GİRİŞ

Yargı faaliyetinin niteliği yalnızca verilen kararların hukuka uygunluğu ile değil, aynı zamanda yargılama süreçlerinin nasıl yürütüldüğü ile de yakından ilişkilidir. Bu çerçevede Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Sekreterliği tarafından 11.03.2026 tarihli ve E.87742275-010.10-0019-2026-169/22119 sayılı “Duruşma Planlaması ve İcrası” konulu duyuru, yargı mensuplarına yönelik önemli hatırlatmalar içeren bir metin olarak dikkat çekmektedir.

Söz konusu duyuru, yargı hizmetinin düzenli ve öngörülebilir şekilde yürütülmesi, duruşma disiplininin sağlanması ve yargılamaların makul süre içerisinde sonuçlandırılması bakımından önemli ilkeler ortaya koymaktadır. Bu yönüyle metin, yargı süreçlerinin etkinliğini artırmaya yönelik kurumsal bir hatırlatma niteliği taşımaktadır.

YARGI YETKİSİNİN NİTELİĞİ VE MESLEKİ SORUMLULUK

Duyuruda öncelikle yargı yetkisinin niteliğine ilişkin temel bir ilke vurgulanmaktadır. Buna göre yargı yetkisi, hâkimlere ve savcılara tanınmış bir ayrıcalık değil; Türk milleti adına kullanılan ve toplumun adalete olan güvenini korumayı amaçlayan bir kamu görevidir.

Bu bağlamda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı yalnızca verilen kararların içeriğinde değil, yargı mensuplarının mesleki faaliyetlerinin tamamında ortaya koydukları tutum ve davranışlarla anlam kazanmaktadır. Duyuruda bu husus özellikle Türk Yargı Etiği Bildirgesi ve bu bildirgeye ilişkin rehber ilkeler çerçevesinde hatırlatılmıştır.

Gerçekten de hâkimlik ve savcılık görevi, yalnızca kanun hükümlerinin teknik biçimde uygulanmasından ibaret değildir. Bu görev, bireylerin temel hak ve özgürlükleriyle doğrudan temas eden ve toplumun adalet duygusunu besleyen yüksek sorumluluk gerektiren bir kamu hizmetidir.

ADİL YARGILANMA HAKKI BAĞLAMINDA ZAMAN YÖNETİMİ

Duyurunun dikkat çeken yönlerinden biri de yargı hizmetinde zaman yönetimi ile adil yargılanma hakkı arasındaki ilişkinin açık biçimde ortaya konulmuş olmasıdır.

Yargılama süreçlerinin gereksiz şekilde uzaması, işlemlerin belirsizlik içinde bırakılması veya planlama eksiklikleri bireyler açısından hem zaman hem de hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bunun yanında bu tür aksaklıklar, toplumda adaletin geciktiği ve adalete erişimin zorlaştığı yönünde bir algının oluşmasına da neden olabilmektedir.

Bu nedenle yargı mensuplarının her dosyaya iş yükünden, uyuşmazlığın niteliğinden veya dava değerinden bağımsız olarak aynı titizlikle yaklaşmaları; dosya yönetimini planlı ve etkin biçimde yürütmeleri ve yargılamayı makul süre içerisinde sonuçlandırmaya yönelik gerekli organizasyonu sağlamaları gerektiği vurgulanmaktadır.

DURUŞMA PLANLAMASI VE YARGISAL DİSİPLİN

Duyuruda duruşma planlamasına ilişkin pratik nitelikte önemli ilkeler de yer almaktadır. Buna göre duruşma gün ve saatleri belirlenirken dosyanın kapsamı, taraf sayısı, yapılacak işlemlerin yoğunluğu ve yargılamanın bulunduğu aşama dikkate alınmalıdır.

Ayrıca duruşmaların mümkün olduğunca belirlenen saatlerde yapılması, aynı gün içinde planlanan duruşmalar arasında makul süre bırakılması ve duruşmaların haftanın farklı günlerine dengeli biçimde dağıtılması gerektiği ifade edilmektedir.

Bu yaklaşım yalnızca yargılamanın düzenli yürütülmesi açısından değil; tarafların ve özellikle avukatların mesleki faaliyetlerini öngörülebilir bir takvim içerisinde sürdürebilmeleri bakımından da önem taşımaktadır.

Duyuruda ayrıca duruşmalara dosyanın içeriğine vakıf şekilde çıkılması, etkin dinleme yapılması ve duruşma disiplininin sağlanması gerektiği de özellikle vurgulanmaktadır. Zira yargılama sürecinin nasıl yürütüldüğü çoğu zaman verilen karar kadar belirleyici kabul edilmektedir.

DUYURUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ VE BAĞLAYICILIĞI

Söz konusu duyurunun hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Metnin içeriği incelendiğinde, yeni bir hukuk kuralı ihdas eden veya doğrudan yaptırım öngören normatif bir düzenleme niteliğinde olmadığı görülmektedir. Bu nedenle duyuru, kanun veya yönetmelik niteliğinde bağlayıcı bir düzenleyici işlem olarak değil, daha çok yargı mensuplarına yönelik idari bir hatırlatma ve rehber metin olarak değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun hâkim ve savcıların mesleki faaliyetlerini denetleme ve disiplin işlemlerini yürütme yetkisi dikkate alındığında, bu tür duyuruların uygulamada tamamen etkisiz olduğu da söylenemez. Dosya yönetimi, duruşma planlaması ve mesleki özen yükümlülüğüne ilişkin değerlendirmelerde; teftiş raporlarında veya disiplin incelemelerinde bu tür kurumsal hatırlatmaların referans alınması mümkündür.

Bu yönüyle söz konusu duyuru doğrudan bağlayıcı bir hukuk normu niteliği taşımamakla birlikte dolaylı ve fiilî bir yönlendirici etkiye sahip bir metin olarak değerlendirilebilir.

SONUÇ

HSK Genel Sekreterliği’nin “Duruşma Planlaması ve İcrası” konulu duyurusu, yargı hizmetinin etkinliğini ve kalitesini artırmayı amaçlayan önemli bir kurumsal hatırlatma niteliğindedir.

Yargılamaların planlı, düzenli ve öngörülebilir biçimde yürütülmesi yalnızca idari verimlilik sağlamakla kalmaz; aynı zamanda adil yargılanma hakkının fiilen korunmasına da katkı sağlar.

Bu bakımdan söz konusu duyuru, doğrudan bağlayıcı bir hukuk normu niteliğinde olmasa da yargı mensuplarına yönelik mesleki özen, zaman yönetimi ve duruşma disiplinine ilişkin kurumsal beklentileri ortaya koyan önemli bir rehber metin olarak değerlendirilmelidir. Uygulamada bu tür hatırlatmaların yargı hizmetinin etkinliği ve toplumun yargıya duyduğu güven bakımından olumlu katkılar sağlayacağı açıktır