Hâkimler ve savcılar olarak; aşağıdaki hususların ivedilikle gündeme alınmasını beklemekteyiz:
1- Sosyal Medya Linç Mahkemeleri ve Kurumsal Koruma: Son yıllarda dosya içeriğine vakıf olmayan kitlelerin manipülasyonuyla kurulan "sosyal medya mahkemeleri" ve yargı mensuplarını hedef alan dijital linç kültürü, yargı bağımsızlığını doğrudan tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Adalet Bakanlığının veya HSK’nın, meslektaşlarımızı bu dijital saldırılar karşısında sahipsiz bırakmayan, dezenformasyona karşı hukuki ve idari koruma sağlayan kurumsal bir kalkan oluşturması önceliğimizdir. Bu kapsamda; İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi model alınarak, Adalet Bakanlığı veya HSK bünyesinde yargıya yönelik dezenformasyonla doğrudan mücadele edecek spesifik bir birim/büro kurulmalıdır.
2- İş Yükü ve Nitelikli İnsan Kaynağı:
A) Avukatlıktan Geçiş ve Alımlar: Yargıdaki personel eksikliği ve tecrübe açığını kapatmak adına avukatlıktan hâkim ve savcılığa geçişlerde kontenjanlar artırılmalı, yaş sınırı yükseltilmelidir. Özellikle meslekte 15 yıl ve üzeri kıdeme sahip, liyakatiyle temayüz etmiş avukatların sınavsız olarak sisteme dâhil edilmesi için özel ve hızlandırılmış bir mekanizma kurulmalıdır.
B) Kıdem Adaleti: Avukatlıktan mesleğe geçenlerin avukatlık sürelerinin sadece üçte ikisinin kıdeme sayılması büyük bir adaletsizliktir. Bu sürelerin kamu avukatlarında olduğu gibi tamamının kıdemden sayılması gerekmektedir.
C) Yıpranma Payı ve Askerlik: Mesleğin ağır yükü dikkate alınarak yıpranma payı getirilmeli; yargı görevinin hassasiyeti gereği meslektaşlarımız askerlik hizmetinden muaf tutulmalıdır.
3- Ekonomik Bağımsızlık ve Sosyal Haklar:
A) Kira Yardımı ve Lojman: Lojman imkânından yararlanamayan meslektaşlarımıza güncel ekonomik koşullara uygun kira yardımı yapılmalıdır. Lojmanı yetersiz yerlerde yeni lojman alımı veya kamulaştırılması hızlandırılmalı; ATGV lojmanlarındaki kira artışları objektif kıstaslara bağlanmalıdır.
B) Özlük Hakları: 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 2008 sonrası göreve başlayanların emeklilik haklarındaki uçurum giderilmeli, yan ödemeler mesleğin vakarına yaraşır seviyeye çekilmelidir.
C) Yan Ödemeler ve Harcırahlar: Nöbet ücretleri, keşif harcırahları ve fazla mesai kalemleri, mesleğin vakarına yaraşır seviyeye çekilmelidir. Doğrudan maaş artışının yanı sıra "ortak havuz" gibi yeni ek ödeme kalemleri sisteme dâhil edilmelidir.
4- Hukuki Güvenlik ve Terfi Sistemi:
A) Terfi Adaleti ve Süreler: 5 yılda bir yapılan derece terfilerinin bekletilmeksizin yapılması sağlanmalı; derece terfileri üzerindeki disiplin baskısı kaldırılmalıdır. Devam eden disiplin soruşturmaları veya verilmiş disiplin cezaları, derece terfi sürecine engel teşkil etmemeli; terfi sistemi somut, şeffaf ve puan tabanlı bir yapıya kavuşturulmalıdır.
B) Mükerrer Cezalandırma Yasağı (Ne Bis In Idem): Bir fiile birden fazla ceza verilmesi uygulamasına derhal son verilmelidir. Disiplin cezası alan bir meslektaşın; düşük defterden terfi ettirilmemesi, birinci sınıfa ayrılmasının engellenmesi, yer değişikliği kapsamına alınması veya unvanlı görevlere atanamaması gibi uygulamalar "bir fiile birden fazla ceza verilemez" ilkesine aykırıdır. Disiplin cezası, kendi kanuni sınırları içinde kalmalı; meslektaşın diğer özlük haklarını ve kariyer gelişimini engelleyen bir "ikincil ceza" mekanizmasına dönüştürülmemelidir.
C) Yargı Yolu Denetimi: HSK tarafından alınan tüm kararlara (disiplin, terfi, atama, nakil vb.) karşı istisnasız olarak yargı yolu açılmalı; idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine tabi olması ilkesi tam olarak hayata geçirilmelidir.
D) Disiplin Affı: Mesleki barışı sağlamak adına kapsamlı bir disiplin affı ivedilikle hayata geçirilmelidir.
E) Yer ve Görev Teminatı: Atamalarda liyakati esas alan objektif bir puan sistemi tesis edilmelidir. Görev alanı değişikliklerinde (Vergi-İdare mahkemeleri arası geçişler, savcılıktan hâkimliğe geçiş, Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğinden Ticaret Mahkemesi üyeliğine atama vb.) meslektaşın uzmanlığı ve kazanılmış hakları korunmalı; bu tür tasarruflarda mutlaka ilgili hâkim veya savcının önceden yazılı görüşü alınmalıdır.
F) Görüş Alınması: Tezsiz yüksek lisans, kararların terfiye esas alınmaması ve benzeri gibi tasarruflarda, kararlar alınmadan önce mutlaka kürsü hâkim ve savcılarının görüşüne başvurulmalıdır.
5- İnfaz Yasası ve Caydırıcılık: "Yamalı bohçaya" dönen ve "gizli af" niteliği taşıyan infaz düzenlemeleri, bizlerin kürsüde verdiği emekleri boşa çıkarmaktadır. Çözüm; cezanın caydırıcılığını merkeze alan, kalıcı ve sistemli bir yasadır.
Sonuç olarak; Hâkimlik ve savcılık mesleği, artan iş yükü ve azalan motivasyon nedeniyle ciddi bir aşınma sürecindedir. Bu adımların atılması, Türk milletinin adalete erişim hızını ve kalitesini artırmak için de bir zorunluluktur. Hâkimler ve savcılar olarak, hukuk devletini güçlendirecek her adımın destekçisi, aksi her uygulamanın ise takipçisi olacağız.
Mustafa POLAT
Hâkimler ve Savcılar Derneği Başkanı





