T.C.

Yargıtay

8. Hukuk Dairesi

2016/549 E., 2016/13580 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi


... ile ... aralarındaki alacak davasının reddine dair .... Aile Mahkemesi'nden verilen 23.11.2015 gün ve 600/772 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.10.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat Şakir Balcı geldi, başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı ... vekili, evlilik birliği içerisinde bedelinin tamamı müvekkilinin kişisel mallarının satımından gelen para ile alınan bir adet mesken ve yine bedeli davacı tarafından ödenerek alınan bağ yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 140.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu meskenin edinilmesindeki özellikler nedeniyle, dava konusu bağın ise müvekkilin annesi tarafından ödenerek alındığını belirterek her iki taşınmazın da kişisel mal olduğunu savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu olan 3647 parselde kayıtlı bağ yönünden davalının annesi tarafından kızına bir güvence olması maksadıyla alınıp kızı adına tescil ettirildiği, ilgili bağın tapu kaydında da davalının annesinin eski eşi ... adına intifa hakkı tesis edildiği, bu bağın davacı tarafından alınmış olması halinde davalının annesinin eski eşine intifa hakkı tesis edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca yine tanık olarak dinlenen ve bağı satan ...'in de sattığı bağın parasını davalının annesinden aldığını söylediği, ayrıca el değiştirmeleri gösterir tapu kaydı incelendiğinde de bağın davalıdan önceki malikinin de Halil olduğu, dolayısıyla davalı tarafın iddiasının ispatlandığı, dava konusu bağın davalının kişisel malı olduğu; dava konusu 4 nolu meskene ilişkin ise, bu taşınmazı tarafların arasının bozuk olup ayrı yaşadıkları dönemde davacının barışmak maksadıyla davalıya hediye ettiği, hediyenin özelliği itibariyle bağış niteliği taşıdığı, dolayısıyla dava konusu meskenin de davalının kişisel malı olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Davacı vekilinin 4 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katılma ve değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m). Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.

Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değeri esas alınır ( TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK'nun 222 m).

Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse, konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olay incelendiğinde, taraflar, 20.02.1990 tarihinde evlenmiş; 18.0.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 08.09.2015 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). Tasfiyeye konu 4 nolu mesken eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 19.10.2012 tarihinde davalı eş adına tapuya tescil edilmiştir.

Mahkemece, davacı tarafından bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; gerekçe dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşüncesiyle, ortak yaşamı ve geleceği güvence altına almak amacıyla, beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmaları bağış olarak değerlendirilemez. Eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esastır. Gelecekte aile üyelerinin yararlanacakları beklentisiyle birlikte malvarlığı edinme çabaları, eşlerden birinin sebepsiz zenginleşmesiyle sonuçlanmamalıdır.

Devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak değerlendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça bağışı çağrıştıracak bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Davacı eşin meskeni bağış amacıyla davalı kadın adına tescil edildiğine ilişkin irade açıklaması bulunmamaktadır.

Öte yandan dosya kapsamından meskenin davacı tarafından bedeli ödenmek suretiyle satın alındığı sabittir. Mahkemece, davacı tarafın meskenin, kişisel malının satımından gelen para ile alındığı iddiası bulunduğu da gözetilerek yukarıda belirtilen ilkeler ışığında mevcut ve toplanacak tüm taraf delilleri birlikte tartışılıp değerlendirilerek davacı lehine katılma ve varsa değer artış payı alacağının hesaplanması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine,

diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.