I. MİRASÇILIKTAN (ISKAT) ÇIKARMA

1. Genel Olarak

Kural olarak mirasbırakan kanuni mirasçısının saklı payı üzerinde tasarruf edemez. Mirasbırakan kanunda sayılan nedenler dışında böyle bir tasarrufta bulunursa, saklı paylı mirasçı saklı payının tamamlanmasını isteyebilir. Bu kuralın istisnalarından ilki mirastan ıskat olup, TMK’nın 510-513. maddelerinde düzenlenmiştir.

Mirastan ıskat, mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf ile kanunun belirlediği nedenlerden birine dayanarak saklı paylı mirasçısının saklı payını indirmesi veya tamamen ortadan kaldırmasıdır. Yalnız saklı paylı mirasçılar için geçerli olup, saklı paylı olmayan bir mirasçının miras payının tasarrufu için ıskata gerek olmayıp, mirasbırakan bu payı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Iskat tek taraflı hukuki bir işlemdir. Mirastan ıskat ile ıskat edilen mirasçı terekeden bir pay isteyemez. Saklı payı tamamen veya kısmen ortadan kaldırıldığından tenkis davası açamaz.

Bir saklı paylı mirasçının mirastan ıskatı için, kanunun kabul ettiği sebeplerden birinin bulunması gerekir.

Mirastan ıskat, kanuni şekillere uygun yapılmış bir ölüme bağlı tasarruf ile mümkündür. Ölüme bağlı tasarrufta ıskat edilenin isminin ve ıskat sebebinin açıkça yazılmış olması şarttır.

Iskat edilen mirasçı saklı payına el atılmışsa tenkis davası açabileceği gibi, mirasbırakanın diğer mirasçılarına karşı ıskatın iptali davasını da açabilir.[1]

...uyuşmazlık; miras bırakanın mirastan ıskata dair vasiyetnameyi düzenlerken, gösterdiği sebeplere dair olarak açık bir yanılgıya düşürülüp düşürülmediği; buradan varılacak sonuca göre de, Türk Medeni Kanunu’nun 512/3. maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında mı geçerli olacağı yoksa çıkarma işleminin (vasiyetnamenin) tümden mi geçersiz olacağı noktasında toplanmaktadır... mirasbırakanın ıskat sebebi olarak kabul ettiği olaylar bulunmadığı halde, kendisi bulunmayan bu olayları varmış gibi algılayıp açık hataya düşmüşse ölüme bağlı tasarruf tam olarak iptal edilmelidir. Ne var ki, dosya içeriğine göre mirasbırakanın aşikâr yani diğer bir deyişle esaslı bir hataya düştüğü sabit olmamış; bilakis mirasbırakan ıskat sebeplerinin varlığına inanmış ve bu itibarla tasarrufta bulunmuştur. Kaldı ki, 2006 yılında ölen miras bırakan tarafından, 2002 yılında düzenlenmiş bulunan vasiyetnameden bu süre zarfında dönülmüş de değildir. Bu durumda, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 512/3. maddesi hükmü gözetilerek ıskatı içeren ölüme bağlı tasarrufun davacıların saklı payı dışında (tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği kabul edilmelidir.”[2]

“…Türk Medeni Kanunu'nun 510/1. maddesi gereğince mirasçılıktan çıkarma; ancak ölüme bağlı bir tasarrufla yapılabilir. Mirastan çıkarmada miras bırakan; mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan ... yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir.

Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamaz. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir…”[3]

2. Iskat Çeşitleri

TMK’nın 510. maddesinde cezai (olağan) mirasçılıktan çıkarma hallerini, TMK’nın 513. maddesinde ise koruyucu (borç ödemeden aciz nedeniyle) mirasçılıktan çıkarma halini düzenlemiştir.

A. Cezai (Olağan) Iskat

a. Genel Olarak

TMK’nın 510. maddesine göre, saklı paylı mirasçı gerek mirasbırakana karşı ve gerekse ailesinden birine karşı yapmak zorunda olduğu görev ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya mirasbırakana yahut yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi hallerinde mirasbırakan tarafından mirasçılıktan çıkarılabilir. Bu çıkarma sebepleri sınırlı bir biçimde kanunda gösterilmiştir.

“…davacılar tarafından evlat edindikleri davalının kendileri ile ilgilenmediği ve evlatlık vazifelerini yerine getirmediği iddiası ile mirasçılıktan çıkarma davası açmış iseler de mirasçılıktan çıkarma yukarıda değinildiği gibi TMK 510. madde hükmünde sayılan sebeplerden birine dayanılması ile birlikte şekil şartı olarak miras bırakan tarafından yapılan bir ölüme bağlı tasarrufu işlemi ile gerçekleşir. Dava açmak suretiyle mirasçının mirastan ıskatı hakkında karar verilmesini istemek mümkün değildir. Bu sebeple mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken…”[4]

b. Cezai Iskatın Nedenleri

aa. Mirasbırakana veya Yakınlarından Birine Karşı Ağır Bir Suç İşlemesi

Ağır suça teşebbüs de yeterlidir. Suçun zamanaşımı veya şikâyet yokluğu nedeniyle kovuşturulmamış olsa veya ceza verilmesine rağmen zamanaşımı, af gibi nedenlerle infaz edilmemiş olsa bile ıskat nedenidir. Ancak hukuka uygunluk nedenleri (haklı savunma gibi) mevcutsa işlenen suç ıskat nedeni olamaz. Suçun ağır olup olmadığını takdir yetkisi hâkimindir. Aile içi ilişkileri etkileyecek nitelikte ise suç ağır olarak kabul edilir.

“…Somut olayda; düzenleme şeklindeki vasiyetname ile muris tarafından, oğlu davacının mirastan ıskat edildiği, ıskat sebebi olarak; davacının, kendisine ve ailesine karşı kötü davrandığının, saygısız ve münasebetsiz davranışlarda bulunduğunun, kendisini dövmeye kalkıştığının, yine kendisine hitaben hakaret ve tehdit içerikli mektup yazdığının, bayramlarda ziyaretine gelmediğinin gösterildiği; buna rağmen, dosya kapsamında toplanan delillere göre, ıskat sebeplerinin, ispat külfeti üzerinde bulunan davalılar tarafından ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça, delil olarak dosyaya sunulan, baba ile oğul arasındaki mektuplaşma içeriğinden bahisle, ıskat sebeplerinin gerçekleştiği savunulmuş ve gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Bölge Adliye Mahkemesince gerekçeye dayanak yapılmışsa da mektup içeriğinde "hakaret ve tehdit" içerikli ifadelerin yer almadığı, nitekim bu hususta yapılan şikâyet üzerine savcılık tarafından takipsizlik kararı da verildiği görülmüştür.

Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davalılar tarafından ıskat sebebinin ispat edilemediği, TMK'nın 512/3. maddesi uyarınca, mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olduğu, davacının saklı payını talep edebileceği dikkate alınarak; davaya tenkis davası olarak devam edilip, murisin terekesinde bulunan tüm aktif ve pasifin belirlenmesinden sonra, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken…”[5]

...Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacının 03.10.1999 tarihinde yetmiş dört yaşındaki annesini dövdüğü ve hakaret ettiği, bu suçtan dolayı mahkûm olduğu anlaşılmaktadır. Tasarrufta gösterilen çıkarma sebebinin varlığı davalılarca ispat edilmiştir. Bu durumda çıkarmaya ilişkin tasarrufun, sebebi hakkında açık bir yanılmaya dayandığı kabul edilemez...[6]

bb. Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerini Önemli Ölçüde Yerine Getirmemesi

Aile kavramı yakın kavramından dar, akraba kavramından geniştir. Akraba tabiri TMK’nın 17 ve 18. maddelerinde düzenlenen kan ve sıhri hısımlarını içine alırken, aileye bunlardan başka aynı çatı altında birlikte yaşayan kimseler de dâhildir. Bu nedenle mirasbırakan yalnız kendisine karşı ifa edilmesi gereken görevlerden değil aynı evde birlikte yaşayan, akrabası olmayan birisine karşı da ifası gereken görevlerden birinin yerine getirilmemesi halinde de mirasçısını mirasından ıskat edebilir.

…Cezai çıkarma sebepleri, Türk Medeni Kanunu'nun 510. maddesinde, genel bir hüküm içinde ifade olunmuştur. Buna göre, mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse ya da mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse, mirasbırakan ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir.

Bununla birlikte, mirasçı, mirasbırakanla arasında borçlar hukukundan doğan bir mükellefiyeti ihlal etse, miras hakkından ıskat edilmesi için bir sebep meydana gelmemiştir. Çünkü böyle bir ihlalin müeyyidesi Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş bulunmaktadır…

Somut olayda; davaya konu vasiyetname incelendiğinde, mirasbırakanın, “... Oğlum ...'a itimat ederek verdiğim çeşitli vekaletnameler neticesinde adıma yaptığı işlemlerde kendi menfaatine ve diğer evlatlarımın zararına hareket ettiğinden, rahmetli annem aleyhine konuşarak ve bana da bir evladın babasına söyleyemeyeceği sözler ile argo sözler söyleyerek toplum içerisinde beni rencide ettiğinden...” demek suretiyle çıkarma sebebini bildirdiği görülmektedir. Çıkarma sebebi olarak gösterilen “vekaletin kötüye kullanılması” hali, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen vekalet ilişkisinin bir sonucu olup, aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali kapsamında değerlendirilemeyecektir…”[7]

...Davacının mirasbırakana karşı ilgisiz kaldığı, hastalığı ile ilgilenmediği dinlenen tanık beyanları ile sabit olmuştur. Mirasbırakanın vasiyetnamede gösterdiği mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebepleri ve Türk Medeni Kanunu’nun 511. maddesi koşulları gerçekleşmiştir...[8]

c. Cezai Iskatın Sonuçları

TMK’nın 511. maddesine göre, ıskat edilen mirasçı, mirasbırakanın ölümü anında ölmüş gibi kabul edilir. Bu nedenle mirasçılık sıfatını kaybeder, terekeden pay isteyemez ve bunun sonucu olarak tenkis davası açamaz. Ancak ıskat, mirastan yoksunluk ve mirası ret de olduğu gibi, yalnız ıskat edileni etkiler, yani altsoyunu etkilemez. Bu nedenle ıskat edilenin altsoyu varsa, altsoy da saklı paylı mirasçı ve saklı payı miktarı da aynı ise, ıskat edilenin saklı payı altsoyun saklı payına geçer. Yani ıskat edilenin altsoyu saklı payının tenkisini isteyebilir.

Hayatta kalan eş ıskat edildiği takdirde saklı payı, ıskat edilmemiş olsaydı birlikte mirasçı olacağı mirasçılara geçer. Fakat birlikte mirasçı olacağı mirasçı yoksa saklı payı ile birlikte bütün payı murisin en yakın kanuni mirasçılarına intikal eder.

...Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan bükümlere göre belirlenir (4722 S.K 17). Davacı öncelikle vasiyetnamenin iptalini ve ıskat nedenlerinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Mirasbırakan ise vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini açıklamıştır (TMK 510/2). Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin itiraz etmesi halinde bu sebeplerin varlığının ispatı, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer (TMK 512/2). Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir (TMK 512/3).

Mirasbırakan yaptığı vasiyetnamede mirasçılıktan çıkarma sebeplerini göstermiştir. Dava konusu olayda mirasçılıktan çıkarma sebepleri oluşmuş ise de davalılar... davayı kabul etmiştir. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 512/3. maddesi uyarınca; mirasçılıktan çıkarmanın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı, başka bir ifade ile davacının kabul eden davalılar yönünden saklı paylarını isteyebileceği...[9]

...4721 Sayılı TMK’nın 510. ve devam eden maddeleri uyarınca ıskat edilen mirasçının miras bırakanın terekesinden hak elde etme olanağı yoksa da anılan veraset belgesinde davacının halen murisin mirasçısı olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının davada aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti önem ifade eder. O halde, davanın neticesine etkili olduğu gözetilerek, davalılara yukarıda belirtilen gerekçelerle hasımlı açılacak davada davacının mirasçı olarak gösterildiği mirasçılık belgesinin, vasiyet yolu ile mirasçılıktan çıkartıldığı da öne sürülmek suretiyle iptali ve yeni mirasçılık durumunu belirleyen kararın alınması için önel verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken...[10]

B. Koruyucu (Borç Ödemeden Aciz Nedeniyle) Iskat

Mirasbırakanın, borcunu ödemekten acze düşen mirasçısının saklı payının yarısını bu mirasçının alacaklılarına gitmesine engel olmak için onun doğmuş veya doğacak olan çocuklarına özgülemesi halidir.

Bu ıskat şeklinde mirasbırakanın bu yarı payı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş veya doğacak çocuklarına özgülemesi ve bunun için vasiyetçinin ölüm anında ıskat edilen mirasçının alt soyunun bulunması veya tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düşmüş olması şarttır. Altsoyun doğmuş çocukları, bu pay üzerinde, üstsoyları mirasın açıldığı sırada ölmüş gibi hak sahibi olurlar. Altsoyun henüz doğmamış çocukları ise, bu hakkı artmirasçı gibi kazanırlar. Altsoyun saklı payı, onun kanuni miras payının yarısıdır. Çıkarılan altsoyun doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülenecek miktar ise, altsoyun saklı payının yarısıdır.

Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarmada çıkarılan altsoy, mirasçılık sıfatını kaybetmez. Çıkarılan mirasçı, saklı payının yarısı oranında terekenin paylaşımına katılır ve mirasçıların sahip olduğu diğer her türlü hakka sahip olur. Aynı zamanda mirasçı sıfatıyla sorumluluğu da devam eder.

Aciz sebebiyle (koruyucu) çıkarma, cezai çıkarmanın aksine, mirasbırakanın saklı paylı mirasçılarının tümü hakkında değil, sadece altsoyu hakkında uygulanabilir. Evlilik içinde doğan çocuklar gibi, evlilik dışında doğmuş olup, tanıma veya babalık davası yoluyla babasına nesep bağıyla bağlanmış olan çocuklar, hatta evlatlık da altsoy kavramı içerisine girer.

Altsoyun aciz halinde bulunduğunun, aciz belgesiyle sabit olması gerekir. Burada sözü edilen aciz belgesi, İİK’nın 143. maddesinde düzenlenen borç ödemeden aciz vesikasıdır. Altsoyun borç ödemede aciz hale düşmesinde kusurlu olup olmadığı önemli değildir.

II. MİRASTAN YOKSUNLUK

1. Genel Olarak

Mirastan yoksunluk, kanunda düzenlenen nedenlerle mirasçının mirasçılık sıfatının kaldırılması veya lehine belirli mal vasiyet edilmiş olan şahıstan bu malı alabilmek imkânının ortadan kaldırılmasıdır.

Bir kimsenin mirastan yoksunluğu için kanuni sebeplerden birinin bulunması yeterlidir.

Ayrıca mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarrufuna gerek yoktur.

2. Mirastan Yoksunluk Nedenleri

Mirastan yoksunluk nedenleri TMK’nın 578. maddesinde düzenlenmiş olup, düzenlemeye göre,

-Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürmek veya öldürmeye teşebbüs etmek.

-Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı bir tasarruf yapamayacak duruma getirmek.

-Mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlamak veya engellemek.

-Mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldırmak veya bozmak.

...Mirastan yoksunluğu düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 578. maddesinin 1. fıkrasında, mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürmek mirastan yoksunluk sebebi olarak gösterilmiştir. Mirastan yoksunluğun tespiti de mirasçılık belgesi verilmesinde görevli mahkemeye aittir. Mahkemece yapılacak iş, ceza dosyası da incelenerek mirastan yoksunluk sebebinin bulunup bulunmadığının tespiti ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Yoksunluk sebebinin tespiti halinde mirasçılık belgesinde miras paylarını gösterecek şekilde hüküm kurulması, ancak Cemal’in mirastan mahrum olduğunun ve mahrumiyetinin hukuki sonuçlarının terekenin paylaştırılması sırasında gözetileceğine işaret edilmelidir...[11]

3. Iskat (Çıkarma) ile Benzerlikleri ve Farkları

Her iki kurumun da amacı, mirasbırakanın mirasını hak etmeyen (mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı yapmamakla mükellef olduğu şeyi yapmış veyahut yapması gereken şeyi yapmamış) kimselerin mirastan uzak kalmasını sağlamaktır.

Buna karşılık; mirastan ıskat yalnız saklı paylı mirasçılara uyulabilirken, mirastan yoksunluk saklı paylı mirasçılardan başka atanmış mirasçılara ve hatta lehine muayyen bir şey vasiyet edilen kimselere de uygulanabilir. Iskat, kanunun düzenlediği ıskat sebeplerinin bulunması halinde mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarrufu ile meydana gelir. Mirastan yoksunluk ise, mirastan yoksunluğu gerektiren fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde mirasbırakan ya öldüğü veya serbestçe iradesini kullanabilecek halde bulunmadığı veyahut bu sebebi öğrenemediği için kanundan doğar. Bu sebeplerin gerçekleşmesi halinde kanunen mirasçı olamaz. Mirastan yoksunluğu doğurabilecek nedenler ve dolayısıyla failinin kusur ve hatası mirastan ıskata nazaran çok daha ağırdır. Mirastan yoksunluk, mirastan ıskatta olduğu gibi ayrıca ölüme bağlı bir tasarrufun varlığını gerektirmeden, kanuni sebebin ortaya çıkması ile kendiliğinden uygulanır. Mirastan ıskatta ise mirasbırakanın bir ölüme bağlı tasarruf gerekir.

Aydın Tekdoğan

Avukat

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

2. Hukuk Dairesi Emekli Başkanı

-------------

* Ayrıntılı bilgi için: Tekdoğan A., Miras İş ve İşlemleri ile Miras Davaları, 2. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ocak 2026, 1608 Sayfa,

[1] Mirastan ıskat tasarrufunun iptali, olmazsa tenkis davasına ilişkin açıklamaları bir sonraki yazıda ele alınacaktır.

[2] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/2-129 K. 2013/1585 T. 15.11.2013

[3] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2022/4560 K. 2023/5731 T. 27.11.2023

[4] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2022/2695 K. 2022/6859 T. 14.11.2022

[5] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2019/5263 K. 2020/670 T. 3.2.2020

[6] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2010/553 K. 2010/2901 T. 18.2.2010

[7] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2019/5522 K. 2020/8054 T. 22.12.2020

[8] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/11213 K. 2011/11605 T. 6.7.2011

[9] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2017/14122 K. 2019/1702 T. 28.2.2019

[10] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2008/6198 K. 2008/7959 T. 25.6.2008

[11] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2008/2766 K. 2009/7790 T. 22.4.2009