Borç ilişkilerinde alacaklı, her ne kadar alacağına borcun vadesinde kavuşmayı amaçlasa da, borcunu gereği gibi ifa etmek istemeyen kötü niyetli borçlu; gerek takip gerekse de dava sürecini kullanarak alacağın tahsilini güçleştirebilir. Bu tür durumlarda, alacaklının icra takibi başlattığı veya dava sonucunda elde edeceği alacağın zamanında tahsil edilebilmesini teminen koruyucu nitelikte birtakım hukuki tedbirlere başvurulması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyaca cevap veren en önemli hukuki kurumlardan biri ihtiyati haciz müessesidir.

İhtiyati haciz, özellikle trafik kazasından doğan cismani zararlar nedeniyle ortaya çıkan para alacaklarının yargılama süreci sonuçlanmadan önce güvence altına alınmasını sağlayarak alacaklının menfaatlerini koruma amacını taşımaktadır.

Doktrinde ihtiyati haciz ‘‘muhafaza ve emniyet tedbiri’’, ‘‘ihtiyati tedbirin özel bir nevi’’ ‘’koruma tedbiri’’ ve ‘‘teminat tedbiri’’ olarak nitelendirilmektedir. Nitekim Baki Kuru, ihtiyati haczi, alacaklının bir para veya teminat alacağının zamanında ödenmesini garanti (güvence) altına almak için, kesin haciz aşamasından önce borçlunun mallarına mahkeme kararı ile, geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır.1

İhtiyati haciz kurumu İcra ve İflas Kanunu'nda(İİK) düzenlenmiş olup, İİK’nin “ihtiyati haciz şartları” başlıklı 257’nci maddesinde;

“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1. Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2. Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;

Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklinde düzenlenmiştir. Bahse konu maddeye göre kural olarak bir para alacağının rehinle temin edilmemiş olması gerekir, zira rehinle temin edilmiş alacak zaten güvendedir.

‘‘Maddedeki «rehin» sözcüğünü İİK. mad. 23 hükmünün ışığı altında yorumlamak gerekir. Bu nedenle, İİK. mad. 257/1’deki rehin terimi, taşınır ve taşınmaz rehinleri ile bu terimin aynı madde gereğince kapsamına giren diğer hakları kapsar. Şu halde, alacaklı, borçlunun malları üzerinde hapis hakkına sahipse, bu hak da bir rehin hakkı sayıldığından (İİK. mad. 23/II), ayrıca borçlusu hakkında ihtiyati haciz isteminde bulunamaz. Buna karşın, «şahsi teminat» ihtiyati hacze gerek göstermeyecek derecede kuvvetli bir teminat olarak yasa koyucu tarafından kabul edilmemiş olduğundan, borcu için kefil göstermiş olan borçlu hakkında, ihtiyati haciz istenebilir.’’2

Para borcunun rehinle temin edilmemiş olmasının yanında, vadesi gelmiş yani muaccel olmuş para alacağı için ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. Bununla birlikte istisnai olarak, İİK 257.maddesi gereğince, vadesi henüz gelmemiş para alacakları bakımından da ihtiyati haciz talep edilmesi mümkündür.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesinde tam ispat aranması, alacaklının ileride telafisi güç veya imkânsız zararlara uğramasına yol açabileceğinden, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda, mahkemece gerekli görülmesi hâlinde, ihtiyati haciz kararı verilmesinin teminat gösterilmesi şartına bağlanabileceği de nazara alınmaktadır.

Trafik kazalarından doğan ölüm ve cismani zararlar sebebiyle açılan tazminat davaları ise haksız eylemden kaynaklanmakta olup, Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilke ve uygulamalarına göre, haksız eylemden kaynaklanan zarar haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. (Bknz: Yargıtay’ın 4.Hukuk Dairesi’nin 24/05/2016 gün ve 2016/4517-6851 E.K. sayılı ilamı)

Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin 10.11.2022 Tarih, 2020/1793 Esas, 2022/1726 Karar Sayılı kararında;

‘‘Yapılan açıklamalar kapsamında; incelenen dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile kanuna uygun sebeplere göre, dava konusu alacağın niteliği, bu aşamadaki deliller ile trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat alacağının tahsili yönünde açılan davada, trafik kazasında haksız fiilin meydana geldiği tarihte alacağın muaccel olduğu, dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre davalı sürücüsünün tam kusurlu olduğu davacıya kusur izafe edilmediği, davacı hakkında Bodrum Devlet Hastanesi radyoloji uzmanı tarafından düzenlenen 16/052022 tarihli rapor ve ... Hastanesi ortopedi uzmanı tarafından düzenlenen 20/05/2022 tarihli 45 gün süreli işgöremezlik raporu düzenlendiği, yani dahi bu aşamada inceleme konusu ile taleple ilgili olarak yaklaşık ispatın mevcut bulunduğu ve yaralanma sebebiyle davacıda oluşacak manevi elemin giderilmesi gerektiği gözetilerek İcra İflas Kanunu'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz koşullarının davalılar araç sürücüsü ... ve araç işleteni ... yönünden gerçekleştiğinin anlaşılmasına rağmen mahkemece yanılgılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.’’ demekle, haksız fiilin meydana geldiği tarihte alacağın muaccel olduğu ve dosyaya sunulan kaza tespit tutanağı ve sürekli işgöremezlik raporunun ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat şartını karşılamaya yeterli nitelikte olduğu vurgulanmıştır.

Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin, 5.11.2020 Tarih, 2020/1830 Esas, 2020/3899 Karar Sayılı kararında;

‘‘Davacı tarafından iddia olunan zarar, haksız fiilden kaynaklandığından, tazminat, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır (Benzer yönde Yargıtay 2019/2782 Esas ve 2019/11935 Karar 12/12/2019 tarihli kararı). Somut uyuşmazlıkta; davacı vekilinin dilekçesinde her ne kadar "ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz" şeklinde talepte bulunması yasal terim niteliğinde bulunmasa da sonuç itibariyle ihtiyati haciz istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı tarafın ihtiyati haciz talebi red edilmiş ise de dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve davacının yaralanmasına ilişkin belgeler dikkate alındığında, ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda alacağın varlığının ve miktarının kesin olarak ispatının, bu aşamada gerekli bulunmaması, İİK 257 vd. maddesinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve incelemeye konu ara kararın kaldırılmasına, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi hakkında yukarıda açıklandığı şekilde değerlendirme yapılarak karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.’’ demekle, davacının dosyaya sunduğu kaza tespit tutanağı ve yaralanmasına ilişkin belgelere dayanılarak yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği ve ihtiyati haciz talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Netice itibarıyla, trafik kazalarından doğan ölüm ve cismani zararlar nedeniyle açılan ve haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte alacağın muaccel hâle geldiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda, davacının elinde bulunan ve zararı yaklaşık ispat derecesinde ortaya koyan belgeler çerçevesinde ihtiyati haciz talebi Mahkeme tarafından değerlendirilebilecek; böylelikle trafik kazası nedeniyle zarar gören taraf, alacağını yargılama süreci sonuçlanmadan önce güvence altına alabilecektir.

-------------

1İcra İflas Kanunu, Baki Kuru, Cilt 3, 1993, s.2495

2İhtiyati haciz isteminin koşulları, Av. Talih Uyar, s.2591