I. Genel Olarak

Konkordato kurumu, borçlunun ekonomik varlığını koruyarak alacaklılarıyla makul bir ödeme dengesi kurmayı amaçlayan, kamu düzeniyle yakından ilişkili bir yeniden yapılandırma müessesesidir. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ise kamu tüzel kişiliğine sahip olmakla birlikte, bünyesinde faaliyet gösteren sanayicilerle özel hukuk ilişkileri kuran, karma nitelikli yapılardır. Bu iki kurumun kesiştiği noktada, uygulamada ciddi hukuki sorunlar ve buna bağlı olarak yoğun tartışmalar ortaya çıkmaktadır.

Özellikle OSB içinde faaliyet gösteren şirketlerin konkordato talebinde bulunması hâlinde; OSB’nin alacaklı sıfatı, sözleşmesel yetkileri, elektrik, su ve doğalgaz gibi temel hizmetleri kesme imkânı ile tahsisli taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi tartışma konusu olmaktadır. Bu çalışmada, konkordato sürecinde OSB’nin hukuki konumu, icra ve iflas hukuku ile idare hukuku ilkeleri birlikte değerlendirilerek ele alınacaktır.

II. OSB’nin Hukuki Niteliği ve Konkordato Sürecine Etkisi

OSB’lerin kuruluşu, hukuki niteliği, organları, yetki ve sorumlulukları ile katılımcılarla olan ilişkileri konusunda ayrıntılı ve sistematik bir inceleme için bkz. Seyithan Deliduman, Organize Sanayi Bölgeleri Rehberi, Kazancı Yayınları, İstanbul, 2004.

4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca OSB’ler kamu tüzel kişiliğine sahiptir (4562 sayılı Kanun m.4). Ancak bu nitelik, OSB’nin tüm işlemlerinin kamu gücüne dayalı olduğu anlamına gelmez. OSB ile katılımcı şirket arasındaki ilişki; aidat ve hizmet bedelleri, elektrik, su ve doğalgaz temini ile tahsis ve kullanım ilişkileri bakımından çoğu zaman özel hukuk ilişkisi niteliği taşımaktadır.

Bu nedenle OSB, konkordato sürecinde kural olarak imtiyazlı bir kamu alacaklısı konumu ihraz etmeyip aksine adi alacaklı konumundadır. Bu bağlamda OSB’nin kamu tüzel kişiliği, konkordato sürecinde onu borçlunun malvarlığına sınırsız şekilde müdahale edebilir hâle getirmez.

III. OSB Alacaklarının Konkordatodaki Hukuki Statüsü

1. Aidat ve Hizmet Bedelleri

OSB’nin katılımcılardan talep ettiği aidatlar, elektrik, su ve doğalgaz bedelleri ile ortak altyapı katkı payları hukuki nitelik itibarıyla kamu alacağı olmayıp özel hukuk alacağıdır. Dolayısıyla bu alacaklar, OSB Kanunu’ndan kaynaklansa dahi 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil edilen kamu alacakları arasında yer almaz.

İcra ve İflas Kanunu’nun 294. maddesi uyarınca konkordato mühleti içinde borçluya karşı takip yapılamayacağı gibi, mevcut takiplerin de durması gerekmektedir. Bu nedenle OSB, konkordato talebiyle birlikte başlatılan takip yasağına tabi olup alacağın konkordato süreci çerçevesinde takip edilmesi gerekir. Alacağın, borçlu tarafından bildirilmemesi veya defter ve kayıtlarından anlaşılmaması halinde konkordato dosyasına bildirilmesi gerekir. Bildirilen alacak için rehin veya teminat bulunmaması hâlinde adi alacaklı sıfatıyla sürece devam eder.

2. Rehinli veya Teminatlı Alacaklar

OSB lehine banka teminat mektubu, ipotek veya rehin bulunması hâlinde, OSB bu teminat ölçüsünde ayrıcalıklı bir konuma sahip olabilir. Ancak bu durum konkordato sürecinin genel ilkelerini bertaraf etmez. Zira İİK m. 295 uyarınca, rehinli alacaklılar bakımından dahi konkordato sürecinde paraya çevirme yetkisi belirli sınırlamalara tabi olup yalnızca teminatın paraya çevrilmesine ilişkin rejimi etkiler.

IV. Konkordato Sürecinde OSB’nin Elektrik, Su ve Doğalgaz Kesintisi Yetkisi

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, konkordato talebinde bulunan şirketin OSB tarafından elektrik, su veya doğalgazının kesilmesidir.

Borçlu hakkında konkordato (geçici) mühleti ile birlikte borçluya karşı takip yasağı doğar, borçlunun faaliyetinin devamı korunur ve alacaklıların bireysel cebri icra yollarına başvurması engellenir. İcra ve İflas Kanunu’nun 296. maddesi uyarınca, konkordato mühleti içinde borçlunun taraf olduğu sözleşmeler kural olarak ayakta kalır; bu sözleşmelerden doğan edimlerin ifası, borçlunun faaliyetinin sürdürülmesi amacıyla korunur. Bu bağlamda OSB’nin, konkordato borçları gerekçe gösterilerek temel üretim hizmetlerini kesmesi konkordatonun amacına, ölçülülük ilkesine ve borçlunun faaliyetini sürdürme hakkına aykırılık teşkil eder.

Özellikle konkordato komiserinin veya mahkemenin açık izni olmaksızın yapılan kesintiler hukuka aykırı fiil niteliği kazanabilir ve tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilir.

V. OSB Tahsisli Taşınmazlar ve Konkordato

Konkordato mühletinin amacı, borçlunun ekonomik faaliyetine devamını sağlamak olup, bu amaç İİK’nın konkordatoya ilişkin hükümlerinin tamamına hâkim olan temel ilkedir.

OSB içinde faaliyet gösteren şirketlerin kullandığı taşınmazlar çoğu zaman tahsisli niteliktedir. Bu durum konkordato sürecinde, OSB’nin konkordato gerekçesiyle tahsisi iptal edip edemeyeceği, kullanım hakkını sona erdirip erdiremeyeceği ve taşınmazı geri alıp alamayacağı sorularını gündeme getirir.

Konkordato, borçlunun malvarlığını ve ekonomik faaliyetini korumayı amaçlayan bir kurumdur. Bu nedenle salt konkordato talebi ile geçici veya kesin mühlet kararı, OSB’ye tek taraflı tahsis iptali yetkisi vermez.

Ancak borçlunun faaliyetini tamamen durdurması, tahsis şartlarını ağır biçimde ihlal etmesi veya üretim amacından sapması gibi hâllerde, OSB’nin sözleşmeden veya kanundan doğan haklarını kullanması mümkün olabilir. Bu durumda dahi konkordato mahkemesi ve komiserin değerlendirmesi belirleyici olmalıdır.

VI. OSB ile Konkordato Komiseri Arasındaki Hukuki İlişki

Konkordato komiseri, borçlunun faaliyetlerini denetleyen ve alacaklılar arasında dengeyi gözeten bağımsız bir organdır. Nitekim İİK m. 290 uyarınca konkordato komiseri, borçlunun faaliyetlerini gözetmek ve alacaklıların haklarını korumakla görevli olup, konkordato sürecine ilişkin işlemlerde merkezi bir konuma sahiptir.

OSB’nin kendi üyesi hakkında atanma konkordato komiseri ile yakın teşrik-i mesai içinde bulunması ve elektrik kesintisi, tahsis iptali veya sözleşmenin feshi gibi işlemleri komiserin bilgisi ve denetimi dışında yapmaması gerekir.

Aksi hâlde OSB, konkordato sürecine müdahale eden ve borçlunun yeniden yapılandırma şansını ortadan kaldıran bir konuma düşer ki bu durum konkordato hukukunun amacına ve ruhuna aykırıdır.

Sonuç

OSB içinde faaliyet gösteren şirketlerin konkordato sürecinde OSB, kural olarak adi alacaklıdır. Aidat ve hizmet bedelleri özel alacak olup kamu alacağı niteliği taşımaz. Konkordato mühleti boyunca OSB’nin takip ve cebri icra niteliğindeki işlemleri yasaktır. Elektrik, su ve doğalgaz kesintileri konkordatonun amacını bozacak şekilde uygulanamaz. Tahsisli taşınmazlar bakımından OSB’nin yetkileri ölçülülük ve yargısal denetim altındadır.

Sonuç olarak OSB’nin konkordato sürecindeki konumu, kamu tüzel kişiliğinin sağladığı ayrıcalıklara değil, hukuki dengeye ve konkordatonun koruyucu amacına göre belirlenmelidir.