T.C.

Yargıtay

Ceza Genel Kurulu

2024/170 E., 2026/88 K.


"İçtihat Metni"


KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 814-1262
KATILAN

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesi delaletiyle 103/2-1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.06.2022 tarihli ve 314-168 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılan ve katılan mağdur vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 14.10.2022 tarih ve 814-1262 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılan ve katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.10.2023 tarih ve 8080-6169 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.11.2023 tarih ve 139339 sayı ile; "…Sanığın mağdurun yaşının 15'ten küçük olduğunun gördüğünü, mağdura neden yalan söylediğini sorduğunun onun da yaşının küçük olduğunu söyleyince kimsenin gelmediğini beyan ettiğini, mağdura dokunmadığını, ancak yazışmaya devam ettiklerini savunduğu, bir hataya düştüğüne dair savunmasının olmadığı gözetildiğinde, mağdurun yaşının küçük olduğunu anlayan sanığın mağdurun gerçek yaşının öğrenme veya eyleminden vazgeçme imkanı varken bu yollara tevessül etmeden eylemini gerçekleştirmiş olması karşısında mağdurun yaşı esaslı bir hataya düştüğünün kabulüne imkan bulunmadığı nazara alınarak sanığın TCK'nın 103/2-2. cümlesi gereğince cezalandırılması gerekirken hataya düştüğünden bahisle ve hatanın niteliği hakkında bir değerlendirme yapılmadan yetersiz gerekçe ile sanık hakkında TCK'nın 103/2-1. cümlesi uygulama yapılarak eksik ceza tayininin hukuka aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.02.2024 tarih ve 13723-874 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanığın katılan mağdura yönelik çocuğun nitelikli cinsel isitismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkindir

IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan mağdurun suç tarihinde on bir yaş on ay yirmi sekiz günlük, sanığın ise yirmi sekiz yaşında olduğu anlaşılmaktadır.
Katılan mağdur; sanık ile "s..r" isimli arkadaş bulma sitesi üzerinden tanıştıklarını, burada herkesin on sekiz yaşından büyük olduğunun göründüğünü, siteye yaşını on sekiz olarak yazdığını ancak açıklama kısmında on sekiz yaşından küçük olduğunu belirttiğini, akabinde sanık ile "S...t" isimli uygulama üzerinden konuşmaya devam ettiklerini, burada sanığın "Benim sevgilim olur musun?" şeklindeki sorusuna olumlu cevap verdiğini, ayrıca ona on dört yaşında olduğunu da yazdığını, birbirlerine çıplak fotoğraflarını gönderdiklerini, ardından sanığın kendisi ile buluşmak istediğini, buluşmayı kabul ettiği sanıkla apartmanlarının bodrumunda buluştuklarını ve sanık ile oral ve anal yoldan ilişkiye girdiğini,

Sanık aşamalarda; "s..r" isimli uygulamanın on sekiz yaşından büyükler tarafndan kullanılan bir uygulama olduğunu, katılan mağdurun profilinde on sekiz yaşında olduğunu yazdığını, ancak konuşmaya başladıklarında yaşının on beş olduğunu söylediğini, cinsel içerikli konuşmalar yaptıklarını, birbirlerine fotoğraflar gönderdiklerini, katılan mağdurla oturduğu apartmanın bodrum katında buluştuklarında "Sen on beş yaşında gözükmüyorsun, neden yalan söylüyorsun?" dediğini, katılan mağdurun ise "Uygulamada gerçek yaşımı söylediğim zaman kimse benimle konuşmak istemiyor. Onun için yalan söyledim." şeklinde cevap verdiğini, katılan mağdur ile on sekiz yaşından büyük olduğunu düşündüğü için konuşup görüştüğünü, aralarında herhangi bir cinsel ilişki yaşanmadığını savunmuştur.

V. GEREKÇE

1- Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve Doktrindeki Görüşler
Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 462-193 sayılı, 05.03.2025 tarihli ve 448-107 sayılı, 08.01.2025 tarihli ve 38-7 sayılı, 04.12.2024 tarihli ve 176-394 sayılı, 04.12.2024 tarihli ve 227-395 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
TCK'nın 30. maddesinde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir.
Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması hâlinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır.

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun maddi unsurlarından birisi de mağdur olup, kanun koyucu TCK'nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer vermiştir. Birincisi on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise on beş yaşını tamamlayıp on sekiz yaşını tamamlamamış olan çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan Kanun'un 103. maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan cezalandırılamayacaktır.

Öte yandan, amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede, in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, muhtemel şüphenin gerekçeli bir şekilde tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti durumunda vicdani kanaate ulaşılmasının mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.

2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanığın, "s..r" isimli sosyal medya platformu üzerinden tanıştığı suç tarihi itibarıyla on bir yaş on ay yirmi sekiz günlük olan mağdurla cinsel içerikli konuşmalar yapmak ve fotoğraflar göndermek suretiyle iletişim kurmasından sonra sanık ile mağdurun buluşmaya karar verdikleri, olay tarihinde mağdurun oturduğu apartmanın bodrum katında buluştukları, burada sanığın mağdura oral ve anal yoldan organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği Derece Mahkemelerince kabul edilen ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir uyuşmazlık bulunmayan olayda;

Katılan mağdurun beyanından da anlaşıldığı üzere sanıkla tanıştıkları "s..r" isimli sosyal medya platformuna kayıtlı üyelerin on sekiz yaşını doldurdukları varsayılmakla birlikte somut olaydaki gibi yaşı küçüklerin de söz konusu platformların bu durumlarını gizleyerek üye oldukları genel hayat tecrübeleriyle sabittir. Yine katılan mağdur, profilindeki özel açıklama bölümüne on sekiz yaşından küçük olduğunu yazdığını ve bir başka uygulama üzerinden sanığa on dört yaşında olduğunu söylediğini öne sürmüştür. Ancak sanık aşamalarda istikrarlı bir biçimde on sekiz yaşını doldurduğu düşüncesiyle tanışıp konuşmaya başladığı katılan mağdurun sonradan kendisine on beş yaşında olduğunu söylediğini, yüz yüze görüştüklerinde ise durumdan şüphelendiğini samimi bir şekilde ifade etmiştir. Katılan mağdurun, üçüncü kişilerin kendisiyle görüşmeyi kabul etmeleri için ifadeye yansıyan gerçek yaşını gizlemeye dönük çabaları da gözetildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın, katılan mağdurun on beş yaşını tamamlamadığını bildiği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla, in dubio pro reo/ şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca, sanık hakkında TCK'nın 30/1. maddelerindeki hata hükmünün uygulanması gerektiği ve suç tarihinde on bir yaş on ay yirmi sekiz günlük olan mağdura karşı gerçekleştirdiği eylem nedeniyle TCK'nın 103/2-2. cümlesi yerine aynı Kanun'un 103/2-1. cümlesi uyarınca hüküm kurulmasının isabetli olduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan on Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 11.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.