Geçenlerde Baro’da kira hukukunun güncel mes’elelerini tartıştık. Öncelikle çok şaşırdım, Cuma akşamı bu kadar kalabalık, herhalde güzel tiyatro oyunu filan olduğunda oluyor. Demek ki müşterisi çok bu kira işinin. E, herkesin başını sokacak bir çatıya ihtiyacı olduğunu düşünürsek, ya kiracısın ya ev sahibisin, normal aslında.
Katılımcılar gerçekten çok bilgililerdi. Hem akademik seviyenin en üstünden hem de sürekli olarak tatbikattalar bilirkişiydi, uzmandı olarak. Ancak dinleyiciler de çok iyiydi.
Bir profesör soru sordu. Hani Kiracının Haklı Tahliyesi[1]’nde görmüştük ya, bazı durumlarda sözleşme bitiminden bir ay önce dava açmak gerekir diye. Malumunuz artık bu tür davaları açmadan önce de HUAK m. 18/B gereği arabuluculuk şartı var. İşte o arada arabuluculuğa başvurduk ama dava süresi de geçti, n’olacak?
Salon buz kesti. Tamam, akademi tatbikattan çok uzak da, bu kadar da basit soru olamaz ki. Başkan çekinerek sanırım HUAK m. 16 gereği böyle durumlarda zamanaşımı işlemiyor dedi.
Hocamız biliyorum efendim dedi. Ancak bizim bir davamızda mahkeme bunu saymadı.
Neyse, Yargıtay değilmiş bu derece mahkemesiymiş. Kuvvetle muhtemel de dosyayı okumamıştır.
Sempozyumun en ilginç bölümlerinden biri de kutsal metin tahliye taahhütnamesiydi. Niye kutsal metin, hani Kiralayanın İmzalamadığı Tahliye Taahhütnamesi[2]’nde gördük ki, Yargıtay uygulamasının aksine bazen kiraya veren tarafın da imzası önemli olabilir. Ama neden yüksek mahkeme böyle davranıyor? Hani hep mağduru, işçiyi, kiracıyı korurduk biz?
Sunumda bazı kararlar geçiyordu, salon hemen resimlerini çekmeye başladı. Acayip ayar olurum böyle bir sunum esnasında resim çekenlere. Yahu o bilgileri zaten İnternet’te bulursun; önemli olan sen sunumda konuşulanları anlamaya çalış, orada aklına takılanları sor. Zaten tebliğci de çekiyorsunuz resimleri ama boşuna; artık içtihat bunun tam tersi dedi.
Sonunda gördük ki eskilerde hep kiracıyı koruyan yüksek mahkeme artık ev sahiplerini korumaya başlamış. Ama neden? Sanırım bunun da arkasında sosyolojik sebepler var. Hani hakimin kahvaltıda ne yediği bile kararını etkiler ya; eskiden kiracı olan Yargıtay üyeleri de artık ev sahibi oldular, bakış açılarını değiştirdiler. Başka türlü açıklanamaz bu içtihat değişimi.
Şimdi biliyorsunuz bizim müthiş TMK m. 194’ümüz var; aile konutu şerhi varsa kendi tapulu malını bile satamazsın. Bu yüzden de bir tahliye taahhütnamesi alındığında kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşe de imzalatman gerekir. Ama Yargıtay diyor ki eğer dava açmadan önce taraf olmayan eş bildirimde bulunursa geçerlidir; dava açıldıktan sonra böyle bir itiraz dinlenmez.
Biraz usul ekonomisi açısından da dinlenmemesi lazım. Sen davalık olana kadar bekle, ben de taahhüdünü yerine getirmedin diye TBK m. 352 normun koruma alanına güvenerek dava açayım, sonra birden karşıma TBK m. 349 aile konutu çıksın. N’olacak bir de üstüne HMK m. 326 mahkeme masrafları?
Konuşmacımız ısrar ediyor ama. Kanun koyucunun amacı ortadadır, AY m. 41 devlet ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri alır. N’olursa olsun artık orası aile konutudur, diğer eşin imzası yoksa geçersizdir bu tahliye taahhütnamesi.
Çıktım gene örtülü tebliği[3]mi sundum. Sayın hocam ben de sizinle aynı fikirdeyim de bir husus aklıma fevkalade meşgul ediyor; şimdi kişi evliyse mutlaka eşinin de onayı olmalı o tahliye taahhütnamesinde yoksa aile konutunun anlamı kalmayacak. Lakin ya kişi bekarsa, ben ondan o bekarken almışsam taahhütnameyi, sonradan da kişi evlenip artık mecur aile konutu olmuşsa n’olacak? Gene geçersiz olması lazım tahliye taahhütnamesinin. Ama bunu böyle kabul edersek kimse bekara ev vermez.
Size bir sır vereceğim dedi konuşmacı. Aslında ben bu hususa tebliğimde değinmiştim ama sonradan çıkardım.
Neden? Hipotezinize aykırı bir olgu mu çıkmıştı?
Tam değil aslında. Ne diyor bizim aile konutu hükmünün borçlar versiyonu? Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda…Yani kişi bekar olabilir ama orayı kiralamasının amacı ileride evlenmekse ve ileride de evlenirse geçersiz olacaktır bu tahliye taahhütnamesi.
Vay be, saikte çığır atladık. Evlenme niyetimiz varsa…Bu nasıl olacak? Hani Törensiz Nişanlanmanın Geçerliliği[4]’nde görmüştük ya, Yargıtay hiç bakmıyor TMK m. 118 nişanlanma evlenme vaadiyle olur hükmüne, tören yoksa nişan da yoktur, yani o konut da evlenme amacıyla kiralanmamıştır.
--------------
[1] https://www.hukukihaber.net/kiracinin-hakli-tahliyesi-ozgur-turkes
[2] https://www.hukukihaber.net/kiralayanin-imzalamadigi-tahliye-taahhutnamesi-ozgur-turkes-1
[3] https://www.hukukihaber.net/ogrencinin-korsan-kitap-hakki-ozgur-turkes
[4] https://www.hukukihaber.net/torensiz-nisanlanmanin-gecerliligi-ozgur-turkes