Cinayetle ilişkili faktörler: Bütüncül bir bakış açısı

İnsanlar neden öldürüyor? Canavarca bir eylem gerçekleştirmek birini canavar yapar mı? Ve yanlış koşullar altında herhangi birimiz katil olabilir miyiz? Bir insanı çıldırma noktasına getiren şey aslında nedir? Kısa bir süreliğine bile olsa, hiçbirini öldürmeyi düşündünüz mü?
Kriminolog Paul Reiwald “Toplum ve Suçluları” adlı eserinde adam öldürmenin evrensel çekiciliğine tanıklık ederek tüm polisiye romanların %95'inden fazlasının cinayetle ilgili olduğunu belirtiyor.1 Bir adam öldürme suçunda, (A), (B)’yi öldürüyor. (A) nasıl ve neden böyle davrandı sorulardan birincisinin yanıtı yönteme ilişkin açıklama arayışı örneğin silahla, zehirleyerek veya bıçaklama mı öldürdü? olabilir. Sonra, neden sorusunda ne aranmaktadır? (A)’nın (B)’yi öldürmesi saikleri ve nedenlerine ilişkin soru sormada en belirgin ve önemliler arasında yer alan genelde şu birkaç şeyi öğrenmek isterler:
1. A’nın eyleminin görünürdeki amacı/nedeni,
2. O’nun gerçek nedeni,
3. Yetkililerin gerçek neden açıklaması,
4. Neden hakkında uzman (örneğin psikiyatr) görüşü,
5. Savunma avukatının neden konusundaki savı, ve
6. Hâkimin nedene ilişkin hükmü.
Yukarıdaki nedenlerden her biri bir sav veya tahmin olabilirse de hiçbiri doğa bilimleri anlamında bir açıklama ve neden değildir. Ne var ki, böyle bir durumla karşılaşan çoğu kişiler güdüsel olarak bu nedenlerden biri veya diğerinin doğru, dışta kalanların ise yanlış olduğunu hissederler. Gerçekte, bunların her biri konuşmacının samimi inancını temsil etmesi anlamında doğru olabilir veya (A)’nın eylemsel nedenleri bekli de yalnızca kendisince bilindiğinden tümü yanlış olabilir.2
Suçlu kişiye "ne yaptınız?" şeklinde yöneltilen soru, bu eylemi niçin yaptığını belirlemek içindir. Bunun çağrıştırdığı saptamalar ise şunlardır:3
· Eylemin görünürde belli bir nedeni olup olmadığı;
· Kişinin kendisini toplumun bir ferdi olarak görüp görmediği;
· Toplum için tehlike teşkil edip etmediği;
· Eylemin sonuçlarını değerlendiremeyen kişinin tehlikelilik derecesi;
· Görünürde hiçbir saik olmadığında (motiveless), kişinin psikolojik dinamiklerinin belirlen- mesi (psikiyatrik teşhis); ve
· Niyetin çok iyi olmasına karşın eylemin talihsizlik sonucu olup olmamasıdır.
Öte yandan, çevredeki insanlarca saldırganlığın vurgulanması da gerçekte şiddet ve adam öldürme olaylarında önemli bir etmen olmaktadır. Bir çatışmanın şiddet olgusuna dönüşüp dönüşmeyeceği kısmen de olsa olaya tanık olanların davranışlarına dayalı bulunmaktadır. Seyirci kişiler gerilimi yüksek bir çatışmayı gidermek üzere araya girebilecekleri gibi çatışmaya taraf olanları da körükleyerek, cesaretlendirerek şiddete teşvik edici olabilirler.
Video oyunları, filmler ve TV. ekranının anti-sosyal eylemleri öğretmek/rol modelleme olmak yanındaki diğer bir etkisi de “olağanlıkla” tehlikeli impuls’lara yol verebilmesidir (disinhibition). Bu durumda, normalde kaçınılacak bir eylemin patlak verdiğine tanık olunmaktadır. TV. Programlarının çoğu, şiddetin başarı ve popülariteye götüren kabul görür bir davranış olduğu mesajını vermektedir.4 Diğer bir anlatımla, sergilenen saldırganlık olaylarının çoğu cezalandırılmaktan çok ödüllendirilmektedir. Bu süreçteki diğer bir etkide, şiddet eylemlerine karşı duyguların nasırlaşarak ekranda ve toplumda şiddete tepkinin azaltılmasıdır (desensitazation). Bu anlatımların da sergilediği üzere, şiddete yönelik düşünceler genelde şiddet eylemlerini öncüllediğinden, saldırganlık döngüsü, ancak bizlerin şiddet sergilemekten ekseriya kaçındığımız, onu ödüllendirip yüceltmediğimizde sürece kırılabilecektir.5
Kişiler, şiddet içerikli filmleri/TV programlarını neden izlemektedirler sorusuna verilecek yanıt ise iki temel nedene dayalıdır. Birincisi basit bir merak duygusu, ikincisi de kişi için cazibe (challange) öğesi oluşturmasıdır. Merak duygusu genelde reklam ve övgüden kaynaklanmakta; yetişkinlere özgü bir şiddet kurdelesi de gençler için bugünlerde “yasak meyve” cazibesi yaratmaktadır.
Şiddet gösterisinde kişilerin tahrik olması de etkili olmaktadır. Tahrikin etkileri, insanın kendisine saygısını yitirmesi, karşılılık verememek gibi beklenen suçlarla açıklandığı gibi tahrikin nasıl algılanma- sı ile de açıklanabilir. Tahrik edici ve düşmanca algılanan bir eylem öfkelenme ve saldırıdan sorumlu olmaktadır (Novaco 1976, 1978)-akran zorbalığında özellikle tanık olunan bir olgu. Algı ve öfke arasında karşılıklı bir ilişki olabilir: Özel algılar öfkeye; öfkeli olmakta kişiyi saldırganca düşünmeye sevk edebilir. Aşağıdaki şemada görüldüğü üzere, karşılıklı ilişkiler algı ve davranış arasında olduğu gibi öfke ve davranış arasında da işlev görebilir.

Algı, duygu ve davranış arasındaki ilişki şeması
Tanım
Roberts, Zgoba ve Shahidullah (2007), cinayeti bir kişinin kasıtlı, kasıtsız veya kazara ölümü olarak tanımlar. Bu tanım, cinayeti suç davranışının en şiddetli tezahürü olarak gören Liem (2013) tarafından da desteklenmektedir.6 Peki insanlar neden öldürür? Bu davranışı kolaylaştıran ve belirleyen faktörler nelerdir?7 Literatür çok geniş ve çoğu zaman çelişkilidir. Bu tür suç ve suçluların okunma süreci, bilim ve kriminoloji paradigmalarını izlemiş ve sosyal ve adli açıdan doğrudan sonuçlar doğurmuştur. Yapılan değerlendirmeler, özne içi ve özneler arası varyasyonların önemli olduğunu kabul etmeden veya faktörlerin dinamizmini ve her şeyden önemlisi, belirli bir durumun cinayet davranışının nedeni mi yoksa sonucu mu olduğunun her zaman açık olmadığını dikkate almadan, belirli değişkenleri diğerlerine göre aşırı değerlendirme riskini vurgulayarak yapılmaktadır.
9 yaşındaki Yasemin Yıldırımı merdiven boşluğunda bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu. Katil zanlısı 17 yaşındaki kız kuzeni çıktı. İfadesinde “Birini öldürmeye karar vermiştim ama kimi öldüreceğimi bilmiyordum. Yasemin denk geldi.
Hürriyet (20/06/2025) s.3
Gerçek suç olayları, öldürmeyi çevreleyen koşulların sadece bir bölümünü oluşturuyor. Başka bir insanın hayatına son vermek, çoğu zaman karşılıksız aşk veya eşini aldatma gibi belirli bir olay ve yakın bir ilişkiyle bağlantılı güçlü bir duygunun sonucuydu. Kıskançlık, öfke, intikam, aşk, nefret ve diğer yoğun duygular insanları korkunç şeyler yapmaya itebilir, bunu hepimiz biliyoruz ve geçmişten gelen bu hikayeler bunu mükemmel bir şekilde ortaya koyuyor. Bazı insanlar tamamen yabancı birini öldürmeye meyilli olsa da cinayet daha çok aile üyeleri, arkadaşlar ve sevgililerle ilgili olup, bu da türümüzle ilgili özellikle tuhaf bir şeye işaret etmektedir.8
İş ortakları arasındaki husumet, cinayet için başlıca motivasyon faktörlerinden biri olmakta; aynı şekilde, genellikle yaklaşan boşanmayla ilgili olan aile içi şiddet de etki yapmaktadır. Etkileşim açısından alkol tüketimi de göz ardı edilmemeli ve birçok kötü kararın alkolün etkisi altında verildiği unutulmamalıdır.
Buradan çıkan sonuç, bir başkasını öldürmek için psikopat veya sosyopat olmanın gerekmediğidir. Bu bağlamda, Teksas Üniversitesi-Austin'de psikoloji profesörü olan David Buss tarafından yürütülen araştırmayla örtüşmektedir. Cinayet işlemenin etik, ahlaki ve yasal sonuçlarına rağmen, Buss, Amerikalıların büyük çoğunluğunun sadece cinayet işlemeyi düşünmekle kalmayıp, varsayımsal cinayetlerini oldukça ayrıntılı bir şekilde planladığını tespit etmiştir. Buss'ın 5.000 kişiyle yaptığı ankete göre, erkeklerin %91'i ve kadınların %84'ü birini öldürmeyi düşünmüştür; bu araştırma, "Yan Komşu Katil: Zihin Neden Öldürmeye Tasarlanmıştır" (The Murderer Next Door: Why the Mind is Designed to Kill) adlı kitabında sunulmuştur.
“O leke sürmeler, şu bir yığın adamın çekememezliği yok mu, nice nice kişilerin yok olmalarına yol açtı, daha da açar elbet..” Eflatun. Sokrates’in Savunması Remzi Kitabevi, 1971, s.33.
Diğer araştırmacılar cinayetin psikolojisini incelemiş ve çoğumuzun doğru (veya yanlış) koşullar altında bunu yapmaya muktedir olduğunu bulmuşlardır. Nörobilimci ve "Neden Çıldırıyoruz" kitabının yazarı Douglas Fields, insanların belirli durumlarda şiddet uygulamaya biyolojik olarak yatkın olduğunu iddia etmiştir. Araştırmaları, saldırganlığın algılanan bir tehdide karşı doğal bir savunma mekanizması olduğunu ve bu nedenle hepimizin, kendi hayatta kalmamız anlamına geliyorsa, şiddete –hatta başka bir insanı öldürmeye– muktedir olduğunu göstermiştir.

Bir Katilin Zihni: Bir Katili Katil Yapan Nedir? adlı eserin yazarı adli psikiyatrist R.Taylor karşılaştığı katillerin çoğunun gerçek bir motivasyona sahip olmadığını, bir tür psikozdan mustarip insanlar; bebeklerini öldüren depresif anneler (en şaşırtıcı keşiflerinden biri, cinayet kurbanı olma olasılığı en yüksek yaş grubunun on iki aydan küçük çocuklar olması); yıllarca eşlerine şiddet uygulayan ve sonunda cinayete başvuran erkekler olduğuna işaret ediyor.9
Doğa mı, yetiştirilme mi sorusunu merkezi bir tema olarak ele alan R. Taylor, çoğu katilin ne doğuştan ne de sonradan olmayıp, ikisinin bir karışımı olduğunu ve bunu kanıtlayan önemli araştırmalar olduğunu belirtiyor. O’na göre, yetiştirme, doğayı önemli ölçüde değiştirebilir ve bunun tersi de geçerlidir; doğru koşullar altında herkes katil olabilir.
Adam Öldürmelerin Sınıflandırılması
Adam öldürme suçları genellikle şu üç grupta toplanmaktadır:
· Durumsal/Dürtüsel10 (%70 vaka): Aşırı stres ve genellikle aile içi durumlar nedeniyle gerçekleş- mekte;
· Planlı/Araçsal: Önceden tasarlanmış, genellikle maddi kazanç, intikam veya kişisel çıkar için işlenmekte; ve
· Zorlayıcı/Cinsel: İçsel, psikolojik veya cinsel ihtiyaçlardan kaynaklanır, genellikle seri cinayetlerde görülmektedir.
Katilin Psikolojisi
Farklı seviyede adam öldürme olduğu gibi farklı kategoriler de var: Taammüden adam öldürme, kasten adam öldürme/taksirle adam öldürme; organize adam öldürmeler (iz bırakmazlar) ve disorganize/ düzensiz adam öldürmeler.
Adam öldürme, bulutsuz bir havada şimşek çakmaması gibi, aniden oluşan bir olgu değildir. Şimşek bulutlar arasındaki elektrik birikiminin ısı ve ışık yaratmasından vücut bulmaktadır. Yaratılan ısı o alandaki havanın hızla yayılmasına neden olmakta; yayılmanın havada büyük dalgalanmalarla gök gürültüsü doğurduğu görülmektedir. Çakan şimşek (yıldırım) düştüğü yerdeki insanı öldürebilmektedir. Aynı süreç adam öldürme için de geçerlidir. Ani gibi görülen öldürme olgusunun, ruhsal fırtına bulutları- nın aklı kullanma yetisini sıfırlayıncaya kadar toplanması sonucu olduğu belirtilmektedir. Çocuğun kendisinin istenilmediğini hissetmesiyle kara bulutlar/kin ve nefret oluşumu başlamakta; anne/ baba çocuğunu benimsemediği/istemediği zaman, bu duygulanım çocuğun yetişme sürecindeki tüm deneyimlerini karartır bir nitelik kazanmakta; ölüm sarkacı gittikçe yakınlaşarak, insan birini öldürmedikçe yaşayamayacağını anlamaya başlamaktadır.
Aile İçi Cinayet/Öç Alıcı Cinayet
“Cinayetlerin yüzde 43’ü aile içinden”
Hürriyet(12/07/2024) s.11
“2025 yılında en az 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü ve
297 kadının ölümü şüpheli bulundu”.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Aile içi şiddet dünya çapında büyük bir sorundur. Bu türden faillerin psikososyal sorunlarını araştıran son çalışmalar, bu tür şiddetin faillerinin tek tip bir profilinin olmadığını göstermektedir. Bu faktörler esas olarak sosyo-demografik değişkenlere, durumsal değişkenlere ve işlenen şiddetin özelliklerine odaklanmaktadır. Örneğin, küçük yaş, işsizlik ve düşük eğitim seviyesi risk faktörleri olarak tanımlanmıştır. Bazı çalışmalar ise bu tür faillerin çoğunluğunun daha yaşlı, çalışan ve orta sosyoekonomik statüye sahip olduğunu bildirmiştir. Ortaya çıkabilecek farklı yaşam koşulları arasında, bir ilişkinin sona ermesi aile içi şiddetin en sık tetikleyicilerinden biri gibi göründüğü gibi11 aşırı kıskançlık, aile içi şiddet vakalarında sıklıkla rol oynayabilir ve hatta cinayete yol açabilir.
R. Taylor, kıskançlığın tipik duyguları ile daha şiddetli biçimi arasında ayrım yapmakta; şiddet gösterisi- nin, kişinin partnerine karşı sarsılmaz bir inanç beslemesiyle karakterize edildiğini belirtmektedir.
Aslında, bir ilişkinin sona ermesi, aile içi cinayetle ilişkili önemli bir risk faktörünü temsil etmekte; ayrılıktan hemen önceki veya sonraki dönem, cinayet riskinin en yüksek olduğu zaman olmaktadır. Ayrılık, duygusal sıkıntıya ve reddedilme hissine yol açmakta ve bu nedenle zaten psikolojik sorunlar yaşayan bu erkekler için önemli bir kırılganlık dönemi oluşturmaktadır. Bu nedenle, eş üzerindeki kontrolü sürdürmek için şiddet içeren davranışlara başvururlar. Eşlerin ayrılığı bağlamında şiddet riskiyle ilişkili bazı bireysel özellikler arasında, sabıka kaydının bulunması da önemli bir faktör olmaktadır.
Ayrılık nedeniyle ilişkiler kopma noktasına geldiğinde aşağıdaki iki kuralın yaşamsal önemi üzerinde durulmalıdır:
1. Eşle/sevgili ile pazarlığa girilmemesi;
2. Kendisiyle temas kurulmaktan kaçınılması-Son bir kez daha görüşelim davetine icabet etmemesi.
Kurulan ilişki/temasın hayal kırıklığına ve aşağılanmaya götürmesi sonucu tetiğe dokunulmasının bir anlık mesele olacağı unutulmamalıdır. H. Edib-Adıvar’da bu dramatik gerçeğe şu dizesinde vurgu yapmaktadır:12
“Aşk bir asi çocuktur
Hiçbir zaman nizam dinlememiştir
Sen beni seversen ben seni sevmem
Eğer sen sevmezsen ben severim
Fakat ben seversem kendini sakın.”
"Neden Öldürüyorlar? Eşlerini Öldüren Erkekler" kitabının yazarı D. Adams, "Katillerin tipi, sahiplenici ve kıskanç bir tipti ve cinayet-intihar eden erkeklerin yanı sıra çocuklarını öldürenlerin de bu profile uyduğunu gördüm," dedi. "Silahlı, kıskanç ve madde bağımlısı bir kişi, özellikle ölümcül bir faktör kombinasyonu oluşturuyor; görüştüğüm katillerin yaklaşık %40'ında bu durum mevcuttu."
Pensilvanya Üniversitesinden Prof. Gelles, aile içi şiddetin en iyi göstergesinin %90 oranında geçmiş davranışlar olduğunu söyledi.13 Cinsel istismar hariç tüm aile içi şiddet türleriyle ilişkili yakın sosyal ve demografik faktörlerin yoksulluk, işsizlik ve para, cinsiyet ve çocuklar üzerindeki anlaşmazlıkları içeren aile içi stres faktörleri olduğunu belirtti. Ekonomi her zaman yoksulluk, işsizlik, öz imaj veya stres faktörleri yoluyla aile ilişkilerine yansıyan bir faktördür.
"Neden Öldürüyorlar? Eşlerini Öldüren Erkekler" kitabının yazarı Adams, yıllarca süren araştırmalarına ve aile içi şiddet vakalarıyla çalışma deneyimine dayanarak çoğunlukla şiddet suçlarında silahlar ve kıskançlık üzerine odaklandı. Önleme söz konusu olduğunda, silahların esasen "kolay hedef" olduğunu öne sürdü.

Eş cinayetleri şiddetin en önemli boyutunu oluşturmaktadır. İstatistiklere göre, cinayetlerin %13,5'i yakın ilişkilerden kaynaklanmaktadır ve kadınların eşleri tarafından öldürülme olasılığı erkeklere göre altı kat daha fazladır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), yakın ilişkilerdeki cinayet kurbanlarının üçte ikisinin kadın olduğunu ve kadın cinayet kurbanlarının üçte birinin yakın partnerleri tarafından öldürüldüğünü belirtmektedir. Öte yandan, öldürülen erkeklerin %10'u, yakın ilişkide oldukları kadınlar tarafından öldürülmektedir.14 2025 yılında ülkemizde öldürülen kadın sayısı 294 olup, 297 kadının ölümü “şüpheli” olarak kayıtlara geçmiştir (son 5 yılda en az 1267 şüpheli kadın ölümünün gerçekleştiği belirtildi). Kadınların %35’i evli olduğu erkekler tarafından, çoğunlukla evlerinde katledil- di-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu.
Eşlerini, çocuklarını ve kendilerini öldüren erkeklerin gerçekleştirdiği aile içi cinayetlere bakıldığında, ünlü Fransız sosyolog Emile Durkheim'ın "anomik intiharlar" olarak adlandırdığı bu suçlar, kişinin sosyal ve ekonomik çevresinde radikal ve önemli değişiklikler olduğunda meydana geldiği belirtilmek- tedir.
"Neden Öldürüyorlar? Eşlerini Öldüren Erkekler" kitabının yazarı D. Adams,15 yıllarca süren araştırmalarına ve aile içi şiddet vakalarıyla çalışma deneyimine dayanarak sunduğu bakış açısında silahlar ve kıskançlık üzerine odaklandı. Önleme söz konusu olduğunda, silahların esasen "kolay hedef" olduğunu öne sürdü.
Seri Katil Denklemi
10 yıl önce babaannesini öldürdü;2020’de Adana’da bir hastanın gözlerini oydu, daha sonra Manisa’da başka bir hastanın gözlerini hedef aldı. Gözetim altında tutulması gereken şizofreni hastası N.K bu kez Kütahya’da yatağa bağlı S. C’nin iki gözünü oydu.
Hürriyet (17/07/2025) s.3
Cezaevinden izinli çıkan R.C. annesini, ilk eşinden olan kızını, ardından boşanma aşamasındaki eşini tabanca ile öldürüp, intihar etti.
Hürriyet (10/02/2026) s.3
Toplam 17 kişinin katili olan (1992) ve Kasım 1994 tarihinde cezaevinde bir akıl hastası tarafından öldürülen ABD'li (mağdurlarına uyuşturucu veren, kafataslarına delik açan, cansız bedenlerine cinsel tasaddi de bulunan, vücutlarını parçalara ayıran, buzdolabında saklayıp yiyen) Jeffrey Dahmer ile 1983'te İngiltere'de yaşanan bir dizi cinayetlerin faili Dennis Nilsen'in kontrolünü eriten çok önemli iki unsur, müzik ve alkoldü. Kişilik değiştirmeler, hep içki sonrasında gerçekleşiyordu. Yakalanışları, ikisi için de kurtuluştu. Çünkü ikisi de kendilerini lanetlenmiş hissediyorlardı. 'Seri katil' (serial killer) sorununu eyleme geçerek çözmeye çalışan normal katilden farklı olarak bir yerde durma ihtiyacı hissetmemektedir. Tam tersine, ancak başkalarının ölümüyle kendi varlığını hissedebilmektedir. Kurbanını kendisinde arzu uyandıracak bir nesne olarak görmekte; bu nedenle de kaçırdığı kişiyi öldürmeden önce hep aynı ritüeli uygulamaktadır. Bunlar, kurbanının acı çekerek ölmesini izlemeyi severler. Seri katiller düzenli ve düzensiz olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Düzensiz katiller sonuçları hiç düşünmeden rasgele öldürürler ve cinayetleri işledikleri yerlerde ipucu bırakırlar. Düzenli katiller ise daha iyi plan yapar ve olaya karıştıklarını gizlemek için olağanüstü önlem alırlar. Bu farklılıklar kendilerinin zeki olup olmamalarına göre belirmektedir ABD’de seri cinayetleri çözmek için katillere yönelik “profil çizme” (profiling) tekniğine başvurulmakta; katilin davranış yöntemi yakından incelendiğinde, mutlaka ‘imzasının’ görülebileceği belirtilmektedir. Seri katiller zaman içinde ortak özelliklere sahip olan kurbanları öldürüyorlar: örnek olarak A.B.D.’de 20’li yaşların başındaki uzun, kumral saçlı kadınları tercih eden Ted Bundy gösterilebilir. Rasgele öldüren katiller ise, birbiriyle ilgisiz kişileri, bir iki gün aralar vererek (a‘cooling off’ period) rasgele öldürüyorlar. Kuşkusuz, seri katillerin izlenmesinde hiçbir şey, cinayet mahallinde toplanan kanıt ve izlerin yerine tutamaz. Bu genellemeye karşın seri katillere özgü tek bir profil olmadığından her olayı kendi içinde ele almak gereklidir. Bir bakıma dünyadaki tüm seri katiller birbirinin aynı; kişilikleri yok, öldürmeleri için hiçbir sebep yok; öldürmek için öldürüyorlar. Hiç sorumluluk duymayan bu kişiler bir bakıma mağdur rolü oynayan tiplerdir. Şimdi A.B.D.’de oldukça farklı bir profil sergileyen bir seri katile not düşülecektir. Kurbanlarını boğarak öldüren seri katil BTK (bind,torture ve kill- bağlamak, işkence etmek ve öldürmek), insaniy defence defisi sürmek yerine suçunu itiraf eden, (cezai mahkumiyet öncesi) kendisinin “cinsel mütecaviz”,“ben-merkezli” ve “medyanın ilgisine susamış” olduğunu belirten Dennis Rader, Kansas’ta 17 yıllık sürede (1974-1991) işlediği 10 adam öldürme suçundan (suçları işlediğinde idam cezası olmadığından) müebbet hapse mahkum edilmiştir(2005). İşlediği her suçu bir proje olarak görmüş; olayın kendisini cinsel yönden tahrik ettiği-olay sonrası ya boşaldığı veya mastürbasyon yaptığı, bayan kurbanlarının iç çamaşırlarını giydiği; kurbanlarının yüzlerce Polaroid fotoğraflarını çektiği, işlediği suçlara karşı halkın tepkisini yansıtan gazete kupürlerini biriktirdiği ve arşivlediği saptanmıştır. Seri katil, her projeyi yapılması gerekli bir nesne olarak algılamış ve ölenlerin öbür dünyada (after life concept for the victims) kendisine bağlı görevleri olacağını belirtmiştir. Kendisi polise gönderdiği bilgisayar disketinden yakayı ele vermiştir.16
Klasik cinayetlerde şüpheli failler (sevgilisi, ortağı v.s. olarak) saptanabilirse de seri katillerde bir yabancılık öğesi var ve fail toplumdaki herhangi bir kişi olabilir.
Türkiye’de ilk önce 1960’lı yıllarda Çumra Canavarı ile başlayan 1999 yılında üç mobilyacıyı enselerine sıktığı tek kurşunla öldüren S.A. Demirci ile 2001 yılında evde yalnız oldukları sırada beş kurbanın da içeceklerine uyuşturucu ilaç koyup uyutan ve sonra çamaşır ipi ile boğan O.Aksoy ve 1992-1995 arasın- da yaşları 60 ile 95 arasında değişen altısı kadın on bir kişiyi öldüren A.Çolak ile Türk kriminolojisinde yerini alan seri katillik evrensel bir olgu olarak varlık gösterme eğilimindedir.
Sonuç olarak adam öldürme olgusunda temel psikolojik faktörler şöyle özetlenmektedir:
- Kişilik özellikleri: Katiller genellikle yüksek düzeyde nevrotiklik sergilerken, düşük düzeyde vicdan ve uyumluluk sergilerler.
- Dürtüsellik ve öfke: Çoğu cinayet, özellikle aile içi anlaşmazlıkları içeren vakalarda, ani ve kontrolsüz öfke patlamalarından kaynaklanır. Kurbanlarını gizlemeyen suçluların, gizleyenlere kıyasla önemli ölçüde daha yüksek öfke puanlarına sahip olma eğiliminde oldukları görülmüştür.
- Madde bağımlılığı: Şiddet içeren suçların önemli bir kısmı uyuşturucu veya alkol etkisi altında işlenir.
- Psikopati: Yüksek PCL-R puanı (Hare psikopati kontrol puanı), daha hesaplı, araçsal ve yakın olmayan eş cinayetleriyle ilişkilidir.
- Biyolojik yatkınlık: Bazı araştırmalar, insanların hayatta kalmaya yönelik tehditler veya yoğun rekabet gibi belirli durumlarda öldürmek üzere tasarlanmış doğal, evrimsel temelli bir "öfke devresine" sahip olduğunu öne sürmektedir.
Tasarlayarak Adam Öldürme
Tasarlayarak/taammüden adam öldürmeyi diğer tüm adam suçlamalarından ayıran şey "önceden tasarlanmış" olmasıdır. Önsezi, sanığın ileriyi düşünmek veya suçu önceden planlamak için zaman ayırmasını ifade eder. Planlama ve kurgulama uzun ve yıpratıcı bir süreç gibi görünse de önceden planlamanın sabit bir süresi yoktur ve kısa sürede de gerçekleşebilir.
Çoğu zaman adam öldürmenin kasıtlı ve önceden tasarlanmış olduğunu kanıtlayan eylemin kendisidir. Öldürme, kurbanın ölümüne neden olmak için güçlü ve hesaplı bir arzuyu gösterecek şekilde gerçekleştirilirse, mahkeme, cinayetin önceden tasarlanmış olduğu sonucuna varabilir ve çoğu zaman da karar verir.
Uzun bir sürenin önceden planlanmış bir gereklilik olmadığı konusunda fikir birliği vardır. Bu nedenle, bir adam öldürme, fiili öldürmeden yalnızca birkaç dakika önce tasarlanmış olsa bile, önceden tasarlanmış olabilir- niyetin oluşumu ile suç eylemi arasında kayda değer bir süre geçmesini gerektirmez.
Tasarlama sanığın zihinsel durumuna hitap ettiğinden, bu suçtan mahkumiyetinin önemli bir parçasıdır. Bu, bir aktörün eylemlerinin başka bir kişinin ölümüyle sonuçlanacağı inancı veya umuduyla kasıtlı olarak canice bir eylemde bulunduğunda ortaya çıkarmaktadır. Bu unsur, provokasyondan veya anlık karardan daha fazlasını gerektirmekte; suçu işlerken zihnin daha hesaplı ve amaçlı olmasını gerektirmektedir.
Normal Katil-Hasta Katilin Davranışı
Hasta katiller, mağdurları genellikle yakın ilişki içinde olduğu kişiler ve bazen de kendi çocukları olan ve sözü edilen şahıslara karşı işlediği suçlar öncesinde bazı anormal işaretler alınan kişilerdir. Diğer bir anlatımla, aniden oluşan öldürücü eylemin arkasında yıldırım düşmesi örneğinde olduğu gibi yılların birikimi ile oluşan kara bulutların aklı kullanma yeteneğini karartması söz konusudur. Bunların çoğu pişmanlık duymaz ve eylemlerini rahatlıkla itiraf ederler, suçlarını işlerken normal katilin tersine aşırı kan gölü ortaya koyarlar; hasta katilin sinsice plan yapması oldukça enderdir. Ayrıca, suçunu ekseriya herkesin gözü önünde eline geçirdiği öldürücü bir cisimle başkalarının iştiraki olmaksızın işler.
Bu bağlamda saykotik katillere ait istatistik veriler incelendiğinde, bu hastalardan daha önce akıl hastanesinde tedavi edilenlerin oranı 1/3 iken; saykotik olmayan grupta bu oranın %3'lere düştüğü; aynı şekilde saykotik gruptakilerin 1/5 nin daha önce müessir fiil veya bazı ciddi suçlardan sabıkalı ve 1/3 den fazlasının da işledikleri suçu kısmen veya tamamen hatırlamadığı gözlenmişken; normal katillerin 2/5 inin yukarda sözü edilen suçlardan sabıkalı olduğu ve suç öncesi sarhoş olmaları halı ayrık işledikleri suçları unutmadıkları görülmüştür.
Bu doğrultuda normal grupta suç sonrası intihar girişimleri ender iken, saykotik olayların 1/5’inde intihara tanık olunmakta ve yine bu gruptakilerin 1/3' den azında mağdurlar, aile bireyleri iken; saykotiklerin 2/3'ü yakın akraba, gayri meşru yaşadığı veya dost edindiği kişiler olmaktadır.
Kuşkusuz, tedavi edilmeyen ciddi akıl hastalığı özellikle adam öldürme suçu için önemlidir. Bu tür akıl hastalığı kitlesel adam öldürme suçları için çok önemlidir.
Pasif-Saldırgan Katil
Katiller arasında saptanan kişilik sapmaları arasında yaygın olanı da pasif-saldırgan kişilik rahatsızlığıdır. Bu kişiler etrafta itilip kakılmasına izin veren, gösterdiği hallerde bile tepkisi çok az olan; karşı mücadeleye girmeyen ve ne pahasına olursa olsun, kavga yerine barışı yeğleyen kişilerdir. Kendilerin- deki pasif tepkilerin saldırganca ifade edilmesi devamlı olarak inkâr edilmiş ve derinlerde gömülü olduğu sanılan bu tepkilerden hastaların da haberi olmamıştır. Nihayet, öyle ağır bir tahrik olur ki, tüm savunma engelleri yıkılarak/frenler patlayarak kişide birikmiş olan saldırganlık yüksek derecede volkanik bir güçle patlak verir. İşte bu anda işlenen adam öldürme karşısında kendisini tanıyanların hayrete düşmemesi elde değildir. Herkes “o kadar nazik, kibar, uysal bir kişi idi, değil cinayet işleyeceği; karıncayı bile inciteceği aklımıza gelmezdi” diye hayretlerini ifade ederler. Kuşkusuz, oldukça kibar, sakin ve pasif olan bu şahısların çoğu, yaşamları boyunca büyük ölçüde şiddet gösterisinde bulunmamışlardır. Ne var ki, savunma engellerini aşabilecek güçte bir tahrik olduğunda bu şahıslarda birikmiş tüm saldırganlığın patlamasına tanık olunmaktadır. Bazıları güçlü tahrik karşısında bile dost ve barışçıl kalabilmesine karşın alkol etkisiyle nispeten hafif tahrik karşısında saldırgan olanların sayısı fazladır. Bunlar arasındaki suçun işleniş biçimi, suçluların güdüleri hakkında derinliğine bilgi edinebilmek için önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Genelde, total olarak kendilerine işlenen suça orantısız tepki gösteren bu katiller (sudden murderers) şiddet eylemlerini de hatırlamamaktadır. Tipik olarak kendilerinin aldatıldığını veya kendilerine ihanet edildiğini düşünen bu katillerin yaptıkları, durumu düzeltmek veya erkek olduğunu vurgulamaya yöneliktir.17
Adam Öldürme Tehdidi
Çoğu zaman adam öldürme öncesi, katilin kendini ele veren birtakım sözler ve tehditlerin varlığına tanık olunmaktadır.18 İşte adam öldürme tehditlerinin eyleme dönüştüğünü belgeleyen olgular karşısında bu tür tehditlerin tehlikelilik derecesini saptamak suçluluğun önlenmesi yönünde oldukça önemlidir. Amerika'nın Colorado Üniversitesi'ndeki bir psikiyatri uzmanı, sözle adam öldürme tehdidinde bulunan akıl hastaları ile adam öldürme suçundan hükümlü olanlar üzerinde yaptığı araştırma sonucu aşağıdaki sekiz tahmin faktörü saptanmıştır:
1. Ebeveynin istismarcı tutumu. Karşı cinsteki çocukta aşırı bir endişe ve düşmanlık duyulmasına neden olarak sonradan ebeveyne veya ikame kişiye karşı öldürmeyi amaçlayan saldırılarda ifadesini bulabildiği;
2. Ebeveynin yaptığı işkence. Bu tutumun, çocukta saldırganlığı doğurmakla kalmayıp, gelecekteki davranışı için de bir model oluşturduğu;
3. Yangın çıkartmak. Kompulsif yangın çıkartanların, sadistik eğilimleri ve ceza verme dürtüleri olduğu;
4. Hayvanlara işkence yapılması. Tavşan ve kuşları avlamak etmen olmayıp, kediyi benzinle yakmak veya tavşanın cinsel organını çıkartmanın işlenebilecek adam öldürme suçu için prognostik işaret olabileceği;
5. Adli sicilde sabıka kaydı. Adam öldürme suçunu işleyenlerin genellikle ilk defa suçlu olmadıkları;19
6. Müessir fiil suçundan sabıkalı. Müessir fiil işleme eğilimi yanında kişinin hiddetini kontrol edebilmesinin çok zayıf ölçüde olabildiği;
7. Alkolizm. Alkolün kişinin kendini kontrol yetisini zayıflattığı ve adam öldürmenin genellik- le içkili hale bağıntılı bulunduğu;
8. İntihara teşebbüs. Adam öldürme intiharın dışa yönelişi olup; adam öldürme riski, intihar teşebbüsünün yokluğunda daha yüksektir. İntihar etme tehdidinde bulunan kişilerin adam öldürmekten çok intihar etmelerinin kuvvetle muhtemel olduğu gözlenmiştir.
Nedensellik açısından anlamlı görülen bu faktörleri sınırlı olarak değerlendirmek, bunlara dayalı olarak kişileri enterne etmek mevcut ceza siyasetinde mümkün olmadığına göre, kolluk, klinik (psikolog/ psikiyatr) ve adliye personelini içeren mülti-disipliner yaklaşımda önemli olan, bu niteliklere sahip olan katillerin daha fazla suç işlemesini önlemek olmalıdır. Bu bağlamda, adam öldürme tehdidinin nasıl ifade edildiği önemli olmayıp, ister kısa veya abartmalı, ciddi veya jestle, hiddetle ya da aldatıcı bir sükûnet içerisinde aniden sarf edilen bir söz, ister saldırı ile ifade edilen bir tehdit olsun, sonuç trajik olabilmektedir.
Histerik bir kişinin tehdidi ise, genellikle, bir felaket mesajı olarak kabul edilmese de psikopat kişinin sessizce ve fakat kararlı olarak "Biliyorum, bir gün birisini öldüreceğim” demesi hiç de hafife alınabilecek bir ifade değildir.
Aynı paralelde, yıllarca tekrarlanan tehdit ise tehlike olasılığını kaybetmek üzere olup; adam öldürme tehdidinden sonra ifade edilen nedamet veya özür dilemek makbul bir işaret sayılsa da tehlikeyi ortadan kaldırmamaktadır. Bir diğer grup olan "Beni terk edersen seni öldürürüm" şeklindeki şartlı tehditlerde tehlikeli sonuçlar doğurabilmekte; öldürülen kişinin, kritik bir zamandaki acımasız eleştirisi, küçültücü veya alaylı bakışı, tehdit ile intihar arasında dengeyi bozarak kendi ölümüne sebep olabilmektedir.20
Adam öldürme ve İntihar
Ülkemizde de zaman zaman tanık olduğumuz adam öldürme ve intihar arasındaki ilişki incelendiğinde ise, her ikisinin, yalnızca yaşamın bir insan tarafından sonlandırılması noktasındaki benzerlikle kalmayıp, saik açısından da bağıntılı olduğu ve aynı kökten geldiği görülmüştür.
Aynı paralelde, adam öldürme-intihar konusundaki görüşler arasında en yaygın olanı ise başkasını öldürmeye niyetlenmiş kişinin kendini öldürmeyeceğidir. Klasik psikanalitik görüşe göre, intihar, düşman olarak gördüğü kişinin, kendi benliğinde beliren imajını öldürmeyi temsil etmekte olup; Karl Menninger'ın belirttiği gibi kişide birikmiş saldırgan, yıkıcı dürtüler içe veya dışa yönelmektedir.21 Psikanalitik görüşün karşıtı olarak ise, intihar ve adam öldürmenin birbirinin zıddı olduğudur. Bu görüşün taraftarı olarak görülen Durkheim, intihar ve adam öldürme arasındaki ilişkinin ters orantılı olduğunu belirtmiştir. Tarihsel ve çağdaş boyutta ülkelerde vuku bulan intihar ve adam öldürme olaylarına ait istatistik veriler ise Durkheim'ın tezi ile uyumlu bir paralellik göstermektedir
Sonuç
Kasti adam öldürmenin kökeninde, insanın gerçekleştirmek istediği amacı yolunda engel oluşturan insanın öldürülmesi düşüncesi yatmaktadır. Bir bakıma, hiç kimse adam öldürme suçunu işlememeğe karşı sigortalı değildir.
Adam öldürme denklemi ve psikolojisi karmaşıktır ve genellikle erken çocukluk dönemindeki istismar, travmatik deneyimler ve bilişsel çarpıtmalardan kaynaklanır. İçsel baskılar (çözülmemiş travma gibi) ve dışsal tetikleyiciler (maddi stres, iş kaybı, madde bağımlılığı gibi) tarafından yönlendirilen birçok katil, aşırı antisosyal davranış sergiler, empati yoksunudurlar ve pişmanlık göstermezler.
Ağır psişik tablo sergileyen adam öldürmeler dışında kalan hallerde egemen olan engelleyici faktörlerin, frenlerin/iradenin stres, izolasyon, tekrarlanan travmalar ve bir insanı bir arada tutan her şeyin yavaş yavaş çökmesiyle ortaya çıkması sonucu vuku bulması ve temel sorumuzun şiddete başvurma yeteneğiniz var mı yerine “şu anda frenleriniz ne kadar güçlü?” olmasıdır. Vakaların %90'ında aile içi şiddetin en iyi göstergesi geçmiş davranışlardır.22
Bu bağlamda ateşli silahların erişilebilir/edinilebilir konumda olması da adam öldürmeyi etkileyen bir faktördür. Araştırma, ateşli silahlara sahip hanelerin cinayet için daha yüksek risk altında olduğunu ve ateşli silah sahipliğinin net yararlı bir etkisinin olmadığını gösteriyor. Ateşli silah bulunabilirliği ile adam öldürme arasındaki ilişki açıkça çift yönlü olabilir. Örneğin, yüksek düzeyde ateşli silah mevcudiyeti, daha yüksek cinayet oranlarına yol açabilir ve daha yüksek cinayet oranları, daha fazla insanın ateşli silah edinmesine yol açabilir.
Nerede daha çok silah varsa, daha çok silahlı ölüm olur. Bu yeni ve hatta ilginç bir gözlem olmayıp, geniş çapta kabul gören bir gerçek olmalıdır. Ancak pek çok kişinin görmezden gelmeyi tercih ettiği bir gerçek olduğu için defalarca tekrarlanması gerekiyor. Basitçe söylemek gerekirse, evde bir silah varsa, bir kişinin çatışmanın ortasında onu alıp bir aile üyesine veya iş arkadaşına karşı kullanması daha kolaydır. Benzer şekilde, evde ateşli bir silaha erişilebilirse, insanlar bir kriz anında intihar girişiminde bulunmaya daha yatkındır. İntiharların ateşli silahla tamamlanması, diğer tüm araçlara göre çok daha olasıdır.
“Bir günahın diğerini kışkırttığını biliyorum; cinayet şehvete, alevin dumana yakınlığı gibidir.”
William Shakespeare, Pericles.
Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel
--------------
1 Paul Reiwald. Society and its Criminals, University Press, New York, 1950, p.51. Richard Taylor.The Mind of a Murderer, Paperback, 2021.
2 Bkz. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Adam-Öldürme-Suçu-Anatomisi - https://hukukihaber.net/Akıl-Hastalığı-ve-Şiddet Ayrıca bkz. The Psychology of Murder: Why Normal People Kill YouTube- Beş evreli bir süreç: 1. Şikâyet: “Benden bir şey alındı.” 2. Düşünce: Ya bir şey yapsam? 3. Düşünme: Eğer sürekli bunu düşünürsem... 4. Planlama: Nasıl yapacağımı anlamaya başlıyorum. 5. Tetikleyici öğe: Bir şey dengeyi bozuyor. Ayrıca bkz. David D. Muss. The Murderer Next Door, Pengiun Books, 2006. 31 Aralık 2022 tarihinde cezaevlerindeki 298 952 hükümlüden %15,8’i (47.263) kasten adam öldürme hükümlüsü idi. Mahkumiyeti kesinleşmiş 1312 adam öldürme suçunun (TCK 81 md) %31’inde (415) haksız tahrik maddesi (TCK 29) uygulandığı saptanmıştır (2009). Tahrik gerekçesini de çoğu kez “sövme, basit müessir fiil, tehdit, trafik kuralını ihlal, alacak-verecek meselesi ve sarkıntılık gibi basit nedenler oluşturmaktadır. F. Tepecik. “Uluslararası Adalet İstatistiklerinde Adam Öldürme” TAAD, Yıl.9, Sayı:36 (Ekim 2018). Carmel Brown "The Mind of a Murderer: What Makes a Killer?." Journal of Criminal Justice Education, 33(3), 2022, pp. 465–466.
3 Saik(motivation) düşünce ve eylemlerinin nedenlerine odaklanmadır. Saikler insan davranışına enerji veren, yönlendiren ve devamlılık sağlayan (açlık, susuzluk, seks ve merakı içeren) özel türde bir nedendir. Kelime olarak Latince hareket anlamındaki movere’den gelmektedir. Bkz. D. Laming. Understanding Human Motivation, Blackwell Publishing, 2004.
4 Berkowitz, “Some effects of thoughts on anti-and prosocial influences of media events: A cognitive–neoassociation analysis”. Psychological Bulletin 95,1984 pp.410-427.
5 J. N. Hughes ve J.E. Hasbrouck “Television violence:Implication for violence preven- tion” School Psychology Review 25(2) 1996 PP.134-151. Sinirli araba kullanmanın bir adım ötesini ifade eden yol öfkesi(road rage) grubuna giren pek çok sürücü trafikte kol geziyor.
6 G. Côté et al.”The prevalence of major mental disorders among offenders” International Journal of Law and Psychiatry (1992). M. Liem. Homicide offender recidivism: A review of literature Aggression and Violent Behavior. (2013). Henning Hachtel and James Ogloff. “Motives, Offending Behavior, and Gender Differences in Murder Perpetrators With or Without Psychosis”, Journal of Interpersonal Violence, Volume 36, Issue 7-8.
7 “İşte İnsan Kasabı” Sabah (27/01 /2001) s.3; H.Schechter. A’dan Z’ye Seri Katiller Ansiklopedisi(S.Güneyli), Phoenix-Türkçe Yayınları, 2004; S.Yavuz. “Türkiye’nin altı resmi seri katili var” Genç Hürriyetim, 2/03/2001; “Seri katil çıktılar” Hürriyet 10/10/1998/seri katillerde 14 ortak özellik için bkz. Hürriyet Pazar (10/04/2016), s.10; S.Yavuz. Türk Seri Katiller. Ayrıca Bkz. Council of Europe (Legal Affairs). Alcohol and Crime, Strasbourg, 1984, p.47.
8 V. Okur. Neden Öldürüyorlar? İst., 1974; İst. Üniv. Türk Kriminoloji Enstitüsü. Türkiye’de Adam Öldürme Cürmü Mahkumları Hakkında Kriminolojik İstatistik İst.,1948; N.Sümer. Kadın Katilleri Cinayet İşlemeye İten Sosyo-Kültürel Faktörlerin İncelenmesi (Doktora Tezi) Ank., Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ank., 2000; F. Kardam, Namus Gerekçesiyle Öldürülme ya da Kendi Canına Kıyma: Kadın Cinselliği Üzerinde Baskıların Benzer Koşullarda Farklı Sonuçları mı?
http://www.huksam.hacettepe.edu.tr/namus.htm; Ş.Tosun’ca cezaevinde 41 kadın katili/ yaralama suçu işlemiş hükümlülerle yapılan anket bulguları için bkz. İ. Özbey. “Kadın katillerle ilgili bilmeniz gereken 10 şey” Hürriyet Pazar (22/03/2015), s.16.
9 R. Taylor, akıl sağlığı bozukluğu veya kısmi savunmalarla ilgili mahkeme kararlarının temelini oluşturan raporları yazmanın yanı sıra, kendisi ve aralarında Theseus ekibinin üyelerinin de bulunduğu meslektaşları, henüz ciddi bir suç işlememiş veya bir suç işledikten sonra tahliye edilmeyi bekleyen hastalar hakkında risk değerlendirmeleri yapmaktan da sorumludur.
10 “Dürtüsel ve Planlı Cinayeti Ayıran Psikolojik Faktörler Nelerdir? Bütünleyici Bir Çerçeveden Elde Edilen Kanıtlar” Carlota Urruela, Óscar Herrero &Roberto Colom. Adli Psikoloji Araştırma ve Uygulama Dergisi, 1–29. https://doi.org/10.1080/24732850.2025.2553659, 03 Eylül 2025.
11 Carolanne Vignola-Lévesque , Suzanne Léveillée. Intimate Partner Violence and Intimate Partner Homicide: Development of a Typology Based on Psychosocial Characteristics 2021 Jun 2;37(17-18):NP15874–NP15898. doi: 10.1177/08862605211 “ Hâkimden kadın cinayetleri itirazı: Devlet yaşam hakkını korumalı- Tedbir Yetersiz” Hürriyet (7/06/2018).
12 H.Edib-Adıvar. “Bir Genç Kızın Cinayeti” Kubbede Kalan Hoş Sada Atlas Kitabevi İst.,1991, s.278. Shakespeare understood this when he wrote, “One sin, I know, another doth provoke; murder’s as near to lust as flame to smoke” (Pericles I, I). Shakespeare bunu anlamıştı ve şöyle yazmıştı: “Biliyorum, bir günah diğerini kışkırtır; cinayet şehvete alevin dumana yakınlığı gibidir.” Ayrıca bkz. UNODC. Global Study on Homicide-Gender-related killing of women and girls, 2018.
13 Ayrıca bkz. Aysen Lengerli Topcu , Tugba Gorgulu , Gulsen Erden . “Causes of intimate partner homicide: Gender differences in empathy, psychopathy, and perceived social support” DOI: 10.14744/DAJPNS.2022.00195 Düşünen Adam J Psychiatr Neurol Sci 2022;35, s.214.
14 Aysen Lengerli Topçu1, Tuğba Görgülü, Gülşen Erden. “Causes of intimate partner homicide: Gender differences in empathy, psychopathy, and perceived social support” 10.14744/DAJPNS.2022.00195 Düşünen Adam J Psychiatr Neurol Sci 2022;35: pp.207-216.
15 David Adams. Why Do They Kill? Men Who Murder Their Intimate Partners, 2007.
16 Bkz. G.B.Palermo. “Narcissism, Sadism and Loneliness-The Case of Serial Killer Jeffrey Dahmer” Serial Murder and The Pschology of Violent Crimes, D.N.Kocsis(ed), Human Press, 2008, ss. 85-102. Ayrıca bkz. Gökçe Karakuş, Hüseyin Nergiz. “Bireysel, Toplumsal ve Kültürel Etkenler Işığında Seri Öldürme” Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, 2025, 13 (1), ss. 123–151. Gökçe Karakuş, Hüseyin Nergiz. “Bireysel, Toplumsal ve Kültürel Etkenler Işığında Seri Öldürme” Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, 2025, 13 (1), ss. 123–151. Ahmet Hakan. “Ne İşe Yarıyor Bu Psikiyatri Servisleri” Hürriyet (7/10/2024), s.4-Cani bir adamın iki kadını öldürmesi üzerine.
17 M.Lee, P.G.Zimbardo ve M.Bertholf. “Shy Murderers” Psychology Today November, 1977.
18 E. Ferri. Sanat ve Edebiyatta Caniler (Çev. S.Evrim) Kültür Serisi 18, 1974, İst,.s.56; Eşini, oğlunu, kayınvalidesi ve baldızını öldüren ve daha önce cep telefonuyla görüntü çeken B’nin sevgilisine “söyle senin için kaç kişiyi ödüreyim”. Bana cani diyecekler. Otobüste giderken gazete okuyan bir adam ‘Vay anasına, adam 7 kişiyi öldürmüş’ diyecek. Sen de o zaman gururla ‘Ben bu adamı tanıyorum. Geçen akşam beraberdik’ dersin.” “Senin için kaç kişiyi öldüreyim” Sabah (14/11/2006), s.15. Şiddet eğilimli kişilerin mesajlarını olabildiğince fazla kişiye yaymak istiyorlar; tanımadığınız kişilerle paylaşma güdüsü eylemin kendisinden daha güçlü olabiliyor. ABD’nin Virginia eyaletinde Flanagan aralarında husumet olduğunu ileri sürerek iki gazeteci arkadaşını öldürdü. Cinayeti işlerken akıllı telefonu ile her şeyi kendi bakış açısından kaydederek Facebook ve Twitter adresinden dünyaya izletti. Bkz. P. Özdemiroğlu. “Dünya görsün cinayeti” Hürriyet Pazar (30/08/2015), s.7.
19 17 yaşında iken arazi anlaşmazlığı nedeniyle iki kardeşi öldüren R.M. tahliye sonrası ailesinin yüz vermemesi sonucu düştüğü bunalımla para karşılığı üç kişiyi öldürmüş; ilk cinayetten sonra tahliye olduğunda sudan çıkmış balık gibi hisseden yedi kişinin katili A.A. da kimse kendisine el uzatmadığı için cinayetlerine devam etmiş; bir kere katil damgası yemiştim, ha 99, ha 100 ne fark eder ki? demişti. Bu örnekler infaz sonrası suçluların korunması hizmeti yoksunluğunun ne derece kriminojen bir faktör olduğunu göstermesi açısından çarpıcıdır. Yeni ceza sistemi (2004) ile bu eksiklik normatif olarak giderilmiş bulunmaktadır.
20 The Psychology of Murder with Finland’s Leading Profiler Dr. Helinä Häkkänen YouTube
21 M. Guttmacher. The Mind of The Murderer. First Black Cat Edition, 1962, p.10; Ayrıca Bkz. E.Durkheim. İntihar-Toplumbilimsel İnceleme (Ter. Ö.Ozankaya) Ank., 1986. Çumra canavarı ile iki kız çocuğun ırzına geçip öldüren zanlı A.K.Tufan bu süre içinde intihar etmişlerdir. Bkz. Sabah, 17/07/2007, s.3.
22 Bernie Auchter. “Men Who Murder Their Families: What the Research Tells Us” NIJ Journal / Issue No. 266, pp.10-12. "The "Murder Equation": Dr. Rachel Toles'in modeli üç temel bileşeni tanımlar: İçsel baskı (travma, kimlik krizleri), dışsal hızlandırıcılar (iş kaybı, madde bağımlılığı) ve bilişsel çarpıtmalar (siyah-beyaz düşünme, paranoya). Understanding the Link between Violence and Mental Health | UPMC YouTube- İnsanlar toplumsal ortamlarda şiddete başvurabiliyorlar.” Cinayetlere yol açan sayısız unsuru araştırmak çok önemlidir; bu, felsefi temelli inançların ve maddi kazanç arayışının yanı sıra kişisel etkileşimlerin ve duygusal tetikleyicilerin karmaşık etkileşimini de kapsamaktadır.





