Yok, konumuz beni ne doktorlar, avukatlar istedi de varmadım değil; uzman anlamında avukat, doktora yapmış avukat. E ama doktora yaptığımızda dr. Ünvanı başa gelmiyor mu, neden Dr. Av. Değil?

Her şeyden öte, tüm bunları Avukatlıkta Doğru Bilinen Yanlışlar[1]’da yazmadık mı? AvK m. 55 avukatlık unvanıyla beraber ancak akademik unvanların kullanılabileceğini söylüyor fakat Avukatlık Kanunu akademik unvan nedir, onu açıklamıyor. Cevabını Yükseköğretim Kanunu m. 3 açıklıyor; doktor öğretim üyesi, doçent doktor ve profesör doktor. Yani doktor bir akademik unvan olmadığı için avukatlık unvanıyla beraber kullanılamaz.

Gelin isterseniz hikayenin başına dönelim. Geçenlerde Baro’da 11. Yargı Paketi’ni tartıştık. İlk oturumda dendi ki, borçlu, satış isteyen alacaklı, ihale konusu mal üzerinde haciz sahibi olan diğer alacaklılar, teklif vermek suretiyle ihaleye katılanlar, resmi sicildeki ilgililer ve ayni hak sahibi dışındakiler CİK m. 256’ya göre ihalenin feshini talep eder ve ödemeleri gereken nispi karar ve ilam harcının yarısını ödememişler veya yüzde beş teminatı yatırmamışlar yahut görevsiz veya yetkisiz mahkemede dava açmışlarsa bir hafta içinde red verilir.

Güldüm ve söz aldım. Tüm bunları ben zaten Borçlu Olduğun Parayı Ödememek[2] ‘te anlatmıştım; üç aşağı beş yukarısı zaten hal-i hazırda İİK m. 134’te yazıyor. Ama tatbikatta n’oluyor biliyor musunuz? İzaleyi Şuyu İhalenin Feshi[3]’nde olduğu gibi çantacı olarak tabir ettiğimiz, olayla hiçbir ilgisi olmayan kişi icra mahkemesinden bunu talep etmesi gerekirken HMK m. 4 taşınmaz mal ortaklığının giderilmesine dair davalar sulh hukukta görülür diye orada dava açıyor ama HUAK m. 18/B taşınmazların ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru dava şartıdır hükmünü yerine getirmiyor. Ya teminat ve harç yatırılmadığı için dava reddedilmeli ya da HMK m. 115 dava şartı noksanlığı ama on gün içinde öyle ya da böyle karar vermek gerekirken on ay sonraya duruşma veriliyor. Sen istediğin kadar bunları kanuna yaz, teorisyen de ne güzel olmuş desin ama tatbikat çok farklı.

İkinci oturum daha ilginçti. 24 Aralık’ta hayatımıza giren CMK m. 128/A dehşeti anlatıldı. Artık bankalar kendilerince TCK m. 142 nitelikli hırsızlık, TCK m. 158 nitelikli dolandırıcılık veya TCK m. 245 banka kartlarının kötüye kullanılması suçlarının işlendiğine dair makul şüphe duyarlarsa işlemin yapıldığı hesaba bloke koyabilirmiş.

Yani nasıl bu şüphe düzeyi belirlenecek, bunun makullüğüne kim karar verecek, in-house banka avukatlarının yanında cezacı da mı istihdam edilecek o kısımlar belirsiz ama bundan sonrakiler çok eğlenceli. Hesabınız askıya alındıktan sonra siz gidiyorsunuz savcılığa başvuruyorsunuz. Hani eskiden bir suç işlendiği iddiasıyla başvuruyorduk savcılığa, itirazlarımızı hakime yapıyorduk ya; burada işler değişti. Artık savcı bizim masumiyetimize karar verirse blokeyi kaldırtacak.

En bombası şimdi geliyor. E ya ortada bir suç yoksa, nasıl makul şüphe duyabileceği fevkalade şüpheli olan özel hukuk kişisinin yaptığı bu işlemden dolayı ben hukuki anlamda zarar görürsem? Enflasyon ortamında erirse benim o param? Ya da zamanında yapamadığım ödemeden dolayı ciddi ticari kayıplarım olursa? Kim karşılayacak bu zararımı?

Kim karşılayacak bilemem ama bu işlemi yapan gerçek ve tüzel kişiler olamayacağı kesin, kanun bu konuda onlara hukuki güvence vermiş. Boşuna demiyorum ben eğlenceli ülke aslında vatandaşı olmasan diye. Bari oldu olacak nasıl her havalimanında bir nöbetçi savcılık var ya, zaten topu topu kaç bankamız var, onlara da birer nöbetçi savcı koyalım, rahat edelim.

Geldik son oturuma ve yazımızın asıl konusuna. Avukatlık Kanununun değişen disiplin hükümleri. Konuşmacılar da disiplin kurulu başkanı, eski başkanı, raportörü ve disiplinden sorumlu yönetim kurulu üyesi. Yani şu işin içinden çıkamadığım av. Dr. Mes’elesine tatbikatta en uygun yorumu getirebilecek ekip. Neden işin içinden çıkamıyorum, çünkü LLM gibi isimden sonra gelen unvanlar tamam da, kişi doktora yapmış, kullansın bunu. Ha, İdareye Başvurmadan İcra[4] ‘da detaylarını belirttik, TBB 25.02.2021 Kararı’nda hekim olan doktorun avukat unvanıyla beraber dr. Unvanını kullanması yanıltıcı bilgi içerir, AvK m. 12 kapsamında avukatlık mesleğiyle birleşebilen işlerden değildir ve AvK m. 55 reklam yasağının ihlali olur; bunun mefhumu muhalifinden hukuk alanında doktora yapmışsam kullanabilirim.

Değil. Kanuni sebeplerini yukarıda açıkladık. İçtihat olarak da aynen böyle eski bir TBB Kararı hatırlıyorum ben Avukatın Disiplin El Kitabı’ndan. Ama gel gelelim vicdanen rahat değilim; kullanılması gerekir bu unvanın. Sonra, yarın öbür gün, YöK m. 3 değişse, artık yüksek lisans unvanları da akademik unvandır dese, kullanabilecek miyiz isimden sonra gelen bu unvanları? Yaz boz tahtası mı bu Avukatlık Kanunu?

Yalnız şurada ufak bir parantez açayım hazır ilgili yazımızdan bahsetmişken, altta Muhsin Bey’in yorumu var. Biliyorum, yeni okumadım ama ilginç olan ben saygı sınırları içinde yapılan yorumlara başka yazımda denk geldikçe cevap veririm ve o cevabı da ilgili yoruma yanıtlarım. Ben hatırlıyorum cevap vermiştim Muhsin Bey’in yanlış anlaşılmak istememle ilgili yorumuna. Hatta ben de yazmıştım biliyorum Muhsin Beyciğim sizin amacınız açık aramak değil, doğrusu bilinsin istiyorsunuz diye. E yazdıysam niye yanıtlamamışım oraya? Haydi oraya yanıtlamadım o yazım nerede? E hepsi tamam yazdıysam sekiz aydır Muhsin Bey nerede? Acaba ben saikte cevapladım da gerçekte mi yazmayı unuttum, gücendirdik mi Muhsin Bey’i?

Oysa ki Akademisyenin Başöğretmenlik Hakkı[5]’nda yanlışımı çıkarınca ne kadar sevinmiştim. Sevinmiştim çünkü her şeyden önce başına bir şey gelmemiş, yaşıyormuş, daha da kötüsü takip etmekten vazgeçmemiş (!). Ya, evet, yazar milleti böyle bencil işte.

Zaten görünce keyfiyet başka bir şey demesini, hemen Hıncal ULUÇ’u hatırladım; o da çok takılırdı bu keyfiyet mes’elesine, keyfiyet merkepte olur derdi. Sanırım eyerle derisi arasına konulan bir parçaydı, rahat etsin diye.

Ama beni en çok sevindiren tarafı demek ki sekiz ay boyunca başka bir hatamızın çıkmamış olmasıydı. Öyle ya, Muhsin Bey bizim turnusol kağıdımız. Ama ya öyle değilse? Ya küstürdüğümüz için yazmadıysa? Aman Muhsin Beyciğim bir geriye dönüp eski yazılarımızı tarayın eğer öyle bir durum varsa, eksik bir şeyimiz kalmasın.

Neyse efendim dönelim biz 11. Yargı Paketi Sempozyumu son oturumumuza. Ben böyle anlatınca işte doktor akademik bir unvan değildir, hemen itirazlar geldi nasıl akademik unvan olmaz diye. Tüm unvanların temelidir bu, bugün doçentsiniz yarın profesör ama bir gün alınabilir bu unvanlarınız elinizden, baki olan doktoradır.

Doğru, ben de aynı fikirdeyim de, işte kanun öyle diyor. İnanmadılar bana. Açtılar, hakikaten öyleymiş.

Bunun üzerine disiplinden sorumlu yönetim kurulu üyesi burada doktor öğretim üyesi diyor, ben doktorayı da sayarım, kullanılabilir dedi. Güzel de dedi.

İşte efendim artık içtihat var, tüm bu sözler kayıtlı, Youtube üzerinden canlı da yayınlandı, yakında videosunu da baro sitesine koyarlar, rahat rahat kullanabilirsiniz efendim kanunen akademik olmayan ancak içtihatla akademik kabul edilmiş doktora unvanınızı avukatlık unvanınızla beraber.

------------

[1] https://www.hukukihaber.net/avukatlikta-dogru-bilinen-yanlislar-ozgur-turkes

[2] https://www.hukukihaber.net/borclu-oldugun-parayi-odememek-ozgur-turkes

[3] https://www.hukukihaber.net/izaleyi-suyu-ihalenin-feshi-ozgur-turkes

[4] https://www.hukukihaber.net/idareye-basvurmadan-icra-ozgur-turkes

[5] https://www.hukukihaber.net/akademisyenin-basogretmenlik-hakki-ozgur-turkes