4723 Esas ve 2017/8815 Karar sayılı, 30/10/2017 tarihli kararında, “Suçun zincirleme şekilde işlendiği hallerde, bu gerekçeyle para cezasında artırım yapılarak veya suçun teşebbüs aşamasında kaldığından veya yaş küçüklüğü bulunduğundan bahisle de ödenecek para miktarında indirim yapılarak önödeme ihtaratı yapılmasına olanak bulunmamaktadır.” tespitini yapmıştır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/20331 Esas ve 2022/5722 Karar sayılı 23/03/2022 tarihli ilamı da “Suça sürüklenen çocuğa her bir eylem karşılığı için 500,00 TL. üzerinden ayrı ayrı para cezası hesaplanmak suretiyle toplam 1.500,00 TL üzerinden ön ödeme teklifinde bulunulmuş ve suça sürüklenen çocuk teklife uymamış ise de, 5237 sayılı Kanun’un 75/1-a maddesi uyarınca yalnızca adlî para cezası öngörülen suçlarda cezanın alt sınırının ödenmesinin yeterli olacağı, somut olayda da sanığın eyleminin zincirleme şekilde tek bir suç olduğu gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuğa buna göre hesaplanacak önödeme teklifi yapılması” içeriğindedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/12/1989 tarihli 1989/317 Esas ve 1989/400 Karar sayılı ilamı da “6831 sayılı Yasanın 91. maddesinin son fıkrası veya benzer nitelikteki hükümler yeni bir suç tipi yaratmayan, suçun kendisine değil derecesine tesir eden eyleme veya kişiye bağlı ağırlaştırıcı veya hafifletici unsurlardır. Bu unsurlar temel cezanın saptanmasında belirleyici durumunda olduklarından önödeme uygulamasında gözönüne alınmaları gerekir. Çünkü önödemede bulunabilmek için eylemin bütün unsurları itibariyle müstelzim olduğu ceza miktarının (temel cezanın) 119. maddede öngörülen sınırlar içinde kalması gerekmektedir… Müstelzim olduğu Ceza itibariyle 119. madde sınırları dışında kalan bir madde uygulanırken, (yaş-takdiri tahfif vs. gibi sebeplerle indirim yapılarak) belirlenen ceza bu kerre 119. madde kapsamına giren miktara inse bile, artık 119. maddenin uygulanamayacağı tabiidir. İncelenen olayda sanığın eylemi; 6831 sayılı Yasanın 91/5-son maddesine uygun olup uygulanacak temel ceza 119. maddede öngörülen sınırlar dışında kaldığından sanığa önödeme önerisinde bulunmayan Yerel Mahkemenin uygulaması yerindedir. Direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir” içeriğindedir. Bu ilamda suçun ön ödemeye sınırları içerisinde kalıp kalmadığı belirlenirken oransal artırım öngören hallerin (karara konu olayda 6831 sayılı Kanun’un 91/5-son cümlesi gereği cezanın iki misli artırılması) gözetileceği, dolayısıyla oransal artırım uygulandığında ceza miktarı ön ödeme sınırlarının dışına çıkarsa ön ödeme teklifi yapılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen içtihatlar;
Suçun ceza miktarı itibarıyla ön ödeme sınırlarında kalıp kalmadığı tespit edilirken, yeni bir suç tipi yaratmayan, suçun kendisine değil derecesine tesir eden eyleme veya kişiye bağlı ağırlaştırıcı veya hafifletici unsurların gözetileceği,
Ön ödemeye esas para miktarı belirlenirken yaş küçüklüğü, zincirleme suç, takdiri indirim gibi hususların gözetilmeyeceğine,
İlişkindir.
Belirtilen hususlar içtihatlarla şekillenmiş olup bu hususlarda açık bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Hakaret suçundan önceki ön ödemeye tabi suç tipleri de gözetildiğinde, içtihatlarda ön ödeme miktarı hesaplanırken suçun cezasına etki eden oransal artırım ya da indirim öngören hallerin gözetilip/gözetilmeyeceğine ilişkin bir tespit yer almamakta ve tartışma konusu olmamaktadır.
Yukarıda yer alan içtihatlar ve tespitler doğrultusunda değerlendirme yapıldığında, tarafımızca aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır;
a) Teşebbüs, tahrik, takdiri indirim, tekerrür, yaş küçüklüğü, zincirleme suç gibi nedenler ön ödeme miktarı belirlenirken dikkate alınmayacak, bu nedenlerle ön ödeme miktarı belirlenirken artırım ya da indirim yapılamayacaktır.
b) Oransal artırım içeren hükümler uygulandığında ve ceza miktarı ön ödeme için kanunda öngörülen ceza miktarının üzerine çıktığında ya da oransal indirim uygulandığında ve ceza miktarı ön ödeme için kanunda belirlenen ceza sınırlarına indiğinde ön ödeme teklifi yapılamayacaktır.
c) Ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenlerin müstakil ceza hükmü içermesi halinde, ön ödeme miktarının bu ceza üzerinden takdir edilmesi gerekmektedir. Örneğin failin, sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti yoluyla “ Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret” suçunu (TCK 125/2-3.c) işlediği durumlarda, bu suça ilişkin cezanın alt sınırı bir yıldan az olamayacağından, burada temel ceza bir yıl hapis ya da bir yıl karşılığı adli para cezasıdır. Dolayısıyla ön ödeme miktarı belirtilen müstakil ceza esas alınarak belirlenmelidir.
d) Ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenlerin TCK’nın 125/4. maddesi gibi müstakil ceza hükmü içermeyip oransal artış/indirim içermesi halinde, içtihatlarda yer alan “ (bu) hükümler yeni bir suç tipi yaratmayan, suçun kendisine değil derecesine tesir eden eyleme veya kişiye bağlı ağırlaştırıcı veya hafifletici unsurlardır. Bu unsurlar temel cezanın saptanmasında belirleyici durumunda olduklarından önödeme uygulamasında gözönüne alınmaları gerekir.” tespiti yol gösterici olarak değerlendirilmelidir. Buna göre, TCK’nın 125/4. maddesinde yer alan aleniyet nedeniyle artırım hali yeni bir suç tipi yaratmayan, hakaret suçunun kendisine değil cezasına etki eden ve fiile bağlı ağırlaştırıcı unsurdur. Bu nedenle temel cezanın saptanmasında belirleyici durumunda olduğundan ön ödeme uygulamasında gözetilmeli ve ön ödeme miktarı artırılmalıdır.
GÖRÜŞÜMÜZ; Yukarıda yer alan tespitlerimiz, bu hususlarda yasal bir hüküm bulunmadığından içtihatlar doğrultusunda ulaştığımız kanaatlerdir. Bununla birlikte, ön ödeme kurumunun fail ile devlet arasındaki ceza ve yargılama ilişkisini sonlandıran alternatif ceza hukuku çözüm aracı olması, ön ödeme kurumunun esasında soruşturma evresine özgü olması, alternatif çözüm kurumlarının amacı ve bu kurumların uygulanmasının mümkün olduğu kadar sade hükümler barındırmasının gerekliliği, aleniyet gibi hususların tespitinin her zaman çok kolay olmaması, bu hususların tespitinin ayrıca bir araştırma ve tartışma gerektirmesi, ön ödemenin görece daha az haksızlık barındırdığı düşünülen suçlarda öngörülmesi, ön ödemeye tabi uyuşmazlıkların yargı sürecinin ilerleyen aşamalarına taşınmadan çözülme isteği gibi durumlar birlikte değerlendirildiğinde;
Ön ödeme miktarı tespit edilirken temel ceza miktarının esas alınması,
Ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenlerin müstakil ceza içermesi halinde ön ödeme miktarı belirlenirken gözetilmesi,
Müstakil ceza içermeyen oransal artış içeren TCK’nın 125/4. maddesi gibi ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenlerin ön ödeme miktarı belirlenirken gözetilmemesi,
Gerektiği kanaatindeyiz.
Aksi halde, ilerleyen süreçlerde yeni suçların ön ödeme kapsamına alınması halinde suça ilişkin oransal indirimlerin de uygulanarak ön ödemenin belirlenmesi, ön ödeme kapsamına girmeyen ama oransal indirimin uygulanması halinde suçun ön ödeme sınırlarına inmesi gibi durumların da gözetmesi gibi hukuksal tartışmalar ortaya çıkacaktır. Örneğin TCK’nın 289/1. maddesinde düzenlenen “Muhafaza görevini kötüye kullanma” suçunun ön ödeme kapsamına alındığı bir durumda, failin suça konu eşyanın sahibi olması halinde yarı oranında indirim uygulanarak ön ödeme miktarının belirlenmesi, hatta 289/2. fıkra gereği iade ya da tazmin halinde indirim yapılması gibi uygulama tartışmaları ortaya çıkacaktır. Bu gibi durumlar ise, ön ödeme kurumunu karmaşık hale getirecektir.
Ayrıca suça ilişkin sabit bir oransal indirim/artırım öngörülmediği, değişken bir oransal indirim/artırım öngörüldüğü (örneğin ½’ye kadar indirilir/artırılır gibi) hallerde uygulama sorunlarının çıkması da kaçınılmaz olacaktır.
Yine teşebbüs, tahrik, takdiri indirim, tekerrür, yaş küçüklüğü, zincirleme suç hükümlerin ön ödeme miktarı belirlenirken gözetilmesi gerekliliği gibi tartışmalarda zemin bulacaktır.
Yargıtay içtihatları doğrultusunda ulaştığımız sonuç ve görüşümüz yukarıda belirtiğimiz gibi olmakla birlikte, her iki görüşünde hukuki gerekçelerle savunulabilecek olması karşısında, kesin çözüm yasal bir düzenleme yapılması olacaktır.
----------
[i]Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 19/11/2025 tarih ve 2023/14036 E.- 2025/18628 K.