İflas içi konkordatoda, adi konkordatonun tasdiki için öngörülen şartlar, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu konkordato türü bakımından da uygulanabilir. Bu kapsamda mahkemece; konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimali, borçlunun alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket edip etmediği, iflas aşamasında bazı alacaklıların alacaklarını ekonomik veya şahsi bağ içerisinde bulundukları kişi, şirket ya da finans kuruluşlarına temlik edip etmedikleri, borçlunun bazı alacaklılara diğerlerinden farklı ve ek menfaatler sağlayıp sağlamadığı (İİK m.308/d) ile konkordato sürecinin kötü niyetli işlemlerle sakatlanıp sakatlanmadığı (İİK m.308/f) hususları resen araştırılmalıdır.

Konkordato müessesesi, özünde borçların yeniden yapılandırılması suretiyle, alacaklıların borçlunun iflası halinde elde edebilecekleri miktardan daha yüksek oranda tatmin edilmelerini amaçlayan bir hukuki kurumdur. Bu yönüyle konkordato, yalnızca borçlunun korunmasına değil, aynı zamanda alacaklı menfaatlerinin dengeli şekilde gözetilmesine hizmet etmektedir.

Yargılama sürecinde mahkeme tarafından; konkordato talep eden şirketin mali durumunun tamamen ortadan kalkıp kalkmadığı, faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesinin bulunup bulunmadığı, borçların yeniden yapılandırılmasının tüm alacaklılar bakımından iflas tasfiyesine nazaran daha avantajlı sonuç doğurup doğurmayacağı ve konkordatonun alacakların tahsili bakımından son çare niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.

Ayrıca, konkordato projesinin uygulanabilmesi için gerekli kanuni çoğunlukların sağlanması ve projenin ekonomik olarak sürdürülebilir olduğunun ortaya konulması halinde, müflise iflas içi konkordato imkânının tanınmasının; şirketin iflas tasfiyesinden kurtularak yeniden sağlıklı bir mali yapıya kavuşmasına, ticari faaliyetlerini sürdürmesine ve ekonomik anlamda katma değer üretmeye devam etmesine katkı sağlayıp sağlamayacağı hususları hep birlikte göz önünde bulundurulmalıdır.

I. İflas İçi Konkordatonun Hukuki Niteliği ve Uygulanacak Hükümler

İcra ve İflas Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, iflasına karar verilmiş bir borçlunun konkordato talep etmesi veya alacaklılardan birinin bu yönde girişimde bulunması hâlinde, konkordato süreci iflas tasfiyesi içinde yürütülür. Bu durumda, 302 ilâ 307 ile 308/a–308/g maddeleri kıyasen uygulanır ve komiserin görevleri iflas idaresi tarafından yerine getirilir.

Konkordatonun alacaklılarca kabul edildiği tarihten tasdik kararına kadar geçen sürede müflisin mallarının paraya çevrilmesi durur; tasdik kararının kesinleşmesi üzerine ise iflas idaresi, iflasa hükmeden mahkemeden iflasın kaldırılmasını talep eder. İflas içi konkordato, iflas tasfiyesi içerisinde yalnızca bir kez talep edilebilir.

Bu çerçevede, iflas içi konkordatonun temel fonksiyonu, konkordatonun tasdiki ile iflasın kaldırılması sonucunu doğurmasıdır (İİK m. 182). Tasdik kararının kesinleşmesiyle birlikte borçlu müflis sıfatını kaybeder ve malvarlığı üzerinde yeniden tasarruf yetkisi kazanır.

II. Alacak Kaydı, Süreler ve “Geç Kalan Müracaat” Kurumu

İİK m. 299 uyarınca, alacaklılar ilân tarihinden itibaren onbeş gün içinde alacaklarını bildirmeye davet olunur; bu süre içerisinde başvuruda bulunmayan alacaklılar, bilançoda kayıtlı olmadıkları takdirde konkordato müzakerelerine kabul edilmezler.

Bununla birlikte, iflas hukukuna özgü olarak İİK m. 236’da düzenlenen “geç kalan müracaat” kurumu uyarınca, alacakların iflasın kapanmasına kadar kaydettirilmesi mümkündür. Ancak bu durumda:

- Gecikmeden doğan masraflar alacaklıya aittir,

- Daha önce kararlaştırılmış paylaştırmalara katılım mümkün değildir,

- Alacağın kabulü hâlinde sıra cetveli düzeltilerek ilan olunur.

Dikkat edilmesi gereken bir önemli durum ise iflas içi konkordatonun tasdik edilerek iflasın kaldırılmış olması karşısında, klasik anlamda iflas tasfiyesi sürecine ilişkin bu hükümlerin uygulama alanı daralmaktadır.

III. İflasın Açılmasının Takiplere Etkisi ve Hacizlerin Durumu

İİK m. 193 hükmü gereğince, iflasın açılmasıyla birlikte rehinin paraya çevrilmesi yolu hariç olmak üzere borçlu aleyhine yürütülen tüm takipler durur; iflas kararının kesinleşmesiyle birlikte ise bu takipler düşer ve hükümsüz hâle gelir. Bu düzenleme kamu düzenine ilişkindir.

Ayrıca, İİK m. 186 uyarınca, iflasın açıldığı anda paraya çevrilmemiş bulunan hacizli mallar da dahil olmak üzere borçlunun tüm malvarlığı iflas masasına dahil olur. Bu nedenle, iflas öncesinde haciz koydurmuş alacaklıların, söz konusu mallar üzerinde herhangi bir öncelik veya imtiyaz hakkı bulunmamaktadır.

Bu durum, iflasın küllî icra niteliğinin bir gereği olup, alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin bir yansımasıdır.

IV. Konkordato Sürecinde Dürüstlük İlkesi ve Yargısal Denetim

Konkordato, borçlunun borçlarını ödeme amacına yönelik bir yeniden yapılandırma kurumu olup, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde yürütülmelidir.

Borçlunun, alacaklıları zarara uğratacak nitelikte işlemler tesis etmesi, malvarlığını eksiltici veya alacaklıların tatminini güçleştirici davranışlarda bulunması hâlinde, bu durum konkordato sürecinin kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.

Bu kapsamda;

- Alacaklılar, konkordato sürecindeki usulsüzlükleri mahkemeye bildirebilir,

- Komiser veya alacaklılar kurulu tarafından borçlunun dürüst davranmadığının tespiti hâlinde mahkeme, konkordato talebinin reddine veya iflasa karar verebilir,

- Konkordatonun kötü niyetle sakatlanmış olması hâlinde ise İİK m. 308/f uyarınca konkordatonun feshi talep edilebilir.

Özellikle, borçlunun mali kayıtlarında (bilançoda) mevcut bir borcun yer almaması (banka, finansal kiralama, faktoring alacağı vb.), somut olayın özelliklerine göre dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan bir davranış olarak değerlendirilebilir.

Bunun yanında, konkordato sürecine ilişkin ilanların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı (ticaret sicili, ilanlar, alacaklılara bildirimler vb.) da ayrıca incelenmeli; bu aşamalardaki usul eksiklikleri, konkordatonun sakatlığına dayalı fesih veya iptal taleplerine konu edilebilir.

V. Güncel Yargı Kararları

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1598 Esas ve 2025/2865 Karar

A. Temyiz Sebepleri

1.Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; şirketin malvarlığı ve ekonomik durumun tam olarak tespit edilmediğini, borçlunun konkordato teklifinin kötüniyetli olduğunu beyan etmektedir.

2.Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; müflisin konkordato teklifinde iyiniyetli olmadığını, İİK'nın 302. maddesinde belirtilen kabul oranlarının bir takım kötüniyetli alacağın temlik edilmesi yoluyla sağlandığını, konkordato teklifinin konkordatonun amacıyla bağdaşmadığını beyan etmektedir.

3.Müdahil ... Bankası T.A.O vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili bankanın alacaklılar toplantısında aleyhte oy kullandığını, konkordato projesinin yetersiz olduğunu, davacı borçluların iş bu talep tarihlerinden itibaren finansal yapılarında hiçbir değişiklik olunmadığını ve öz kaynaklarının erimeye devam ettiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Talep, İİK'nın 309. maddesi gereğince iflas içi konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.

1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılama şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanmasının, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye verilen dilekçelerin mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkânı tanımayacağına, İİK’nın 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmesine göre alacaklı ... Bankası T.A.O. vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Diğer temyiz eden alacaklılar ... Bankası A.Ş. ve ... Bankası A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarına gelince;

2.1-Talepte bulunan şirketin 11.12.2019 tarihli adi konkordato istemi “alacak/alacaklı çoğunluğu” sağlanamadığından reddedilmiş ve borca batık olduğu için İİK’nın 308. maddesine istinaden iflasına karar verilmiş, iflas kararı 10.03.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Müflis şirket, iflas tasfiyesi devam ederken 11.06.2024 tarihli dilekçesiyle “iflas tasfiyesi sonucunda tüm alacaklılara 22.000.000,00 TL dağıtılacağını buna karşılık tüm alacaklılara 33.169.202,00 TL ödeme yapılacağına dair proje sunarak” iflas içi konkordato talebinde bulunmuştur.

2.2-Konkordatonun çekişmesiz yargı işi olması sebebiyle resen araştırma ilkesi uygulanır. (HMK.m.385/2) Öte yandan konkordatonun alacaklıları koruma özelliği dikkate alındığında kamu düzeni ile ilgili olduğu bu nedenle mahkemece res’en vakıa araştırması ve delil toplaması da mümkündür.

2.3-Konkordatonun tasdiki için, İİK’nın 292, 308/d ve 308/f maddelerindeki olumsuz şartların bulunmaması ayrıca 308. maddedeki olumlu şartların bir arada bulunması gerekir. Olumlu ve olumsuz şartlar, kümülatif olup, mahkeme, burada bir içerik kontrolü yapmak suretiyle konkordatonun tasdikine veya tasdik talebinin reddine karar vermelidir. Bu koşullar İİK’nın 309/2. fıkrası gereğince iflas içi konkordato için de geçerlidir. Bir başka değişle iflas içi konkordatoda da, adi konkordatonun tasdiki için aranan koşullar mahiyetine uygun düştükçe bu konkordato için de aranacaktır.

2.4-Konkordatonun başarıya ulaşıp, ulaşamayacağı ve talepte bulunanın alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket edip etmediği; iflas aşamasında bir kısım alacaklıların, alacaklarını sıkı ekonomik ilişki içinde oldukları şirket, şahıs ve bankalara temlik edip etmediği; borçlunun, alacaklılardan birilerine fazladan vaatte bulunup bulunmadığı (m.308/d) yahut konkordatonun kötü niyetle sakatlanıp, sakatlanmadığı (m.308/f) mahkemece resen araştırılmalıdır.

2.5- Talepte bulunan şirket, adi konkordato ve iflas tasfiyesi aşamasında 5 yıl gibi uzun süre faaliyetlerine devam etmesine rağmen sadece 3.884.000,00 TL’lik bir kazanç elde etmiştir. Şirket yetkilisinin, iflasta alacaklıların eline geçecek %13,69 luk oranı % 20 ye çıkarmak için ilave finansın kaynağının ne olduğunu açıklamamıştır. Ödeme planında esas alınan aktif değerler ve ödeme planı yani “tasdikten itibaren 1 ay içinde tüm borçların ödenmesi” Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (İİK.m.305/3) ilkesine de uygun değildir. Zira tüm malvarlığını alacaklılara ödeyecek şirket iflastan kurtulduğunda, nasıl bir ekonomik varlık sürdüreceği belirsizdir. Öte yandan anılan koşullar içindeki şirketin; konkordatonun temel amacı olan; yeniden üretken hale gelmesi, ekonomiye katkı sunması ve yatırım ortamının iyileşmesine destek olması da söz konusu olamayacağından konkordato amacına ulaşamayacaktır.

2.6-Talepte bulunanın, adi konkordato talebinde bulunduğu 2018 yılında, konkordato tedbirlerinden yararlanmaya başladığı ve alacaklıların alacaklarına faiz işlemesinin durduğu, resmi rakamlara göre 2018-2024 yılları arasında toplam enflasyon oranının %255 olduğu dikkate alındığında, alacaklıların tahammülünü zorlayacak zararlara uğradıkları açıktır. Alacakların, enflasyonda erimesinin yanında bir de %80 tenzilat yapılması başlı başına konkordato müessesesinin kötüye kullanılması ve yasanın verdiği imkanın kötüye kullanılarak, alacaklıların bu teklifi kabule mahkûm edilmesidir.

2.7- Öte yandan iflas masasındaki “alacakların temlik edilmesinin” nisap sağlamaya yönelik olduğu; talepte bulunanın, “adi konkordato” aşamasında alacaklıları kabul oyu vermeye yöneltecek bir proje sunmayarak konkordatonun reddine ve iflas kararı verilmesine katkı yaptıktan sonra, gereğinden uzun süren tasfiye süreci tamamlanmadan iflas içi konkordato talep etmesi konkordato müessesesinin ruhuna ve amacına aykırı olduğu gibi bu davranış biçimi müessesenin açık kötüniyet olarak nitelendirilmiştir.

2.8- Yukarıda izah edilen nedenlerle “iflas içi konkordatonun tasdik koşulları” bulunmamasına rağmen talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2401 Esas ve 2025/3013 Karar

A. Temyiz Sebepleri

Alacaklılar ..., ..., ... Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü ile müdahil ... Gümrük Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde, ... Hukuk Bürosunca ... İflas Dairesine 13.02.2020 tarihli yazıyla alacağın iflas masasına kaydı için talep gönderdiğini, alacaklılar arasında ... Gümrük Müdürlüğünün olmadığı tespit edildiğinden iflasın kapatılması kararının hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu’nun 254 üncü maddesi uyarınca iflasın kapatılması istemine ilişkindir. İflas dairesinin, mahkemeden iflasın kapatılmasına karar verilmesini isteyebilmesi için iflas tasfiyesini bitirmiş olması gerekir. İflas masasındaki malların tamamının satılıp, paraların kesin dağıtılması ve alacağını tamamen alamamış olan alacaklılara aciz vesikasının verilmesiyle iflas tasfiyesi tamamlanır. İİK'nın m. 254/3 gereğince iflasın kapanmasına karar verebilmek için bütün hak ve alacakların tasfiyede değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikle alacak başvurusu incelenmeli, alacağın kabul edilip edilmeyeceği tespit edilmeli, alacağı karşılayacak tasfiye malvarlığı mevcut değilse aciz vesikası düzenlenmelidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; müdahil ... Gümrük Müdürlüğü'nün 13.02.2020 tarihli ... İcra ve İflas Dairesi'nin 2020/3 iflas dosyasına yazdığı yazısında alacak başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Müdahilin bu başvurusu ile ilgili olumlu veya olumsuz karar verilmemiş, kaydını talep ettiği alacağı sıra cetvelinde yer almamıştır. İcra ve İflas Kanunu’nun 236 ncı maddesi uyarınca vaktinde deftere kaydedilmeyen alacakların iflasın kapanmasına kadar kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda müdahil ... Gümrük Müdürlüğü'nün başvurusu geç kalan müracaat kapsamında olduğundan alacakların dayanakları ile incelenip kabul edilip edilmeyeceği hususunda iflas dairesince karar verilmesi gerekirken bu işlem yapılmaksızın iflasın kapanmasına karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/836 Esas ve 2025/1467 Karar

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın açılmasında hukuki yararlarının olduğunu, davalı taraf ile imzalanan sulh sözleşmesinin göz ardı edildiğini, davalı tarafın asılsız beyanlarla alacağın tahsilini geciktirdiğini, kötü niyetle ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde tasdik edilen konkordatonun feshedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, konkordatonun kısmen feshi, mümkün değilse tamamen feshi istemine ilişkindir.
Kural olarak konkordatonun kısmen feshi davasını, konkordato projesinde alacaklı olarak kaydedilen ve kendisine söz konusu proje kapsamında ödemeye yapılmayan alacaklı açabilir. Ancak konkordato mecburi ve bağlayıcı olduğundan, alacaklının alacağın konkordatoya tabi olması halinde, alacaklı konkordatonun feshi davası açabilecektir.

Konkordato hükümleri İİK’nın 308/c maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre; konkordatonun, tasdik kararıyla bağlayıcı hale geleceği, ikinci fıkrasına göre ise, bağlayıcı hâle gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olacağı hususları düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı 27.12.2018 tarihinde, kesin mühlet kararı 30.05.2019 tarihinde, konkordato projesinin tasdiki kararı ise 20.06.2021 tarihinde verilmiştir. Taraflar arasında tenfiz kararına konu olan alacak ile ilgili sözleşme 28.11.2019 tarihinde imzalanmış olup, söz konusu sözleşme kapsamında olan alacak davacı lehine tahkim tarafından 16.04.2021 tarihinde ilama bağlanmıştır. Dolayısıyla söz konusu alacak konkordato geçici mühletinden sonra ve konkordatonun tasdiki kararından önce doğmuş bir alacaktır. Bu alacak mühlet içerisinde konkordato komiserinin izniyle akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde konkordato açısından bağlayıcı ve mecburi bir alacak olmayıp, konkordatoya tabi olmayacaktır. Konkordato komiserinin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde yukarıda anılan İİK’nın 308/c maddesinin ikinci fıkrası gereğince konkordato projesi kapsamında bağlayıcı ve mecburi bir alacak olacaktır.

Kayyım raporuna göre, dava konusu alacağın konkordato ilan tarihinden sonra oluşan bir alacak olduğundan konkordato kapsamında olmadığı yönünde görüş verilmişse de, alacağın komiserin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşıldığından, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mühlet içinde komiserin izni olmaksızın akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan alacak konkordatoya tabi mecburi alacak olduğundan konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcı olan alacaklının ödenmeyen alacağı ile ilgili konkordatonun feshi davası açmasında hukuki yararı bulunduğundan konkordatonun kısmen feshi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.