“Yasaklanmış hak” kavramı; kişinin işlediği suç sebebiyle, bir kısım haklarından mahkeme kararı veya özel kanunlarla getirilen hükümler gereği, süreli veya süresiz olarak mahrum bırakılmasını ifade etmektedir.

Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, belirli mahkumiyetlere bağlı süresiz hak yoksunlukları öngörülmüştü. 765 sayılı TCK m.31’e göre; beş yıldan fazla ağır hapis cezasına mahkum olanlar, süresiz olarak kamu hizmetinden yasaklanmakta idi. Cezası üç yıldan beş yıla kadar ağır hapis olanlar hakkında ise, ceza müddeti kadar yasaklılık hali öngörülmekte idi. 765 sayılı TCK m.121’de; kamu hizmetinden süresiz olarak yasaklanan kişilerin, memnu hakların iadesi müessesesi ile kamu hizmetinden yasaklılığına son verilmesi mümkün kılınmış idi.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sisteminde ise bu uygulamaya yer verilmemiş olup, TCK m.53’de ceza mahkumiyetine bağlı hak yoksunlukları belli sürelerle sınırlı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sisteminde; cezalandırılmakla güdülen asıl amacın, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayarak topluma yeniden kazandırılması olduğu gözönüne alınmış olup, süresiz hak yoksunluklarına yer verilmemiştir. Bu sebeple, yasaklanmış hakların iadesi müessesesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmemiştir.

Bununla birlikte; Anayasa m.76 ile özel kanunlarda yer verilen bazı mahkumiyetlere bağlı olarak süresiz hak yoksunlukları varlığını koruduğundan, yasaklanmış hakların geri verilmesi konusunda düzenleme yapılması zorunluluğu doğmuştur. Bu amaçla; 19.12.2006 tarihinde 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesi ile yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesi farklı şartlara tabi olarak, yeniden uygulanmaya başlamıştır.

5352 sayılı Kanunun 13/A maddesinde düzenlenen yasaklanmış hakların geri verilmesi; Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesini sağlamaktadır. 5237 sayılı TCK m.53’de öngörülen hak yoksunlukları; istisnaları yine aynı hükümde sayılmakla birlikte, m.53/3 uyarınca kural olarak cezanın tümü ile infaz edilmesi ile ortadan kalkar. Bir başka ifadeyle; TCK m.53, kasten işlenen bir suçtan dolayı mahkumiyete, süresiz hak yoksunluğu sonucu bağlamamıştır. Ancak TCK m.53’den farklı olarak; Anayasa m.76, Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.5/1-a, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu m.74/1-d, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun m.10/d, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun m.7/5 gibi, belirli bir suçtan veya belirli bir süre ile hapis cezasına mahkumiyet halinde süresiz hak yoksunluğu öngörülen hükümler yer almaktadır.

Örneğin bu kanunlarda; “affa uğramış olsalar bile” veya “Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde öngörülen süreler geçmiş olsa bile” ve “… suçlarından hükümlü olmamak” ibarelerine yer verilmekle, süresiz hak yoksunluğu doğacaktır.

Bu hükümler sebebiyle; kişinin cezasının infazı tamamlansa ve TCK m.53 kapsamında hak yoksunluğu bulunmasa bile, bu özel kanunlarda yer alan hak yoksunlukları varlığını korumaktadır. Süresiz hak yoksunluklarının ortadan kaldırılabilmesi amacıyla; 5352 sayılı Kanuna 13/A maddesi eklenerek, kişilerin mahkumiyete bağlı hak yoksunluklarının giderilmesine imkan sağlanmıştır.

Yeri gelmişken; bu tartışmanın, “Özel kanunlarla ilişki” başlıklı TCK m.5 ile de ilgisi bulunmamaktadır. TCK m.5’e göre; “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır”. Bu hüküm; suçların ve cezaların başka özel kanunlarda düzenlendiği durumda, örneğin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen suçlar gibi, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerinin özel kanunlarda öngörülen suçlar yönünden de uygulanması ile ilgilidir. Dolayısıyla, “hak yoksunluğu” tartışması bu madde kapsamında değerlendirilemez.

5352 sayılı Kanun m.13/A’da; 5237 sayılı TCK m.53/5 ve 6 saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmesi, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması halinde yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilebileceği, mahkum olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmesi halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerektiği, ancak bu sürenin, kişinin mahkum olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamayacağı düzenlenmiştir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin amacı; işlediği suç nedeniyle aldığı mahkumiyet kayıtlarda tutulan kişiyi topluma kazandırmak olup, süresiz hak yoksunluğuna son vermektir.

Özetle; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A’nın 1. fıkrasında geçen “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için…” ibaresi yönünden, burada bahsedilen husus “mahkumiyetin TCK dışında bir kanundan doğması” hali değil, “mahkumiyete bağlı hak yoksunluğunun TCK dışında kanundan doğmasıdır”. Bu ikisi tümü ile farklıdır.

Açık kaynakta paylaşılan ve üzerinde tartışılan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 25.12.2025 tarihli, 2025/3350 E. ve 2025/29841 K. sayılı kararı ise; TCK m.53’ün bihakkın infazla sınırlı olduğu, özel kanunlardan doğan hak yoksunluklarının hariç olduğu kuralına işaret etmektedir. Bu yönüyle, yasaklanmış hakların geri verilmesine gerek olmadığı şeklinde bir yorum yapılması mümkün değildir. Kararda da böyle bir görüş belirtilmemiştir. Daire kararının yanlış anlaşıldığı ve değerlendirilmesinde yanlış sonuca varıldığı görülmektedir.

Ancak Daire kararının içeriğinde geçen “İşlenen suçun 5237 sayılı TCK’nın dışında genel veya özel ceza içeren kanunlara dayalı olarak verilmesi…” şeklinde bir ibare yer almaktadır ki, geçmişte olduğu gibi, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A’nın birinci fıkrasında geçen “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların” ibaresinin farklı yorumlanabildiği görülmekle, madde metninin yoruma gerek bırakmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekebilir.

Son söz;

Yürürlükte olan yasal düzenlemeler; hangi suçtan mahkumiyet kararı verildiği fark etmeksizin, Adli Sicil Kanunu m.13/A’da belirtilen şartları taşıyan ve mahkemece bu yönde karar verilen herkesin hak yoksunluklarının giderilmesine imkan sağlamaktadır. Kanaatimizce; tehlikelilik ve suçla meydana gelen neticenin ağırlığı itibariyle bazı suçlar yönünden, hak yoksunluğunun süresiz uygulanmasının gündeme getirilmesi de isabetli olabilecektir.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Beyza Başer Berkün

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)