“2025 yılı Reklam Kurulu kararları, sosyal medya içerik üreticilerinin artık yalnızca tanıtım yapan kişiler değil; doğrudan reklam hukuku sorumluluğu taşıyan aktörler olduğunu açıkça ortaya koyuyor.”
2025 yılı Reklam Kurulu kararlarına genel çerçeveden bakıldığında tablo oldukça nettir. Yıl içerisinde 353–364 sayılı toplantılar kapsamında toplam 1.634 dosya karara bağlanmış; bu dosyaların yaklaşık %90’ında ihlal tespiti yapılmıştır. “Aykırı değildir” kararı verilen dosya sayısı 157 ile sınırlı kalmıştır.
Yıl boyunca uygulanan toplam idari para cezası ise 243 milyon TL’yi aşmıştır. Yaklaşık her dört karardan birinde para cezası uygulanmış olması, denetimin yalnızca uyarı niteliğinde kalmadığını; doğrudan mali yaptırım boyutuna ulaştığını göstermektedir.
Bu istatistiklerin tamamı influencer’lara özgü değildir; ancak dijital mecralara ilişkin dosyaların sayısındaki artış, sosyal medya içeriklerinin Kurul gündeminde daha görünür hâle geldiğini ortaya koymaktadır.
Reklam Kurulu kararları ağırlıklı olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61. ve 62. maddeleri çerçevesinde verilmektedir.
- Madde 61, ticari reklamların doğru ve dürüst olması, tüketiciyi aldatmaması ve yanıltmaması yükümlülüğünü düzenlemektedir.
- Madde 62 ise haksız ticari uygulamaları yasaklamakta ve tüketicinin ekonomik davranışını bozabilecek uygulamaları yaptırıma bağlamaktadır.
Bunun yanında kararlar, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği hükümlerine dayandırılmakta; özellikle örtülü reklam yasağı, açık kimliklendirme yükümlülüğü ve tüketiciyi yanıltıcı ticari iletişim konularında bu düzenlemelere atıf yapılmaktadır.
2025 yılı itibarıyla dikkat çeken değişim şudur: Sosyal medya artık “kişisel ifade alanı” olarak değil, ticari etki gücü yüksek bir reklam mecrası olarak değerlendirilmektedir. Takipçi kitlesi geniş olan içerik üreticileri, tüketicinin ekonomik kararını etkileyebilecek aktörler olarak kabul edilmekte; bu nedenle paylaşımlar doğrudan reklam hukuku denetimine tabi tutulmaktadır.
Dolayısıyla 2025, influencer içeriklerinin gri alandan çıkıp açık biçimde mevzuat kapsamına yerleştirildiği bir yıl olarak okunabilir.
2. Örtülü Reklam Nedir? Reklam Kurulu Nasıl Değerlendiriyor?
Influencer denetiminde en sık karşılaşılan kavram “örtülü reklam”dır. Örtülü reklam, ticari bir iletişimin reklam olduğu açıkça belirtilmeden yapılması anlamına gelir. Başka bir ifadeyle; içerik reklam niteliği taşımasına rağmen, tüketici bunun ticari bir iş birliği olduğunu ilk bakışta anlayamıyorsa örtülü reklam riski doğmaktadır.
Reklam Kurulu değerlendirmelerinde temel ölçüt şudur: Ortalama bir tüketici, ilgili paylaşımın reklam olduğunu açık ve net biçimde anlayabiliyor mu?
Eğer; ürün tanıtımı yapılıyor, markaya yönlendirme mevcut, indirim kodu veya satış linki paylaşılıyor, ticari bir menfaat ilişkisi bulunuyor ve buna rağmen “reklam”, “iş birliği”, “sponsorlu içerik” gibi ibareler açık ve görünür biçimde yer almıyorsa; içerik örtülü reklam olarak değerlendirilebilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yalnızca etiket konulmuş olması değil; bu etiketin görünür, anlaşılır ve ilk bakışta fark edilebilir olmasıdır. Reklam Kurulu uygulamasında artık şu savunma yeterli görülmemektedir: “Hashtag koydum, aşağıda yazıyor.” Etiketin konumu, punto büyüklüğü, arka planla kontrastı ve içerik içerisindeki yerleşimi dahi değerlendirme konusu yapılabilmektedir.
Dolayısıyla 2025 itibarıyla influencer içeriklerinde en büyük hukuki risk, reklamın reklam gibi görünmemesidir.
3. Reklam Olduğunu Belirtmek Yeterli mi? Görünürlük Sorunu
2025 yılı Reklam Kurulu kararlarında dikkat çeken hususlardan biri, yalnızca “reklam” ibaresinin kullanılmış olmasının tek başına yeterli görülmemesidir. Kurul, artık biçimsel bir etiketlemenin ötesine geçerek, reklamın ilk bakışta ve tereddütsüz şekilde anlaşılabilir olup olmadığına odaklanmaktadır.
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin örtülü reklam yasağına ilişkin hükümleri çerçevesinde, bir içeriğin reklam olduğunun açıkça belirtilmesi zorunludur. Ancak 2025 kararlarında görüldüğü üzere, ibarenin varlığı değil; görünürlüğü, konumu ve algılanabilirliği değerlendirme konusu yapılmaktadır.
Örnek – Toplantı 358, Dosya No: 2025/XXXX
(Bir kozmetik markası ile yapılan influencer iş birliği)
İlgili dosyada, yüksek takipçili bir içerik üreticisi tarafından cilt bakım ürünü tanıtımı yapılmış; paylaşımın son satırında “#işbirliği” etiketi kullanılmıştır. Ancak etiket metnin en altında, çok sayıda hashtag arasında ve görselin altına gizlenmiş biçimde yer almıştır.
Reklam Kurulu değerlendirmesinde şu tespit yapılmıştır: Ortalama tüketici, içeriğin reklam olduğunu ilk bakışta anlayabilecek durumda değildir. Etiketin görünürlüğü yeterli değildir ve ticari ilişki açık biçimde belirtilmemiştir.
Bu nedenle hem reklam veren firma hem de paylaşımı yapan influencer hakkında durdurma kararı ve idari para cezası uygulanmıştır. Bu karar, “etiket koydum, sorumluluğum bitti” yaklaşımının artık geçerli olmadığını göstermektedir.
Değerlendirme:
2025 kararlarında görülen eğilim şu şekilde özetlenebilir:
- Reklam ibaresi içeriğin en başında ve açık biçimde yer almalıdır.
- Hashtag kalabalığı içinde kaybolan etiketler yeterli görülmemektedir.
- Görsel içinde küçük puntolu veya kontrastsız ibareler yeterli kabul edilmemektedir.
- Story paylaşımlarında ibarenin ekranda yeterli süre görünmesi beklenmektedir.
Bu yaklaşım, 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesindeki “aldatıcı ve yanıltıcı reklam yasağı” ile 62. maddesindeki “haksız ticari uygulama” düzenlemelerinin dijital mecraya uyarlanmış hâli olarak okunabilir.
İstatistiksel olarak bakıldığında, 2025 yılı genel kararlarının yaklaşık %90’ında ihlal tespiti yapılmış olması; Kurul’un değerlendirme eşiğinin oldukça yükseldiğini göstermektedir. Influencer dosyaları toplam karar sayısı içinde sınırlı bir oran oluştursa da, nitelik bakımından dikkat çekici bir artış söz konusudur.
4. Sağlık, Kozmetik ve Takviye Ürün Paylaşımlarında Artan Risk
2025 yılı Reklam Kurulu kararlarında influencer içerikleri bakımından en yüksek yaptırım riski taşıyan alanların başında sağlık, kozmetik ve takviye edici gıda tanıtımları gelmektedir. Bu alandaki denetim yalnızca 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a değil; aynı zamanda özel mevzuata da dayanmaktadır. Özellikle: 6502 sayılı Kanun m.61 (aldatıcı reklam yasağı), m.62 (haksız ticari uygulamalar), Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği, Sağlık beyanlarına ilişkin özel düzenlemeler, birlikte değerlendirilmektedir. Reklam Kurulu’nun yaklaşımı bu alanda oldukça katıdır. Çünkü sağlık iddiaları, tüketicinin ekonomik kararının ötesinde, doğrudan sağlık güvenliği ile bağlantılı kabul edilmektedir.
Hangi İfadeler Riskli?
2025 kararlarında özellikle şu tür ifadeler yaptırıma konu olmuştur: “Bağışıklığı güçlendirir”, “Zayıflamaya yardımcı olur”, “Metabolizmayı hızlandırır”, “Hormonları dengeler”, “Depresyona iyi gelir”, “Tıbbi etki gösterir”. Bu tür ifadeler, bilimsel ve resmi onaya dayalı belge ile desteklenmedikçe aldatıcı kabul edilebilmektedir.
Örnek – Toplantı 361, Dosya No: 2025/XXXX
(Bir takviye edici gıda tanıtımı) İlgili dosyada influencer, takviye ürünü için “kullandıktan sonra enerjim arttı”, “bağışıklık sistemimi ciddi şekilde güçlendirdi” şeklinde ifadeler kullanmıştır. Paylaşımda iş birliği ibaresi yer almakla birlikte, sağlık beyanlarının dayanağı sunulamamıştır.
Kurul değerlendirmesinde iki ayrı ihlal tespit edilmiştir: Sağlık beyanlarının ispatlanamaması, Tüketiciyi yanıltıcı ticari uygulama niteliği. Bu dosyada yalnızca durdurma değil, aynı zamanda idari para cezası da uygulanmıştır. Özellikle sağlık alanında yapılan tanıtımlarda toleransın oldukça düşük olduğu görülmektedir.
Kozmetik Ürünlerde “Algısal Abartı” Sorunu
Kozmetik ürünlerde ise “kesin sonuç”, “garantili etki”, “3 günde fark edilir sonuç” gibi ifadeler yaptırım konusu olabilmektedir. Kurul, kozmetik ürünlerin tıbbi etki yaratamayacağını; bu nedenle tıbbi sonuç çağrışımı yapan ifadelerin aldatıcı nitelik taşıyabileceğini değerlendirmektedir. Influencer içeriklerinde sık karşılaşılan risk şudur: Deneyim anlatımı ile objektif iddia arasındaki çizgi bulanıklaşmaktadır.
“Kullandım, memnun kaldım” ifadesi sorun teşkil etmeyebilir.
Ancak “cildimi tamamen yeniledi”, “akneyi bitirdi”, “lekeleri yok etti” gibi kesinlik içeren ifadeler hukuki risk yaratmaktadır.
2025 yılı genel karar istatistiğinde ihlal oranının %90’ı aşmış olması, özellikle sağlık ve takviye dosyalarında Kurul’un değerlendirme eşiğinin oldukça düşük tolerans seviyesinde olduğunu göstermektedir.
Sağlık içerikli influencer paylaşımlarında genellikle: hem örtülü reklam, hem aldatıcı beyan, hem de haksız ticari uygulama birlikte değerlendirilebilmektedir. Bu da yaptırımın ağırlaşmasına yol açabilmektedir.
Influencer’lar açısından en yüksek riskli alanlardan biri sağlık ve takviye ürün tanıtımıdır. Bu alanda “deneyim paylaşımı” savunması çoğu zaman yeterli görülmemekte; içerikte yer alan her beyan hukuki denetime tabi tutulmaktadır. Takipçi sayısı arttıkça, paylaşılan sağlık iddiasının etkisi de artmakta; dolayısıyla sorumluluk ağırlaşmaktadır.
5. İndirim Kodları, Linkler ve Komisyon İlişkisi
2025 yılı Reklam Kurulu kararlarında influencer’lar açısından bir diğer önemli risk alanı da indirim kodu paylaşımları, yönlendirme linkleri ve komisyon ilişkileridir. Birçok içerik üreticisi açısından “indirim kodu paylaşmak” sıradan bir iş birliği gibi görülmektedir. Ancak hukuki açıdan bakıldığında, indirim kodu veya satış linki paylaşımı doğrudan ticari ilişki göstergesidir. Kurul’un yaklaşımı nettir: Eğer içerik üreticisi paylaştığı link veya kod üzerinden doğrudan ya da dolaylı ekonomik menfaat elde ediyorsa, bu paylaşım reklam niteliğindedir ve açık biçimde belirtilmelidir.
Örnek – Toplantı 355, Dosya No: 2025/XXXX
(Bir moda markası ile yapılan iş birliği) İlgili dosyada influencer, “Takipçilerime özel indirim kodu: GUZEL20” şeklinde paylaşım yapmış; ancak metinde reklam veya iş birliği ibaresine yer vermemiştir. Savunmada, “Zaten kod benim adımı taşıyor, bunun reklam olduğu bellidir” argümanı ileri sürülmüştür.
Kurul bu savunmayı kabul etmemiştir. Kararda özellikle şu ilkeye vurgu yapılmıştır:
Ticari ilişkinin varlığı, takipçinin varsayımına bırakılamaz. Açık, net ve ilk bakışta anlaşılabilir bir reklam ibaresi bulunmalıdır. Bu dosyada durdurma kararı ile birlikte idari para cezası da uygulanmıştır.
5. İndirim Kodları, Linkler ve Komisyon İlişkisi
2025 yılı Reklam Kurulu kararlarında influencer’lar açısından önemli bir diğer risk alanı da indirim kodları, yönlendirme linkleri ve komisyon ilişkileridir. Birçok içerik üreticisi açısından indirim kodu paylaşmak sıradan bir iş birliği gibi görülmektedir. Ancak hukuki açıdan bakıldığında, indirim kodu veya satış linki paylaşımı doğrudan ticari ilişki göstergesidir.
Bu noktada özellikle “affiliate marketing” (satış başına komisyon modeli) önem taşımaktadır. Affiliate modelinde içerik üreticisi, yönlendirdiği satış üzerinden belirli bir oran veya tutarda ekonomik menfaat elde eder. Yani paylaşım sabit ücretli bir sponsorlu içerik olmasa dahi, satış gerçekleştiği sürece gelir doğurur.
Reklam Kurulu açısından temel ölçüt şudur: Eğer içerik üreticisi paylaştığı link veya kod üzerinden doğrudan ya da dolaylı ekonomik menfaat elde ediyorsa, bu paylaşım reklam niteliğindedir ve açık biçimde belirtilmelidir.
Örnek – Toplantı 355, Dosya No: 2025/XXXX
(Bir moda markası ile yapılan iş birliği) İlgili dosyada influencer, “Takipçilerime özel indirim kodu: GUZEL20” şeklinde paylaşım yapmış; ancak metinde reklam veya iş birliği ibaresine yer vermemiştir. Savunmada, “Zaten kod benim adımı taşıyor, bunun reklam olduğu bellidir” argümanı ileri sürülmüştür. Kurul bu savunmayı kabul etmemiştir. Kararda özellikle şu ilkeye vurgu yapılmıştır: Ticari ilişkinin varlığı, takipçinin varsayımına bırakılamaz. Açık, net ve ilk bakışta anlaşılabilir bir reklam ibaresi bulunmalıdır.
Affiliate Link Paylaşımlarında Riskli İfadeler
Aşağıdaki türden ifadeler, ekonomik menfaat ilişkisi mevcutsa risk doğurabilir: “Tamamen kendi önerim.”, “Reklam değil.”, “Sponsorlu değil ama link bırakıyorum.”, “Almak isteyenler için link bio’da.” Eğer bu link üzerinden komisyon geliri elde ediliyorsa, bu içerik tarafsız bir deneyim paylaşımı değil; ticari iletişimdir.
2025 kararlarında özellikle şu savunmaların kabul görmediği dikkat çekmektedir: “Takipçiler zaten bunun reklam olduğunu biliyor.”, “Zorunlu değil, isteyen alır.”, “Sadece tavsiye ettim.”. Kurul, tüketicinin ekonomik davranışını etkileyebilecek her yönlendirmeyi ticari iletişim kapsamında değerlendirmektedir.
Affiliate modeli, influencer ekonomisinin en hızlı büyüyen alanlarından biridir. Ancak hukuki açıdan bakıldığında, komisyon ilişkisi varsa şeffaflık zorunludur. Ticari menfaat varsa, reklam vardır. Reklam varsa, açık kimliklendirme gerekir.
6. Çekiliş ve Kampanya Paylaşımlarında Hukuki Sınırlar
2025 yılı Reklam Kurulu kararlarında dikkat çeken bir diğer başlık, influencer’lar aracılığıyla yürütülen çekiliş ve kampanya paylaşımlarıdır. Çekiliş içerikleri çoğu zaman masum görünmektedir: “Takip et, beğen, yorum yap, çekilişe katıl.”, “Son gün!”, “Stoklarla sınırlı.”, “Kaçıran üzülür.”
Ancak hukuki değerlendirmede şu unsurlar önem taşımaktadır:
1. Kampanya şartları açıkça belirtilmiş midir?
2. Süre bilgisi net midir?
3. Katılım koşulları yanıltıcı mıdır?
4. Gerçekten sınırlı bir stok var mıdır?
Örnek – Toplantı 359, Dosya No: 2025/XXXX
(Bir kozmetik markası çekilişi) İlgili dosyada influencer tarafından yapılan çekiliş paylaşımında, “Son 24 saat!” ifadesi kullanılmış; ancak kampanyanın daha önce de benzer şekilde tekrarlandığı tespit edilmiştir. Kurul değerlendirmesinde, tüketicide aciliyet algısı oluşturularak ekonomik davranışın yönlendirildiği belirtilmiş ve bu durum haksız ticari uygulama olarak değerlendirilmiştir.
“Son Gün” ve “Stoklarla Sınırlı” İfadeleri
Bu tür ifadeler, gerçeklik taşımıyorsa aldatıcı kabul edilebilmektedir. Örneğin: kampanya sürekli uzatılıyorsa, stok sınırı gerçeği yansıtmıyorsa, süre bitmiş gibi gösterilip tekrar başlatılıyorsa, bu durum tüketicinin kararını manipüle eden ticari uygulama olarak değerlendirilebilir.
Çekilişlerde Sorumluluk
Çekiliş kampanyalarında sorumluluk yalnızca markada değildir. Paylaşımı yapan influencer da, kampanya şartlarının doğru aktarılmasından sorumlu tutulabilmektedir. Özellikle: katılım koşullarının eksik belirtilmesi, çekiliş sonucunun şeffaf duyurulmaması, kampanya kapsamının gerçeği yansıtmaması hukuki risk doğurmaktadır. 2025 kararları, influencer ekonomisinin artık yalnızca içerik üretimiyle değil; hukuki uyumla birlikte yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.
7. Sorumluluk Kimde? Influencer – Marka – Ajans Üçgeni
Influencer reklamlarında en sık sorulan sorulardan biri şudur: “Sorumluluk sadece markada mı?” 2025 yılı Reklam Kurulu kararları açıkça göstermektedir ki, sorumluluk tek bir aktörde toplanmamaktadır. Aksine, ticari iletişimin tarafları birlikte değerlendirilmektedir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri çerçevesinde; reklam veren (marka), reklamı yapan kişi (influencer), reklam ajansı veya organizasyonu yürüten aracı kurum hukuki sorumluluk zinciri içinde yer alabilmektedir.
Marka Sorumluluğu
Marka, kampanyanın içeriğinden ve hukuka uygunluğundan birincil derecede sorumludur. Özellikle: sağlık beyanlarının doğruluğu, indirim oranlarının gerçeği yansıtması, kampanya şartlarının hukuka uygunluğu, marka açısından doğrudan sorumluluk alanıdır.
Influencer Sorumluluğu
Ancak 2025 kararları, influencer’ın da “yalnızca paylaşım yapan kişi” olarak görülmediğini ortaya koymaktadır. Influencer; reklam ibaresini açıkça belirtmekle, tüketiciyi yanıltıcı beyanlardan kaçınmakla, ticari ilişkiyi gizlememekle yükümlüdür. “Metni marka hazırladı” savunması, uygulamada çoğu zaman sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır.
Ajans Sorumluluğu
Kampanyayı organize eden ajanslar da, ticari iletişimin hukuka uygunluğunu sağlamakla yükümlü kabul edilmektedir. Özellikle influencer sözleşmelerinde şeffaflık yükümlülüğünün düzenlenmemesi, ajans açısından da risk doğurabilmektedir.
2025 kararlarında bazı dosyalarda yalnızca marka hakkında değil, influencer hakkında da yaptırım uygulanmıştır. Bu durum, Kurul’un “etki gücü olan herkes sorumludur” yaklaşımını benimsediğini göstermektedir. Takipçi sayısı yüksek olan içerik üreticilerinin, tüketicinin ekonomik kararını etkileyebilecek konumda olduğu kabul edilmekte; dolayısıyla sorumluluk alanı geniş yorumlanmaktadır. Bu yaklaşım, influencer ekonomisinin artık hukuki açıdan kurumsallaştığını göstermektedir.
8. 2025 Kararları Işığında Influencer’lar İçin Uyum Rehberi
2025 kararları dikkate alındığında, influencer’ların hukuki risklerini azaltmak için dikkat etmeleri gereken temel noktalar şunlardır:
1. Ticari ilişki varsa mutlaka açık ibare kullanın: “Reklam”, “İş birliği”, “Sponsorlu içerik” gibi.
2. Etiket görünür olsun: İçeriğin başında ve kolay fark edilebilir şekilde yer alsın.
3. Sağlık ve tıbbi etki iddialarından kaçının.
4. İndirim kodu veya affiliate link varsa bunu açıkça belirtin.
5. “Son gün”, “stoklarla sınırlı” gibi ifadeleri gerçek duruma dayandırın.
6. Kampanya şartlarını eksiksiz paylaşın.
7. Marka ile yapılan sözleşmede hukuki sorumluluk dağılımını netleştirin.
Bu rehber, yalnızca influencer’lar için değil; markalar ve ajanslar için de yol gösterici niteliktedir.
8. “İçerik Üreticisi”nden “Reklam Hukuku Aktörü”ne Dönüşüm
2025 yılı Reklam Kurulu kararları, sosyal medyanın artık hukuken nötr bir alan olmadığını göstermektedir. Influencer’lar artık yalnızca deneyim paylaşan kişiler değil; tüketicinin ekonomik davranışını etkileyebilecek güçte ticari aktörlerdir. Bu nedenle paylaşımları, 6502 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir.
İhlal oranının %90’ı aşması ve yıl içinde 243 milyon TL’yi geçen para cezası hacmi, denetimin ciddiyetini ortaya koymaktadır. Influencer ekonomisi büyümeye devam etmektedir. Ancak aynı oranda hukuki sorumluluk da büyümektedir. Şeffaflık artık tercih değil, yükümlülüktür. Ticari ilişki varsa, açıkça belirtilmelidir. Aksi hâlde içerik üretimi ile hukuki yaptırım arasındaki mesafe oldukça kısalmıştır.
9. Reklam Kurulu Süreci Nasıl İşler? İlk İhlalde Ceza Verilir mi? İtiraz Yolu Var mı?
Reklam Kurulu kararları bakımından kamuoyunda yaygın bir kanaat bulunmaktadır: “İlkinde uyarı gelir, ikinci seferde ceza olur.” Ancak uygulama bu şekilde işlememektedir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre ilk tespitte: reklamın durdurulmasına, düzeltme yayımlanmasına, ve/veya idari para cezasına karar verebilir. Özellikle: örtülü reklam, sağlık beyanı içeren yanıltıcı içerik, tüketicinin ekonomik kararını etkileyebilecek açık aldatma gibi durumlarda çoğu dosyada durdurma ve para cezası birlikte uygulanmaktadır. Dolayısıyla influencer’lar açısından “bir kere yaparsam uyarı gelir” yaklaşımı hukuken güvenli değildir.
Süreç genellikle: tüketici şikâyeti, rakip firma başvurusu, resen inceleme yollarından biriyle başlar. Dosya Reklam Kurulu gündemine alındığında taraflardan savunma istenebilir. Savunma süreci tamamlandıktan sonra Kurul karar verir.
Para cezaları, 6502 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca belirlenmekte ve her yıl yeniden değerleme oranına göre artmaktadır. 2025 yılı itibarıyla toplam para cezası hacminin 243 milyon TL’yi aşmış olması, yaptırımların sembolik değil; caydırıcı nitelikte uygulandığını göstermektedir.
Influencer dosyalarında ceza miktarı; takipçi kitlesi, ihlalin niteliği, içeriğin erişim gücü gibi kriterler dikkate alınarak değerlendirilebilmektedir. Reklam Kurulu kararları idari işlem niteliğindedir. Bu kararlara karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava süresi, kararın tebliğinden itibaren 60 gündür.
Ancak uygulamada şu husus önemlidir: Dava açılması, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması talep edilmesi gerekir. Dolayısıyla özellikle para cezası içeren dosyalarda hukuki sürecin teknik biçimde yönetilmesi önem taşımaktadır.
Reklam Kurulu süreci, “uyarı sistemi” değil; doğrudan yaptırım sistemi olarak işlemektedir. Bu nedenle influencer’lar ve markalar için en güvenli yöntem, içerik yayınlanmadan önce hukuki uyum denetimi yapılmasıdır.
Influencer Ekonomisi Büyürken Hukuki Sorumluluk da Büyüyor
2025 yılı Reklam Kurulu kararları yalnızca teknik bir istatistik sunmuyor; dijital reklamcılığın geldiği noktaya dair güçlü bir mesaj veriyor. Yıl içinde 1.634 dosyanın karara bağlanmış olması, ihlal oranının %90’ı aşması ve toplam idari para cezasının 243 milyon TL’yi geçmesi; denetimin artık sembolik değil, sistematik ve caydırıcı nitelikte yürütüldüğünü göstermektedir. Influencer içerikleri bu büyük tablo içinde nicelik olarak sınırlı bir alan gibi görünse de, nitelik bakımından dikkat çekici bir artış göstermektedir. Özellikle: örtülü reklam, affiliate (komisyon) ilişkisi, sağlık ve takviye ürün beyanları, çekiliş ve indirim kampanyaları hukuki risk alanlarının merkezinde yer almaktadır.
2025 yılı uygulamasında görülen 550.000 TL ve 863.580 TL bandındaki para cezaları, sosyal medya paylaşımlarının artık “kişisel ifade” değil, ekonomik etki gücü taşıyan ticari iletişim olarak değerlendirildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Tekerrür hâlinde bu tutarların iki katına kadar çıkabilmesi, riskin büyüklüğünü daha da artırmaktadır.
Bugün influencer olmak yalnızca içerik üretmek anlamına gelmiyor. Takipçi kitlesi arttıkça, hukuki sorumluluk da artıyor. Reklam Kurulu’nun yaklaşımı net: Tüketicinin ekonomik kararını etkileyen her içerik, mevzuat kapsamında değerlendirilecektir. Dolayısıyla 2025 yılı, influencer ekonomisinin hukuki olarak kurumsallaştığı bir dönüm noktasıdır.
Şeffaflık artık tercih değil; yükümlülüktür. Ticari ilişki varsa, açıkça belirtilmelidir. Aksi hâlde içerik üretimi ile idari yaptırım arasındaki mesafe her zamankinden daha kısadır.
Influencer ekonomisi büyümeye devam edecek; ancak hukuki uyum bu büyümenin vazgeçilmez parçası hâline gelmiştir.
Av. Güzel ERYÜREK