İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 3 Eylül 2013 tarihli Tuncer Güneş – Türkiye kararında, kadının evlilikten sonra sadece evlilikten önceki soyadını kullanamamasının İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.8 delaletiyle “Ayırımcılık yasağı” başlıklı 14. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Davaya konu olayda başvurucu Gülizar Tuncer Güneş, evlendikten sonra sadece evlilikten önceki soyadını kullanmak istemiş, ancak bu talebi yerel mahkemelerce reddedilmiştir. Başvurucu, Türk Hukuku’na göre erkeklerin evlendikten sonra sadece kendi soyadlarını taşıyabilmesine rağmen, kadınların aynı haktan istifade edememesinin cinsiyet temelli ayrımcılık olduğunu ve Sözleşmenin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesi ile “Ayırımcılık yasağı” başlıklı 14. maddesini ihlal ettiğini iddia etmiştir.
Başvurucu ayrıca, yerel mahkemelerin 16 Kasım 2004 tarihli Ünal Tekeli – Türkiye kararını görmezden geldiğini ve Hükümetin bu karar uyarınca gerekli mevzuat değişikliklerini yapmamasının, Sözleşmenin “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13. maddesini ihlal ettiğini iddia etmiştir.
Hükümet, yerel mahkemelerin Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesi ile bağlı olduğunu, başvurucunun günlük yaşamında herhangi bir ayırımcılığa uğramadığını belirtip, 187. maddenin Sözleşme ile uyumlu hale getirilmesi için kanun çalışmalarının yapıldığını ifade ederek, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin huzurdaki uyuşmazlıkta ihlal kararı vermemesini talep etmiştir.
Mahkeme Ünal Tekeli – Türkiye davasında, huzurdaki uyuşmazlığa benzer bir durumu karara bağladığını hatırlatarak, bireylere cinsiyet temelli farklı muamelede bulunulmasının, 8. madde delaletiyle 14. maddeyi ihlal ettiğine karar vermiştir. Mahkeme, bu sebeple başvurucunun 8. maddenin ihlal edildiği, yani özel hayatın gizliliği ve korunması hakkına yönelik haksız muamele iddiasını ayrıca değerlendirmeye gerek duymamıştır.
Not: Mahkeme kararı son derece kısa ve nettir. Kararda, kadının evlendikten sonra sadece evlilikten önceki soyadını, yani kocasının soyadını almaksızın kendi soyadını kullanmasına yönelik her tür engelin ve özellikle erkeğin evlilikten önceki soyadını kullanmasına rağmen, benzer hakkın kadına tanınmamasını, ayırımcılık yasağının ve dolayısıyla eşitlik ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan Şen tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Trend Haberler
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE RİSKLİ YAPI TESPİTİ SONRASI İZLENECEK YASAL PROSEDÜRLER VE UYGULAMA ESASLARI
BİLİRKİŞİ, HÂKİMİN YETKİSİNDE OLAN KUSURLULUK ORANINI BELİRLEYEMEZ
GEREKÇELİ KARARDA SEHVEN İSTİNAF KANUN YOLUNUN AÇIK OLDUĞUNUN GÖSTERİLMESİ, KESİN OLAN KARAR HAKKINDA TARAFLARA İSTİNAF YOLUNA BAŞVURMA HAKKI SAĞLAMAZ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/3431 E., 2025/5386 K. sayılı kararı
HSK İdari Yargı Başmüfettişi Zafer Bilgi hayatını kaybetti
SİGORTALININ HAKLARINI KISITLAYAN POLİÇE HÜKÜMLERİNİN GEÇERLİ OLMASI İÇİN SİGORTALININ ISLAK İMZASI VEYA AÇIK ONAYI GEREKİR
Yargıda Madalyonun İki Yüzü: Af Demeden Affetmek ve Yargısız İnfaz
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği
Ceza Yargılamasında Usul Güvenceleri - İyi Uygulamalar(!)
7574 SAYILI KANUN İLE 2918 SAYILI KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER