Bu noktada vekilin, kendisine verilen yetkiyi vekalet verenin zararına olacak şekilde kullanması “vekaletin kötüye kullanılması” olarak değerlendirilir. Özellikle taşınmazların alımı satımı gibi işlemlerde bu durum sıkça görülmektedir. Vekil, vekaletnamenin verdiği yetkiye dayanarak taşınmazı satabilir veya devredebilir. Ancak bu işlemleri yaparken vekalet verenin çıkarlarını gözetmek zorundadır.. Vekilin bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde hukuki sorumluluğu doğar.

Vekaletin kötüye kullanılması genellikle bazı somut durumlarla ortaya çıkar. Örneğin vekilin taşınmazı piyasa değerinin çok altında bir bedelle satması, taşınmazı kendisine ya da yakınlarına devretmesi, vekalet verenin açık talimatlarına aykırı şekilde işlem yapması veya gerçekte bir satış iradesi bulunmamasına rağmen satış işlemi gerçekleştirmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bu tür işlemler, vekalet ilişkisinin temelini oluşturan güven ilkesine aykırı kabul edilir.

Bu gibi durumlarda taşınmazın gerçek hak sahibi tarafından vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil istemli dava açılabilir. Bu dava ile amaç, hukuka aykırı şekilde yapılan tapu devrinin iptal edilmesi ve taşınmazın yeniden gerçek hak sahibinin adına tescil edilmesidir. Davacı, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını ve yapılan işlemin kendi menfaatine aykırı olduğunu çeşitli delillerle ispatlamak durumundadır. Tapu kayıtları, vekaletname, satış bedeline ilişkin belgeler, tanık beyanları ve bilirkişi incelemeleri bu davalarda önemli delil niteliği taşır.

Uygulamada vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında yüksek mahkeme kararları önemli bir yol gösterici niteliği taşımaktadır. Bu konuda özellikle Yargıtay içtihatları, vekilin sadakat ve özen borcunun kapsamını ortaya koymaktadır.

Örneğin, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2015/7426 Esas, 2018/585 Karar sayılı kararında; davacı, kardeşini taşınmazların devri için vekil tayin etmiş, ancak vekil bu yetkiyi kötüye kullanarak taşınmazı başka bir kardeşe satış göstererek devretmiştir. Yargıtay, vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak yaptığı işlemlerin araştırılması gerektiğini vurgulamış ve uyuşmazlığın vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil talebi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/2298 Esas, 2018/15469 Karar sayılı kararında da, miras paylaşımı işlemleri için verilen vekaletnamenin vekil tarafından kendi menfaatine olacak şekilde kullanıldığı iddia edilmiştir. Yargıtay, yerel mahkemenin yeterli inceleme yapmadan davayı reddetmesini doğru bulmamış ve vekaletin kötüye kullanılıp kullanılmadığının kapsamlı şekilde araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur

Bir başka önemli değerlendirme ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılmıştır. Kurul, vekil ile işlem yapan üçüncü kişinin kötü niyetli olması veya vekilin yetkisini kötüye kullandığını bilmesi gerektiği durumlarda, yapılan işlemin vekalet veren açısından bağlayıcı olmayacağını vurgulamıştır. Bu yaklaşım, dürüstlük kuralının bir gereği olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay Kararlarından da anlaşılacağı üzere:

Bir kişi, vekil aracılığıyla bir işlem yapıyorsa (örneğin taşınmaz satışı), normal şartlarda vekilin yaptığı işlem vekalet vereni bağlar. Çünkü vekil, yetkisini vekaletnameden alır.

Ancak iki önemli durum varsa bu işlem vekalet vereni bağlamayabilir:

· Üçüncü kişi kötü niyetliyse:
Yani taşınmazı satın alan kişi, vekilin aslında vekalet verene zarar verdiğini biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa.

· Vekilin yetkisini kötüye kullandığı açıkça anlaşılabiliyorsa
Örneğin çok düşük bedelle satış yapılması veya vekilin kendi yakınlarına satış yapması gibi durumlar.

Bu gibi durumlarda mahkeme yapılan satış işleminin vekalet verene karşı geçerli sayılmayacağı kararını verebilir.

Dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde, yani görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Mahkeme, somut olayın özelliklerini değerlendirerek vekilin vekalet görevini kötüye kullanıp kullanmadığını ve taşınmazı devralan kişinin iyi niyetli olup olmadığını inceleyerek karar verir.

Sonuç olarak, vekalet ilişkisi güvene dayanan bir hukuki ilişkidir. Vekilin bu güveni kötüye kullanarak yaptığı işlemler, hukuk düzeni tarafından korunmaz ve gerekli şartların oluşması halinde tapu kayıtlarının mahkeme kararıyla düzeltilmesi mümkün olur.

Av. Buse ERGÜN ÖZKURT