Yazımızda Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında gündemde olan serbest ticaret anlaşmasını (STA), sözkonusu STA’nın Türk ekonomisine potansiyel olumsuz etkilerini ve bunların nasıl ortadan kaldırılabileceğini ele alacağız.

1. STA nedir?

STA’lar, uluslararası hukukun süjeleri (Devletler, uluslararası örgütler) arasında akdedilen, taraflar arasında gümrük vergisi gibi ticari engelleri azaltarak ticareti kolaylaştıran ikili veya çok taraflı uluslararası anlaşmalardır.

2. AB-Hindistan STA’sının içeriği nedir?

Metin henüz yayımlanmadı. Ancak yapılan açıklamalardan, STA ile tarafların gümrük vergilerini karşılıklı olarak, çok çeşitli mallarda ve hizmetlerde geçerli olmak üzere derhal veya kademeli olarak kaldırmak veya indirmek taahhüdünde bulundukları anlaşılıyor. Örneğin Hindistan Avrupa menşeli otomobillerden alınan vergiyi yıllık 250 bin kotayla kademeli olarak %110’dan %10’a düşürürken; AB Hint tekstil, çay, mücevher, deri ürünleriyle baharatından alınan vergiyi sıfırlıyor.[1]

STA o kadar kapsamlı ki, vergilere ek olarak yeşil dönüşümün desteklenmesinden sürdürülebilirliğe, fikri mülkiyet haklarına kadar geniş bir alanı da düzenliyor.

3. STA yürürlükte mi?

Hayır. Taraflar 2022’de başlattıkları müzakereleri 27 Ocak 2026’da tamamlayarak STA metnini nihai hale getirdiler, ancak STA henüz yürürlüğe girmedi.[2] Yürürlüğe girmesi için imzalanması ve ardından tarafların yetkili organlarınca onaylanması gerekiyor. Taraflar STA’nın bir yıl içinde yürürlüğe gireceğini öngörüyor.[3] [4]

4. Bu STA Türkiye’yi olumsuz etkileyecek mi? Evet.

5. Neden ve nasıl olumsuz etkileyecek?

5A. Neden?

AB adaylığı 1999’da, tam üyelik müzakereleri 2005’te başlayan Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen temel tercihli ticaret “anlaşmalarından” en önemlisi Gümrük Birliği (GB).[5]

1 Ocak 1996 tarihinden bu yana yürürlükte olan, sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretini düzenleyen GB, gümrük vergilerinin ve miktar kısıtlamalarının kaldırılmasını ve üçüncü ülkelere ilişkin gümrük tarifesinin uyumlaştırılmasını içeren standart gümrük birliği ilişkilerinden daha yüksek bir işbirliği çerçevesi belirliyor ve getirdiği yükümlülükler de bu çerçeveye paralel şekilde ağır nitelik taşıyor.

GB’nin başlıca konularını gümrük vergisi ve miktar kısıtlamalarının kaldırılması, Ortak Gümrük Tarifesi uyumu, teknik mevzuat uyumu, Ortak Ticaret Politikası’na uyum, Türkiye’nin AB’nin tercihli gümrük rejimlerini üstlenmesi, Türkiye’nin AB Ortak Tarım Politikası’na uyumu ve tarım ürünleri ticaretinde uygulanacak tercihli rejim, Gümrük Kodu’na uyum ve karşılıklı idari işbirliği, yasaların yakınlaştırılması oluşturuyor.

5B. Nasıl?

Üyesi olmayan ülkelerle STA akdetmek AB’nin son yıllarda alışkanlık haline getirdiği bir uygulama. Bu bir çeşit, değişen Dünya düzenine uyum sağlama stratejisi. “Çin’den çekiniyorum ama artık ABD de dostum değil” anlayışının yansıması. Ayrıca Avrupa pazarı doyuma ulaşmış durumda ve büyüme hızı oldukça düşük. AB, kendi şirketlerinin büyümeyi sürdürebilmesi için dünyanın yükselen ekonomilerindeki (Hindistan, Endonezya, Latin Amerika) genç ve kalabalık tüketici kitlelerine ihtiyaç duyuyor.

Türkiye, AB, Hindistan ticari verilerine kısaca bakarsak:

· Hindistan Dünya’nın 4. büyük ekonomisi ve en kalabalık ülkesi. AB Hindistan’ın en büyük; Hindistan ise AB’nin 9. ticaret ortağı.

· Dünyanın 2. büyük ekonomisi ve en büyük ihracatçısı olan AB Türkiye’nin en büyük; Türkiye ise AB’nin 5. ticaret ortağı.

· Türkiye ile Hindistan arasındaki yaklaşık 8,5-9 milyar ABD Doları ticaret hacmi Türkiye aleyhine ciddi bir açık veriyor (Hint ihracatı 7 milyarı aşıyor).

Hem Hindistan’ın, hem de AB’nin imzaladığı en geniş kapsamlı STA olan[6] bu STA’nın yürürlüğe girmesi sonrası taraflar arasında halen 180 milyar Euro olan ticaret hacminin oldukça artacağı öngörülüyor.

Ama Türkiye, AB üyesi olmadığı için müzakerelere katılıp söz hakkını kullanamamasına, STA içeriğine yön verememesine ve dolayısıyla STA’ya taraf da olmamasına karşın, GB’den kaynaklanan yükümlülükleri (AB’nin tercihli gümrük rejimlerini üstlenmesi) nedeniyle Hint menşeli ürünlerin, STA’ya tabi olarak, düşük veya 0 gümrük vergisiyle sınırlarından içeri girmesine izin vermek durumunda kalacak. Bu tek taraflı bir “fedakârlık” çünkü Hindistan’ın aynı ayrıcalıkları Türk mallarına tanıma yükümlülüğü bulunmuyor.

Hindistan’da işçilik, enerji ve hammadde maliyetleri Türkiye’den düşük. Sonuçta bu STA ikilisi arasındaki ticaret hacmi artarken, Türkiye’nin özellikle Hindistan ile doğrudan rakip olduğumuz sektörlerde AB’ye ihracat hacmi daralıp, Hindistan’dan ithalatı daha da artacak. Türkiye'nin yazılım ve hizmet sektörü Hindistan’ın dev yazılım sektörü nedeniyle darbe alabilecek, Türkiye’ye yönelik doğrudan AB yatırımları Hindistan’a kayabilecek.

6. Olumsuz etkiler nasıl önlenebilir?

6.1 Hindistan’la Türkiye arasında STA akdedilmesi

Bu olumsuz etkilerin önlenmesinin iki yolundan biri, bizim de Hindistan ile benzer koşulları içeren bir STA akdetmemiz. Esasen Türkiye, GB çerçevesinde, AB'nin tercihli ve otonom rejimlerine uyum sağlamak üzere çeşitli STA’lar akdedegeldi. Halen 22’si yürürlükte olmak üzere 38 STA’mız bulunduğu bildiriliyor.[7]

Mevcut durumda Hindistan ile STA’mız veya bu yönde müzakerelerimiz yok. Böyle bir STA imzalanmasını iki ülke arasında bir süredir esen soğuk rüzgârlar ve Hindistan’ın STA ile elde edeceği hemen hiçbir kazanım bulunmaması nedeniyle mümkün görmüyoruz. Kaldı ki akdedilse bile AB-Hindistan STA’sıyla Türkiye-Hindistan STA’sının yürürlük zamanları çok büyük ihtimalle aynı olmayacağından uygulamada zorluklar yaşanacaktır. AB’nin yeni nesil STA tutkusu gözönüne alındığında, bu çare zaten GB’den kaynaklı hastalığın değil, sadece semptomun tedavisi olacak. AB’nin STA akdettiği her aktörle daha ne kadar süre boyunca biz de STA imzalamaya çalışacağız?

6.2. GB’nin güncellenmesi veya STA akdedilmesi

Türkiye’nin AB-Hindistan STA’sından etkilenmesini önlemenin ikinci; kalıcı çözüm sunabilecek tek yolu ise GB’nin güncellenmesi veya feshedilerek günümüz ticari gerçeklerini yansıtan, Türkiye’nin çıkarlarını en az AB çıkarları kadar gözetecek yeni nesil bir STA akdedilmesi.

GB değişikliği aslında 10 yıldan uzun süredir gündemde. AB Komisyonu 2016’da, Türkiye’yle yürütülen teknik müzakereler sonunda GB’nin hizmetler, tarım, e-ticaret, kamu alımları ve sürdürülebilir kalkınma gibi alanlara genişletilmesini öngören bir öneri sundu fakat süreç tıkandı çünkü Konsey’den müzakere direktiflerini kabul eden bir karar çıkmadı.[8]

GB’nin güncellenmesini veya Türkiye’nin çıkarlarına uygun yeni nesil bir STA’yla ikame edilmesini gerektiren başka nedenler de var:

· GB Türkiye’nin AB tam üyelik perspektif ve inancıyla akdedildi ve gerçekten de ikili ticaret hacmini önemli ölçüde artırdı.[9] Ancak geçici bir süre uygulanacağı öngörülmüş ve buna göre hazırlanmıştı. Üye olamadan geçen 30 yılda GB güncelliğini, Türk tarafının verdiği tavizlerse anlamını yitirdi,

· Sahadaki sorunların; özellikle karayolu kotalarının yarattığı engeller, Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamaları, sınır geçişlerinde yaşanan zorlukların mevzuatla çözüme kavuşturulması gerekiyor,

· Aradaki ticaretin kapsamına, sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerine ek diğer ürünler ve hizmet sektörü de dahil edilip tarım, balıkçılık vb alanlardaki mükerrer düzenlemeler yürürlükten kaldırılmalı,

· İkili ticareti etkileyecek yeşil dönüşüm konusunun Hindistan STA’sında yapıldığı gibi ele alınıp kazan-kazan temelinde düzenlenmesi lazım.

Sonuç olarak, yeni nesil STA’larla uluslararası ticaret ağlarını güçlendirmek isteyen AB’nin, konu bu STA’lara taraf olmamasına karşın mevcut GB gereği STA’ları uygulamak durumunda kalan Türkiye’nin rekabet gücünün azalmasını önleyici tedbirler almaya gelince sessiz kaldığı anlaşılıyor. Zira mevcut statüko, AB’ye Türkiye gibi büyük bir pazara erişim imkânı sunarken, Türkiye'nin üçüncü ülkeler karşısındaki rekabet kaybının maliyetini tamamen Türk üreticisine yüklüyor. Ancak uluslararası ilişkiler hegemonya değil, tarafların egemen eşitliği ilkesi çerçevesinde yürür.

Ortaklık başvurusunu (1959) dahil edersek 67 yıldır ısrarla ve üyelik şartları değiştirilerek “kapıda bekletilen”, yıllardır AB’nin düzensiz göçmen filtresi görevi gördürülen, vize serbestisi taahhütü 2013’ten bu yana bahanelerle yerine getirilmeyen Türkiye’nin artık GB sorununun üzerinde daha kararlılıkla durması ve egemen eşitlik ilkesini AB’ye hatırlatması gerekiyor.

------------

[1]https://www.commerce.gov.in/wp-content/uploads/2026/01/Factsheet-on-India-EU-trade-deal-27.1.2026.pdf, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/qanda_26_185 Erişim 29.01.2026.

[2] https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements_en Erişim 29.01.2026.

[3] https://www.reuters.com/business/autos-transportation/india-eu-slash-tariffs-autos-spirits-textile-landmark-deal-2026-01-27/ Erişim 29.01.2026.

[4] Taraflar arasında ticari alanda süren iki önemli müzakere ise yatırımların korunmasına ve coğrafi işaretlere ilişkin.

[5] Türkiye’nin Gümrük Birliği süreci, 1963’te imzalanan ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Türkiye arasında ortaklık yaratan Ankara Anlaşmasıyla (özellikle 2. ve 5. maddeler) başladı. Ankara Anlaşmasında GB sürecinin Hazırlık Dönemi, Geçiş Dönemi ve Son dönem olmak üzere üç aşamadan oluşacağı karara bağlandı. 1973’te yürürlüğe giren Katma Protokolle Geçiş Dönemi başladı. Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne tam üyeliği 1996 yılında, resmi başlığı "Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında Gümrük Birliği'nin son dönemini tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı" olan Kararla gerçekleşti. Uygulamada, 6 Mart 1995 tarihinde Türkiye-AB arasında Brüksel'de imzalanan, 66 madde ve 10 Ek'ten oluşan kararlar bütününe GB Anlaşması denilmektedir ((Bkz, diğerleri yanında, “Gümrük Birliği Anlaşması’nın (1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın) Hukuksal Niteliği, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, 2004, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/847858)) . Nitekim AB de resmi web sitesinde GB’den ticari Anlaşma olarak bahsetmektedir. Bizce de, iki uluslararası hukuk süjesine yönelik hak ve yükümlülükler doğuran bir metin, adı ister Anlaşma, Sözleşme vb, ister Karar olsun, uluslararası anlaşma niteliğindedir. Uluslararası Anlaşmaların usulüne uygun olarak yürürlüğe konması gerektiğini, aksi halde geçerliliklerinin hukuken her zaman sorgulanabileceğini de belirtelim.

[6] https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements/factsheet-eu-india-free-trade-agreement-main-benefits_en Erişim 29.01.2026.

[7] https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/gumruk-birligi Erişim 29.01.2026

[8]https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/turkiye_en, https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/gumruk-birliginin-guncelleme-sureci Erişim 29.01.2026.

[9] Ticaret hacmi 2024’de rekor seviyeye (210 milyar Euro) çıktı.