Ticari hayatta ödeme aracı olarak en yaygın kullanılan kıymetli evraklardan biri olan çekin, henüz doldurulmadan (boş haldeyken) rıza dışında elden çıkması, düzenleyen (keşideci) açısından ciddi hukuki riskler barındırmaktadır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve çek hukukunun teknik detayları, bu durumda izlenecek yolu belirlemektedir.

Bir çekin iptaline karar verilebilmesi için öncelikle, gerçek bir çekin zayi edilmesi gerekir. Bu kapsamda, hesap sahibinin imzaladığı lüzumlu unsurları sonradan üçüncü kişiler tarafından doldurulabilecek çek yaprağının da iptaline karar verilebilmelidir. Zira, sadece imzalandıktan sonra zayi edilen çek yaprağının doldurulmasıyla gerçek bir çek ortaya çıkma ihtimali söz konusu olacaktır. Böyle bir durumda, muhatap banka ve iyi niyetli üçüncü kişilerin zarara uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Keşidecinin de, böyle bir çekin ödenmesi halinde kendi kusuru ile yarattığı hukuki görünüşten sorumlu olması gerekir. Bu durumda, lüzumlu unsurları tam olmasa bile keşideci tarafından imzalandıktan sonra zayi edilen çeklerin iptal edilmesine imkan tanınması uygun olacaktır Ancak boş çek yaprakları için ise bu durum daha farklı bir hal alacaktır.

Doktrin ve yargı kararları, imzalı/tedavüle çıkmış çekler ile henüz imzalanmamış ‘boş’ çek yaprakları arasında keskin bir ayrım yapmaktadır. Aşağıda izah edeceğimiz üzere de henüz imzalanmamış, sadece banka tarafından bastırılmış imzasız boş çek yapraklarının zayi olması durumunda TTK’daki iptal hükümlerinin uygulanıp, uygulanmayacağına değinilecek ve ‘kıymetli evrak’ vasfı şartları değerlendirilecektir.

1. Çekin "Kıymetli Evrak" Niteliği ve Zorunlu Unsurlar

Bir belgenin "çek" vasfı kazanabilmesi ve kanunen korunabilmesi için TTK Madde 708 uyarınca belirli unsurları taşıması gerekir:

· "Çek" kelimesi,

· Kaydı şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale emri,

· Ödeyecek bankanın (muhatabın) ismi,

· Banka tarafından verilen seri numarası ve karekod,

· Keşide günü ve düzenleyenin imzası.

Önemli Not: İmzasız ve boş bir çek yaprağı, hukuk tekniği açısından henüz bir "kambiyo senedi" niteliğinde değildir. Bu durum, açılacak davaların türünü ve sonucunu doğrudan etkilemektedir.

2. Boş Çek İçin İptal Davası Açılabilir mi?

Hukuk sistemimizde kıymetli evrakın iptali davası açma hakkı, kural olarak hamile (elinde bulundurana) veya lehtara tanınmıştır. Keşidecinin (çekin sahibi/düzenleyen) kendi yazdığı veya yazacağı çek için iptal davası açma yetkisi bulunmamaktadır.

· Usulden Red: Uygulamada keşideciler, ispat kolaylığı olması adına boş çek yaprakları için iptal davası açsalar da, Yargıtay bu davaların "aktif husumet yokluğu" veya "belgenin kambiyo senedi vasfı taşımaması" nedeniyle usulden reddine karar vermektedir.

· Boş Kağıt Niteliği: Henüz imzalanmamış bir çek yaprağı, hukuken bir "kağıt" parçasıdır. Bu nedenle, kanunda düzenlenen kıymetli evrak iptali prosedürüne konu edilemez. Zira, lüzumlu unsurları tamamlanmış olsa dahi çek hesabı sahibi tarafından imzalanmayan bir senet olduğundan gerçek veya gerçek olması ihtimali olan çek ortada yoktur. Mahkemenin iptal kararı verebilmesi için hesap sahibinin kusuru ile gerçek çek olduğuna dair yaratılmış veya yaratılması ihtimali olan hukuki görünüş bulunması gerekir. Hesap sahibinin imzası bulunmayan boş çek yapraklarının iptaline karar verilmesi, maddi olarak doğmamış kambiyo senedi yerine geçen bir kararın ihdası olur ki hukuken savunulması mümkün değildir.

3. Kaybolma Halinde Atılması Gereken İlk Adımlar

Boş çek yapraklarının kaybedilmesi halinde yetkisiz kişilerin bunları imzalamaları suretiyle şeklen de olsa ortaya sahte bir çek çıkabilecektir. Böyle bir durumda, sahte çekin ibrazı halinde muhatap banka bu çeki ödeme riski ile karşı karşıya kalacaktır. Boş çek yapraklarının ziyaı halinde, mülga TTK m. 711/III gereğince keşideciye tanınan geçici önleyici tedbir mahiyetindeki ödemeden men kararı ile iptal davası, çekin ibraz edilmesinden önceki süreçte kullanılacak bir yöntem iken, Yargıtay kararlarında belirtilen menfi tespit davası sahte çekin ibraz edilmesinden sonraki bir süreçte açılabilecek olan davadır. Bu nedenle, menfi tespit davası açılması sahte çekin ibraz edilmesinden önce geçici önleyici tedbir alınmasını sağlamaktan uzaktır. Bu durum, muhatap banka ile hesap sahibinin menfaatlerini korumasız bırakmaktadır.

Boş çek yapraklarının çalınması veya kaybolması durumunda, keşidecinin hukuki sorumluluktan kaçınmak için gecikmeksizin şu adımları atması önerilir:

1. Bankaya İhbar: İlgili banka şubesine vakit kaybetmeden bilgi verilmelidir.

2. Noter İhtarnamesi: İspat kolaylığı ve resmiyet açısından ilgili bankaya noter aracılığıyla bir ihtar çekilerek çeklerin rıza dışı elden çıktığı bildirilmelidir. İlgili bankaya çek hesabının kapatılması talep edilmesi gerektiği ciddi bir önem teşkil etmektedir.

3. Suç Duyurusunda Bulunulması: Çek, hukuken resmi belge sayıldığı için eğer çek; tamamen rıza dışı doldurulmuşsa, imza taklit edilmişse, yetkisiz kişi tarafından düzenlenmişse TCK m.204 gündeme gelecek ve suçun gerçekleşme şartları hasıl olmuş ise resmi belgede sahtecilik suçu vücut bulacaktır.

4. Çekin Kötü Niyetli Kişilerce Doldurulması ve Takibe Konulması

Eğer boş çeki ele geçiren kötü niyetli bir üçüncü kişi, çeki doldurup imzalar ve tedavüle sokarsa (icra takibi başlatırsa), keşidecinin başvurabileceği yollar şunlardır:

· Menfi Tespit Davası: İcra İflas Kanunu Madde 72 uyarınca, borçlu olunmadığının tespiti ve sahtecilikten doğan durumun menfi tespit davası ile borçlu olunmadığı yönünde dava açılması gerekecektir.

· İmza İtirazı: Eğer imza keşideciye ait değilse, icra takibine karşı "imza itirazında" bulunulabilir. Bu şekilde boş çek yaprağında bulunan imzanın sahte olup, olmadığı yönünde tespitin yapılmasıyla bir çözüme kavuşabileceğini belirtmek isteriz.

5. Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme

Yargıtay bir kararında yer alan emsal karara göre; bir araçtan çalınan 44 adet boş çek yaprağı için açılan iptal davasında mahkeme şu sonuca varmıştır:

"Boş çek yaprağının kambiyo senedi niteliğinde olmadığı ve iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir."

Bununla birlikte başka bir kararında; ‘Hesap sahibinin zayi nedeniyle iptal davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, boş çek yapraklarının üçüncü kişiler tarafından doldurulması ihtimaline karşı da borçlu olmadığının belirlenmesi amacıyla bir menfi tespit davası açabileceği’ sonucuna varmıştır. ((11. HD, 25.10.1993, E. 519/ K. 6809; 11. HD, 29.05.2006, E. 2005/5775, K. 2006/6299; 11. HD, 12.07.2010, E. 2009/2193, K. 2010/8233; 19. HD, 24.01.2008, E.)

Yargıtay bu kararları onamış ve boş çeklerin rıza dışında elden çıkmasının tespitine yönelik taleplerin, kambiyo hukuku çerçevesinde "iptal davası" konusu yapılamayacağını tescillemiştir.

Sonuç olarak;

Kanun koyucu hamiline de düzenlenebilen çekin bankaya ibrazında derhal ödenmesi konusunda bir mecburiyet bulunmaktadır. Hesapta para olmasına rağmen ödeme yapılmayan veya ödemekle zorunlu olan tutarı ödemeyen banka görevlisine hapis cezası sorumluluğu getirilmiştir (Çekk m. 7/5). Bu zorlayıcı hükümler, sahte çeklerin ödenmesi riskini artırmaktadır. Diğer riski ise, çeklerin takas sistemi ile tahsilidir. Bu nedenle, çalınmış ya da sahte imzalı çeklerin muhatap bankalar tarafından ödenmesi, uygulamada çok rastlanan rizikodur (Bu konuda bkz. Karayalçın, 1970, s. 299; İnan, Riziko 1981, s. 21; Öztan, 1997, 1116; Kendigelen, 2007, s. 254). Zayi edilen boş çek yapraklarının kullanılması ile ortaya çıkan sahte çekin iyi niyetli müktesibe ödenmesinde bankanın kusursuz sorumluluğu söz konusu olacaktır (TTK m. 812). Ancak, bankanın zararın tümünden sorumlu tutulabilmesi için hesap sahibinin göstermekle yükümlü olduğu özen borcunun bir gereği olarak boş çek yapraklarını zayi ettiğini derhal bankaya bildirmesi gerekir. Bu itibarla, boş çek yapraklarının kullanılmasıyla ortaya çıkan sahte çeklerin ödenmesinden doğan zararların tümüne bankaların katlanması, bankaları müşkül durumda bırakabilir. Bankanın, hata ile ödediği çek bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak iyi niyetli hamilden talep edilebileceği düşünülebilir. Ancak, böyle bir ihtimalde iyi niyetli hamilin sebepsiz zenginleşmesinden de söz edilemeyecektir (BK m. 61). Ayrıca, muhatabın sahte çeki ödemekle yapmış olduğu hatalı işlem nedeniyle keşideci ve diğer çek borçlularına karşı rücu hakkını da yitirecektir. Bu itibarla, çek hesabı sahibinin kusuruna rağmen muhatap bankanın hatalı işleminden kaynaklanan zararın tek başına yüklenmesi de doğru olmayacaktır. Böyle bir durumda, mahkemeler, sahte çekin ödenmesinden doğan zararı, BK m. 114/II’nin yaptığı atıf gereğince, kusuru oranında çek hesabı sahibine de yüklemektedir (11. HD, 23.06.2011, E. 2009/14253, K. 2011/7629). Ayrıca, bu durum iktisadi yönden de çek hesabı sahibinin menfaatlerine zarar vermektedir.

Boş çek yaprağının kaybolması, çekin henüz bir borç ikrarı içermemesi nedeniyle doğrudan bir borç doğurmaz; ancak sahtecilik yoluyla doldurulması durumunda ciddi yargılama süreçlerine yol açar. Bu durumda izlenecek en güvenli yol, bankaya resmi bildirim yükümlülüğünü yerine getirmek, ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmak ve olası bir icra takibinde imza itirazı ile menfi tespit yollarını kullanmak olacaktır.