Sosyal güvenlik sistemi, çalışanların emeklilik, sağlık hizmetleri ve sosyal güvencelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuş temel bir kamu sistemidir. Ancak uygulamada bazı kişiler fiilen çalışmadıkları halde bir işyerinde sigortalı gösterilmek suretiyle sistemden yararlanmak istemektedir. Bu durum uygulamada “sahte sigortalılık” olarak adlandırılmakta olup Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yoğun şekilde denetlenmektedir.
Sahte Sigortalılık Nedir?
Sahte sigortalılık, bir kişinin fiilen çalışmamasına rağmen bir işyerinde çalışıyormuş gibi SGK’ya bildirilmesi durumudur. Bu yöntem çoğu zaman erken emeklilik, sağlık hizmetlerinden yararlanma veya prim gün sayısını artırma amacıyla tercih edilmektedir.
Bazı kişiler bu durumu isteğe bağlı sigorta benzeri yasal bir uygulama olarak değerlendirse de gerçekte bu işlem başta 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olmak üzere çeşitli mevzuat hükümlerine aykırıdır. Ayrıca olayın niteliğine göre Türk Ceza Kanunu kapsamında resmi belgede sahtecilik veya kamu kurumlarını dolandırma suçları gündeme gelebilmektedir.
Bu nedenle sahte sigortalılık hem sigortalı hem de işveren açısından ciddi idari ve cezai sonuçlar doğurabilmektedir.
SGK Denetimleri Nasıl Yapılmaktadır?
SGK müfettişleri tarafından yapılan denetimlerde işyerinin gerçekten faaliyet gösterip göstermediği ve bildirilen sigortalıların fiilen çalışıp çalışmadığı araştırılmaktadır. Bu incelemelerde genellikle şu hususlar değerlendirilmektedir:
● İşyerinin fiziki varlığı
● Çalışanların işyerinde fiilen bulunup bulunmadığı
● ücret ödemelerinin gerçekliği
● işyerinin ticari faaliyetleri
● tanık ifadeleri ve kayıtlar
Denetim sonucunda sigortalının gerçekte çalışmadığı kanaatine varılması halinde sigortalılık sahte sigortalılık olarak değerlendirilir.
Sahte Sigortalılık Tespit Edilirse Ne Olur?
Sahte sigortalılığın tespit edilmesi halinde SGK tarafından çeşitli idari işlemler uygulanmaktadır. Bu kapsamda:
● Sigortalının bildirilen prim günleri iptal edilir.
● Sigortalı olarak yararlanılan tüm sağlık hizmetlerinin bedeli geri talep edilir.
● Ödenmeyen tutarlar için icra takibi başlatılabilir.
Eğer kişi bu sigortalılık üzerinden emekli olmuş ise, sonuçlar daha ağır olabilmektedir.
Emeklilik Durumunda Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar
Eğer sahte sigortalılık emeklilikten sonra tespit edilirse iki ihtimal söz konusu olabilir:
1. İptal edilen günler sonrası prim günleri emeklilik için yeterli değilse emeklilik tamamen iptal edilir.
2. Gün sayısı yeterli kalıyorsa emeklilik iptal edilmez ancak iptal edilen günler nedeniyle fazladan ödenmiş emekli maaşları faiziyle birlikte geri talep edilir.
Uygulamada bazı kişiler emekli olduktan yıllar sonra yapılan bir denetim sonucunda sahte sigortalı olduklarının tespit edildiğini öğrenebilmektedir.
Denetimde İfadeye Çağrılma Durumu
Bazı durumlarda sigortalılar SGK müfettişleri tarafından ifadeye çağrılabilmektedir. Bu ifadelerde sıklıkla şu tür sorular sorulmaktadır:
● İşyerinde fiilen çalışıp çalışmadığınız
● İşverenle ilişkiniz
● Sigortalı gösterilmek için işverene ödeme yapıp yapmadığınız
Özellikle “işverene sigortalı gösterilmek için para verildiği” yönünde bir tespit yapılması halinde hem idari yaptırımlar hem de cezai süreç gündeme gelebilmektedir.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Bazı durumlarda savcılık tarafından ceza soruşturması da başlatılabilmektedir. Özellikle kamu kurumunun zarara uğratıldığı değerlendirildiğinde olay Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Bu suç bakımından 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası söz konusu olabilmektedir.
Bununla birlikte her olayda ceza davası açılması zorunlu değildir. Uygulamada bazı durumlarda sadece idari işlemler yapılabilmektedir.
Cezai Sorumluluk ve Yargıtay Uygulaması
Sahte sigortalılık tespit edildiğinde çoğu kişi doğrudan hapis cezası ile karşılaşacağını düşünmektedir. Ancak uygulamada her olayın kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir. SGK tarafından yapılan idari işlemler çoğu zaman sigortalılık günlerinin iptali ve yapılan ödemelerin geri alınması şeklinde gerçekleşmekte, ceza soruşturması ise olayın özelliklerine göre gündeme gelmektedir.
Bu noktada Yargıtay içtihatları da önem taşımaktadır. Nitekim Yargıtay bazı durumlarda sahte sigortalılık işlemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturmadığını kabul etmektedir.
Yargıtay Kararı
Bu konuda dikkat çekici bir karar Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 06.04.2015 tarihli, 2013/10305 E., 2015/23091 K. sayılı kararıdır.
‘’ İş yerinde çalışmadığı halde çalışmış gibi iş yeri çalışma bildirgesi düzenleyip, erken emeklilik ve hizmet süresinden faydalanmaları için katılan kuruma verdiği olayda; sanığın yeğenlerinin sanığın yanında çalışmadığına dair delil bulunmadığı, adı geçen şahısların primlerinin ödendiği ve kurum zararının bulunmadığı, ileriye dönük erken emekliliğin sağlanması amacıyla yapılsa dahi sosyal güvenlik kurumundan emekliliğin ileride yıl, yaş, hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısına göre oluşabilecek, birden ziyade koşulun bir arada gerçekleşmesi gereken bir durum olduğu, bu yönden sanıkların eyleminin olsa olsa hazırlık aşamasında kaldığı, bu aşamada herhangi bir haksız menfaat edinilmesinin ya da edinilmeye çalışılmasının söz konusu olmadığı, katılan kurumun işe giriş bildirgelerini denetleyerek işlemden kaldırabileceğinden sanığın atılı suçlardan beraatına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir’’
Söz konusu kararda;
Bir işyerinde çalışmadıkları halde çalışmış gibi işyeri çalışma bildirgesi düzenlenerek bazı kişilerin erken emeklilik amacıyla SGK’ya bildirildiği iddiası incelenmiştir.
Ancak Yargıtay değerlendirmesinde şu hususlara dikkat çekmiştir:
● Bildirilen kişilerin primlerinin ödenmiş olması
● Kurumun somut bir zararının bulunmaması
● Sanıkların herhangi bir haksız menfaat elde etmemiş olması
● Emekliliğin ileride oluşabilecek bir hak olması ve birçok şartın birlikte gerçekleşmesine bağlı bulunması
Yargıtay bu gerekçelerle, söz konusu eylemin en fazla hazırlık aşamasında kaldığını ve kamu kurumunun dolandırılması suçunun oluşmadığını belirtmiştir.
Bu nedenle yerel mahkemenin sanıkların beraatine karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmedilmiştir.
Bu karar, sahte sigortalılık iddialarında her durumda nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmayabileceğini göstermesi açısından önemlidir.
Ceza Davalarında Hukuki Savunmanın Önemi
Sahte sigortalılık iddiasıyla başlatılan soruşturmalarda kişilerin çoğu zaman paniğe kapıldığı görülmektedir. Ancak her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, doğru bir hukuki savunma ile ceza sorumluluğunun doğmaması mümkün olabilmektedir.
Özellikle aşağıdaki durumlarda ceza sorumluluğunun oluşmadığı yönünde savunma yapılabilmektedir:
● Sigortalının fiilen çalışmış olması
● kurum zararının oluşmamış olması
● primlerin düzenli olarak ödenmiş olması
● herhangi bir haksız menfaat elde edilmemiş olması
● eylemin yalnızca hazırlık aşamasında kalmış olması
Bu nedenle sahte sigortalılık iddiasıyla SGK müfettişleri tarafından ifadeye çağrılan veya hakkında soruşturma başlatılan kişilerin mutlaka bir avukat yardımıyla hareket etmeleri önemlidir.
Nitekim uygulamada doğru bir hukuki savunma ile birçok kişinin, ceza davası açılmadan süreci tamamladığı, açılan davalarda beraat ettiği, dolandırıcılık suçunun oluşmadığı yönünde kararlar verildiği görülmektedir.
Dolayısıyla bu tür durumlarda panik yapmak yerine sürecin hukuki boyutunun doğru şekilde değerlendirilmesi ve profesyonel hukuki destek alınması, olası hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Gerçekten Çalışan Kişiler Ne Yapmalı?
Bazı durumlarda sigortalı kişiler gerçekten çalışmış olmalarına rağmen hatalı denetimler sonucunda sigortalılıkları iptal edilebilmektedir. Böyle bir durumda izlenmesi gereken hukuki yol şu şekildedir:
1. SGK’ya İtiraz
Öncelikle SGK’ya yazılı başvuru yapılarak iptal edilen sigortalılık günlerinin tekrar değerlendirilmesi talep edilmelidir. Kurum çoğu zaman bu başvurulara ret cevabı vermektedir. Ancak bu başvuru hukuki sürecin önemli bir aşamasıdır.
2. İş Mahkemesinde Dava Açılması
Ret cevabının ardından iş mahkemesinde hizmet tespiti veya sigortalılık tespit davası açılması mümkündür. Bu davalarda özellikle şu deliller önem taşımaktadır; Tanık ifadeleri, işyerine ait belgeler, maaş ödemeleri, işyeri kayıtları, işyerinin fiziki varlığı. Gerçekten çalışan kişilerin işyerinin bulunduğu yer, çalışma düzeni ve iş organizasyonu hakkında bilgi sahibi olması da mahkeme değerlendirmesinde önem taşımaktadır.
3. Ceza Davası Varsa Bekletici Mesele
Eğer olayla ilgili ceza davası da açılmış ise, iş mahkemesindeki dava çoğu zaman ceza davasının sonucunu beklemek üzere bekletici mesele yapılmaktadır. Bu nedenle iki dava süreci birbiriyle bağlantılı şekilde ilerleyebilmektedir.
İşverenler ve Mali Müşavirler Açısından Riskler
Sahte sigortalılık sadece sigortalılar için değil işverenler açısından da ciddi riskler doğurmaktadır. İşverenler hakkında, idari para cezaları, teşviklerin iptali, ceza soruşturmaları gibi yaptırımlar uygulanabilmektedir.
Bu nedenle işverenlerin, her ay sigortalı listelerini kontrol etmeleri, bilgileri dışında yapılan bildirimleri SGK’ya bildirmeleri, sigorta giriş çıkış işlemlerini dikkatle takip etmeleri önem taşımaktadır.
Ayrıca mali müşavirlerin de ileride görevi kötüye kullanma gibi ithamlarla karşılaşmamak için sigortalı giriş ve çıkışlarını mümkün olduğunca yazılı talimatlara dayanarak yapmaları önerilmektedir.
Sonuç
Sahte sigortalılık kısa vadede bazı kişilere avantaj sağlıyor gibi görünse de uzun vadede ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabilmektedir. Sigortalılık günlerinin iptali, sağlık giderlerinin geri talep edilmesi, emekliliğin iptali ve hatta ceza soruşturması gibi sonuçlarla karşılaşmak mümkündür.
Bu nedenle sigortalıların “ucuz sigorta, erken emeklilik, yüksek maaş” gibi vaatlerde bulunan kişi ve oluşumlara itibar etmemeleri, yasal yollarla sigortalı olmaları büyük önem taşımaktadır. Gerçekten çalışmış olduğu halde sigortalılığı iptal edilen kişilerin ise hak kaybına uğramamaları için vakit kaybetmeden hukuki yollara başvurmaları gerekmektedir.
Av. Şeyma ERDEM






