Bu yazımızda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.116’da düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun unsuru olan “eklenti” kavramından ne anlaşılması gerektiği değerlendirilecektir. Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda korunan hukuki yarar kişinin hürriyetidir. Çünkü herkesin konutu ve işyeri dokunulmazdır.

TCK m.116’ya göre; “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”. Kanun metnine ve gerekçesine baktığımızda, “eklenti” kavramı tanımlanmamıştır. Bu sebeple; konut dokunulmazlığının ihlali suçunun konusu olan eklentinin ne anlama geldiği, doktrin ve Yargıtay kararları doğrultusunda belirlenmektedir.

Konut; yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirildiği, devamlı bir şekilde kullanılmaya müsait halde bulunan, şekli itibariyle dış alemden ayrıldığı izlenimini oluşturan yer olarak tanımlanabilir.

Eklenti ise; konutun ayrılmaz parçası niteliği taşıyan bahçesi, taşınabilir olmakla beraber konutun yanına koyulan kapalı yan mekanlar, bahçe duvarı içinde bulunan çadır, ahır, karavan, kısa bir tanımlamayla bireyin hürriyeti ve güvenliği alanına giren ve konutun yanında bulunan yer ve eşya olarak ifade edilebilir[1].

Doktrinde eklenti; konuta bağlı olmayan ancak bitişik veya yakın olması şart olan, dış dünyadan belirli işaretlerle ayrılan ve rızaya aykırı olarak girildiğinde konuttakilerin huzur ve sükununun bozulduğu yerler olarak tanımlanmıştır[2].

Bir kısım müellifler de eklentiyi, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak konuta bağlı olup, fiilen konutun kullanılmasına özgülenen veya onu tamamlayan yerler olarak tanımlamışlardır[3].

Bir yerin eklenti sayılması için konut veya işyerine bitişik veya çok yakın olması, aralarında bağlantı bulunması şart değildir. Konuta veya işyerine bitişik ve çok yakın yerlerin eklenti olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Örneğin ahır, sahanlık, kapı, konutun çatısı, evin avlusu, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, merdiven, kömürlük, balkon eklenti niteliğindedir. Buraların kapısının açık olması, hatta kapısının olmaması eklenti niteliğini kaldırmaz. Çünkü, bu tür yerlere izinsiz girilmesi, orada bulunanların huzur ve sükununu bozmaktadır. Aynı yaklaşımla, konuttan uzak olmasına rağmen, izinsiz girildiğinde, orada bulunanların huzur ve güvenliğini bozacak nitelikte ise, bu yerler de eklenti kabul edilmektedir.

Bir yerin eklenti sayılması için; etrafının çit, tel veya duvarla kapatılmış olması şart değildir. Diğer kişilerin, o yerin bir kişiye ait olduğuna ve izinsiz girildiğinde rahatsızlık oluşturacağına dair izlenim oluşturması yeterlidir.

Bir yerin eklenti niteliğinde olup olmadığının tespitinde, failin o yere giriş amacı belirleyici değildir. Örneğin; failin, bir şeyler satmak için apartmana girdiği durumda, eğer failin apartmana girmesine açık veya örtülü bir rıza varsa suçun oluşmayacağı veya hata hükümlerinin gündeme geleceği söylenebilir. Ancak, apartmana dilenci veya satıcının giremeyeceğine dair bir levha veya tabela varsa, failin amacı kişilerin huzur ve sükununu bozmak olmasa da, konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşur.

Yargıtay uygulamasında somut olayın özelliklerine göre; avlu, bahçe (etrafı duvar, çit veya taşlarla çevrili ise), taraça, teras, balkon, ahır, samanlık, odunluk, kömürlük, depo (konutun alt katında veya bahçesinde bulunan), garaj, apartman giriş kapısından sonraki koridorlar, merdivenler, merdiven boşlukları, katlardaki daire kapılarının ön kısımları ve sahanlıklar, daire numarası gibi işaretleri olan, muhkem kapısı ve özel kilidi bulunan odunluk veya kömürlükler, konutun çatısı, evin yan bahçesi eklenti olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.09.2022 tarihli, 2019/13-498 E. ve 2022/556 K. sayılı kararında; “Eklenti kavramı ise öğretide ‘Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak konuta bağlı olup fiilen konutun kullanılmasına özgülenen veya onu tamamlayan, o yerin başkasına aidiyetini simgeleyen, engellerle dış dünyadan ayrı tutulmuş yer’, ‘Binaya doğrudan veya dolayısıyla bağlı olan ve binanın hizmetine tahsis edilen, onu tamamlayan mahaller’ şeklinde tanımlanmıştır. Bir yerin eklenti sayılabilmesi için etrafının mutlaka çevrili olması veya kapı ile kapalı ve kilitli olması şart değildir. Önemli olan o yerin başkasının hakimiyetinde bulunduğunu, konuta, binaya veya işyerine özgülendiğini ve başkalarının buraya girmesine rıza gösterilmeyeceğini belirtecek şekilde çit, tel örgü, duvar, ağaç dalları vb. gibi dış bir engelle ayrılmış olmasıdır. Bu engellerin sağlam ve aşılamaz nitelikte bulunması da zorunlu olmayıp, hak sahibinin rızası dışında buraya girilemeyeceğinin anlaşılacak düzeyde olması yeterlidir.” açıklamalarına yer vererek, eklentinin, dış dünyadan ayrılan bir yer olduğuna dair emarelerin bulunması halinde konut dokunulmazlığının ihlali suçunun konusunu oluşturduğu belirtilmektedir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 10.02.2022 tarihli, 2021/24691 E. ve 2022/1394 K. sayılı kararında; “Sanığın savunmasına göre olay günü evin dışındaki merdivende olduğunu savunduğu olayda; eklentinin, ana binaya doğrudan doğruya veya dolayısıyla bağlı olup bizzat kullanımı bakımından binanın hizmetine sunulmuş, tahsis edilmiş ve binanın kullanımını tamamlayan yerler olduğu, ‘başkalarının girmesine müsaade edilmeyeceğini gösterir şekilde işaretleme’ olmasının eklenti sayılması için yeterli olduğu, duvarla çevrili olması veya kapısının bulunması, kilit altında bulunması vs. şart olmayıp, başkasının girmesine rıza gösterilmeyeceği anlaşılacak şekilde dış dünyadan ayrılmış, işaretlenmiş olmasının yeterli olacağı, olay yeri fotoğrafları ve keşif raporuna göre sanığın eklenti niteliğinde olan merdivenlerde olduğu ve konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluştuğu gözetilmeden sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,” bozma sebebi olarak gösterilmiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 18.09.2023 tarihli, 2013/12074 E. ve 2013/20943 K. sayılı kararına göre; “Eklenti (müştemilat) kavram olarak konuta ya da iş yerine bağlı veya pek yakın yerler anlamını taşır. Daha açık bir deyimle ‘eklenti’ (müştemilat) konut ya da iş yeri ve benzeri yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yerlerdir.

Bir yerin, hak sahibinin başkalarının buraya girmesine rıza göstermeyeceğini belirtecek nitelikte birtakım işaretlerle dış alemden ayrılmış olması, bu yerin konut ya da iş yeri eklentisi sayılması için yeterlidir. Bu işaretlerin mutlaka aşılması mümkün olmayan duvar şeklinde olmasına gerek yoktur. Hatta bu engellerin, maddi olması da şart olmayıp, psişik bir engel veya işaret olması da yeterlidir. Daha doğrusu bu yere girmenin, hak sahibinin rızası dışında olamayacağının anlaşılır durumda olması gerekir. Özellikle failin kastının belirlenmesi bakımından hak sahibinin özgüleme (tahsis) iradesini anlaşılır kılacak, bazı maddi işaretlerin bulunmasına gereksinim vardır.

Suça konu olan bir yer, doğrudan doğruya konut ya da iş yeri olmasa bile bu yere girilmesi veya girildikten sonra çıkılmaması konutun ya da iş yerinin huzur ve sükununu bozuyorsa, dolayısıyla kişi hürriyetini ortadan kaldırıyorsa, bu gibi yerleri eklenti olarak daha doğrusu konutun ya da iş yerinin eklentisi (müştemilatı) olarak kabul etmek uygun olur. Her olayın ve konutun ya da iş yerinin özelliğine göre duruşma yargıcı konut ya da iş yeri eklentisi olduğu ileri sürülen yerde keşif yaparak, bu yerin konut ya da iş yeri eklentisi olup olmadığı konusunda yerinde araştırmada bulunarak, yöresel gelenek ve inançları da gözeterek, Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçiminde bir sonuca varmak zorundadır.

Temyiz incelemesine konu somut olayda, katılana ait suça konu hayvanların, olay tarihinde muhafaza edildikleri konutun önündeki avlu duvarı ve kapısı bulunmayan bahçenin bulunduğu yer itibariyle ‘konutun eklentisi’ niteliğinde olup olmadığı, katılanın bu bahçenin kendisine ait olup izinsiz girilmesinden rahatsızlık duyacağını dış dünyaya yansıtıp yansıtmadığı, yerinde keşif yapılarak belirlendikten sonra hüküm kurulması,” şeklindeki açıklamaları ile, bir yerin eklenti olarak kabul edilmesi için, iradi durumun dış dünyaya yansıtılıp yansıtılmadığı ile tespit edilmesi gerektiği, bu konuda hakim veya mahkeme tarafından keşif yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 04.12.2014 tarihli, 2014/26655 E. ve 2014/35069 K. sayılı kararında; “mahkemece düzenlenen keşif tutanağında, suça konu evin duvarlarla çevrili avlusu olduğu, sadece bu avlunun giriş kapısının bulunmadığı belirtilmektedir. Söz konusu yerin duvarla çevrili olup, yerin girildiğinde huzur ve sükunu bozacak nitelikte eklenti olduğunun kabulü gerekmektedir. Sonuç olarak eklenti; izinsiz olarak içeri girildiğinde, içinde bulunanları rahatsız edecek tüm yerler eklentidir.” açıklamalarına yer verilerek, bir yerin eklenti sayılması için kapı bulunmasının zorunlu olmadığı, duvarla çevrili avluya izinsiz girildiğinde, o yerin sahibi rahatsız olacağından, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluştuğu sonucuna varmıştır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 06.11.2025 tarihli, 2023/18614 E. ve 2025/19941 K. sayılı kararında; “suça konu aracın bulunduğu yerin üç tarafı duvarlarla çevrili, yola bakan kısmında ise büyük taşlar dizili yerin bittiği noktanın araç giriş çıkışı için bilinçli olarak bırakılmış açıklık olduğu, bu haliyle ikametin yan bahçesi olan yerin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h madde gerekçesinde ifade edildiği gibi etrafı çevrili eklenti sayılmasında tereddüt bulunmadığı anlaşılmakla,” açıklamalarına yer verilmiştir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 30.06.2025 tarihli, 2023/16038 E. ve 2025/6961 K. sayılı kararında; “Olay tarihinde, sanığın temyiz dışı sanıklarla birlikte gece vakti sayılan saat 20.00 sıralarında müştekilerin ikametinin bahçesine girip ikamet kapısını açmalarını istedikleri, müştekilerin kapıyı açmaması üzerine sanıkların ‘açın kapıyı yoksa sizi öldürürüz’ diyerek kapıyı ve pencereyi zorlamak suretiyle müştekilere ait konutun eklentisi niteliğinde olan bahçeye girmek suretiyle konut dokunulmazlığını ihlal ettikleri,” sonucuna varılmıştır. Bu kararda, konutun bahçesi eklenti niteliğinde kabul edilmiştir.

Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 13.03.2018 tarihli, 2016/6247 E. ve 2018/3058 K. sayılı kararında; üç tarafı 1,5 metre yüksekliğindeki çitle çevrili, kapısı olmayan, giriş çıkışların açık olduğu, bina sakinleri tarafından bahçe ve araç park alanı olarak kullanılan yerin binanın eklentisi niteliği olmadığı, bu nedenle konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluşmayacağı gözetilmeksizin suça sürüklenen çocukların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,” bozma sebebi yapılmıştır. Karara konu yerin eklenti olarak kabul edilmemesinin sebebi; giriş çıkışların açık olmasından, yani dışarıdan gelen kişilerin burayı kullanmamasına, kullandıkları takdirde bina sakinlerinin rahatsız olacağına dair tabela veya işaretin bulunmamasıdır.

Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 01.07.2020 tarihli, 2020/10927 E. ve 2020/6949 K. sayılı kararında; “Hukuka aykırı niyetle konutun eklentisi niteliğinde olan apartman boşluğu veya merdivenlerine girilmesi ile konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluştuğu gözetilmeden yazılı gerekçe ile suça sürüklenen çocukların beraatlerine dair hüküm kurulması,” bozma sebebi olarak gösterilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.12.2018 tarihli, 2015/4-96 E. ve 2018/623 K. sayılı kararında; “katılanın kiracı olarak kalmakta olduğu evin içerisinde bulunduğu avlunun, maddi bir kapısı olmasa da etrafının taştan bir duvarla çevrili olduğu, özel bir hakimiyet alanı altında bulunduğu ve bu haliyle başkalarının buraya girmesine rıza gösterilmeyeceğini belirtecek şekilde bir engelle dış dünyadan ayrılmış olması nedeniyle konutun eklentisi niteliğinde bulunduğu,” açıklamalarına yer verilmiştir. Dolayısıyla; etrafı taş duvarla çevrili avlunun kapısı bulunmasa da, dış dünyadan ayrıldığı gerekçesiyle eklenti kabul edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 30.09.2024 tarihli, 2024/1034 E. ve 2024/13121 K. sayılı kararında; “sanığın binaya girdiği kalorifer dairesinin binanın ortak alanı ve binadaki tüm dairelerin eklentisi olduğu,” açıklamasına yer verilmiştir.

Sonuç olarak; yukarıda yer verdiğimiz açıklamalar ve Yargıtay kararları gözetildiğinde, bir yerin eklenti olarak kabul edilmesi için, o yerin dış dünyadan ayrılmış, hak sahibinin başkalarının o yere girmesine rızasının olmadığını açık veya örtülü şekilde ortaya koyulmuş olmalıdır. Failin girdiği yere girilmekle konutta bulunanların huzuru ve sükunu veya güvenliği açısından rahatsızlık oluşturduğu durumda, bu yerin eklenti olduğu kabul edilmelidir. Bir yerin eklenti niteliğinde olup olmadığı, hukuki bir sorun olduğundan, hakim veya mahkeme, bir yerin eklenti olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu almak suretiyle sonuca varamaz. Mahkeme, keşif yaparak uyuşmazlığa konu yerin özel kullanıma tahsis edilip edilmediğini, dış dünyadan ayrılıp ayrılmadığını tespit ederek sonuca varmalıdır.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır. Suçtan doğrudan zarar görenler tarafından yapılacak şikayet ile kişi hakkında TCK m.116 uyarınca soruşturma ve kovuşturma yürütülebilir. Diğer kişilerin, TCK m.116 uyarınca yetkili makamlara yaptıkları bildirim ihbar niteliğindedir ve şikayet hakkı sahibi usulüne uygun şikayette bulunmadığı takdirde konut dokunulmazlığını ihlal suçundan soruşturma açılamaz. Şikayet hakkı, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda; binanın sakinleri dışında, komşular veya konutta geçici olarak bulunan bahçıvanın veya güvenliğin şikayet hakkı bulunmamaktadır. Bu kişilerin suç bildirimi, ihbar olarak nitelendirilmeli; şikayet hakkı bulunan kişiler çağrılarak, şikayetlerinin olup olmadığı sorularak, şikayetçi oldukları ve şikayet süresi dolmadığı takdirde soruşturmaya devam edilmelidir.

Belirtmeliyiz ki; bir evin veya apartmanın eklentisi niteliğinde bahçeye, bahçenin kapısı açık veya kapalı olması fark etmeksizin, bu bahçe duvarlarla çevrili ve o binaya özgülendiğinden izinsiz girilmemeli, ancak binada kaç daire ve oturanı varsa, onlardan birisinin rızası, bahçeye giren bakımından konutun eklentisine izinsiz girilmesi suçunun oluşmasını engeller. Binada oturanlardan birisinin rızası; o an için olabileceği gibi, önceden veya bahçeye girişten sonra verilmiş de olabilir. Örneğin; bahçede bulunan bir yere girişe veya orada bulunan bir kaba kediler için mama koyulmasına açık veya örtülü rıza gösterilmişse, dışarıdan gelen kişinin orada bulunan bu yere gitmesi veya mama kabına mama koyması, konutun eklentisine izinsiz giriş sayılmaz. Failde; elbette konut dokunulmazlığını ihlale ilişkin hukuka aykırılık bilincinin olması, yani konutun eklentisine izinsiz girdiğini ve o konutta bulunan kimsenin rızasının olmadığını bilmesi gerekir. Aksi halde, TCK m.30/1’de yer alan kastı kaldıran hata veya m.30/4’de düzenlenen haksızlık hatası gündeme gelebilecek ve bu hata failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldıracaktır. Konutta kiracının bulunması halinde, elbette mal sahibinin konuta ve konutun eklentilerine giriş konusunda izin verme hakkı bulunmamaktadır. Konuta ve eklentilerine giriş izni, ancak konutun zilyedi tarafından verilebilir.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Alperen Gözükan

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

-----------

[1] Ersan Şen, Türk Ceza Kanunu Yorumu, Vedat Kitapçılık Yayınları, İstanbul, s.467.

[2] Artuk-Gökcen-Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 7. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, s.323.

[3] Tezcan-Erdem-Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 15. Baskı, Seçkin Kitapevi, Ankara, s.528.