1. Şirketler İçin Asıl Risk: Borcun Doğması Değil, Tahsil Edilememesidir

Ticari hayatta şirketler açısından asıl problem, sözleşmenin kurulması değil; doğmuş bir alacağın tahsil edilememesidir. Uygulamada çok sayıda şirket, güçlü sözleşmelere sahip olmasına rağmen borçlunun ödeme yapmaması karşısında etkisiz kalmaktadır.

Bunun temel nedeni, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklıya tanınan hukuki imkânların eksik veya hatalı düzenlenmesidir.

Şirketler için sözleşme hazırlanırken şu soru mutlaka sorulmalıdır:

“Karşı taraf ödeme yapmazsa, ben bu sözleşmeyle ne kadar hızlı ve ne kadar güçlü hareket edebilirim?”

2. Borçlunun Temerrüdü Kavramı ve Şirketler Açısından Önemi

Borçlunun borcunu zamanında ifa etmemesi, hukuken temerrüt olarak adlandırılır. Temerrüt, alacaklıya birtakım seçimlik haklar tanır. Ancak bu hakların etkin kullanılabilmesi, büyük ölçüde sözleşmede önceden düzenlenmiş olmasına bağlıdır.

Şirketler açısından temerrüt hükümleri, tahsil süresini kısaltır, dava ve icra süreçlerini kolaylaştırır, borçlu üzerinde ciddi baskı oluşturur.

3. Muacceliyet Kayıtları: Alacağın Tamamını Bir Anda Talep Etme Gücü

Muacceliyet Kaydı Nedir?

Muacceliyet kaydı, borçlunun sözleşmedeki belirli bir yükümlülüğü ihlal etmesi halinde, henüz vadesi gelmemiş borçların da derhal muaccel hale gelmesini sağlar.

Muacceliyet Kaydının Önemi

Özellikle taksitli satışlarda, uzun vadeli hizmet sözleşmelerinde, kira ve finansman sözleşmelerinde muacceliyet kaydı önemli avantajlar sağlar. Muacceliyet kaydı konmaması halinde borçlu yalnızca ödemediği taksit kadar sorumlu olur ve her taksit için ayrı ayrı işlem yapmak gerekir.

Ancak konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri gibi bazı sözleşmelerde kanunun muacceliyet kaydını yasakladığını da unutmamalıdır. Kanunda muacceliyet kaydını yasaklayan hükümlerin bulunması halinde yazılacak muacceliyet kaydı geçersiz olacaktır.

Muacceliyet Kaydı Nasıl Düzenlenmelidir?

Muacceliyet kaydı,

· Açık ve net olmalıdır

· Hangi ihlallerde doğacağı belirtilmelidir

· İhtara bağlı olup olmadığı yazılmalıdır.

Belirsiz muacceliyet kayıtları mahkemelerce dar yorumlanır.

4. Temerrüt Faizi ve Ticari Faiz Kayıtları

Temerrüt Faizi Neden Hayati Öneme Sahiptir?

Borçlunun ödeme yapmamasının şirket açısından en önemli sonucu nakit akışının bozulmasıdır. Bu nedenle temerrüt faizi, borçluyu ödeme yapmaya zorlayan en etkili araçlardan biridir.

Ticari Sözleşmelerde Faiz Serbestisi

Ticari işler bakımından şirketler kanuni faizin üzerinde aylık veya yıllık faiz oranı belirleyebilir. Ancak faiz oranı sözleşmede açıkça yazılmadıkça, kanuni faiz uygulanır.

Uygulamada faiz oranının sözleşmede belirlenmemesi, faiz başlangıç tarihinin belirsiz bırakılması gibi nedenlerle alacaklı zarara uğrayabilmektedir.

5. Cezai Şartın Temerrütle Birlikte Kullanılması

Cezai şart, borçlunun borcunu ödememesi halinde devreye giren en etkili sözleşmesel yaptırımlardan biridir. Özellikle ödeme gecikmelerine bağlı cezai şart belirlenmesi ve her geciken gün için belirlenecek cezai şart bedelleri borçlunun temerrüdünü fiilen caydırır.

Ancak cezai şart ölçüsüz olmamalı, açık şekilde temerrüde bağlanmalı, tazminatla birlikte istenip istenemeyeceği düzenlenmelidir. Hakim aşırı bulduğu cezai şartı indirebilir.

6. İcra Takibini Kolaylaştırıcı Kayıtlar

Yetkili İcra Dairesi ve Mahkeme Kayıtları

Tacirler arasında yetkili yer mahkemesi ve icra dairesi için yetki sözleşmesi yapılabilir. Bu durumda sözleşmede yetkinin belirlenmesi önemlidir.

Delil Sözleşmesi

Taraflar, belirli belgelerin kesin delil sayılacağını sözleşmede kararlaştırabilir. Özellikle cari hesap ekstreleri, faturalar, elektronik kayıtlar, e-posta yazışmalarının delil sayılacağına dair kayıtlar ispat kolaylığı sağlar.

7. Takas ve Mahsup Yetkisi

Şirketler, borçlunun kendilerine karşı doğmuş alacaklarını, borçtan düşme hakkını sözleşmeye koyabilir. Bu kayıt, özellikle grup şirketleri ve sürekli iş ilişkilerinde önemlidir.

8. Rehin, Hapis ve Alıkoyma Hakları

Borçlunun ödeme yapmaması halinde şirketin malları, belgeleri, ürünleri alıkoyabilmesi, fiili tahsil gücü yaratır. Ancak bu hak açıkça sözleşmede düzenlenmelidir.

9. Teminatların Nakde Çevrilmesine İlişkin Kayıtlar

Banka teminat mektupları, depozitolar veya nakdi teminatlar için hangi hallerde paraya çevrileceği, bildirim gerekip gerekmediği, kısmi veya tam nakde çevirme yetkisi mutlaka sözleşmede yer almalıdır.

10. Sözleşmenin Feshi ve Dönme Hakkı

Borçlunun borcunu ödememesi, alacaklı şirkete sözleşmeyi feshetme, sözleşmeden dönme, İfa ve tazminat talep etme haklarını tanıyabilir. Ancak bu hakların otomatik doğması, sözleşmede açıkça yazılmasına bağlıdır.

11. Borcun Üçüncü Kişilerden Tahsiline İlişkin Kayıtlar

Şirketler, alacaklarını üçüncü kişilere devretme veya temlik etme hakkını sözleşmede güvence altına almalıdır. Bu, finansal esneklik sağlar.

12. Şirketlerin En Sık Yaptığı Hatalar

Sözleşmelerde yapılan bazı hatalar borcun ödenmemesi halinde alacaklının alacağa kavuşmasının gecikmesine neden olmaktadır. Bu hatalardan başlıcaları, temerrüt hükümlerinin genel bırakılması, faiz ve cezai şart düzenlenmelerinin yapılmaması, yetki kayıtlarının eksikliği, teminatların nasıl kullanılacağının yazılmamasıdır.

Şirketler için sözleşmenin gerçek değeri, borçlunun borcunu ödemediği anda ortaya çıkar. Bu nedenle borcun ödenmemesi ihtimali, sözleşme hazırlanırken en baştan öngörülmelidir.

Borçlunun temerrüdü halinde hızlı, etkili ve tartışmasız şekilde hareket edebilmek için sözleşmenin yukarıda sayılan kayıtlar bakımından hukuki denetimden geçerek hazırlanması, şirketi büyük kayıplardan korur.