T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
2024/1512 E., 2025/1647 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/162 E., 2022/265 K.
Taraflar arasında görülen alacak davasında, mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacılar vekillerince duruşma istemli, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 26.03.1996 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, arsa sahibi müvekkillerine verilmesi kararlaştırılan 20 dairenin bulunduğu A blok inşaatının tamamlanmadığını, söz konusu dairelerin teslimi, olmassa bedellerinin tahsili istemiyle daha önce açtıkları davada 20.000,00 TL'nin tahsili ile arsa sahiplerinin fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verildiğini, daha sonra saklı tuttukları haklar yönünden 280.000,00 TL'nin tahsili istemiyle ikinci bir dava daha açtıklarını ve o davanın halen derdest olduğunu, müvekkillerinin zararlarının, temerrüt faizi ile karşılanamayacak ölçüde olduğunu, 9280 m² büyüklüğündeki arsalarını davalı yüklenici belediyeye devrettiklerini, belediyenin buraya 4 blokta toplam 128 daire yaptığını, kendilerine devri kararlaştırılan 20 dairenin 2011 yılı itibariyle değerinin daire başına 80.000,00 TL olduğunu, ayrıca bu zamana kadar kira bedelinden de mahrum kaldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.100.000,00 TL tutarındaki (belirsiz alacak) munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 4.168.162,00 TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekil cevap dilekçesinde; davanın derdest olduğunu, ilk açtıkları davada hüküm altına alınan tutarın ilamlı icra takibi üzerine tümüyle ödendiğini ve müvekkili kurumun ibra edildiğini, munzam zararı talep koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.06.2016 tarihli ve 2015/247 Esas, 2016/276 Karar sayılı kararı ile davacının munzam zararının varlığı ve miktarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 09.06.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 04.03.2019 tarihli ve 2018/1494 Esas, 2019/932 Karar sayılı kararıyla, Anayasa Mahkemesi'nin 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı bireysel başvuru kararı da gözetilerek, ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından, mahkemece gecikme halinde temerrüt faizini aşan zararın varlığı karine olarak kabul edilip bu karinenin aksi davalı borçlu tarafından kanıtlanmadığından, öncelikle munzam zarar talep edilen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgilerinin resmi kurumlardan sorulup tespit edildikten sonra, yeniden oluşturulacak munzam zarar hesabı konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tahsiline karar verilen davacılar alacağının temerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktar ile tahsiline hükmedilen asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacıların tahsil edebilecekleri ve tahsil ettikleri faiz miktarı ve toplam miktar ve bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark konusunda gerekçeli, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilerek faizle karşılanamayan zarar konusunda sonucuna uygun bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile davanın reddinin doğru olmadığı belirtilerek, karar davacı yararına bozulmuştur.
2. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının munzam zararının 1.948.708,00 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan meblağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde:
a. Munzam zarar hesabında emlak fiyatlarındaki artışların esas alınması gerektiğini, bu hususta dosyada inceleme yapılmadığını, ilgili kurumlardan fiyat artışlarının sorulmadığını, Gayrimenkul Değerleme Şirketlerinden rapor alınması gerektiğini, bilirkişinin belediyenin emlak vergisine esas değerlerini baz aldığını,
b. Masraf ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını,
c. Arsa sahibi müvekkillerinin sözleşme ifa edilmiş olsa idi 20 daire sahibi olacaklarını, oluşan munzam zararın bu 20 dairenin karşılığı olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
Munzam zararın koşullarının oluşmadığını, davacının zararının varlığını ispat etmesi gerektiğini, davacının alacaklarının faizi ile birlikte ödendiğini, geç ödemeden dolayı belediyenin bir kusuru bulunmadığını, Harmandalı Belediyesinin kapatılması üzerine söz konusu borcun devralındığını, davacılar açtıkları ilk davada ıslah yoluyla dava değerini arttırmış olsalar da söz konusu zararın oluşmayacağını, ilama dayalı borcun ödenmesi konusunda tarafların anlaştıklarını ve borcun takside bölündüğünü, bu nedenle artık munzam zararı talep edilemeyeceğini, bu anlaşmanın ibra niteliğinde olduğunu, protokolde munzam zarar haklarını saklı tutmadıklarını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 28.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL vekalet ücretinin ise davacılardan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Davacılar tarafından fazla yatırılan temyiz peşin harcın istek halinde ilgilisine iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





