Yangın sigortası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen zarar sigortaları(mal sigortaları) kapsamında yer alan bir sigorta türüdür. Yangın Sigortası Genel Şartları'nda bu sigorta ile yangının, yıldırımın, infilakın veya yangın ve infilak sonucu meydana gelen duman, buhar ve hararetin sigortalı mallarda doğrudan neden olacağı maddi zararların, sigorta bedeline kadar temin edileceği belirtilmiştir. Yangın sigortası, isteğe bağlı bir sigorta türü olup yangından kaynaklı taşınır ve taşınmaz mallardaki zararların karşılanması açısından önemli bir güvencedir.
Yangının meydana geliş şekli teminat dışı hâl değerlendirmesinde, sigortalıya yapılacak tazminat ödemesinde ve sigortacının ödeme yaptıktan sonra sigortalının halefi olarak zarar sorumlularına rücu talebinde belirleyicidir. Uygulamada en sık karşılaşılan problem, yangın hasarının meydana geliş tarihinin üzerinden zaman geçmesi ve delil yetersizliği nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılamaması, keşif dahi yapılmadan hüküm kurulmasıdır. İtfaiye raporunu düzenleyen kimselerin yangın hususunda teknik uzmanlığının bulunmadığı, teknik uzmanlığı bulunmayan itfaiye personelinin düzenlediği raporun hükme esas alınamayacağı gerekçeleri ile mahkemeler, yangının çıkış nedeninin tam olarak tespit edilemeyeceği yönünde kararlar verebilmektedir.
Nitekim, Belediye İtfaiye Yönetmeliği 4/g madde hükmüne göre İtfaiye raporu: itfaiye olayları sonrasında yapılan tespitler doğrultusunda tanzim edilir. Yangın, su baskını, trafik kazası, mahsur kalma ve söndürme, tahliye, arama ve kurtarma ve benzeri nitelikteki müdahale faaliyetleri sonrasında müdahale edilen olayın, tarih, saat, adres vb. bilgileri ile beraber, olayın nasıl meydana geldiğini ve sonuçlarını açıklayan resmi evraktır. Raporun içeriği, olayın zamanı, yeri, müdahale biçimi, gözlemlenen durumlar vb. açısından objektif bir teknik tespittir. Yangın alanında uzman İtfaiye Teşkilatı tarafından olay yeri incelemesi yapıldıktan sonra tutulmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/19443 Esas 2015/15620 Karar sayılı 13.10.2015 tarihli kararına göre itfaiye raporu gibi resmi belgeler, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgelerden sayılmaktadır:
"Ayrıca, İtfaiye görevlileri tarafından tanzim edilen 19.11.2012 tarihli raporda, yangının çıkış nedeni olarak elektrik kontağından meydana geldiği belirtilmiştir. Bu tür resmi belgelerin aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgelerden sayıldığı nazara alındığında, bundan başka Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2013 tarihli Takipsizlik kararında da “Yangının elektrik kontağından meydana geldiği kanaatine varıldığı”na ilişkin gerekçenin yer alması nedeniyle bilirkişi raporu bu haliyle Yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi hüküm kurmaya da yeterli değildir. Bu durumda, mahkemece; konusunda uzman üç kişilik Elektrik Yüksek Mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınarak, davalı kurumun kusursuz sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde ve aşırı akım çekilmesinden dolayı tesisatı çeken ve izin veren davalı kurumun sorumlu olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir."
Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2009/10454 Esas 2011/2682 Karar sayılı 14.03.2011 tarihli kararı ile itfaiye raporunun resmi nitelikte bir belge olduğu, yangının raporda belirtildiğinin aksine farklı bir sebepten kaynaklandığının ispat edilemediğine işaret ederek yangın çıkış sebebinde itfaiye raporunu esas almıştır:
"Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı taraf yangının kasten çıkarıldığını iddia etmiş ise de yangından hemen sonra tutulan resmi nitelikteki itfaiye raporu ve davacı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen takipsizlik kararına göre davalı tarafça tek yanlı olarak hazırlatılan ve yangının kasten çıkarıldığına dair rapora itibar edilemeyeceği, resmi nitelikteki itfaiye raporunu çürütecek ve yangının kasten çıkarıldığına dair belge ve delil bulunmadığı, yangının elektrik kontağından çıktığının anlaşıldığı ve hasarın teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 213.754,00 YTL’nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir."
Yangın hasarından kaynaklı rücuen tazminat talepli dava dosyalarında zarara ilişkin İnşaat Yüksek Mühendisi, Makine Yüksek Mühendisi, Elektrik Yüksek Mühendisi ve Mobilya Bilirkişisi heyet olarak atanıp bilirkişi incelemesi yapılsa da yangın izi kalmaması nedeniyle bazı dosyalarda keşif incelemesine gerek görülmemektedir. Bütün yangın dosyaları için geçecek bu makul sürenin keşif incelemesine engel bir gerekçe olarak değerlendirilmesi gerçeğin açığa çıkartılması ve mahkemeye erişim hakkının engellenmesine sebebiyet verecektir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/8034 Esas 2012/155 Karar sayılı 16/01/2012 tarihli ilamına konu olayda yangından yaklaşık 2,5 yıl sonra keşif yapılmış ve Yargıtay, yangından hemen sonra itfaiye görevlileri tarafından tutulan tutanaktaki yangının meydana geliş biçiminin aydınlatılması gerektiğini belirterek davacı vekilinin temyiz itirazlarını kabul etmiştir:
"Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, elektrik kablolarında bayatlama, eskime olmadığı, yangının kısa devreden kaynaklandığının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, yangından hemen sonra itfaiye görevlileri tarafından tutulan tutanakta, elektrik tesisatının kısa devre yapması nedeniyle yangının çıktığı belirtilmiş, eksper raporunda da aynı görüş bildirilmiştir. Buna rağmen yangından yaklaşık 2,5 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra yapılan keşif sonrasında düzenlenen ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, itfaiye raporundaki görüşün tahmin olduğu belirtilerek, herhangi bir maddi bulgu olmadığından yangının neden çıktığı belirlenemediği gibi, bilirkişilerce ana şalter ve elektrik panosunun yangından sonra sorun çıkması nedeniyle daha alt kata alındığı belirtilmişse de önceki durumun yangının meydana gelmesinde etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadığı anlaşıldığından eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde, mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda konusunda uzman başka bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan davacı vekilinin sonuca etkili ve ciddi itirazlarını da karşılayan, itfaiye raporundaki bilgiler değerlendiren, ana şalter ile elektrik panosunun yangın tarihindeki yeri nedeniyle yangına etkili olup olmadığının da açıklığa kavuşturan yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir."
Eksik araştırma ve inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli olmayacaktır. Yangının çıkış nedeni ve sorumluluğun tespit edilebilmesi için tarafların itiraz ve savunmalarını karşılayacak biçimde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu düzenlenmelidir. Elektrik arızasından kaynaklı yangın şüphesi olan dosyalarda bilirkişi kurulunda Elektrik-Elektronik Mühendisi ve Makine Mühendisi bulunmalıdır. Elektrik Mühendisleri Odası'ndan inceleme raporu alınabilir. Keşif incelemesi dışında yangın hasarının sorumluluğunun tespitinde itfaiye raporunu düzenleyen zabıt mümzilerinin bilgisine başvurulabilir. Konut ya da işyerinde ikamet eden kişilerin önleyici tedbirleri alıp almadığı incelenebilir. Dava dosyalarının konusuna göre gerçeğin aydınlatılmasında başvurulabilecek deliller çeşitlenecektir. Tüm bu delillerin içinde itfaiye raporu birincil önemdeki esas delil niteliğinde resmi evrak olup yangın hasarlarında sorumluluğun tespitinde yol göstereceği yorumunu yapmak mümkündür.
1 - Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/19443 Esas 2015/15620 Karar sayılı 13.10.2015 tarihli kararı
2 - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2009/10454 Esas 2011/2682 Karar sayılı 14.03.2011 tarihli kararı
3 - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/8034 Esas 2012/155 Karar sayılı 16/01/2012 tarihli kararı