HAGB’nin Tarihçesi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu, hukukumuza ilk kez 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile girmiş ve çocuklar hakkında uygulanmaya başlanmıştır. Akabinde bu kurum, yeniden düzenlenerek 06.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine eklenmiştir. Bu şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri yaşı büyük sanıklar için de uygulanma olanağına kavuşmuştur. 5560 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme ile soruşturması ve kovuşturması şikayet şartına bağlı olan ve hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi olanaklı hale gelmiştir. Aynı Kanun ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi de değiştirilmiş ve 3 yıllık denetim süresindeki farklılık dışında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden çocuklar ve yaşı büyükler aynı hükümlere tabi tutulmuştur.

Kanun koyucu 23.01.2008 tarihli 5728 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde değişikliğe gitmiş, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlar dışında, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarına ilişkin suçlarda da hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasının önünü açmıştır. Bu değişiklikle HAGB uygulanabilmesi için gerekli şikayet şartından da vazgeçilmiştir. Süreç içerisinde 22.07.2010 tarihli 6008 sayılı Kanun ile “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.”, 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” hükmü maddeye eklenmiştir.

HAGB hükümleri belirtilen şekilde uygulanırken, aşağıda ayrıntıları açıklanacağı üzere Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) peş peşe verdiği iptal kararları üzerine 7445 ve 7499 sayılı Kanunlarla HAGB hükümlerinde değişikliklere gidilmiştir. En son AYM, 31.12.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2024/98 Esas ve 2025/149 Karar sayılı norm denetimi kararı ile HAGB hükümlerini tamamen iptal etmiş ve kanun koyucuya yeni düzenleme için 9 ay süre tanımıştır. Bu süre ise 30.09.2026 tarihinde dolacak olup bu tarihe kadar düzenleme yapılmaması halinde HAGB kurumu yürürlükten kalkacaktır.

HAGB’nin Hukuki Niteliği

Birçok Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını, askıda olmasını ifade etmektedir[1]. CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder, düzenlemesi de bu durumu desteklemektedir. Bununla birlikte anılan fıkraya 7499 sayılı Kanun ile 02.03.2024 tarihinde eklenen “müsadereye ilişkin hükümler hariç” ibaresi ile hükümde yer alan müsadere kararının infaz edilebileceği düzenlenmiştir.

Açıklanması geri bırakılan hükümde yer alan mahkumiyet hükümleri yönünden hükmün hukuki sonuç doğurmadığı ve askıda olduğu kabul edilebilir ise de, süreç içerisinde maddede yapılan değişikliklerle getirilen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. ve “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” içerikli düzenlemeler, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerine hukuki sonuç doğurma kabiliyeti kazandırmıştır. Yine 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun başdenetçi veya denetçi seçilebilmek için aranan şartları düzenleyen 10. maddesinin 1-f bendinde yer alan “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına ya da affa uğramış olsa veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile … suçlarından mahkûm olmamak.” gibi bazı özel hükümler de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin mahkumiyet hükmüne sonuç bağlamıştır. Dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu kararda yer alan mahkumiyet hükmü kendi özü yani ön mahkumiyet hükmü itibarıyla hüküm doğurmamakta ise de, mahkumiyet hükmünün hukuk dünyasına yansımaları itibarıyla sonuç doğurduğu, bu hükmün bazı işlemlerin yapılmasına engel olduğu ya da müsadere gibi bazı kısımlarının infaz edilebildiği görülmektedir.

HAGB Hükümleri Gerekli midir, AYM İptal Kararı Sonrası Yeniden düzenlemeli midir?

5728 sayılı Kanun ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama alanının genişlemesinden, özellikle de 6008 ve 6545 sayılı Kanun hükümleri ile yapılan değişiklikler sonrası, bu kurum gerek uygulayıcılar gerekse teorisyenler tarafından sıkça tartışma ve eleştiri konusu yapılmıştır. Eleştiri ve tartışmaların odak noktası, HAGB kurumunun cezasızlık algısı oluşturduğu, bu hükümlere yapılan itirazların şekli yönlerden incelendiği, mahkemelerin hükmün uygulanması noktasında kolaycı davrandıkları, bu kurumun uygulanmasına yönelik kabul beyanını aydınlatmadaki sıkıntılar gibi eleştirilerde toplanmıştır.

Bireysel başvuru hakkının tanınmasından sonra ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler sıkça Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olmuş ve bu başvurularda çok sayıda hak ihlali kararı verilmiştir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri norm denetimi yöntemi ile de birçok kez Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir. Mahkeme 2021/121 Esas - 2022/88 Karar sayılı 20.07.2022 tarihli kararıyla daha çok uygulamadan kaynaklanan nedenlerle, düzenlemenin itiraz kanun yoluna ilişkin kısmını yeterli hukuki güvenceyi sağlamadığı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bulmuş ve iptal etmiştir. Kanun koyucu 7445 sayılı Kanun ile tekrar düzenleme yapmış ve itiraz incelemesinin usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıkları da içerir şekilde yapılması gerektiği kanunlaştırmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi 2022/120 Esas - 2023/107 Karar sayılı 01.08.203 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile CMK’nın 231. maddesini bu sefer tamamen iptal etmiştir.

Yukarıda belirtilen iptal kararı üzerine 7499 sayılı Kanun ile CMK’nın 231. maddesi tekrar düzenlenmiştir. Bu sefer itiraz kanun yolundan vazgeçilmiş ve bu hükümler istinaf yoluna tabi kılınmıştır. 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik tekrar norm denetimi konusu olmuş ve Anayasa Mahkemesi, 2024/98 Esas - 2025/149 Karar sayılı 10.07.2025 tarihli kararıyla “HAGB kurumunun kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.” içerikli temel gerekçesi ile hükmü bir kez daha iptal etmiştir. İptal kararı 31.12.2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış olup, Anayasa Mahkemesince yasal değişiklik yapılabilmesi için 9 aylık süre öngörülmüştür. Bu süre, 30.09.2026 tarihinde dolacak olup henüz bir düzenlene yapılmamıştır.

HAGB kurumundan tümü ile vazgeçilmesi ve ortaya çıkan cezasızlık algısına son verilmesi gerektiği yönünde görüşler belirtilmektedir.[2] Süreç içerisinde birçok esaslı kanun değişikliğine, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarına, bireysel başvuruya konu hak ihlallerine konu olmuş, gerek uygulama gerekse teori tarafından sert eleştirilere maruz kalmış, cezasızlık algısını beslediği belirtilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin, yeniden düzenlenmeyerek hukuk tarihine terk edilmesi görüşü ileri sürülebilir. Bununla birlikte bu görüşe katılmıyoruz. Şöyle ki,

CMK’nın 231/13. maddesinde “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkum olduğu cezanın açıklanması geri bırakılan hükümlünün, bu mahkumiyeti adli sicil kaydında yer almayacak, hükümlü ibraz edeceği adli sicil kaydında sabıkasız gözükecektir. HAGB’ye konu mahkumiyet hükmü ilk kez suç işleyen hükümlünün iş başvurusu, işe girişi ya da işten çıkarılması gibi işlemlerde sosyal hayatına yansımayacaktır. Yine aldığı ceza miktarı nedeniyle kamu görevine engel mahkumiyet oluşturabilecek bir hüküm, HAGB nedeniyle kişinin kamu görevine kabul edilmesine engel oluşturmayacak ya da kamu görevinden çıkarılmasını gerektirmeyecektir. Dolayısıyla HAGB kararının, kişinin ekonomik ve sosyal hayatı yönünden önemli güvenceler getirdiği rahatlıkla söylenebilir.

6545 sayılı Kanun ile “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” hükmü getirilmiştir. Yine bu hükmün yorumuna ilişkin son dönemde istikrar kazanan, yargılamaya konu suçun tarihinin bir önemi olmaksızın, karar tarihi itibarıyla verilmiş ve denetim süresi devam eden HAGB kararı bulunması halinde, yeniden HAGB kararı verilemeyeceğine ilişkin Yargıtay içtihatları oluşmuştur.[3] Bu nedenle, bir kişi hakkında değişik tarihlerde işlediği suçlar nedeniyle çok sayıda HAGB kararı verilmesi istisnai haller dışında zorlaşmıştır. Dolaysıyla HAGB kurumu sanığa “sana son bir şans“ özelliğine kavuşmuştur. Yine uygulayıcılarında sübjektif unsur olan “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şartı yönünden daha titiz davranmaları da eleştirilerin azalmasına katkı sağlayacaktır.

Erteleme hükümlerinin HAGB hükümlerinin yerini tutabileceği düşünülebilirse de, 5237 sayılı Kanun’da ertelemenin infaz rejimine ilişkin olduğu, erteleme süresi sonunda hükmün infaz edilmiş sayıldığı, bu düzenlemenin 765 sayılı Kanun döneminde uygulanan erteleme kurumunun “mahkumiyetin vaki olmamış sayılmasından” farklı olduğu, dolayısıyla mevcut erteleme ve HAGB hükümlerinin birbirinin yerini tutmadığı görülmektedir. Bu husus HAGB’nin erişkinler hakkında da uygulanmasını sağlayan 5560 sayılı Kanun’un komisyon gerekçesinde “Bu durum ertelemeyi hükümlü açısından, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu sistemindeki düzenlemeye nazaran daha ağır sonuçlar doğuran bir kurum haline getirmiştir. Bu nedenle kurumlar arasındaki dengeli geçişi sağlamak amacıyla, Türk Ceza Hukukuna ilişkin yeni mevzuatımızda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, bir kurum olarak düzenlenmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.” şeklinde ifade edilmiştir[4].

Yukarıda belirtilen nedenlerle HAGB kararı zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamaktadır. Bu kurumdan vazgeçilmesi kararı verilirken HAGB’nin hükümlünün ekonomik ve sosyal hayatına yönelik güvencesi göz önünde tutulmalı, bu kurumun kaldırılmasının ilerde başkaca sorunları beraberinde getirebileceği, ilerde bu kurumun tekrar canlandırılmasının uyarlama yargılamaları gibi yargıya fazladan iş yükü taşıyacağı gözden ırak tutulmamalıdır.

Gelinen noktada, Anayasa Mahkemesinin “kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar yönünden” düzenlemenin yetersiz kaldığı gerekçesi de gözetilerek, kamu görevlileri tarafından görevleri sebebiyle işlenen “İşkence” ve “Eziyet” gibi suçların hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar arasında sayılması yolu tercih edilebilir. Bu içerikli bir düzenlemenin CMK’nın 253. maddesinin 12. fıkrasına eklenebileceği kanaatindeyiz. Bununla birlikte, kamu görevlileri tarafından görevleri sebebiyle işlenen ve HAGB hükümlerinin uygulanamayacağı suçların geniş tutulmasının da orantılılık, beklenen fayda ve hakkaniyete uygun olmayacağını düşünüyoruz. Yine kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri HAGB uygulanmasına engel suçlar belirlenirken, sayma yönteminin tercih edilmesinin yerinde olacağını, “kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar” gibi genel bir düzenlemenin uygulamada sorunlar yaratacağını değerlendiriyoruz.

Sonuç

Herkes 2. şansı hak eder, düsturuyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin tekrar düzenlenmesinin yerinde olacağı kanaatindeyiz.

-----------

[1] Yargıtay CGK, 2006/6.MD-346 E. - 2008/25 K., 19.02.2008; Yargıtay CGK, 2014/6-66 E. - 2014/365 K., 11.07.2014;

Yargıtay CGK, 2017/11-114 E. - 2021/99 K., 11.03.2021

[2] ŞEN, Ersan, DUYMAZ, Erkan, AYM’nin HAGB’ye İlişkin Yeni İptal Kararı, https://www.hukukihaber.net/aymnin-hagbye-iliskin-yeni-iptal-karari, e.t. 09.06.2026

[3] Yargıtay CGK, 2020/3-353 E. – 2023/662 K., 13.12.2023; Yargıtay 6. CD, 2025/3307 E. – 2026/3090 K., 13.04.2026

[4] Yargıtay CGK, 2017/11-114 E. - 2021/99 K., 11.03.2021