Hukuk devleti, bir toplum için olmazsa olmaz bir yapı taşıdır, üzerine bir evin inşa edilebileceği sağlam bir temeldir.

“Demokrasi, insan onuruna dayanmak zorundadır.”

Gerçeğin biri ampirik, ötekisi de rasyonel olmak üzere iki temeli, birbirinden farklı anlamları bulunmaktadır. Ampirik açıdan gerçek, olaylara dayanan gerçek demektir. Yani bir ifadede belirtilen olay veya olayların olup olmadığını gösterir. Bu nedenle, ampirik gerçek gözleme dayanmaktadır. Rasyonel gerçek ise, çelişmeme ilkesi sonucu ortaya çıkan gerçektir. Mantıksal veya tam anlamıyla rasyonel anlamda önermeler dizisi, eğer mantıksal olarak tutarlıysa gerçektir. Ne var ki, “kişilerin birbiri hakkındaki imaginations, toplumun en katı gerçekleridir” (Charles Horton Cooley, 1864-1929, Amerikan Sosyoloğu). Bizler gerçekliğin yalnızca insani anlayış tarafından düzenlenmiş halini (fenomen gerçekliği) biliriz, gerçekliği (numen gerçekliği) değil. İşte bu nedenle, yargı realitesini olabildiğince farklı açılardan görmek, özellikle tüketicilerin (consumer perspective) yargıyı nasıl algıladıklarını saptamak; adalet1 sisteminin fotoğrafını çekmek önemlidir.

Hukuk gerçeği evrensel ve gayri şahsi yönetimin bir enstrümanıdır ve geniş ölçekli toplumların işleyişine büyük avantajlar sağlamaktadır. Modern devletlerin hem resmi yetkililerinin hem de yurttaşların yönetimi doğasına ilişkin hemfikir olmaya yönelik yapabilecekleri koşulları hukuk sağlamaktadır. Bu bağlamda adalet organize olmuş her toplumun tek meşrulaştırıcı öğesidir. Yalnız tek bir Adalet Bakanı olmayıp; Maliye, Milli Eğitim, Çalışma Bakanı, İç İşleri ve Dış İşleri Bakanı dahil, tümü birer Adalet Bakanı’dırlar. Kurumların adaletini anlamak için adil sonuçlara olan katkılarına bakmamız gerekir. Bu sonuçlar, kurumların adil bir hak, fırsat ve kaynak dağılımına katkılarıyla değerlendirilir.

Çekirdek sorular, mevcut uygulamadaki hukuki kavram ve kurumlar acaba adaleti sağlayacak düzeyde midirler? Aktörlerin varlık ve etkinliği nedir? İnsanların hukuka güven duygusu ne merkezdedir? Mağdur, ceza adaleti sisteminde bir yer edinebilmiş midir? İşte bu sorularla kaygılandığımız somut olay adaleti ve hakkaniyettir. Hakkaniyet, olabildiğince olayın özelliklerine inme, olaydaki farklılıkları tanıma, kabul etme ve bunları değerlendirerek sonuca varmadır.

En iyi yargı, kusursuz bir biçimde etkili olan, dürüst/adil ve tarafsız/ yansız olmaya dikkat edendir ki, kimse artık ne taraf ne de karşı olmaya çalışsın. Bu niteliğin aktörlerce içselleştirilerek, halka mal edilmesi, ülke çapında standart bir uygulamaya (!) dönüştürülmesi gerekmektedir.

Şimdilik yargıda algılanan görüntü, Déjà vu, adalet sisteminin en güçlünün yargısına dönüşmesi, itaatsizlik ruhunun egemen olması, hukuk güvenliğinin olmaması, yargılamaların makul süreyi aşması, mağdurların daha da mağdur olmaları (ikincil mağduriyet), gerekçe adına formüller/kanundaki önermelere yer verilmesi ve bireysel özgürlüklerin gittikçe zayıflaması, özetle sistematik işlev bozuklukları, le décline du droit olgusunun semptomları olarak belirmektedir. Yalnız, bu konuda fazlaca kötümser olmaya gerek yoktur. Hukuk güneş gibidir, batışından sonra yeniden doğacak ve adalete olan inancımız baki kalacaktır.

Yargısal reformlar için soyut tasarımlar/ithal kurumlar yerine bilimsel yöntemlere ve özellikle dereceli pragmatizme başvurulmalıdır. Bu tür pragmatizm, herhangi bir zamanda sahip olduğumuz inançları sınıflandıran ve derecelendiren pragmatizmdir. Şöyle ki, zayıf kabul edilen/edilebilir olan bir tasarım ile güçlü kabul edilen/edilebilir olanlar aynı değildir. Bu nedenle, inançlar, eyleme geçişte algılanan bedele göre derecelenmeli/ sınıflandırılmalıdır. İşlem sonucu süjesi (aktörlere)/objesine (tüketicilere) olan bedeli yükseldiğinde tasarım kabul görmeyebilir.2 İşte yeni yargısal tedbirler ve kurumsal düzenlemelerde (örneğin üst mahkemeler) başlangıç ve idame bedel analizleri çok iyi yapılmalıdır.

Gerçekte, olması gereken adalet sistemi değil, tüketicilerde adaletsizlik duygusunu tahrik etmeyecek adil bir sistemdir. İşte bu bağlamda dürüst /adil yargılanma hakkı yargıya egemen bir ilke olmalıdır. Bunu sağlamak yargı erkinin görevidir. Ve tüm insan haklarının korunması her zaman yetkin, bağımsız ve tarafsız mahkemelerin pratik varlığına, adil davranmasına dayalıdır.3 Savcılar ve avukatlar, adil yargılanma hakkının gerçekleşmesine katkısı olan aktörlerdir. Adil bir yargılanma güvencesi “yalnızca” usuli” bir güvence olarak “sonuca odaklı adaletten” (haklı gerekçelere ve hukukun doğru uygulanmasına dayalı hüküm) ziyade usuli adalet için tasarlanmıştır (writ of habeas corpus). Bu bağlamda taraflara hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek nedenlerden dolayın reddini isteme hakkı tanınmıştır (CMK 24/1).

Hizmette, hâkimin kişiliğinin önemli bir karakteristiği olan adalete hizmet duygu ve düşüncesi de önemli bir etkendir. Bu duygu bir diğerkâmlık yansıması olarak kesinlikle önemli konudur. Hâkimin adil yargılamayı sağlama görevi, hâkim önüne çıkarılma öncesi, kolluk ve savcılık evresinde de sanıklar karşı tretmanın adil olmasını öngörmekte; davalar ve hâkimler açısından yeterli derecede yeknesaklık (uniformity) gerektirmektedir-Mahkemelerin raison d’être.

Yargılamada adil tretmana tanık olmak bakımından aşağıdaki öğeler üzerinde önemle durulmalıdır:

· Hâkimin tarafsız olmak yanında karara dayanak yaptığı “bulgular” hakkında yeterli bilgi sahibi olarak görülmesi;

· Sujenin, kendi görüşünü sunabilme, “sesini” duyurabilme şansı ve muhakeme sürecinde etkili olabilme imkânı olması;

· Sujenin hâkimin duruşmada sunulan argümanları ciddiye aldığı ve üzerinde kafa yorduğu izlenimini elde etmesi; ve

· Muhakeme sırasında sujenin kendisine saygı ve nezaket sınırları içinde davranıldığını hissetmesidir.

Hâkimler giydikleri cüppe ile kendilerini Herkül gibi görmek yerine “insan olarak ben de hata yapabilirim” düşüncesiyle saygılı davranmalı ve gözlerini açık tutarak her türlü etkiden uzak bir şekilde karar vermelidir. Özetle, yargı saygı duyulmayı hak etmelidir. Hâkimler, siyasetçiler veya medya ve halk için popüler olmayacak kararlar vermek ve belki de hepsinden en önemlisi de herhangi bir zamanda popüler olmayan kişilere hukuk önünde eşit işlem görmesini savunmak üzere ahlaki yetkinlik ve cesarete sahip olmalıdırlar.

Entelektüel bir uğraş olan yargılama sürecinde, basit davalar dışındaki, her davada, makul hukuki argümanlarla şu veya bu şekilde karar verilebilir. Bu süreçte, tartma ve dengeleme önemli parametrelerdir. Bu noktada gerekçenin tutarlı, rasyonel bir tartışmayı içermesi önem kazanmaktadır. Hukuki sonucun seçilmesinde, kuşkusuz, hâkimin değer yargıları da devreye girmektedir. Yalnız bir hâkim huzura gelen davalarda “adaleti” doğrudan gerçekleştiremez. Onun işlevi yargılama sürecinin kurallarına göre yürütülmesini sağlamak ve hukuku uygulamaktır. Yargılama, kuralları olan bir oyun; yoksa, bizlerin rüyalarını gerçekleştireceği bir oyun değildir.

Hukuku somutlaştıran tüketicilerdir. İşte buna olanak sağlayan yargılama sürecinde temel soru “hâkimler davalara nasıl karar verir veya vermelidir?” Yargılama teorileri konusunda farklı iki teori ailesi vardır: Biçimsel ve Gerçekçi teoriler.

Biçimsel teorilere göre (1) Hukuk rasyonel olarak belirgin ve hâkimin kararını meşru gösterecek meşru hukuki sebepleri barındırdığı; (2) Yargılama süreci öteki tür muhakeme biçimlerinden otonom olarak hâkimin hukuki nitelikte olmayan normatif ahlaki düşüncelere veya siyaset felsefesine başvurmaksızın karar verebilmesidir.

Çoğu Gerçekçilerin geliştirdikleri tasviri yargılama teorisine göre ise, (1) Yargıtay’a giden davalarda özgün bir sonuca giden hukuki bir muhakemenin belirsizliği (2) Yargıtay kararlarının özel dairenin içtihatları (Stare Decisis) dışında kurallara ve öğretiye göre tahmin edilemezliğidir. Tahmin edilebilirlik ise hukukta anahtar bir işlev,4 hukuk sisteminde önemli bir değerdir. Hukuk sistemine bağlılık benzer davalara tahmin edilebilir sonuçlar sağlamak açısından önemlidir. Hukuk uygulaması esnek olmaktan tahmin edilemezliğe kaydığında anahtar işlev buharlaşmaktadır-Öğretide sürpriz karar verme yasağı vardır.

Hukukta adaletin varlığını sağlamak ise, kanun koyucunun görev alanına girmektedir. Nitekim, O.W.Holmes, kanunun adaletini irdeleme özgürlüğü olmadığını bir kararında dile getirmiş; bir keresinde de, “Benim birincil sorumluluğum, oyunun, sevip sevmediğime bakmaksızın kurallarına göre oynandığını saptamaktır” diyerek hâkimin işlevine açıklık getirmiştir.5

Biçim açısından yargıda ceza ve hukuk davalarına özgü usul farklılıkları vardır. Ceza yargılamasında hâkimin sürece aktif katılımı egemen iken, hukuk yargılamasında hâkim, sportif bir maç hakemi gibidir. Bu yaklaşım, adli yardım olanaklarının yetersiz olduğu ülkemizde hak kayıplarına neden olmaktadır. İşte her yargılama için hâkimlerin sürece aktif katılımı, hukuk devleti (Anayasa md.2) ve hukukun üstünlüğüne olan inanç göstergesi olacaktır. Çıkarımı, yasallaşmış hukuk ile gerçek hukuk arasında hiç denecek veya çok az bir benzerlik varsa rule of law’un varlığından söz edilemez. Hukuk devleti uygar bir toplumun temelidir. Herkesçe erişilebilir ve herkese eşit olan saydam bir süreç tesis eder. Özgürlükçü ve koruyucu ilkelere bağlılığı sağlar. O’nun ayrıcı ve duyarlı niteliği yansız olmasıdır. Dar anlamda, hukukun üstünlüğü, hukukta yer alan adil yargılanma hakkının güvence altına alınması gibi her türlü avantajı bize garanti eder. Hukukun üstünlüğü kesinlik sağlayabilir veya devletle ve toplumun diğer üyeleriyle etkileşimlerimizde öngörülebilirlik ve hükümet yetkililerinin eylemlerini kısıtlayabilir.6

174461173Df-3

Öte yandan, üç erk (yasama, yürütme ve yargı) arasındaki anayasal dengenin korunması; ve her erkin kendi rolünü anlayarak ötekilere saygı duyması hukuk devleti gereği olmaktadır. Kuşkusuz, erkler arasındaki ilişkiler toplumun temel yapısını oluşturmaktadır.

12. Kalkınma Planı (2024-2028)

“901. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanması bağımsız, tarafsız ve şeffaf yargı sisteminin egemen olduğu hukuk devleti ile demokrasi ve iyi yönetişim ilkelerinin etkin şekilde uygulanmasıyla mümkündür.

903. Hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda, idarenin yargısal denetime açık olduğu, kanun önünde eşitliğin ve etkin hak arama yollarının sağlandığı, kazanılmış hakların korunması, eşit muamele, açıklık, tutarlılık ve öngörülebilirlik ilkelerinin benimsendiği hukuk devleti anlayışının daha da güçlendirilmesi Plan döneminin önceliklerindendir”.

World Justice Project Rule of Law Index 2025

Türkiye 0,41 puanla 143 ülke arasında 118. sırada bulunmaktadır. Son bir yılda %1,9’luk düşüş, Türkiye’yi en hızlı gerileyen ülkeler arasına taşıdı. Yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, yürütmenin denetlenmesi alanlarında yaşanan gerileme, yalnızca hukuk sistemini değil, demokrasi ve ekonomik güveni de doğrudan etkiliyor. Hukukun üstünlüğü güçlenmeden, sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir.7

1744611737Saw-3

Hukuk Devleti

“İmparator Justinianus’un huzurunda görülen davada sanık suçlamaları reddeder; delil üretemeyen savcı hiddetle ‘Sırf inkâr etmek yetiyorsa, Sezar nasıl kimseyi suçlu bulacak?’ diye çıkışır. Justinianus’un yanıtı ise hukuk devletinin özeti gibidir: ‘Suçlamak yetiyorsa, masumu kim kanıtlayacak?’ diyerek sanığın serbest bırakılmasına karar verir.” Elif Çakır “Mahremiyetin Yargısız İnfazı” Karar (20/01/2026).

Genel kanıya göre, hukuk devleti meşru hükümet için elzemdir. Hukuk felsefecileri genel kanıyı tartışmazlar, ancak bu görüşteki bir belirsizlik konusunda farklı görüşlere sahiptirler. Hepsi meşru bir hükümetin, diğer şeylerin yanı sıra, hukukun devleti kısıtlamaları altında faaliyet gösteren bir hükümet olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak bu kısıtlamaların hükümeti bir ölçüde meşru kılmak için yeterli olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahiptirler.

Hukuk devleti terimi 1885 yılında popüler hale getiren İngiliz hukukçu A. V. Dicey hukuk devletinin şu üç öğesine vurgu yaptı:

  1. Kimse olağan bir mahkemede ispatlanan bir hukuk ihlali dışında cezalandırılamaz.
  2. Kimse hukukun üstünde olmayıp; herkes, sosyal, ekonomik veya siyasi statüsüne bakılmaksızın hukuk önünde eşittir.
  3. Hukuk devleti özel kişilerin haklarını belirleyen adli kararların sonuçlarını da içermektedir.

Uluslararası Barolar Birliği Konseyi de 2009 yılında kabul ettiği bir kararla hukuk devletinin maddi bir tanımı yaparak; bağımsız ve tarafsız bir yargı, masumiyet karinesi;8 gecikmesiz, adil ve aleni yargılanma hakkı; cezalara rasyonel ve orantılı bir yaklaşım, güçlü ve bağımsız bir hukuk mesleği; avukatı ile müvekkili arasındaki özel iletişimin kesinlikle korunması; herkesin hukuk önünde eşitliğini hukuk devletinin temel ilkeleri olarak kabul etmiştir.9

Dünya Bankasının tanımında da şu dört ilke varlık göstermektedir: 1. Hükümetin de hukukla bağlı olması, 2. Hukuk önünde herkesin eşit olması, 3. Herkesin insan onuru sahip olması ve korunması ve 4. Herkesin adalete erişebilmesidir.

Hukuk devleti bağlamında en göze çarpan ceza adalet sisteminde kişilerin nasıl trete edilmesi gerektiğidir. Sistemin ilk evresinde yer alan ceza soruşturması günümüzde koruyucu kolluk teknikleri olmaksızın varlık gösteremez. Sorun ise, bu tekniklerin ne zaman kullanılması seçimi ile bu kararı kimin alması gerektiğinde yatmaktadır. Bu bağlamda insan haklarının güvence altına alınması için kolluk faaliyetlerinin harici kontrole ihtiyacı vardır. Koruyucu kolluk faaliyetleri karanlıkta kaldığından kontrolü olanaksız görülmekte ise de ceza yargılamasında olabildiğince açığa çıkarılması suiistimallerin önlenmesi açısından gerekli bir koşuldur. Bu nedenle, adil yargılanma hakkı ile etkin soruşturma10 arasında denge kurulmasına bilinçli çaba gösterilmeli; soruşturmaların yürütülmesinde süre açısından karşılaşılan ölçüsüzlükten kaçınılmalı; ceza adaleti sisteminde etik ilkelerin işlevsel ağırlığı olmalıdır.

Kuşkusuz, hukuk ve yargılama artık biçimsel olmaktan çıkıp, soyut kurallara anlam yükleyen ve öğretiye besi kaynağı olan bir sistem olmalıdır. Bu konuda avukatlara büyük iş düşmektedir. Avukatların argüman ve ikna yetilerini geliştirmek üzere hukuk fakülteleri ile stajlarda özel programlara yer verilmelidir. Arabuluculuk, pazarlık, belagat ve müzakere gibi etkileşim becerileri de vazgeçilmez hale gelmiştir. Yalnız, Eleştirel Hukuk Çalışmaları (CLS) okulunun görüşlerine göre, iyi bir avukatın bir davanın leh/aleyhinde inandırıcı söylem sunabilmesi gerçeği karşısında adli bir kararı kaçınılmaz yapan bir şey hukukta yoktur. Bir davanın sonucu, tamamen olmasa da büyük ölçüde davaya bakan hâkimin eğilimlerine dayalı bulunmaktadır. Bu bağlamda hukuk, bir ilim olmaktan uzak, siyaset, ekonomi ve kültürden hemen hemen ayrılmaz bir olgu olup; hukukun siyaset ve ekonomi üstü konumu da reddedilmektedir.

Önüne gelen her davada genel ve soyut kurallara göre yansız bir karar vermek durumunda olan hâkim, bunu taraflara hissettirmelidir. Diğer bir anlatımla, hâkim, somut bir davada mutlaka bir tarafın istemi gibi karar vermek zorunda değildir. Yoksa bukalemuna döner ve adalete güven duygusunu buharlaştırır.

Yargılama diyalektik bir süreç olmalıdır. Demokrasi de bunu gerektirmektedir. İşte özgürlük, eşitlik ve adillik taahhüdü olan demokrasi, ancak bu niteliklerin birleşimiyle adalete dönüşüm sağlayabilmekte; toplumsal yaşam ve insanlar güvence altına alınabilmektedir. İşte yargı ve demokrasi ayrılmaz bileşenlerdir. Demokrasi hukuk devleti olmaktır. Hukuk devleti veya hukukun despotik güç üzerindeki mutlak üstünlüğü demokratik rejimin temel vurgusudur. Hukuk devletine dayalı demokraside tüm kişiler eşit olarak trete edilmekte ve hiç kimse (siyasi gücü elinde bulunduran da) hukukun üstünde değildir. Hukuk devletinin birincil muhafızları olarak mahkemeler, demokratik siyasi bir rejimde bireysel özgürlüklerin anayasa aykırı bir şekilde ihlaline karşı korumaktan sorumludurlar. Böylece, yargı erkinin görevi, hükumet etmenin temeli olarak (kaba kuvveti değil) hukuku (the rule of law) güvenceye almaktır. Demokrasinin aynı zamanda etkili bir demokrasi de olması zorunludur. Öte yandan, halkın etkili demokratik vatandaşlık konusunda eğitilmesine yönelik birleşik çabalar toplumda şiddete karşı en güçlü panzehir ve ülke liderlerinin sosyal sermaye konusunda yapacakları en etkili yatırım olacaktır.

"Haklar anlayışı (hukukun üstünlüğüne dair), vatandaşların birbirlerine karşı ahlaki hak ve yükümlülük- leri ve devlete karşı siyasi hakları olduğunu varsayar. Bu anlayış, bu ahlaki ve siyasi hakların pozitif hukukta tanınmasını ve bireysel vatandaşların talebi üzerine, mümkün olduğu ölçüde, mahkemeler veya diğer bilindik yargı kurumları aracılığıyla uygulanmasını şart koşar. Bu anlayışa göre hukukun üstünlüğü, bireysel hakların doğru bir şekilde kamuoyu tarafından anlaşılmasıyla yönetilme idealidir. Kural kitabı anlayışının aksine, hukukun üstünlüğü ile maddi adalet arasında ayrım yapmaz; aksine, hukukun üstünlüğü idealinin bir parçası olarak, kural kitabındaki kuralların ahlaki hakları kapsamasını ve uygulamasını gerektirir.”1 (Ronald Dworkin)

Hukukun üstünlüğü çoğu modern demokrasilerde temel bir ilke olup; hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi birbiriyle yakından ilişkili ve karşılıklı olarak yek diğerini güçlendirici öğelerdir. Öncelikli olarak hukukun üstünlüğü demokrasinin bir ülkede gelişimi için temel bir referanstır. Gerçek şudur ki, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü kaçınılmaz değildir. Bunları korumak için kurumlar, yasalar ve siyasi iradeye ihtiyacımız olduğu bilinmelidir.

İnsan hakları, yasama organı ve yargı için kesin bir yön gösterici ilke ve düzeltici; böylece hukuk devletinin yapıcı bir öğesidir. İnsan haklarının her sınırlanışı, hukuk devletinin niteliğini de tehlikeye sokar ve bu nedenle çok dikkat edilmelidir. Suçlulukla mücadele alanında ise bugünkü durumumuz böyle bir dikkatin bulunmadığını göstermektedir.

İnsan hakları ihlalleri sorununun kalbinde cezasızlık kültürü yatıyor. Şu anda kamuoyuna yansıyan (ve endişeyi davet eden) sorular şunlardır: 1) İllegal telefon dinlemelerine son verilecek mi? 2) Telefon dinlemeleri kişilikleri yıpratma amacıyla kullanılmaya devam edilecek mi?11

Temel hak sınırlamalarını hukuk siyasetince tanımlanan gerekliliklere göre belirleme hem genel akılcılığın hem de anayasa hukuku orantılılık ilkesinin öngördüğü bir gerekliliktir. Yalnızca suçluluğun artmasının-genel olarak veya belirli alanlarda-bir neden olarak yetip yetmeyeceği, suçluluğun artmasının muhtemel nedenlerinin çok çeşitli olabileceği düşünüldüğünde, olumlu yanıt verilebilecek bir soru değildir. Örneğin suçluluk artışı nedenlerinden biri olarak polis olanaklarının azlığı ve sokak/caddelerde yeteri kadar görev yapmamaları olduğunda suç artışı bahane edilerek temel hakları kısıtlamak caiz değildir.

Bağımsız bir yargı bağlamında korunan hukukun üstünlüğü medeni ve siyasi haklar ile hürriyetlerin korunmasında önemli bir işlev görmektedir. Hukukun üstünlüğü ile sağlanan yönetişim ilkesi ile tüm kişiler, kurumlar, kamu ve özel sektördeki tüm varlıklar yasalar karşısında hesap verir konumundadırlar. Bu doğrultuda hukuku uygulama konumundaki yargı hukukun üstünlüğü bekçisi konumundadır.

Ülkemiz açısından demokrasiye özgü bir husus da “seçim adaleti”dir. Bu, demokrasi ve hukukun üstünlüğü arasında ne derece bir bağlantı olduğunun göstergesidir. Seçim adaleti seçim süreçlerine ilişkin her eylem, usul ve kararın hukukla uyumlu olmasını, oy kullanma hakkının korunması ve gerektiğinde yargıya başvurabilme hakkının içermekte; hukukun üstünlüğü için anahtar nitelikli bir enstrüman işlevi görmektedir.12

Bu bağlamda tüm sorun hukuk devletini, toplumun yaşam stili ve estetiği haline getirmek; sıradanlaşma- ya, niteliksiz kitlelerin zorbalaşmasına karşı koyucusu olarak somutlaştırmaktır-habitus. Habermas’a göre, demokrasi ve hukuk devleti birlikte var oluş sergiler; bir haklar sistemi demokrasinin öteki yüzüdür. Ve vice versa, demokrasi yalnızca bir haklar sisteminin kalbi olarak belirebilir.13 Diğer bir anlatımla, hukuk devleti, bir ideal veya değiştirilemez bir anayasa ilkesi olmaktan çıkıp, hakları kullanılabilir ve görülebilir duruma getirmektedir.

174461173Hhd-3

Tüm sorun ne ölçüde hukuk devletinin demokratik ortamda de-facto yansıma derecesi ve işlevselliğidir.14 Bir demokrasi için vatandaşların güzel konuşma sanatının etkilerine karşı bağışıklık kazanması da son derece önemlidir (Russell.1967:378). Siyasilerin de konuşmalarında, eleştirilerinde nezaket ve edebi üsluptan yoksun kalmaması önemli bir faktör olarak belirmektedir.

Türkiye’de hukuk devleti veya hukukun egemenliği değil, haklılığını “hikmet-i hükümet”ten alan “devletin hukuku” vardır ve egemen olan odur. Devlet seçkinlerinin kendi öncelik ve hassasiyetlerine, sempati ve antipatilerine, korku ve nefretlerine, özetle kendi gereksinmelerine göre kurgulayacağı basit bir teknik aygıt haline dönüşmektedir. Hukuk, evrensel standartlara uygunluk yanında, toplumsal gereksinmelerin bir türevi olmak yerine, Devletin toplumu tanzim aracı olarak görülmektedir. Devle- tin kendine biçtiği ideolojik misyonu evrensel bir hukuk anlayışı çerçevesinde gerçekleştirmesi mümkün değildir. Türkiye’de devleti karakterize eden meşruiyetten çok “cebir tekeline” sahip olmasıdır.

Demokrasi kuramına yaklaşımda, demokrasinin değeri açısından normatif sorular, tasviri açıdan demokratik olduğu savının gerçekte nasıl olduğuna ilişkin tasviri sorular yanında demokrasinin anlamı konusunda semantik sorular söz konusu olmaktadır.15

Demokrasinin anlamı

Adsız-127

Demokrasinin kurumları/tutumu - Demokrasinin değeri

Sosyolojik önemi olan soru/sorular, temel norm/tanıma kuralı olan Anayasa metninde yer alan demokratik kavram ve kurumların de facto görünümü; demokrasi kültürü ve bu bağlamda boşluk kuramının (democratic deficit) ülkedeki boyutunun ne derece olduğudur. Diğer bir ifade ile demokratik değerlerin sosyo-kültürel olarak toplumda ne derece kök saldığıdır.16

Her zaman de facto uygulama ile hukukun normatif beklentileri arasında bir boşluk olacak ise de kaynak sınırlamaları bu boşluğu derinleştirmektedir. Bu bağlamda üzerinde durulması gereken popülist siyaset yaklaşımıdır. Bu türde lider-siyasetçi olarak temsil ettiği kişilere odaklanan ve (örneğin özgür basın,17 hukuk devleti gibi) kurumları göz ardı eden; bu kurumları önünde bir engel görerek dışlayan bir düzen sağlaması söz konusu olmaktadır-liberal demokrasiye tehdit.

Değişim sürecinde toplum ve hukukun zaman zaman birbirini takip edememekten kaynaklanan uyumsuzluk sorunun yol açtığı bazı sorunlara tanık olunmaktadır. Başlıca nedenine bakıldığında, ülke siyasi yaşamında 600 yıllık tebaa kültürünün birdenbire terk edilerek demokrasinin gereği olan katılımcı bir kültüre doğru hızlı bir geçisin olmasını beklemek iyimser bir yaklaşım olurdu (Ogbrun’un kültürel gecikme/cultural lag teorisi).

Özetle, demokrasi ve yargı bileşenlerinde olanla olması gereken arasındaki uçurumun (is-ought gap) boyutudur. Bu bağlamda, demokrasi adına insan hakları ile toplum yararı arasında uygun ilişkilerin tesis edilmesi gelmekte ise de bu konu toplumdan topluma ve aynı toplumda zaman içinde değişmekte- ir. İşte bu noktada “orantılılık” standartları devreye girmekte ise de insanlığın ortak evrensel özelliklerin- den (human universals) ödün verilmemesine özen gösterilmelidir.

Hukuk devletine özgü üç bileşenin birincisi, bireyin medeni ve siyasi özgürlüklerinin korunması, güvenceye alınması; ikincisi, anayasaya göre konmuş hukuk normlarının devletin yürütme erkini sınırlamaları ve üçüncüsü, yönetim ve yasama bağlamındaki amaç/araç ilişkisinde orantılılık ilkesine uyulmasıdır. Orantılılık testinin üç öğesi bulunmaktadır: 1) Benimsenen tedbirlerin bir amacı gerçekleştirmek üzere kurgulanması; 2) Birinci anlamda, vasıtaların amaçla rasyonel ilişkisi olduğunda da konu edilen hak veya özgürlüklerin “olabildiğince az” kısıtlanması ve 3) Hak veya özgürlükleri sınırlayıcı tedbirlerin etkileri ile “yeterince önemli” olduğu saptanan amaç arasında bir orantılılık olmasıdır.18

Hükümetlere özgü en iyi yol hukuk devleti fikrini benimsemeleridir. Hem dış itibarımız ve hem de dış yatırımları daha cazip kılmak adına gereklidir. Takdirle değil, yasalarla idare edilmeliyiz.

Terörizm bağlamında, halkın güvenlik gereksinmesi ile özgürlük ve mahremiyetine ilişkin temel haklar arasında bir denge sağlanması dile getirilmekte ise de bu yaklaşım şu nedenlerle kusurlu bir metafordur:

  • Ölçülecek merkezi bileşenler-özgürlüğe müdahale bedeli karşısında güvenlik değeri- tam olarak ölçüme el vermemektedir;
  • Yararlar ve bedeller nüfusun farklı üyeleri üzerinde eşit derece de dağılmayabilir ve böyle dağıtım sorunları kolay çözülür türden değildirler.
  • Bazı tür müdahaleler, onların derhal veya içkin doğaları gereği etkilerinden olmayıp, kolaylıkla istismar edilmesi ve toplumda keyfi şekilde istenilmeyen kişilere güvenlik adına kullanılarak hükümetin meşruiyetini sorgular hale getirmesidir.

Hukukun üstünlüğü kendi kendine ayakta kalmaz. Sürekli teyakkuz gerektirir. Bu alanda en önemli panzehir adil yargılanma hakkıdır (due process of law). Buna riayet edilmediğinde demokrasinin ahlaki duruşu sonuçta zedelenecektir.19

Hukukun üstünlüğü, özünde, bireyleri -özellikle daha az güce sahip olanları- yetkililer tarafından haksız veya adaletsiz muameleden korumakla ilgilidir.20 Hukukun üstünlüğünü korumak ortak bir sorumluluktur. Bu, yalnızca tek bir kurumun görevi olmayıp, yargıdan, sivil toplum örgütlerinden Ombudsman gibi bağımsız denetim organlarına kadar hepimizin bağlılığını gerektiren sürekli bir çabadır.

İdeal olarak, mükemmel bir dünyada, hukukun üstünlüğü, neyin adil neyin adaletsiz, neyin doğru neyin yanlış, neyin ahlaki neyin ahlaksız olduğu konusundaki evrimimizin sürekli bir şekilde sürdürülmesini garanti etmelidir.21 Hukukun üstünlüğü ve onun teşvik edilmesi, sistemin kusurlarına rağmen, özgürlük, eğitim ve yaşamın kendisi için eşit fırsatlara sahip olduğumuz ve adaletin gerçekten sağlanabildiği daha iyi bir dünya yaratmaya çalışmamız anlamına gelir.

Hukuk devleti esasına dayalı bir birlikte şeffaflık kural olmalı, istisna değil. Çünkü şeffaflık olmadan gerçek bir hesap verebilirlik olmaz. Hesap verebilirlik olmadan ise kurumlara olan güven sarsılmaya başlar.

174461173Dfaa

Tüm sorun hukuk devletini, toplumun yaşam stili ve estetiği haline getirmektir. Aksi takdirde, O’nun, Kafka’nın Hukuk Önünde Eşitlik adlı kısa öyküsündeki sanal hukuk sarayına dönüşme riski doğar.21 Hukuk devletinin yaşamı için hukuk kültürünün gücü yanında sivil toplum kurallarının rehberliği de gerekmektedir.22

Öte yandan, hukuk devleti söylemini ve pratiğini yaratanlar arasında hâkimler de yer almaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi ve AİHM’nin23 kayda değer kararlarına tanık olunmaktadır. Kuşkusuz, hukuk devleti olmak açısından, bir devleti maddi anlamıyla insan hakları mağdurları ile hukuk devletini yaşayamayanlarla düşünerek, mağdur sayısını olabildiğince azaltacak nitelikli kararlar demetine ihtiyaç duyulmaktadır.24

“Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, hukuk devleti ilkesinin soyut bir ideal olmaktan çıkarılarak kurumsal bir teminata kavuşturulmasının tarihsel ifadesidir”.
Anayasa Mahkemesinin 64. Kuruluş Yıldönümünde Başkan Kadir Özkaya’nın Konuşması, Ankara (28/04/ 2026)

Sonuç

Kavramlar olarak ne kadar belirsiz olsalar da demokrasi ve hukuksallık çok yaygın olarak paylaşılan değerleri temsil eder. Bu nedenle, siyasi tartışmacıların kendi argümanlarını desteklemek için bunlara başvurması yaygın ve doğaldır.

Kurumsal bir denge olarak "hukukun üstünlüğü"nü "kanunla yönetim"den ayıran şey, gücün dağılımıdır. Birincisi, hiçbir grubun diğerlerine hükmedecek kadar güçlü olmadığı ve çoğunluğun kendi çıkarlarını desteklemek için kurumları kullandığı durumlarda ortaya çıkar. Çoğunluğun yönetimi ile hukukun üstünlüğü arasındaki çatışmalar, aktörlerin güç araçları olarak oyları veya kanunları kullandığı çatışmalardır.

Hukukun üstünlüğü ve demokrasi, siyasi bir sistemin arzu edilen nitelikleridir. Otoriter yönetimden demokratik geçişler üzerine yazan akademisyenler genellikle böyle bir geçişin amacının hukukun üstünlüğüyle birlikte demokrasinin kurulması olduğunu savunurlar; bu da her ikisinin de aynı anda başarılabileceği anlamına gelir. Hukukun üstünlüğüyle kastedilen şey genellikle, hükümetin iradesini düzensiz kararnameler ve kişisel saldırılar yoluyla değil, yöneticilerin kendilerinin de tabi olduğu genel yasalar yoluyla uygulaması gerektiği fikrinden başka bir şey değildir. Ancak hukukun üstünlüğü bundan daha fazlasını gerektirebilir: İnsanların eylemlerinin hukuki sonuçlarını doğru bir şekilde öngörebilmelerini ve ister yasama yoluyla olsun ister başka bir şekilde, ani sürprizlere maruz kalmamalarını gerektirebilir; ya da yasanın belirli esaslı ilke ve hakları içermesini veya en azından ihlal etmemesini gerektirebilir.

O’Donnell (1999:318,321), demokrasinin yalnızca (çok yöneticili) bir siyasi rejim değil, aynı zamanda devlet ile vatandaşlar arasında ve vatandaşların kendi aralarında, siyasi vatandaşlığa ek olarak sivil vatandaşlığı ve tam bir hesap verebilirlik ağını destekleyen bir tür hukuk devleti altında özel bir ilişki biçimi olduğunu yazmaktadır.25 Rejimin en üst düzeydeki yetkilileri de dahil olmak üzere, kamu ve özel sektördeki tüm aktörler, eylemlerinin hukuka uygunluğuna ilişkin uygun, yasal olarak belirlenmiş kontrollere tabidir.

Eğer siyasetçiler demokratik araçlarla hukukun üstünlüğünü baltalayabilir, demokrasiyi altüst edebilir veya hâkimlerin bağımsızlığını kullanan stratejilerle rekabet koşullarını değiştirebilirlerse, o zaman demokrasi ve hukukun üstünlüğünün birleşimi, siyasetin gerçek dünyasını iyi yansıtmayan, sadece normatif bir klişe olarak kalacaktır.26

“Özgür bir topluma eğer ulaşacaksak, hiçbir suç işlememiş ve hiç kimsenin haklarını ihlâl etmemiş olan başkalarına kendi isteklerini zorla veya şiddet tehdidiyle dayatmanın her birey veya grup için yanlış olduğuna ve böyle yapmanın sizin ve benim gibi devleti oluşturan kişiler için de yanlış olduğuna insanların büyük bir kısmını ikna etmek zorundayız”. Robert Higgs, “Freedom: Because It Works or Because It’s Right?’’, December 28, 2012. Özgürlük Araştırmaları Derneği, 23 Haziran 2025.

Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel

--------------

1 Ülkede kurulan parti isimlerinin sırasıyla “Adalet” ile “Adalet ve Kalkınma” olması adalete olan ihtiyacı simgeleştirmektedir. Mısır Tanrıçası Maat, Yunan Tanrıçası Themis veya Roma Tanrıçası Justitia (Bayan Adalet) adaletin mükemmelliğini temsil ediyorlar ve bunların insan hâkimler tarafından takip edilmesi bekleniliyordu. İlahi düzen, hakikat ve hukukun doğruluğunu simgeleyen bu kadın karakter eski Mısır toplumunda kadınların toplumda yüksek bir seviyede bulunmalarından kaynaklanmış; bu durum daha sınırlayıcı olan Yunan ve Roma geleneklerini de etkilemişti. Toplum kavramının yeniden değerlendirilmesi için bkz. D. Sayer ve D. Frisby. Toplum (Terc. B. Bekmen) Habitus Yayını, 2013.

2 Bkz. E. Chan. The Predicament of Democratik Man, A Delta Book, 1962, ss.145-158.

3 Platon'un 2000 yıldan fazla önce belirttiği gibi, “adil bir toplum ancak vatandaşlar adil ve hakkaniyetli bir şekilde doğup yaşadıkları takdirde var olabilir.” Magna Carte Madde 39, AİHS Madde 6/1,2, T.C. Anayasa Madde 36. Hakların kötüye kullanılmasının yasaklanması” (AİHS 17. Md) için bkz. P. E. de Morree. Rights and Wrongs under the ECHR -The prohibition of abuse of rights in Article 17 of the European Convention on Human Rights Utrecht, August 2016; European Court of Human Rights. Guide on Article 17 of the European Convention on Human Rights Prohibition of abuse of rights, Updated on 31 August 2019.

4 Mahkeme kararlarının tahmini, hukukun mahkemece ex ante nasıl uygulanacağını tahmin olanağı ekonomik açıdan oldukça önemlidir. Bu nitelik ekonomiye hukuki kesinlik sağlamakta ve ekonomik ajanlara eylemlerinin potansiyelini hukuki ve ekonomik açıdan irdelemek olanağını vermektedir. Tahmin, öte yandan, dava açılması veya üst mahkemeye gidilip gidilmemesi seçimini de etkilemektedir. Tahmin edilebilirliği, per se, ölçmek zor ise de üst mahkemelere ait başvuru sonuçlarının oranları hakkında bazı bilgiler edinerek karar verilebilir. Genelde common-law ülkelerinde temyiz oranları daha düşük iken öteki sistemlerde temyiz oranları daha yüksektir.

5 O.W. Holmes. Collected Legal Papers, New York:Peter Smith, 1952, p.307. Ayrıca bkz. H.Spector. “Future of Legal Science in Civil Law Systems” Louisiana Law Review Vol.65, Nr.1 Fall 2004, ss.255-271.

6 “Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü”. Hukuk devleti evrensel geçerliliği olan bir kavramdır. Hukuk devleti Avrupa Konseyi Statü’sünün giriş bölümünde gerçek demokrasinin temellerini oluşturan üç ilkeden biri olarak bireysel ve siyasal özgürlük ile düzenlenmiştir. Statü’nün 3. Maddesine göre hukuk devleti ilkesine uyulması birliğin üyesi olmak için önkoşuldur. Ayrıca bkz. Sururi Aktaş. “Hukuk Devleti İdealine Felsefi Bir Bakış” YBHD, Yıl 5, Sayı 2020/1, ss. 1–32. Tüsiad. Hukuk Devleti ve Yargı- “Demokratik Standartların Yükseltilmesi Paketi” Tartışma Toplantıları Dizisi- 4 Aralık 1977. Ali Rıza Çoban. Türkiye’de Hukuk Devleti, Özgürlük Araştırmaları Derneği, 2025. Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyon (Venedik Komisyonu) Hukuk Devleti Kontrol Listesi, Strazburg, 18 Mart 2016.

7 Is the Rule of Law strong enough to save the democracy YouTube World Justice Project 2025

8 Gökhan Çayan, Hâkim, Ankara İdare Mahkemesi, Masumiyet Karinesi Doktrini, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1500891) Masumiyet karinesi (Anayasa m.38/4; AİHS m.6/2). “İmparator Justinianus’un huzurunda görülen davada sanık suçlamaları reddeder; delil üretemeyen savcı hiddetle ‘Sırf inkâr etmek yetiyorsa, Sezar nasıl kimseyi suçlu bulacak?’ diye çıkışır. Justinianus’un yanıtı ise hukuk devletinin özeti gibidir: ‘Suçlamak yetiyorsa, masumu kim kanıtlayacak?’ diyerek sanığın serbest bırakılmasına karar verir.”

9 Contemprorary challanges to the Rule of Law-What must we…YouTube 19 Mart 2026. Rebuilding the Rule of Law YouTube 31 Mart 2026.

10 Etkin soruşturma kavramı AİHM içtihatları ile evrensel bir hukuk kuralı haline gelmiştir. AİHM’nin ihlal kararlarındaki en yoğun grubu “etkin soruşturma yokluğu” başlığı oluşturmaktadır. Bkz. S.Ergin. “Türklerin AİHM’deki mağduriyet haritası” Hürriyet (5/02/2014) s.16; S.Ergin. “İhlal kararlarının uygulanması da sorunlu” Hürriyet (20/12/ 2017) s.12: Türkiye’nin uygulaması gerek karar sayısı 20/07/2107 istatistiğinde 1384 iken, bu sayı Almanya için 19’dur. Schroeder-Yenisey-Peukert. Ceza Muhakemesinde ‘Fair Trial’ İlkesi, İst. Barosu, 1999. Kollukta gözaltına alınan şüphelilerin %53,3’nün Savcılıklarca serbest bırakılması etkin soruşturmayı sorgular hale getirmektedir. Ayrıca bkz. S.M.Boyne. “Procedural Economy in Pre-Trial Procedure: Developments in Germany and United States” Southern California Interdisciplinary Law Journal Vol. 24:329. AİHM kararları ile ilgili istatistikler için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı web sitesine ve ayrıca bkz. Analysis of Statistics by European Court of Human Rights. AİHM istatistiklerini anlamak için bkz. Understanding the Court’s Statistics, March 2019.

1 Ronald Dworkin, "Politica ljudges and the Rule of Law," A Matter of Principle (Cambridge, MA:Harvard University Press, 1985), pp. 11-12

11 Türkiye’ de işkence karşısında görülen duyarsızlığa ilişkin birey yerine Emperial’n, devletin korunmasını esas alan yaklaşım sonucu işkence olaylarına göz yummak; güneş balçıkla sıvanmaz durumunda da normları dejenere etmek eğilimi egemen olmaktadır. Bu türden en son örneğine gözaltında iken döverek işkence edildiği kamere kayıtları ile sabit olmasına karşılık; hele bir sanığın “Pişmanım, kendime hakim olmadım” demesine karşın mahkeme “yaralama”dan mahkumiyete karar verip, iki sanığa para cezası verip, hükmün açıklanmasının ertelenmesine; diğer dördünün beraatına hükmetti. ACM başkanı sanıklara, “Karakoldan insanların neden korktuğunu sizi görünce anlıyoruz. Paldır küldür adamın tepesine biniyorsunuz. Yapma o zaman bu mesleği. Devlet maaş veriyor size. Yap vur kır diye vermiyor. Ben burada katile katil diyemiyorum. Sizin yaptığınıza bak” diye konuştu (“İşkenceye ‘fırça’ var; ceza yok” Vatan, (26/09/2014), s.16. Ayrıca bkz. T. Snyder. Tiranlık Üzerine Yirminci Yüzyıldan Yirmi Ders, (Çev. Z. Enez) Olvido,2017; A. M. Aytaç. “İşkence: Konuşulmayan Gerçek” Gazete Duvar (12/06/2019).

12 Ülkede 31/03/2019 tarihinde yapılan mahalli seçimlere ilişkin YSK’mın 6/05/2019 tarihli İstanbul Belediye Başkanlığı’na ilişkin seçimin iptal edilmesi (7 kabul-4 ret) konusunda karşı oylar dışında gerekçeden yoksun irrasyonel kararı ülkede kuvvetler ayrılığının tümüyle aşındığı izlenimi vermiş ve bu karar kazanılmış bir hakkın gaspı olarak demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Ayrıca bkz. S. Ergin. “YSK’nın kararı ve demokratik sabır” Hürriyet (10/05/2019) s.10; S.Yalçın “5 Saatlik kurgu” (9/05/2019). Yargı organları verdikleri kararlarda “ilgili ve yeterli gerekçeleri göstermek zorundadır.” (AYM.B. No. 2016/16092). Demokrasi tarihi, modern çağdaş gelişimi ve belirsiz geleceği hakkında bkz. J.Keane.The Life and Death of Democracy, 2009. Anayasa’nın 114. maddesine göre seçimlerden önce Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlıklarına tarafsız isimler getirilmekte iken, bu madde 2010’da kaldırıldı.

13 Kuşkusuz, riskleri olmayan hiçbir siyasi sistem yoktur. Örnek olarak Almanya’da Hitler, A.B.D.’de McCarthy dönemi gösterilebilir. J.Habermas. Between facts and norms: Contributions to a discourse theory of law and democracy (terc. William Regh). Cambridge, MA: MIT Press, 1999; S. Selçuk “Eski Yargıtay Başkanı Selçuk'tan Başbakan'a açık mektup” Zaman (25-29/03/2013); liberal demokratik kapitalizmin normatif bir ideal olarak çoğu ülkelerce benimsenmesine karşın bu rejime özgü tüm öğelerin etkin bir varlık gösterdiği ülke oldukça enderdir. Bu öğelerin varlığı da yeterli olmayıp, halka sunulan hizmetlerin etkin olması da önemlidir. Bu noktada hizmetlerin etkinliği noktasında demokratik rejimin ne derece gerekliliği Çin ile Hindistan’ın karşılaştırılmasında ortaya çıkmaktadır (Yazarın notudur). Ayrıca bkz. N.Chomsky. Demokrasi ve Eğitim, bgst, 2.bası, 2013; demokrasi sorunları için bkz. F. Cunningham. Theories of Democracy- A critical introduction, Rouıtledge, 2002, ss.133-139.Ayrıca bkz.C.Anık “Demokrasinin Muhasebesi” Meşruiyetin Sosyal Psikolojisi, Kaknüs, 2015, ss.151-161. 1950-2014 yılları arasında Türkiye’de liberal demokrasi için bkz.Varieties Democracy(V-Dem) https://www. v.dem.net/en/about/ Demokrasi artık periyodik yapılan seçimlerle sinonim olarak anlaşıla- maz. Tarihsel açıdan bakıldığından içer demokrasi biçimi özel bir iletişim biçiminden almakta; onunla şekillenmekte ve yeniden şekillenmektedir. Ayrıca bkz. E. Balta ve H. Efe. Türkiye’de Demokrasi, Güvenlik, Devlet Algısı Ankara Enstitüsü 2022: Ortaya çıkan tablo, temel değerlerde, kurallarda anlaşamamış, kimlikler, partiler etrafında kümelenmiş, ‘bölünmüş’ bir toplum olduğumuzdur. Ayrıca bkz. D. Satmış. Korku Toplumu:Türkiye bu duruma nasıl geldi?, 2022.

14 Bkz. V-Dem https://www.v-dem.net/en/about/ Demokrasinin kalitesini şu yedi temel ilke etrafında geliştirilmiş bir endeksleme yöntemiyle ölçmeye çalışıyor: Seçim, özgürlük, katılımcılık, rızaya dayalı olmak, müzakerecilik ve eşitlikçilik.“Türkiye'de bileşenlerin ağırlığının değişimi ve geçirdiği evrime karşılık "iktidar" seçeneği olmayı sürdürmüş iki temel siyasal hareket bulunmaktadır: ‘Kalkınmacı muhafazakârlık’ ve ‘devletçi modernleşmecilik’ değişik dönemlerde "iktidar" olmuşlar; ama ‘demokrasi’ ve ‘çoğulculuk’ söylemini büyük çapta ‘muhalefet’te iken kullanmışlardır. Bunun temel nedeni, her iki ideolojinin de "demokrasi"nin ikinci, hatta üçüncü planda kaldığı "mega söylemler"e sahip olmasıdır.” M.Ş.Hanioğlu.“Bir muhalefet söylemi olarak ‘demokrasi” Sabah (30/04/2017); Ayrıca bkz. M. Y. Yılmaz. “Savcıların suç işlediği ülke” Hürriyet (17/08/ 2017) s.17. Demokrasi ortak bir değer midir? Herkes ben demokratım diyorsa da demokratik değerlere sahiplenme noktasında eksiklerimiz var. Ne var ki, demokratik değerlerin yaşandığı batı ülkelerinde dahi ekonomik bunalım insanları otoriter liderlere karşı sempati beslemesine yöneltti ve insanlar demokrasiyi bir lüks tüketim malzemesi olarak görmeye başladılar. Post-modern dünya görüntüsü şimdilik böyledir. Hangi “Demokratik Toplum”? için bkz. K.Gözler. İnsan Hakları Hukuku, Ekin, Temmuz 2017, ss.385-394. Ayrıca bkz. V.Shiva. Yeryüzü Demokrasisi, bgst Yayını,2. Bası, 2014. Ayrıca bkz. S.Hook. “The Good Society” John Dewey-An Intellectual Portrait, The John Day Company, NY, 1939, ss.149-176. Ayrıca bkz. A.Taşgetiren. “Yargıda Asıl Sancı” Karar (7/06/2019). F.Sağlam. “Türkiye’de Yargı Bağımsızlığı Alanında Gelişmeler” Av.Teoman Ergül’e Armağan,TBB, 2017,s.442: “Güçler ayrılığının ve bağımsız yargının yer almadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez….Siyasallaştırılmış bir yargı, daha da güçlenmiş bir biçimde düşünsel olarak bağlı olduğu odaklara hizmet vermeye devam eder.” Ayrıca “Mahkeme paketleme" (court-packing) için bkz. T. Şirin “Paketlenen” Anayasa Mahkemesi T 24 (6/10/ 2020); T. Şirin. “Yargıyı ele geçirme taktikleri: Yemek buldun mu ye, dayak buldun mu kaç!” T 24 (24/08/2021). Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin davada dosyanın Suudi Arabistan'a gönderilmesine şerh düşen ve muhalefet eden İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nimet Demir, (1916/2022 adli yargı kararnamesi ile) Kahramanmaraş'a atandı. “Önümüze gelen davalarda sanıkların, davacının veya davalının kimliğine bakmıyordum. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük anlayışının ve değerinin gereği neyse onu yapmaya çalışıyordum. Bu otoriter yapılarda her zaman tepki görecek duruştur. Ben de o duruşun şu anda mağdurun konumundayım diyeyim”. Taha Akyol. Güç karşısında adalet? Karar (21/04/2026); Ramazan Arıtürk, “Hâkim Güvencesi: Yasal Düzenlemeden Fiili Bağımsızlığa” ekopolitik.org Ayrıca bkz. Government Legal Department (İngiltere). The judge over your shoulder-a guide to good decision making.

15 Liberal demokrasi/melez demokrasi/illeberal demokrasi, seçimli otoriterlik. Ayrıca bkz. C. Anık “Demokrasi Muhasebesi” Meşruiyetin Sosyal Psikolojisi, Kaknüs, 2015, ss.151-161. Demokrasi’de üç anahtar terim vardır:

1. Eşitlik (egalitarian): Tüm insanlar için sosyal eşitlik ve eşit hak sahipliği ile karakterize edilmektedir.

2. Sivil toplum (civil society): Devletten küçük ve fakat aileden büyük tüm kuruluşlar, gönüllü kuruluşlar ve tüzel kişileri içermektedir.

3. Parlamento (parliament): Demokratik hükümetin yasama meclisidir.

“Pozitif hukukun en temel ilkelerinden biri olan eşitlik Türkiye’de kültürel planda benimsenmemiştir. Eşit olmama kabulleri her alanda yaygındır. Hukuki eşitlik, kişisel değişkenlerin-profesyonel anlamda ilgili olması müstesna-kamu gücünün işlem ve eylemlerinde etki doğurmaması anlamına gelir. Toplum ise hukuk frekanslarında düşünme alışkanlığına sahip değildir. Hukuk, öncelikleri net ve tutarlı bir değerler örgüsü sunmadığı için toplumdaki kayıtsızlık hali tabidir. Topluma nüfuz eden kanuni eşitlik ideali değil, ayrışmacı ve imtiyazcı sosyal realitelerdir.” Bkz. E. Kaya. Hukuk Zihniyeti, 2023, ss.285-286. Ayrıca bkz. C.Duhigg. Alışkanlıkların Gücü (Çev. H. B. Çevikus), Boyner Yayınları, 2012.

16 Sosyo-kültürel yaklaşımın ne derece önemli olduğunu belgelemek üzere cezaevi kurumu üzerine yapılan bir deneyime değinilmektedir: ABD Stanford'un Psikoloji Binasının bodrum katında, Zimbardo yazı turayla kimi gardiyan kimi hükümlü rolü üstlenen 21 normal, zeki, erkek üniversite öğrencisinin bulunduğu cezaevi taklidi bir mekân kurdu. Zimbordo, neler yaşandığını Sosyal Hayvan adlı kitabında şöyle anlatır: "Daha altıncı gün sona ermeden sözde cezaevimizi kapatmak zorunda kaldık; çünkü gördüklerimiz korkutucuydu. Rollerin nerede başlayıp nerede bittiğini biz ve deneklerimizin çoğu ayırt edemiyorduk... Dehşete düştük; çünkü, bir taraftan bazı çocukların (gardiyanların) gaddarlıktan zevk alarak diğer çocukları aşağılık hayvanlar olarak gördüklerini; diğer taraftan de diğer çocukların (hükümlülerin) yalnızca kaçmayı, kendi bireysel yaşam savaşlarını ve gardiyanlarına besledikleri kini artıran kölevari, insanlıktan uzaklaşmış robotlar halini aldıklarını gördük." “Tutuklular ve gardiyanlar rollerinden çok fazla etkilendikleri için deney altı gün sonra durdurulmuştur” (P. Zimbardo. The Social Animal, New York, 1980, p.10; C.T.Morgan. Psikolojiye Giriş Ank., 1995, ss. 404-405). “Mahpusların gözetim görevini kötülerin ellerine vermek tehlikelidir-onlar, başkalarını gözetim altında tutmaya yetenekli olmak şöyle dursun, kendileri gözetim altında tutulmayı gerekserler.” (Aristoteles Politika Remzi Kitabevi İst., 1990, s.192). Sorun iyi insanların nasıl olup da kötüleştikleri değildir. Her insan da belli ölçüde kötülüğe yatkın olup; sistemin yarattığı durum içinde kişinin kötüleşmesi söz konusu olduğundan, kötüleri iyilerle değiştirmek yerine durumsal değişkenleri değiştirmek suretiyle gayri insani ve kötü muamelenin önlenmesidir. Aynı yaklaşım yargının etkinliği için de geçerlidir. Anayasal devlet anayasalı devletten ayrılmalıdır. Anayasası olan her devlet anayasal bir devlet olmayabilir. Çevirmen M.Turhan’ın önsözü için bkz. C.J.Friedrich. Sınırlı Devlet, Liberte, 2.bası,2014, s.13. Ayrıca bkz. G.Sartori. Demokrasi Teorisine Geri Dönüş (Terc. T.Karamustafaoğlu ve M.Turhan) 2. Baskı, Sentez, 2014. “Türk toplumu demokratik sistemin bazı şekli unsurlarını benimsemiş fakat kültürünü benimsemediği için bocalama içinde kalmıştır.” E.Kaya. Hukuk Zihniyeti, adalet, 2016, s.344. Ayrıca bkz. İ.Berkan. “Toplum demokrasiye hazır mı, değil mi?” Hürriyet (11/10/2013) s.31. Peter Haberle, Avrupa’yı her şeyden önce bir hukuk kültür toplumu olarak görmekte ve altı ayrı ölçüt sıralamaktadır: Tarihçilik (historicism), hukuki muhakeme ve öğretinin bilimsel karakteri, yargı bağımsızlığı, devletin ideolojik ve dinsel tarafsızlığı, farklı ve birlik olarak hukuk kültürü. Ayrıca bkz. G.Groc. “Laiklik ve Demokrasi: Yeni Bir Orta Yol Mu?” Laiklik ve Demokrasi (derl. İ.Ö.Kaboğlu) İmge, 2001, ss.221-236; “Rule of Law and Democracy: Addressing the Gap between Policies and Practices” The Magazine of the United Nations, Vol.XLIX, no.4, Dec., 2012. Bkz. Special issue: Measuring Judicial Independence and Accountability International Journal for Court Administration, Vol.9, No.3, Dec.2018. Ayrıca bkz. Robert Spano, President of the European Court of Human Rights “Judicial Independence - The Cornerstone of the Rule of Law” (3 September 2020), Ankara: “Hukukun üstünlüğü ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin kutup yıldızı. Bize yol gösteren, ileriye gitmemizi sağlayan parlak yıldız. Hukukun üstünlüğü ilkesi, demokrasi ve insan onuru temel ilkeleriyle birlikte bugünkü hukuki ve ahlaki temeli ortaya koyuyor. İktidardaki kişiler mahkemeleri kontrol edemez. Kanunlar sadece halka değil, aynı zamanda gücü elinde bulunduranlara da her an uygulanabilmelidir. Kanunun üzerinde hiç kimse yoktur. Toplumda yargının işlevsiz olması, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının esas alınmaması sonucu, topluma yabancı yatırım çekilmesi mümkün olmaz. Ekonomik kalkınma ve refahın devamı için devletler hukukun üstünlüğüyle yönetilmelidir.” Ayrıca bkz. S. Ergin. “Adalet Bakanı ‘Yargı her zaman mükemmel kararlar vermiyor’ dediğinde…” Hürriyet (23/09/2021), s.14: Adalet Bakanı Gül’ün, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünün medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir” şeklindeki sözleri oldu. Alman Bilim ve Politika Vakfı (SWP), Türkiye’de CB sisteminde kurumların felce uğradığını, Meclis’in ve yargının zayıfladığını, “kamu görevlisi olmak ile parti üyesi olmak arasındaki sınırların da neredeyse ortadan kalktığını” yazdı (DW, 8 Nisan 2021).

17 “Özgür basın iyi ya da kötü olabilir ama özgürlük olmayınca basın ancak ve ancak kötü olacaktır.” Albert Camus

18 Ayrıca bkz. temelinde AİHM içtihatları bulunan bir Anayasa Mahkemesi kararı (K.2012 /207). “Polis şefinden özgürlük özrü” Hürriyet, 27/09/2014, s.9: 9/08/2014 günü ABD Missouri eyaleti, Ferguson kentinde 19 yaşında siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesi üzerine 16 gün süren sokak protestoları sonrası polis şefi protestocular ile ölen gencin ailesinden özür diledi: “Polisler insanların barışçıl toplanma hakkını korumak için buradalar. Bu hakkı barışçıl bir şekilde kullanmak isteyen birileri üzgün veya kızgın ise kendimi bundan sorumlu hissediyorum ve özür diliyorum. Aile içinde, “Çocuğunu kaybetmeyen duygularınızı anlayamaz. Çocuğunuzu kaybetmiş olmanızdan dolayı çok özür diliyorum.”

19 Adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin yazarın bizzat tanık olduğu prototip dava değerlendirilmesi için bkz. H.Şeker. “İnsan Trajedisine Kulak Tıkayan Pratik Sisyphus’le Özdeşleşen Çağcıl Adalet” Güncel Hukuk Mayıs 2014/5-125, ss.44-47. E. Cahn. The Predicament of Democratic Man, Delta Book, 1962, ss.145-158. Bireysel başvuru sonucu AYM’nce en çok hak ihlaline % 72’lik oran ile adil yargılanma hakkında tanık olunmuştur. Bkz. HT (30/03/2016) s.14.Ayrıca bkz. O.Armutçu. “İşte Adaletin Karnesi” Hürriyet (14/02/2018) s.14. “2007-2013 yılları yargı tarihinin utanç dönemi. Şahit olduğum bazı dosyalardan gelecek adına…utanç duyuyorum” HSYK Başkan vekili M.Yılmaz’ın beyanatı Hürriyet(23/04/2016) s.25. Usuli hakkaniyet ve adil yargılanma için bkz. M.Erdoğan. Hukuk Üstünlüğü ve Türkiye, Özgürlük Araştırmaları Derneği, Ekim 2015, ss.26-27. Bkz. N.Doğru. “Adaletinize ve hâkimlerinize güvenmiyoruz!” Sözcü (14/05/2017) s.2; International Commisson of Juriste(ICJ). Turkey: the judicial System in Peril-A briefing paper, 2016. Ayrıca bkz.Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu(Venedik Komisyonu). Türkiye Sulh Ceza Hakimliklerinin Görevleri, Yetkileri ve İşlevi Hakkındaki Görüşü, 10-11 Mart 2017, Venedik: Sulh ceza hâkimlerinin kişilerin insan hakları üzerinde önemli etkileri olan kararları yeterince gerekçelen- dirmedikleri saptanmıştır. Bkz. S. Ergin. “Anayasa Mahkemesi tartışmasında bireysel başvurunun geleceği” Hürriyet (16/10/2020) s.12: “ihlal kararlarından %52,9’nun adil yargılanma hakkı’ndan verilmiş olması dikkat çekicidir”. Ayrıca bkz. A. Çelik. Adil Yargılanma Hakkı Rehberi, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2014. Ayrıca bkz. Ç. Toker. “Bireysel başvuru tazminatında rekor” Sözcü (17/06/2022): Bireysel başvurudaki tazminat ödemeleri: 2021 yılında 100 milyon 713 bin TL. iken bu rakam 2022 yılının ilk beş ayında 255 milyon 156 bini bulmuştur. Bir mahkemenin hâkim veya hakimleri değiştikten sonra yeni hakim veya hakimler, eskiden dinlenilmiş şahitleri yeniden dinlemek zorundadır. Bu yapılmadan sadece dosyayı okuyarak karar vermeleri “adil yargılanma hakkı”nın ihlalidir! (Anyasa Mahkemesi. B. No:2020/23093, Karar: 15 Şubat 2024). Ayrıca bkz. İstanbul Barosu. “Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı” uluslararası sempozyumu YouTube, 3-4 Nisan 2026.

20 Sedat Ergin “Bir fotoğrafın Türk yargısı hakkında bize anlattıkları” Oksijen 10/11/2025: “AYM’de alınan bir ihlal kararının sonuçlarının kaldırılması söz konusu olduğunda iki tür etkinin ortaya çıkması bekleniyor. Birincisi, kararın “sübjektif etkisi” dosyada saptanan spesifik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını anlıyoruz bu etkiden; öngörülen tazminatın ödenmesi, aynı dosyada yeniden yargılamanın yapılması ve bu şekilde vatandaşın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi gibi. Bir de kararların “objektif etki” boyutu var. Bu etkiyle, kararın etkisinin yalnızca bireysel başvuruya konu olan dosya ile sınırlı kalmaması amaçlanıyor. Bir hukuk devletinde olması gereken, verilen ihlal kararının, aynı zamanda birinci derece mahkemelerde ve yargının sonraki aşamalarında emsal alınarak hayata geçirilip yaygınlık kazanması”; Taha Akyol. “Hukuk buhranı” Karar (9/11/2025): Hukuk devleti’ ile ‘yargı ülkesi’ ikilemi arasında kalmamız ve günün sonunda ikinciyi birinciye tercih etmemiz, galiba yabancıların hoşuna gitmiyor. Gökçer Tahincioğlu. “Tutanaklardaki vahim iddialar ve yeni suçlar: İşkence suç mudur, yargı işkenceyi soruşturur mu?” T24 5/04/2025: Tutuklama nedeni yapılan yeni suçlarla tanıştık. “Anayasal hak çağrısı yapılması”, “hakaret içermese de slogan atılması”, “mitinge, eyleme katılmak…” Eskiden de bu nedenle açılan, açılmış yüzlerce dava var elbette. Ancak tutuklama nedeni sayılması bütünüyle sistematik yeni bir uygulama…Ayrıca bkz. Yusuf Şevki Hakyemez. Militan Demokrasi, Seçkin Yayınları, 2000. Mehmet Ocaktan. “Hukuku kaybeden Türkiye’nin halleri...” Karar (24/01/2024). Yargıtay 3.Ceza Dairesi, "Anayasa'yı yorumlayarak karar alma yetkisi verilen" Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymayacağını belirtmekle kalmadı, aynı zamanda yüksek mahkemenin üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu-8/11/2023 unutulmayacak bir tarih. Radbruch formülü için bkz. Mustafa T. Yücel. Hukuk Felsefesi, ss.468-475. 5. Bası, 2026.

21 B. Çağlar. “Hukuk Devletinde Gündelik Hayatın Estetiği” Hukuk Devleti (HFSA-Yayın no.4) İst., 1998 ss.83-85. Kafka’nın Hukuk Önünde Eşitlik öyküsü için Bkz. S. Büyükdüvenci. “Etik ve Siyaset Üzerine” Ankara Barosu Konferanslar Dizisi-1(Felsefe Kulübü) 2006, s.14; F. Kafka. Dava Varlık Yayınları 2004, ss.191-2; G. Radbruch. Rechtsphilosophie (8. Bası) Stuttgart 1973, s.280 vd. Hukuk devleti düşüncesine anlam kazandıran temel ilke “kuşkulu durumlarda özgürlüklerden yana olmaktır” (in dubio pro libertate). Contemporary Challenges to the Rule of Law—What Must We Do Now? YouTube 19 Mart 2026. Rebuilding the Rule of Law YouTube, Is the Rule of Law Strong Enough to Save Democracy? YouTube-World Justice Forum.

22 Eflatun’a göre, demokratik hukukun iki temel postulatı vardır: 1) Hiçbir insan yasalardan bağımsız olarak yetki kullanabilecek akıl ve yeterli dirayete sahip değildir ve 2) Halk, “işbirlikçi” otonom bir toplum olmaya doğru bir hukuk düzeni vasıtasıyla hazırlanabilir. Ayrıca bkz. Jacques Chevallier. Hukuk Devleti 1. Baskı, Seçkin, Eylül 2010; M. Hanifi Macit. Hukuk Devleti-Bir Çözüm Önerisi, Ötüken Neşriyat, Şubat 2022. Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu (Venedik Komisyonu) Hukuk Devleti Kontrol Listesi, Strazburg, 18 Mart 2016, Görüş No: 711 / 2013, s.8: Hukuk devletinin ana unsurları ve içerikleri sabittir, ancak somut olarak nasıl geçekleşecekleri ülkeden ülkeye ve o ülkenin yerel bağlamında özellikle ilgili ülkenin anayasal düzeni ve geleneklerine göre farklılıklar gösterebilir.

23 Y. Özdek. Avrupa İnsan Hakları Hukuku ve Türkiye, TODAİE Mart 2004; TBB. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Ceza Yargılaması Kurum ve Kavramları, Ank., 2008.

24 Mehmet Y. Yılmaz. “Siyasallaşarak hukuktan kopan bir yargı” T24 (8/04/2026): Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Eylül 2012 ile Aralık 2025 arası dönemde esastan incelediği 84 bin 442 başvurunun, 82 bin 753’ünde hak ihlali yapıldığı tespit edildi. Bu tablo 82 bin 753 insanın, aileleri ve yakınlarıyla birlikte yaşadıkları bir dram anlamına da geliyor.

25 O'Donnell, Guillermo, "Democratic theory and comparative politics," Discussion Papers, (1999) Presidential Department P 99-004, WZB Berlin Social Science Center.

26 Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Hukukta-Uygulama