31 Aralık 2025 Çarşamba günü Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yönelik kuralları düzenleyen 231/5-14 fıkralarını Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildi.

Anayasa Mahkemesi 10/7/2025 tarihinde E.2024/98 numaralı dosyada, 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin değiştirilen (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

’C. 15. maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin değiştirilen;

(5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

(5) numaralı fıkrasının kalan kısmı ile (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13) ve (14) numaralı fıkralarının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,’’

Karar ile İptal edilen Maddeler ;

(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[75]

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir.

(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.

(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.

(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.

Bu karar ile toplumda cezasızlık algısı yaratan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına ilişkin madde hükümlerinin iptal edilmesi sanık ve mağdur için önem arz etmektedir.

Mağdurun, güç kullanma ve cezalandırma hakkını devletin tekeline bırakmış olması ve devletin bir ceza yargılamasının sonucunda sanığa hem ceza verip hem de bu cezayı belirli bir süre suç işlememesi halinde ortadan kaldırıyor olması cezasızlık algısı sonucunda mağdurun zararını gidermemesine neden olmaktadır.

Ayrıca ceza yargılamasında işlenen suçun öncelikli mağduru devlet otoritesidir. Bu anlayış hukukumuzda yaygındır. Mağdur olan devletin karşısında zayıf ve güçsüz konumda bulunan sanığın korunması için birçok hak tanınmıştır. Bu haklar düzleminde sanık ve Devlet arasındaki dengede mağdur gerçek kişi neredeyse göz ardı edilmektedir.

HAGB kuralları da bu açıdan gerçekten maddi ve manevi şekilde suçtan zarar gören gerçek kişi mağdurun birçok suç açısından şikayet hakkını kullanmaktan geri durmasına sebep olmaktadır. Şöyle ki HAGB kurumunun yaratmış olduğu cezasızlık algısı siyah sayı denilen suç sayılarını da arttırmaktadır.

Özellikle işkence, eziyet ve kötü muamele gibi kamu görevlilerinin eylemleri açısından HAGB uygulanmasının ciddi insan hakları ihlallerine yol açabileceği, devletin Anayasa’nın 17. maddesindeki “etkili soruşturma, orantılı ceza ve mağdura uygun giderim” yükümlülüğüyle bağdaşmadığı belirtilerek iptal gerekçesinde açıkça bu husus belirtilmiştir.

Sanıklar açısından ise İlk defa suç işlemiş ve çok büyük cezayı gerektirmeyen suçlardan dolayı cezaevi gibi hürriyeti bağlayıcı bir yaptırım ile karşılaşması, daha ağır suçlarla oradan olan çevre ile tanışması, sosyal hayattan uzaklaşması gibi sorunları ve telafisi imkansız zararları doğuracaktır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kuralının yerine başkaca bir düzenleme getirilip getirilmeyeceği hususu ise şuan için bilinmemektedir.. Şöyle ki son zamanlarda ülkemizde suç oranlarının artmasıyla birlikte, otorite sahibi yürütme erki özellikle toplumdaki cezasızlık algısının kaldırılacağını, suç işleyen herkesin cezaevinde belirli bir süre kalacağını, 10.Yargı Paketi ile MADDE 13- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir.” Şeklinde düzenleme yaparak iradesini ortaya koymuştur. Hatta birçok suçta da ceza oranları arttırılmış ve bu karar 11. Yargı Paketi ile de aynı irade ile devam etmiştir.

Ancak belirtmek gerekir ki ceza hukukunun amaçları arasında mutlak teoriler (adalet ve kefaret); suçun oluşmasıyla cezanın verilmesi gereklidir der. Ceza gelecek için bir önlem amacından çok toplumun huzuru ve düzeni bozulduğu için uygulanır. Ceza verildikten sonra amaç gerçekleşmiş olur. Nispi teorilere göre ise ceza gelecek için yani; suçu önlemek amacıyla verilmektedir.

Hukukumuzda fiili olarak cezaların arttırılması, cezasızlık algısının önüne geçilmek istendiği yönünde yasa koyucu tarafından farklı şekillerde torba kanun düzenlemeleri yaparak cezalar arttırılırken bir yandan da infaz düzenlemeleri ile fazla fazla verilen cezaların cezaevinde kalma sürelerine ilişkin dönemsel özel düzenlemeler yapılması sürdürülebilir ve eşitlikçi değildir.

Ceza hukukunun asıl amaçlarından uzaklaşıldığını ve suçu önlemek veya suçluyu ıslah etmekten ziyade otoritenin gücünü göstermek amacı gütmesi, maalesef ki uzun vadede işe yaramayacağı görüş ve kanaatindeyiz.