Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği, eşlerin karşılıklı sadakat yükümlülüğü üzerine kuruludur. Bu yükümlülüğün ihlali niteliğinde olan zina (aldatma), kanunda özel boşanma sebepleri arasında düzenlenmiş olup, zina eylemine maruz kalan eşe boşanma davası açma hakkı tanımaktadır.

1. Zina Sebebiyle Boşanma Hakkı
Zina, evli bir kişinin eşinden başka biriyle isteyerek cinsel ilişkide bulunmasıdır. Bu durumun varlığı halinde, aldatılan eş doğrudan boşanma davası açabilir. Zina, mutlak boşanma sebebi olup, mahkemece ispatlandığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ayrıca araştırılmaz.

2. Dava Açma Süresi (Hak Düşürücü Süreler)
Zina sebebine dayalı boşanma davası açma hakkı belirli sürelerle sınırlandırılmıştır:

· Zina fiilinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde,

· Her hâlükârda zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Ayrıca zina eylemini affeden eşin dava açma hakkı bulunmamaktadır.

3. İspat Yükü
Zina iddiasında bulunan eş, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ancak zina genellikle doğrudan ispatı zor bir fiil olduğundan, mahkemeler dolaylı delilleri (otel kayıtları, mesajlaşmalar, tanık beyanları, fotoğraflar vb.) birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.

4. Hukuki Sonuçlar
Zina nedeniyle açılan boşanma davasının kabul edilmesi halinde:

· Tarafların boşanmalarına karar verilir.

· Zina yapan eş, kusurlu taraf sayılır.

· Kusurlu eş aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir.

· Yoksulluk nafakası, kusur durumuna göre belirlenir; ağır kusurlu eş nafaka talep edemez.

· Velayet konusunda çocuğun üstün yararı esas alınır.

5. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Zina nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

6. Sonuç
Zina, evlilik birliğinin temelini sarsan en ağır ihlallerden biri olarak kabul edilir ve kanun koyucu bu durumu özel boşanma sebebi olarak düzenlemiştir. Ancak dava açma süresi, affetme durumu ve ispat yükü gibi hususlar dikkatle değerlendirilmelidir. Bu nedenle sürecin bir avukat aracılığıyla yürütülmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz eder.