Bilirkişilerin Niteliği ve Görev Alanı

Hukuk sisteminde ispat yöntemlerinin önemli bir parçası olan bilirkişilik kurumu, temel ilkeleri, denetim ve uygulanacak yaptırımlar 6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu ve Bilirkişilik Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda, bilirkişi olabilmek için kanunun belirlediği şartları taşıyan gerçek kişiler, Bilirkişilik Bölge Kurulları tarafından her yıl yapılan ilanlara başvurarak sicile kayıt yaptırabilirler.

Bilirkişi listesinde yer alan kişilerin ad, soyadları, temel ve alt uzmanlık alanları, kod numaraları ile meslek bilgileri Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığının internet sitesinde kamuya açık şekilde yayınlanmaktadır.

Bilirkişilik Bölge Kurullarının ve listelerinde yer alan bilirkişilerin görev alanları; kural olarak Bölge Adliye Mahkemelerinin yargı çevresi ile sınırlıdır. Ancak bazı durumlarda kendi bölgesinde uzman bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişiye görevlendirme yapılabilir. Bu yetkinin hangi hallerde kullanılabileceği HMK’nın 268. Maddesi ve CMK’nın 64. Maddesinde düzenlenmiştir.  

Bilirkişinin Atama Usulü

Kural olarak, yargı mercileri bilirkişi atamalarını kendi yargı bölgesindeki listelerden yapmalıdır. Atanan bilirkişinin temel ve alt uzmanlık alanlarının incelenen olayla doğrudan bağlantılı olup olmadığı titizlikle değerlendirilmelidir.

Atanan bilirkişi, uyuşmazlık konusuyla ilgili yeterli uzmanlığa sahip değilse, durum derhal atamayı yapan yargı birimine bildirmelidir. Aynı şekilde bilirkişi de hatalı görevlendirme yapıldığını fark ederse dosyayı ilgili birime iade etmelidir.

 Ne yazık ki uygulamada, bilirkişilerin uzmanlık alanları dışındaki konulara ilişkin görüş bildirmesi sıkça karşılaşılan bir sorundur. Bu da taraflar açısından hem zaman hem de mali kayıplara yol açabilmekte ve hatalı hükümlerin kurulmasına neden olabilmektedir. Bu sebeple, bilirkişi atamalarında; bilirkişinin ilgili listede yer alıp almadığı, listede yer alıyorsa uzmanlık alanının dava konusu çekişmeyle örtüşüp örtüşmediği detaylı şekilde incelenmelidir. Bu inceleme sadece temel uzmanlık alanlarıyla sınırlı kalmamalı, aynı zamanda alt uzmanlık alanları da dikkate alınmalıdır. Konunun daha net anlaşılabilmesi adına, temel ve alt uzmanlık alanlarına ilişkin örnekler aşağıda verilmiştir.

Örnek 1: Trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında;

Kazaya tarafların kullanımı neden olduysa bilirkişinin; Temel uzmanlık alanı “Adli ve Kriminalsitik İncelemeler” (Kod: 58), alt uzmanlık alanı ise “Adli Trafik” (Kod: 58.10) olmalıdır.

Kazaya araçtaki teknik aksam neden olduysa; görevlendirilecek bilirkişinin temel uzmanlık alanı “Makine” (Kod:21), alt uzmanlık alanı ise “Trafik kazalarına sebebiyet veren teknik sorunlar” (Kod: 21.32) olmalıdır.

 “Adli ve Kriminalsitik İncelemeler” ile ilgili bir uyuşmazlıkta temel uzmanlığı “Makine” olan bilirkişinin seçilmesi 6754 sayılı yasanın 3. Maddesine aykırı olacaktır.

Örnek 2: Avukatın haksız azli nedeniyle açılan alacak davasında;

Bilirkişinin; Temel uzmanlık alanı "Nitelikli Hesaplamalar" (Kod: 62), alt uzmanlık alanı ise "Avukatlık Vekalet Ücreti Alacağından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar" (Kod: 62.13) olmalıdır.

Bilirkişinin “Tüketici Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar” (Kod:62.09) alt uzmanlığından seçilmesi yine kanunun 3. Maddesine aykırı olacaktır.

Emsal bir olayda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15 HD 2018/1385 E, 2020/1456 K sayılı kararında konusunda uzman olmayan bilirkişinin raporunun hükme dayanak yapılmasını yerinde görmemiştir.

Bilirkişi Şikâyeti

6754 sayılı kanunun 3. Maddesinde bilirkişinin görevini ifa ederken uyması gereken temel ilkeler, 13. Maddesinde ise temel ilkelere aykırılık halinde Bilirkişilik Bölge Kurullarının uygulayacağı yaptırımlar düzenlenmiştir. Buna göre şikâyet edilen bilirkişinin ilkelere aykırı davrandığının tespit edilmesi halinde kurul; bilirkişinin sicilden ve/veya listeden çıkarılmasına karar verebilir. Kurulun bu yetkisi tahdidir. Şikayetler, bilirkişinin bağlı bulunduğu Bilirkişilik Bölge Kurulu'na veya en yakın komisyon başkanlığının bulunduğu adliye aracılığıyla yapılabilir.       

Bazı bilirkişi şikayetlerinde; bilirkişinin yanında hazırladığı rapor da şikâyet konusu edilmektedir. Oysaki kanunun 14. Maddesi; Bilirkişilik Bölge Kurullarına, raporlardaki özel ve teknik bilgileri inceleme ve denetleme yetkisi vermemektedir. Bu bağlamda bilirkişi raporlarındaki eksiklikleri giderme, yeni bir rapor talep etme veya raporları iptal etme talepleri yönündeki şikayetler olumsuz sonuçlanacaktır. Rapora yönelik talep ve itirazlar, raporun sunulduğu yargı birimine yapılmalıdır.

Bilirkişinin eyleminin suç teşkil ettiği düşünülüyorsa suç duyurusunda bulunulması, yapılan işlemlerin ise ilgili yargı birimine bildirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Bilirkişi ücretleri taraflar için ciddi maliyet oluşturmaktadır. Bu nedenle rapor içeriklerinin yanı sıra bilirkişilerin uzmanlıklarının da her dosya özelinde, atama/dosya teslim işleminden itibaren titizlikle incelenmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Av. Neslihan ÇAKIR KAŞIKÇI