CMR m. 17/1 hükmü uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar geçen süre içerisinde eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından, hasarından ve gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Bu sorumluluk, ispat külfetinin ters çevrildiği bir kusur sorumluluğu olup, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Taşıyıcı, hasarlı veya kaybolan eşya bakımından CMR m. 23/3’te öngörülen sınırlı sorumluluk ilkesi çerçevesinde hesaplanan tazminatı ödemekle yükümlüdür.

CMR m.17’de taşıyıcının yüke karşı genel sorumluluğu düzenlenmiş; maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarında ise sorumluluktan kurtulma halleri hüküm altına alınmıştır. CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesinde düzenlenen genel sorumluluktan kurtulma sebeplerinin varlığı halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulabilir. Genel sorumluluktan kurtulma sebeplerine, eşyanın zıyaı, hasarı ve teslimde gecikme hâllerinde başvurulabilir. Buna karşılık, CMR m. 17/4’te düzenlenen özel kurtuluş sebepleri münhasıran eşyanın zıyaı ve/veya hasarı bakımından uygulanabilir niteliktedir. Dolayısıyla, teslimde gecikme söz konusu olduğunda CMR m. 17/4 kapsamında yer alan özel kurtuluş sebeplerine dayanılması mümkün değildir.

Bununla birlikte, CMR madde 17/2’de düzenlenen genel sorumluluktan kurtulma halleri ile CMR madde 17/4’te yer alan özel sorumluluktan kurtulma halleri arasındaki temel farklardan biri de illiyet bağının ispatına ilişkindir. Taşıyıcının, hasar, kayıp veya teslimde gecikme nedeniyle CMR madde 17/2’de öngörülen genel sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanması halinde, CMR madde 18/1 uyarınca ispat yükü taşıyıcıya aittir. Bu çerçevede taşıyıcı, öncelikle sorumluluktan kurtulmaya dayanak oluşturan sebebin mevcut olduğunu ortaya koymalı; akabinde ise meydana gelen zararın doğrudan bu sebepten kaynaklandığını ispat etmelidir. Buna karşılık taşıyıcı, kayıp veya hasar durumlarında CMR madde 17/4’te düzenlenen özel sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanmak istediğinde de, CMR madde 18/2 gereğince ispat yükü yine kendisine ait olmakla birlikte, bu durumda taşıyıcının söz konusu özel sebeplerden birinin varlığını ispatlaması ve ayrıca kayıp veya hasarın bu sebepten meydana gelmiş olabileceğini ortaya koyması yeterli kabul edilmektedir. Taşıyıcı CMR 17/4 anlamında özel sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanması, zararın CMR 17/2’de sayılan genel risklerden kaynaklandığını iddia ve ispat etmesi karşısında engel teşkil etmez.1 Yani taşıyıcı çifte savunma yapabilir.2

aa. YÜKÜN KAYIP VE HASARI HALİNDE SORUMLULUĞU KALDIRAN GENEL SEBEPLER

CMR madde 17/2 hükmü uyarınca, taşıma sözleşmesine konu eşyanın kaybı, hasarı veya tesliminde gecikme meydana geldiği durumlarda, belirli koşulların varlığı halinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasına imkân tanımaktadır. CMR mad.17/2 hükmü uyarınca, eğer kayıp, hasar veya gecikme hak sahibinin hukuka aykırı davranış veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil yahut taşıyıcının hak sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir gizli kusurdan yahut taşıyıcının önlemesine ve sonuçlarından kaçınmasına olanak bulunmayan durumlardan kaynaklanıyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulacağı ifade edilmiştir. Hükümlerde sayılan hallerin ortak özelliği, bu durumların gerçekleşmesinin önlenemez olması, taşıyıcının üzerine düşen özen yükümlülüğünü göstermiş olması halinde dahi bu kabulün bir karine olmasıdır.3

Taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için, öncelikle kurtuluş sebebinin mevcut olduğunu ve ayrıca bu sebep ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Bununla birlikte CMR madde 29 uyarınca, zararın taşıyıcı veya yardımcıları tarafından kasten meydana getirilmesi halinde, taşıyıcının sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanması mümkün değildir.

aaa. Taşıyıcının En Üst Seviyede Özeni Göstermesine Karşın Önlenemeyen ve Sonuçlarından Kaçınılamayan Haller

CMR madde 17/2 genel nitelikli kurtuluş sebebi olarak “kaza”yı kabul etmiştir.4 Kazadan kasıt engel olunamayan olaydır. Taşıyıcı, tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen özeni fiilen göstermesine rağmen olayın oluşumunu engelleyemiyorsa ortada kaçınılamayan, engel olunamayan bir durum var demektedir.5

Yargı içtihatları ile doktrinde, taşıyıcının CMR Konvansiyonu m. 17/2 ve Türk Ticaret Kanunu m. 876 hükümleri uyarınca zıya, hasar veya gecikmeden sorumlu tutulmaması bakımından aranan özenin sınırları ‘en yüksek özen’ standardı olarak kabul edilmektedir. Bu standart, genel anlamda basiretli bir tacirin göstermesi gereken özenin ötesine geçmekte olup, taşımacılık alanında deneyimli ve sektöre hâkim bir taşıyıcının göstermesi beklenen daha yüksek düzeyde ve objektif bir özen yükümlülüğünü ifade etmektedir.

Nitekim, Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, Tarih 01.10.2020, Esas 2019/236, Karar 2020/3732 Sayılı kararında; "Taşıyıcının mesuliyeti, CMR'nin 17 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. CMR Konvansiyonu’nun 17. maddesi uyarınca, taşıyıcı yükü teslim aldığı andan, teslim edilinceye kadar malların kısmen veya tamamen kaybından veya hasarından veyahut da gecikmesinden dolayı sorumlu olup, taşıyıcı, taşımasını üstlendiği malları alıcısına tam ve sağlam olarak teslim etmek zorundadır. Aksi halde, sorumluluğu esastır. Ancak, CMR 17/2. maddesine göre, “Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz”. Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Hasardan kaynaklı zarar nedeniyle sorumlu olmadığını savunan taşıyan, bu hasar sebebiyle kendisine atfı kabil bir kusurun bulunmadığını ispat etmelidir.Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilebilecektir. Doktrinde bir görüşe göre basiretli bir tacirin göstereceği özenin üzerinde, hatta basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özenin ötesinde en üst düzeyde özenin gösterilmesine ihtiyaç duyulur. (Arıkan Sabih, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayın No:40, Ankara, 1982, Sh 44). Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, TTK’nın 20. maddesi uyarınca basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken dikkat ve özeni yerine getirmediği taktirde taşıyıcı, kusurlu sayılacaktır. Taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli değildir. Ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda kusurlu olmadığını da kanıtlaması gerekecektir." denilerek, doktrindeki bir görüşe (Arıkan Sabih,1982) yapılan atıfla, taşıyıcının basiretli tacir özeninin dahi ötesinde, basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özeni aşan bir biçimde ‘en üst düzeyde özen’ gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Tedbirli bir taşıyıcının göstermesi gereken özen, somut olayın özelliklerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle, olayın kaçınılmazlığı veya sonucun önlenemezliği hususunda bir değerlendirme yapılırken, CMR madde 17/4’te sayılan haller dışında her bir durum ve koşul ayrı ayrı ele alınmalı; ayrıca taşıyıcının bu risklerden kaçınmak amacıyla fiilen hangi tedbirleri aldığı da incelenmelidir. Gösterilen özenin değerlendirilmesinde öncelikle taşıyıcının uluslararası taşımacılık faaliyeti yürüten bir CMR taşıyıcısı olduğu dikkate alınmalı; bunun yanında somut olayda taşımanın güzergâhı, mevsim ve hava koşulları, mevcut teknolojik imkânlar, kullanılan taşıtın özellikleri ile taşınan yükün niteliği gibi unsurlar da ayrıca göz önünde bulundurulmalıdır. Taşıyıcı, söz konusu durumun meydana gelmemesi için tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen tüm önlemleri fiilen aldığını ortaya koymakla yükümlüdür. Nitekim, iç karışıklıkların yaşandığı bir ülkeye yönelik bir taşımanın söz konusu olması halinde, bu riskli koşullar dikkate alınarak alınması gereken tedbirlerin daha da ağırlaştırılması gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 1.02.2008 Tarih, Esas 2006/13351, Karar 2008/930 Sayılı kararında;

‘‘Öte yandan, davacı sigorta şirketi dava dilekçesine yatakhane konteynerlerinin taşıyan araçlarla birlikte Irak sınırları içinde yandığını, davalı şirket vekilleri ise yatakhane konteynerlerinin Musul-Bağdat arasındaki taşımanın güvenlik nedeniyle Irak menşeli ve plakalı araçlara yüklendiğini ve Beyji-Bağdat arasında aracın saldırıya uğraması sırasında araçla birlikte yandığını belirtmişlerdir. Davada uygulanması gereken CMR 17/2.maddesine göre, taşıyıcı kayıp, hasar ve gecikmenin kaçınmayacağı durumlardan ve önleyemeyeceği sonuçlardan kaynaklandığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Taşıyıcının basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken özeni göstermesi gerekir. Bazı tehlikelerin sıkça baş gösterdiği ülkelerde taşıyıcılar bu tehlikelerle ilgili kesin önlemler almalıdır. Somut olayda ise olayın meydana geliş biçimi ve yukarıda belirtildiği gibi iç karışıklıklar içinde bulunma, saldırı ve yakma olaylarının sıkça görüldüğü Irak’ta taşıma sırasında davalıların basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken özenle davranıp davranmadığı konusunda tarafların açıklama ve delilleri sorularak, varsa bu deliller toplanıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu konuda olayın tarafların iddiaları doğrultusunda cereyan etmiş olması ihtimaline dayalı başkaca açıklama içermeyen bilirkişi raporu benimsenerek, yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.’’ demekle, iç karışıklıkların yaşandığı bir ülkede taşıma gerçekleştirilmesi halinde dahi, söz konusu tehlikeler karşısında önlemlerin ağırlaştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Yoğun hava muhalefeti halinde önlenemez ve kaçınılmaz bir durum gibi değerlendirme yapılsa da bu durumun önceden bilinip bilinemeyeceği, alternatif güzergahların varlığı gibi kıstaslar da değerlendirilerek taşıyıcının sorumlu tutulup tutulmayacağına karar verilmelidir. Yargıtay da bu anlamda, daha önce de taşmış bir dere kenarına araç park ederek hak sahibinin mallarının zarara uğramasına sebep olan taşıyıcının CMR madde 17/2’den yararlanmasının mümkün olmayacağı kanısındadır.6

Taşıyıcıların, taşıma faaliyetini yürütürken alınacak önlemleri belirlerken yalnızca genel hukuk kurallarını değil, aynı zamanda güzergâh üzerinde yer alan ülkelerin mevzuatını ve idari düzenlemelerini ile taşıma sektöründeki yerleşik ticari teamülleri de göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Bu kapsamda, sürücünün günlük sürüş sürelerini aşması, araca kapasitesinin üzerinde yük yüklenmesi ya da sigortacı tarafından alarm sistemleri, güvenli park alanları gibi hususlarda yapılan uyarıların dikkate alınmaması halinde doğan zararlardan taşıyıcının sorumluluğunun doğacağı gündeme gelecektir.

bbb. Hak Sahibinin Hatası veya İhmali

CMR madde 17/2 uyarınca, kayıp, hasar veya gecikmenin hak sahibinin kusur ya da ihmalinden kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumluluğu söz konusu olmaz. Burada ‘hak sahibi’ kavramı, yalnızca gönderici ve alıcı ile sınırlı olmayıp, taşımanın devamı sırasında yük üzerinde CMR madde 12 kapsamında tasarruf yetkisine sahip olan kişileri ve CMR madde 3 anlamında bu kişilerin yardımcılarını da kapsamına almaktadır. Bu çerçevede, CMR madde 3’te düzenlenen ve taşıyıcının yardımcılarının fiillerinden kendi fiiliymiş gibi sorumlu tutulmasına ilişkin kuralın kıyasen uygulanması sonucunda, taşıyıcı, yalnızca gönderici veya alıcının kusuruna değil, bunların yardımcılarının kusuruna dayanarak da sorumluluktan kurtulabilmektedir.

Hak sahibine atfedilebilecek kusur veya ihmal hallerinin en sık karşılaşılan görünümleri; ambalajlama, işaretleme, yükleme, istifleme ve boşaltma süreçlerindeki eksiklikler ile taşıma sürecine ilişkin bilgi ve belgelerdeki eksikliklerdir. Bu tür durumlar çoğunlukla CMR madde 17/4 (b), (c) ve (d) bentlerine dayanılarak ileri sürülen özel sorumsuzluk sebepleri kapsamında değerlendirilmekte ve bu doğrultuda taşıyıcı lehine karine oluşturabilmektedir. Buna karşılık, CMR madde 17/2 hükmü, anılan özel haller dışında kalan durumlarda taşıyıcının sorumsuzluk iddiasına dayanak teşkil etmektedir.

Bu çerçevede, taşıma belgelerindeki eksiklik veya usulsüzlükler sebebiyle eşyanın kamu otoriteleri tarafından alıkonulması, eşyanın ihtiyati haciz ya da tedbire konu edilmesi, gümrük işlemlerine ilişkin belgelerin yetersiz veya mevzuata aykırı olması, yükün uygun şekilde ambalajlanmaması, sevk mektubunda yer alan bilgilerin eksik ya da hatalı olması gibi haller, hak sahibine isnat edilebilecek kusur örnekleri arasında yer almakta; bu tür durumlarda taşıyıcı, CMR madde 17/2 hükmüne dayanarak sorumluluktan kurtulabilmektedir. Nitekim İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi, 24.11.2023 Tarih, Esas 2023/78, Karar 2023/834 Sayılı kararında;

‘‘Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava konusu taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi bir taşıma olduğu, CMR Konvansiyonu'nun 11. maddesi hükmüne göre gönderenin, gümrük ve diğer formalitelerin yerine getirilmesi için gerekli olan, taşıyıcının talep ettiği belge ve bilgileri taşıyıcıya vermekle yükümlü olduğu, aynı maddenin ikinci paragrafında gönderenin, anılan belgelerin bulunmamasından, yetersiz veya usule aykırı oluşundan doğacak zarar, ziyan ve hasardan (belgelerin uygunsuzluğundan dolayı taşıtın yetkili organlarca bekletilmesi nedeniyle oluşan zarar dahil) taşıyıcıya karşı sorumlu olduğunun düzenlendiği, dava konusu olayda davalı tarafın taşıyıcının gümrükte bekleme sebebinin gümrük evraklarının usulüne uygun olarak düzenlenmemiş olması nedenine dayalı olması hususuna herhangi bir itirazının bulunmadığı, gümrük işlemlerini halleden dava dışı firma ile davacı firma arasında organik bağ bulunması sebebiyle sorumluluğun davacı şirkete ait olduğunun belirtildiği, ancak her iki şirketin faaliyet alanları birbiri ile bağlantılı olsa da ayrı alanlar olduğu ve davacı tarafın her iki şirket ile yaptığı iş ve işlemlerin yalnızca yapılan sözlü/yazılı sözleşmelerin tarafı olan kişileri bağlayacağı, davacı tarafça dava konusu taşıma işine ilişkin düzenlenen 17.11.2021 tarihli 3200 USD bedelli navlun ücreti faturası ile 26.11.2021 tarihli 3250 USD bedelli bekleme ücreti faturasının taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, bununla birlikte dava konusu taşımaya ilişkin CMR senedinin incelenmesinde taşınan emtianın alıcı tarafından herhangi bir şerh düşülmeden teslim alındığı, bu haliyle davacı tarafın icra takibine konu alacak talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın ve alacağın likit ve belirli olması nedeni ile icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.’’ demekle, gümrük evraklarının usulüne uygun düzenlenmemesi nedeniyle oluşan bekleme ücretlerinden gönderenin sorumlu olacağı belirtilmiştir.

ccc. Taşıma Konusu Yüke İlişkin Özel Ayıp Bulunması Hali

CMR m. 17/2 uyarınca, kayıp, hasar veya teslimde gecikmenin yüke özgü bir kusurdan kaynaklanması hâlinde taşıyıcı sorumlu tutulmaz. Ancak taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için, söz konusu zarar veya gecikmenin doğrudan doğruya yükün kendi niteliğinden doğan özel bir ayıptan ileri gelmesi gerekir. Yüke özgü ayıp, eşyanın kendi fiziksel niteliklerinden kaynaklanan ve ondan beklenen ekonomik faydayı dolayısıyla değerini azaltan bozukluk ve eksiklikler olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda, televizyon ekranında meydana gelen çatlaklar, frigorifik taşıtla taşınmasına rağmen yükleme sırasında uygun sıcaklık koşullarının sağlanmaması nedeniyle et ürünlerinin bozulması gibi durumlar yüke özgü özel ayıp kapsamında değerlendirilebilecek örnekler arasında yer alır.

Burada yüke özgü ayıp kavramıyla kastedilen, gizli nitelikteki ayıplardır. Taşıyıcının, bildiği veya makul bir inceleme ile fark edebileceği açık ayıplara dayanarak sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Zira CMR madde 8 uyarınca taşıyıcı, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen özen kapsamında, eşyanın ve ambalajının dışarıdan gözlemlenebilen durumunu kontrol etmekle yükümlüdür. Bu nedenle taşıyıcı, ilk bakışta fark edilebilecek bir ayıp söz konusuysa, göndericiden taşıma senedindeki beyanın düzeltilmesini talep etmeli; bu yönde bir düzeltme yapılmadığı takdirde taşımayı üstlenmemelidir. Aksi halde, taşımanın gerçekleştirilmesi ve bu ayıp nedeniyle eşyanın zarara uğraması halinde, taşıyıcının CMR madde 17/2 hükmüne dayanarak sorumluluktan kurtulması söz konusu olmayacaktır.

ddd. Hak Sahibinin Emir ve Talimatı

CMR madde 17/2 kapsamında, taşıyıcı, hak sahibinin verdiği talimatlar nedeniyle ortaya çıkan kayıp, hasar veya teslimde gecikme hallerinden sorumlu tutulmamaktadır. Ancak bu sorumsuzluk haline dayanılabilmesi için öncelikle söz konusu talimatın varlığının ortaya konulması gerekmektedir.

Eğer hak sahibi taşıyıcıya belirli şekilde harekette bulunması için talimat vermeyip, kendisine karar verme imkânı vermişse ortada talimat olmadığından CMR madde 17/2’deki sorumluluktan kurtulma nedenine dayanamaz.7

CMR madde 12, 14 ve 15 hükümleri uyarınca taşıyıcı, hak sahibinin verdiği talimatlara uygun hareket etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte taşıyıcı, yükün niteliğini de göz önünde bulundurarak gönderici tarafından verilen taşıma talimatlarını dikkate almalı; taşıma sürecinde göstereceği özen ile alacağı tedbirleri buna göre belirlemelidir. Bu çerçevede, taşıyıcı, hak sahibi tarafından verilen talimatlardan kaynaklanan haller bakımından CMR madde 17/2 hükmüne dayanarak sorumluluktan kurtulma imkânına sahiptir.

Talimat, taşıma süresince yani teslimden-hatta taşıma sözleşmesinin başlangıcından- tesellüme, yük taşıyıcının tasarrufundayken herhangi bir anda verilmiş olabilir.8 Talimat verme yetkisine sahip olmayan bir kişinin talimatlarının yerine getirilmesi, taşıyıcıyı sorumluluktan kurtarmaz. Zira talimatın geçerli sayılabilmesi için, talimatı veren kişinin bu yetkiye talimatın verildiği anda sahip olması gerekir. Talimat verildiği sırada yetkisiz olan bir kişinin sonradan yetki kazanıp kazanmayacağı belirsiz olduğundan, bu talimata dayanarak hareket eden taşıyıcı kusurlu kabul edilir. Nitekim, talimatı veren kişinin sonradan yetkili hale gelmesi, taşıyıcının başlangıçtaki bu kusurunu ortadan kaldırmaz. Taşıyıcı bu durumda yükün kaybı, hasara uğraması ve tesliminde meydana gecikmeden sorumlu olur; yetkisiz kişiye karşı ise ancak haksız fiil hükümlerince tazminat davası açabilir.9

Her ne kadar taşıyıcının hak sahibinin talimatlarıyla bağlı olduğu bir olgu ise de taşıyıcı basiretli bir taşıyıcı olarak kanuna aykırı ya da açıkça yükün kaybı, zarara uğraması ya da tesliminde gecikmeye sebep olacak talimat aldığında talimatı yerine getirmekten kaçınmalı ve bunu gecikmeksizin hak sahibine bildirmelidir.10 Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da her ne kadar taşıma koşulları hak sahiplerince belirlense de, bu koşullar sebebi ile ortaya çıkan zarar neticesinde şayet taşıyıcı basiretli bir tacir olarak gerekli uyarılarda bulunup tedbir almamışsa kusura ortak olacağı yönünde kanaat mevcuttur.11

Nitekim, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin T.15.05.2003, Esas 2002/12522, Karar 2003/5035 Sayılı Kararında;

‘‘Dava, sigortacı şirketin malı hasarlı teslim eden taşıyıcı aleyhine açmış olduğu taşıma sigortasına dayalı rücuan tazminat davasıdır. Gerek T.T.K.nda ve gerekse CMR'de öngörülen sorumluluk sistemine göre, taşıyıcı, eşyanın kendisi tarafından teslim alındığı tarih ile gönderilene teslim ettiği tarih arasında uğradığı hasardan sorumludur. (TTK 781, CMR 17/1) Taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulması, ancak anılan maddelerde belirtilen kurtuluş beyyinelerini ispatlamasıyla mümkündür. Davalı her ne kadar, istif ve yüklemenin göndericiye ait olduğunu, hasarın kötü ambalaj ve istifleme hatasından kaynaklandığını savunmuş ise de, gönderen hatalı yükleme konusunda yanlış talimat vermiş olsa bile, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, hatalı yüklemeye karşı çıkması gerektiğinden, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması nedeniyle taşıyıcının sorumluluğunun bulunduğundan’’ bahisle gönderici ve taşıyıcının müterafık kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Neticeten, CMR m. 17/2 hükmü, taşıma sözleşmesine konu eşyanın kaybı, hasarı veya tesliminde gecikme hâllerinde, belirli şartların varlığı durumunda taşıyıcının sorumluluktan kurtulabileceğini öngörmektedir. Buna göre, söz konusu zarar; hak sahibinin hukuka aykırı fiil veya ihmalinden, taşıyıcının kusuru bulunmaksızın hak sahibinin verdiği talimattan, yükün kendine özgü gizli ayıbından ya da taşıyıcının önlemesine ve sonuçlarından kaçınmasına imkân bulunmayan bir durumdan kaynaklanıyorsa, taşıyıcı sorumluluktan kurtulabilecektir. Bu çerçevede, taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için, anılan kurtuluş sebeplerinin somut olayda gerçekleştiğinin ve zarar ile bu sebepler arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun ortaya konulması zorunludur.

----------------

1 Gözde Cömert Varol, Karayolunda Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ve CMR Konvansiyonu Kapsamında Kayıp ve Hasardan Kaynaklanan Sorumluluğu, s.121

2 Karayolu ile Milletlerarası Eşya Taşımacılığı ve CMR, Seçkin Yayıncılık, Ankara 1999, s.96.

3 Hakan Karan, Karayolunda Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesi Hakkında Konvansiyon CMR Şerhi, Ankara 2011, s. 337.

4 Hakan Karan, Karayolunda Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesi Hakkında Konvansiyon CMR Şerhi, Ankara 2011, s. 389.

5 Arslan Kaya, Taşıyıcının Karayolu İle Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmede (CMR) Öngörülen Sorumluluğun Esasları (II), ĠÜHFM, Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu‟na Armağan Sayısı C.LVI, S.1-4, İstanbul 1998.

6 İrem Sadegönül, CMR Konvansiyonu Uyarınca Taşıyıcının Yükün Kayıp veya Hasarından Sorumlu Olmadığı Haller, s.49.

7Arslan Kaya, Taşıyıcının Karayolu İle Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmede (CMR) Öngörülen Sorumluluğun Esasları (II), ĠÜHFM, Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu‟na Armağan Sayısı C.LVI, S.1-4, İstanbul 1998, s.253.

8Alihan Aydın, CMR’ ye Göre Taşıyıcının Zıya, Hasar ve Gecikmeden Doğan Sorumluluğu, Beta Yayınları, İstanbul 2002, s.62; Turkay Özdemir, Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku (Zıya ve/veya Hasar Sorumluluğu), Vedat Kitapçılık, İstanbul 2006(Sorumluluk),s.214.

9 Turkay Özdemir, Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku (Zıya ve/veya Hasar Sorumluluğu), Vedat Kitapçılık, İstanbul 2006(Sorumluluk), s.216.

10 İrem Sadegönül, CMR Konvansiyonu Uyarınca Taşıyıcının Yükün Kayıp veya Hasarından Sorumlu Olmadığı Haller, s.53

11 Engin Erdil, Karayolu ile Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku, İçtihatlı CMR Konvansiyonu Şerhi, Geliştirilmiş ve Güncellenmiş Üçüncü Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2020, s.233.