Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Tutuklular cezaevinde avukatla istediği zaman 24 saat görüşebilir. Yani gece 3'te de avukatı gitse tutukluyla görüşebilir. Ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Yani özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar rahat bir şekilde görüşebiliyor, ona şahsi notlarını verebiliyor, mektubunu verebiliyor. Yani burada kanunda bu düzenlemenin yapılması gerekiyor." demişti.
İstanbul Barosu, Bakan Gürlek'in bu sözlerine "SAVUNMA PARYA OLAMAZ" açıklaması ile tepki göstermişti.
Ankara Barosu'ndan yapılan açıklamada "Avukat ile tutuklu müvekkili arasındaki yazılı ve sözlü iletişim hakkı kısıtlanamaz." denildi.
İzmir Barosu'ndan yapılan açıklamada ise "Müdafi ile serbest ve gizli görüşme güvencesini tartışmaya açmak, adil yargılanma hakkına ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır." ifadeleri kullanıldı.
Bursa Barosu'ndan yapılan açıklamada da "Avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesi kesilir" denildi.
Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;
"AVUKAT İLE TUTUKLU MÜVEKKİLİ ARASINDAKİ YAZILI VE SÖZLÜ İLETİŞİM HAKKI KISITLANAMAZ"
"Adalet Bakanı, katıldığı bir televizyon programında tutuklular ile avukatların görüşme ve yazılı iletişim hakkının kısıtlanmasına yönelik yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan bir başka ifadeyle hukuken suçlu olmayan tutuklu ile avukatlar arasındaki görüşme hakkını sınırlandıracak her yaklaşım; masumiyet karinesinin, savunma hakkının ve hukuk devleti ilkesinin ihlali sonucunu doğuracaktır. Türkiye Cumhuriyeti, 1992 yılından bu yana, müdafi yardımından faydalanma hakkı bağlamında yaptığı reformlarla mevzuatını Avrupa standartlarının üzerine taşımıştır.
Ankara Barosu olarak; dün olduğu gibi bugün de savunma hakkını ve avukatın yetkilerini sınırlayan tüm müdahale girişimlerinin karşısında olduğumuzu, hukuk devletinin kazanımlarından vazgeçmeyeceğimizi ifade ederiz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur."
İzmir Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;
"AVUKATIN TUTUKLUYLA GÖRÜŞMESİ ENGELLENEMEZ"
"Adalet Bakanı katıldığı bir televizyon programında, tutukluların avukatlarıyla görüşmesine ilişkin olarak “hukuki boşluk” bulunduğu ve yasal düzenleme yapılacağı yönünde beyanlarda bulunmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154. maddesi açık ve emredici biçimde “Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; bu görüşmeler ve yazışmalar denetime tabi tutulamaz.” diye belirtmektedir.
Savunma hakkı, ceza muhakemesinin kurucu unsurudur. Müdafi ile serbest ve gizli görüşme güvencesini tartışmaya açmak, adil yargılanma hakkına ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır.
İzmir Barosu olarak, savunma hakkının tartışmasız ve eksiksiz biçimde uygulanmasının takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz."
Bursa Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;
"Basına yapılan bir açıklama ile tutukluların avukatları ile görüşmelerine sınırlama ve denetleme getirilmesine ilişkin Adalet Bakanı tarafından yasal düzenlemeye yönelik bir çalışma yapılması talimatı verildiği bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
Adil yargılanmanın en temel unsuru olan bağımsız savunmayı temsil eden avukatlarla ilgili AİHM içtihatları ile de tespit edilen ve 2025 yılında Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinde de yer alan ve devletin etkin şekilde temin etmesi ve gerçekleştirmesi gereken ilkelere göre, devlet avukatların;
*İnsan hakları ve temel özgürlüklerin savunulması amacı da dahil olmak üzere hukuki tavsiye, yardım ve temsil sunmak ve sağlamak;
*Özgürlüklerinden mahrum bırakılmış olsalar dahi, müvekkillerine ve müvekkil adaylarına hızlı ve etkili bir şekilde erişebilmek;
*Müvekkillerine vekalet ederken yetkili kamu makamlarının, mahkemelerin ve yargı mercilerinin elinde veya kontrolünde bulunan ilgili materyallere gereksiz gecikme ve kısıtlamalar olmaksızın etkili bir şekilde erişebilmek;
*Müvekkilleriyle veya müvekkil adaylarıyla yüz yüze görüşürken baş başa kalarak hukuki tavsiyelerde bulunabilmek,
*Müvekkilleri veya müvekkil adaylarıyla her ne şekilde ve her ne yolla olursa olsun mahremiyet içinde iletişim kurabilmek,
*Müvekkillerinden veya müvekkil adaylarından doğrudan veya dolaylı olarak aldıkları herhangi bir bilgi veya materyali, onlarla yaptıkları görüşmeleri ve bu görüşmelerle veya onlar adına hukuki işlemlerin yürütülmesiyle bağlantılı olarak hazırlanan herhangi bir materyali açıklamak, teslim etmek ya da bunlarla ilgili kanıt sunak zorunda kalmamak,
*Avukatların müvekkillerinin davalarıyla ilgili konularda kamuoyunu bilgilendirme hakkını da kullanabilmesini temin eder
Devlete yüklenen bu hakları engellemek veya kısmak değil bu hakların gerçekleşmesini sağlamaktır. Bununla beraber devlet; bu hakların kullanılmasına, kanunla öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olanlar dışında hiçbir kısıtlama getirilmez.
Tüm bu hukuksal yaklaşım ve normlara rağmen, insanlığın gözyaşları ve çektiği ızdırapların sona ermesi için en çok avukatların mücadele ederek hukuk sistemine kazandırdıkları bu kuralların geriletilmesine ilişkin mevzuat çalışmalarını kabul etmediğimizi, hukukun üstünlüğü ve insanlık onuru mücadelesinde geri adım atmadan, hiç bir güce boyun eğmeden, avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesinin kesileceğinin bilinciyle hukukun üstünlüğü ve adalet mücadelesine "hak kuvvetten üstündür " diyerek devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız."
>> İstanbul Barosu: SAVUNMA PARYA OLMAZ!
>> Adalet Bakanı Gürlek: "Avukat - tutuklu görüşmelerinde yasal düzenleme yapılması lazım"







