T.C.

Yargıtay

6. Ceza Dairesi

2024/2036 E., 2024/4897 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
SAYISI : 2024/6 E., 2024/6 K.
KONUSU : Uyuşmazlığın giderilmesi
KONU KARARLAR : 1-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.12.2023 gün ve 2023/1872 Esas, 2023/3833 Karar sayılı kararı
2-Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.10.2023 gün ve 2022/4214 Esas, 2023/2689 Karar sayılı kararı
Kurulunun 23.02.2024 gün ve 2024/6 sayılı başvurusuna istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2024 tarih ve UG - 2024/35754 sayılı yazısı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.12.2023 gün ve 2023/1872 Esas, 2023/3833 Karar sayılı kararı ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.10.2023 gün ve 2022/4214 Esas, 2023/2689 karar sayılı kararı arasındaki karar uyuşmazlığının giderilmesi talep edilmekle, dosya incelendi;

A) Uyuşmazlığın Giderilmesi Başvurusu
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 23.02.2024 gün ve 2024/6 sayılı kararı uyarınca; "İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.02.2024 tarih ve E.60115930- 2023/1872 sayılı Ceza Dava Dosyası konulu "Uyuşmazlığın Giderilmesi" talepli yazısı ile;

a) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.12.2023 tarih, 2023/1872 Esas, 2023/3833 Karar sayılı kararları ile aynen;
"Sanık hakkında basit yargılama usulünce yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın daha sonra suç işlemesi nedeniyle basit yargılama usulünce verilen kararın açıklandığı, açıklanan hükümde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3 maddesinin uygulandığı, bu hali ile Dairemize incelenmek üzere gönderilen hükmün Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 252/1 maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, sanık müdafinin dilekçesinin de itiraz dilekçesi mahiyetinde bulunduğunun kabulü ile dava dosyasının itiraz incelemesi için ilk derece mahkemesine iadesi gerektiği, bu aşamada Dairemizce istinaf yolu ile incelenmesi mümkün bir karar bulunmadığından ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 264. maddesine göre yasa yolunun ve mercinin belirlenmesinde yanılma ... ortadan kaldırmadığından itiraz mahiyetindeki talebin değerlendirilmesi için dosyanın incelenmeksizin mahkemesine İADESİNE," şeklindeki gerekçesi ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/982 (E) ve 2023/320 (K) sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun incelenmeksizin mahkemesine iadesine dair kararı ile,

b) Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.10.2023 tarih, 2022/4214 Esas 2023/2689 Karar sayılı kararı ile aynen;
"Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;

Dairenin yetkisi, başvurunun süresi, kararın niteliği ve başvuranın sıfatı yönünden başvuranın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilmekle işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 13/12/2019 tarih, 2019/6-7 Esas-Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay Ceza Dairelerinin bu karara istinaden vermiş olduğu son kararları da gözetildiğinde, katılan kurum vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu anlaşıldığından, İstinaf başvurusunda bulunanın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280(1)-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE," dair kararları arasında 5235 sayılı kanunun 35/3. maddesi gereğince içtihat farklılığının giderilmesi yönünde karar verilmesi talebi ile Başkanlar Kuruluna talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.

B) Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu Kararı ve Gerekçesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.12.2023 tarih, 2023/1872 Esas, 2023/3833 Karar sayılı karar ile, sanık hakkında basit yargılama usulünce yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın daha sonra suç işlemesi nedeniyle basit yargılama usulünce verilen kararın açıklandığı, açıklanan hükümde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3 maddesinin uygulandığı, bu hali ile istinaf incelemesi yapılmak üzere gönderilen hükmün Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 252/1 maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, dava dosyasının itiraz incelemesi için ilk derece mahkemesine iadesi gerektiği, bu aşamada istinaf yolu ile incelenmesi mümkün bir karar bulunmadığı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 264. maddesine göre yasa yolunun ve mercinin belirlenmesinde yanılmanın ... ortadan kaldırmadığı, itiraz mahiyetindeki talebin değerlendirilmesi için dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesine karar verildiği,

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.10.2023 tarih, 2022/4214 Esas 2023/2689 Karar sayılı kararı ile, basit yargılama usulü ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra hükmün açıklanması üzerine ilk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi sonrasında dava dosyasının gönderildiği Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi tarafından kararın istinafa tabi olduğu kabulü edilerek 17.10.2023 tarih, 2022/4214 Esas 2023/2689 Karar sayılı karar ile istinafın esastan incelenerek istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.11.2020 tarih ve 2019/3-19 Esas 2020/464 Karar sayılı kararı ile benzer kararlarında da vurgulandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması hâlinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması hâlinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmüdür.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından sonradan hükmün açıklanmasıyla varlık kazanan hüküm basit yargılama usulüyle verilen hüküm olup, mahkemece basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara karşı başvurulabilecek kanun yolu ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 252/1. maddesinde "251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir." şeklinde açıkça "itiraz" olarak belirtilmiştir.

Ceza muhakemesinde kanun yolu, tarafların istemlerine göre değil, kanunun sistematiği ve normları dikkate alınarak belirlenmelidir. Kanunda, basit yargılama usulüyle verilen kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolu hiçbir istisnaya yer vermeksizin açıkça itiraz olarak belirtilmiş olduğundan mahkemece verilen karar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 252/1 maddesi gereğince itirazı kabil olup, istinafının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, itiraza ilişkin mahkemesince değerlendirme yapılmak üzere, dosyanın mahalline iadesi yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.12.2023 tarih, 2023/1872 Esas 2023/3833 Karar sayılı usul ve Yasa'ya uygun olduğundan bu doğrultuda uyuşmazlığın giderilmesi için dosya Yargıtay’a gönderilmiş, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 35. maddesi uyarınca dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

C) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Görüşü
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘‘696 sayılı KHK m. 92/2 maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanunun 35/1 madde ve fıkrası uyarınca; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.10.2023 gün ve 2022/4214 Esas, 2023/2689 Karar sayılı; "Sanık hakkında basit yargılama usulünce yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın daha sonra suç işlemesi nedeniyle basit yargılama usulünce verilen kararın açıklandığı, açıklanan hükümde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3 maddesinin uygulandığı, bu hali ile istinaf incelemesi yapılmak üzere gönderilen hükmün istinaf yasa yoluna tabi olduğuna ilişkin kararının usul ve yasalara aykırı olduğunun tespiti ile; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.12.2023 gün ve 2023/1872 Esas, 2023/3833 Karar sayılı; "Sanık hakkında basit yargılama usulünce yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın daha sonra suç işlemesi nedeniyle basit yargılama usulünce verilen kararın açıklandığı, açıklanan hükümde CMK'nun 251/3 maddesinin uygulandığı, bu hali ile istinaf incelemesi yapılmak üzere gönderilen hükmün itiraz yasa yoluna tabi olduğuna ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu yönünde uyuşmazlığın giderilmesi arz ve talep olunur.'' şeklinde görüş bildirmiştir.

D) CMK'da Yer alan Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Yasal Düzenlemeler ve AYM İptal Kararı
24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesi;

"Basit yargılama usulü
Madde 251- (1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.

(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.

(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.

(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.

(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.

(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.

(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.",
24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 25. maddesi ile yeniden düzenlenen Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 252. maddesi;

"Basit yargılama usulünde itiraz"
Madde 252 - (1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.

(2) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.

(3) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim korunur.

(4) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır.

(5) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.

(6) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru ... bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.",

7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile yeniden düzenlenen Ceza Muhakemesi Kanunu'nun geçici 5. maddesi ise;
"Geçici Madde 5- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla;

a) 102 nci maddede yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren üç ay sonra uygulanır.

b) 236 ncı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında yapılan düzenleme uyarınca kurulması gereken merkezler, en geç 1/9/2020 tarihine kadar faaliyete geçirilir. Bu tarihe kadar mevcut uygulamaya devam olunur.

c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 01/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır.

d) 01/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.

e) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.

f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir.

g) 308/A maddesinde yapılan değişiklikle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan itirazların incelenmesine ilişkin getirilen usul, bu maddenin yayımlandığı tarihten önce itiraz yoluna başvurulup reddedilmiş olan itirazlar hakkında uygulanmaz.

h) Aile mahkemeleri ile çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemelerinde görev yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışma görevlilerine ilişkin düzenlemeler, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren altı ay sonra uygulanır."

Hükümlerini içermekte iken;
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun geçici 5/1-d maddesinde, basit yargılama usulünün uygulanamayacağını öngören "kovuşturma aşamasına geçilmiş" ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 16-33 sayılı kararıyla, Resmî Gazete'de yayımlandığı 19.08.2020 tarihinden itibaren iptal edilerek madde metninden çıkartılmıştır. Anılan hükümdeki, basit yargılama usulünün uygulanamayacağı öngörülen kararlara ilişkin "hükme bağlanmış" ibaresi ise Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 81-4 sayılı kararıyla; Resmî Gazete'de yayımlandığı 16.03.2021 tarihinden itibaren iptal edilerek madde metninden çıkartılmış, aynı maddede yer alan "kesinleşmiş" ibaresi yönünden yapılan itiraz başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.

14.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesinin birinci fıkrasına "175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz." cümlesi eklenmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87-44 sayılı kararıyla; 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibarelerinin "seri muhakeme usulü" yönünden de Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve böylece adı geçen madde metinleri son şeklini almıştır.
7188 sayılı Kanun'un teklif metninin genel gerekçesinde;

Hükümlerini içermekte iken;

7188 sayılı Kanun'un teklif metninin genel gerekçesinde;
"...İyi ve etkin işleyen etkin bir ceza adalet sisteminin oluşturulması, hukuk devletinin temel amaçlarından birisidir. Bu amacın gerçekleşmesi bakımından, toplumdaki uyuşmazlıkların en kısa sürede, en az masrafla, en etkili ve tarafları tatmin eder bir biçimde sonuçlandırmak için alternatif çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, adil yargılanma ... ihlal edilmeksizin basit ve hızlı yargılama usullerinin geliştirilmesi yönünde mevzuat değişiklikleri yapılmaktadır.

Kovuşturmanın mecburiliği ilkesine istisna oluşturan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, belirli bir ceza eşiğinin altında kalan suçlarda, mağdurun haklarının korunması ve tatminini sağladığı gibi failin eyleminin oluşturduğu haksızlık içeriği ile yüzleşmesine ve bunu telafi etmesine imkân sağlamaktadır. Hızlı ve maliyet-etkin çözümler üreten bu usuller özellikle ilk kez suç işleyenlere bir şans tanıyarak failin ceza muhakemesinin erken aşamalarında yeniden sosyalleşmesini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca geleneksel dava yollarına karşı geliştirilen alternatif yöntemler, yargı mercilerinin artan iş yükünün hafifletilmesi amacına da hizmet etmekte, daha karmaşık ve ağır suçlar için ihtiyaç duyulan zaman ve mali kaynağa tasarruf sağlamaktadır...",

Anılan Kanun'un teklif metninin 24. maddesine dair gerekçede;
"...Ceza yargılaması sistemimizde tek bir yargılama usulü öngörülmüş olup ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından uygulanan yargılama usulü ile bir ay hapis cezası öngörülen suçlar için uygulanan yargılama usulü aynıdır. Başka bir ifadeyle, basit suçlarla ağır suçlar arasında bir ayrım yapılmadan duruşma açmak suretiyle aynı yargılama usulünün tüm prosedürlerinin uygulanması kabul edilmiştir. Bu durum ağır suçların yargılamasına daha az vakit ve emek ayrılmasına sebebiyet vermektedir.

Mukayeseli hukukta suçların önem derecesi, olayların karmaşık olup olmaması, çözümünde hukuki ve olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması, tanık dinletmenin zorunlu olup olmaması gibi hususlar nazara alınarak farklı yargılama usullerine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır...
...Artan iş yükü karşısında ceza yargılaması sistemimizde değişiklik yapılarak bazı suçlar yönünden alternatif yargılama usullerinin getirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Alternatif yargılama usullerinin getirilmesinin, yargılamayı hızlandıracağı, yargının iş yükünü hafifleteceği ve kaynakların verimli kullanılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir...",

Teklif metninin 31. maddesine ilişkin gerekçede ise; "...Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252. maddelerinde ilk defa düzenlenen yargılama usullerine ilişkin hükümlerle ilgili olarak uygulamacı hakim ve savcıların eğitimlerinin tamamlanabilmesine imkân tanımak amacıyla söz konusu hükümlerin uygulama tarihi altı ay sonraya bırakılmaktadır. Aynı süre içinde 250'nci maddeye göre çıkarılması öngörülen yönetmeliğin de hazırlanması öngörülmektedir. Diğer yandan bu usullerin uygulanmaya başlandığı tarihten önce genel hükümlere göre kovuşturulmasına başlanarak duruşma açılan veya karar verilen dosyaların yine genel hükümlere göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Tüketilmiş evreler bakımından bu usullerin uygulanması söz konusu olmayacaktır...",

Şeklindeki açıklamalara yer verilmek suretiyle; basit yargılama usulünün getirilme amacının, nispeten hafif ceza öngörülen bazı suçların yargılamaları sırasında, mahkemelerin iş yükünün azaltılması ve kaynakların verimli kullanılması ile yargılamanın taraflarının tatmin edilmesini sağlayacak şekilde hızlı ve adil sonuçlar elde edilmesi olduğu belirtilmiş, bu kuralların tüketilmiş evreler bakımından uygulanmayacağına işaret edilmiştir.

Basit yargılama usulü, genel hükümlere göre yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen iddianamenin asliye ceza mahkemesi tarafından kabul edilmesinden sonra, CMK'nın 175. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlenmesinden önce ve sanığın üzerine atılı suçun kanunda öngörülen yaptırımının adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi durumunda mahkemenin takdirine bağlı olarak uygulanan, uygulanması hâlinde mahkemece iddianamenin sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin istendiği, aynı zamanda mahkemenin bu süre içerisinde toplanması gereken belgeleri, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep ettiği, neticesinde mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, TCK’nın 61. maddesi dikkate alınmak suretiyle, CMK’nın 223. maddesinde belirtilen kararlardan birine hükmedilen ve sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç cezadan dörtte bir oranında indirim yapılan alternatif bir çözüm yöntemidir.

Basit yargılama usulünün uygulanabilirliğine ilişkin temel ölçütlere CMK’nın 251. maddesinde yer verilmiştir. Bunlardan bazıları suçun vasfına ilişkin objektif ölçütler iken, bazıları sanığın şahsına ait kusurluluğu etkileyen hâller, diğer bir kısmı ise yargılama makamının değerlendirmesi ve takdirine bağlı ölçütlerdir. Maddenin bir, yedi ve sekizinci fıkralarında basit yargılama usulünün uygulanacağı suçlara dair objektif sınırlar çizilmiştir. Buna göre basit yargılama usulünün uygulanabilirliği için;

a- İddianamenin kabulü ile birlikte kovuşturma evresine geçilmesi ve CMK'nın 175. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma gününün belirlenmemiş olması (f.1),

b- İddianameye konu suçun;

1- Yargılamasının asliye ceza mahkemesince yapılıyor olması (f.1),

2- Adli para cezası ve/veya üst sınırı iki yıl ya da daha az süreli hapis cezası ile cezalandırılması (f.1),

3- Soruşturulması veya kovuşturulmasının izne ya da talebe bağlı olmaması (f.7),

4- Basit yargılama usulü kapsamına girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olmaması (f.8)

Şeklindeki objektif şartlar gerekmektedir.

Ayrıca mezkûr maddenin yedinci fıkrasında ise yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hâllerinde basit yargılama usulünün uygulanması kabul edilmemiştir. Kusurluluğu etkileyen bu hâllerde, faillerin özel durumları sebebiyle delillerin duruşmada tartışılmasının ve taraf beyanlarının bizzat hâkim tarafından alınmasının gerekli görüldüğü gerekçesiyle basit yargılama usulünün uygulanamayacağı düzenlenmiştir

Basit yargılama usulüne dair objektif şartlarının sağlanması ve kusurluluğu etkileyen hâllerin de olmaması durumunda aranacak son ölçüt, mahkemece basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmesi diğer bir deyişle duruşma açılmasının gerekli görülmemesidir. Zira basit yargılama usulünün uygulanmasını tercih etmek mahkemenin takdirindedir. Kanun koyucu, her somut olayda duruşma açılmasının gerekip gerekmediğini gözetemeyeceği için duruşma gerekliliğine dair tercihi isabetli olarak hâkime bırakmıştır. Bu kapsamda, mahkemece basit yargılama usulünün tercih edilmesinden sonra gerekli görülmesi hâlinde hüküm verilinceye kadar her aşamada bu usulden vazgeçilmesine ve duruşma açılarak genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilmesine de imkân tanınmıştır (... Şahin, Ceza Muhakemesinde Basit Yargılama, Doktora Tezi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı, Ankara 2022, s. 98-99).

Diğer taraftan 7331 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile CMK'nın 251. maddesinin birinci fıkrasına eklenen "175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz." cümlesinin yürürlüğe girdiği 14.07.2021 tarihinden sonra asliye ceza mahkemesince CMK'nın 175. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlenmiş ise basit yargılama usulünün uygulanamayacağı hususunun da dikkate alınması gerekmektedir.''

11.10.2023 tarihli ve 32336 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandıktan dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği kabul edilen Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 79-113 sayılı kararıyla; CMK'nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un; 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin; (1), (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı fıkraları ile (7) numaralı fıkrasında yer alan "yaş küçüklüğü" ibaresinin ve 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına, (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin ise Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, aynı fıkranın diğer cümleleri ile maddenin (3), (4), (5) ve (6). fıkralarının iptallerine karar verilmiştir. CMK'nın 252. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapan Anayasa Mahkemesi anılan kararında;

"162. 5271 sayılı Kanun’un 252. maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrasında basit yargılama usulüne göre verilen karara yönelik itirazın usul ve sonuçları düzenlenmiştir.

163. Anılan fıkranın birinci cümlesinde 251. madde uyarınca verilen hükümlere itiraz edilebileceği, ikinci cümlesinde ise söz konusu karara süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde kararın kesinleşeceği hükme bağlanmıştır.

164. Kuralda basit yargılama usulüne göre verilecek hükümlere karşı hukuki bir çare olarak itiraz yolunun öngörülmesi hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucu olduğu gibi Anayasa’nın 40. maddesinin bir gereğidir. Ayrıca anılan fıkranın ikinci cümlesinde basit yargılama usulüne göre verilen karara taraflarca itiraz edilmemesinin hükmün kesinleşmesi sonucunu doğurmasının öngörülmesi de kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Bu yönüyle kurallarda hukuk devletine aykırı bir yön bulunmamaktadır." şeklindeki benzer gerekçelerle anılan fıkranın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığına hükmetmiştir.

Yine ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2023 tarih ve 2023/7-221 Esas 2023/351 Karar, 17.11.2020 tarih ve 2019/3-19 Esas 2020/464 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması hâlinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması hâlinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmüdür.
Somut uyuşmazlığa gelinecek olursa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından sonradan hükmün açıklanmasıyla varlık kazanan hüküm basit yargılama usulüyle verilen hüküm olup, mahkemece basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara karşı başvurulabilecek kanun yolu ise, 5271 sayılı CMK’nın 252/1. maddesinde "251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir." şeklinde açıkça "itiraz" olarak belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere ceza muhakemesinde kanun yolu, tarafların istemlerine göre değil, kanunun sistematiği ve normları dikkate alınarak belirlenmelidir. Kanunda, basit yargılama usulüyle verilen kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolu hiçbir istisnaya yer vermeksizin açıkça itiraz olarak belirtilmiş olduğundan mahkemece verilen karar 5271 sayılı CMK'nın 252/1 maddesi gereğince itirazı kabil olup, istinafının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nun 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, itiraza ilişkin mahkemesince değerlendirme yapılmak üzere, dosyanın mahalline iadesi yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.12.2023 tarih, 2023/1872 Esas 2023/3833 Karar sayılı usul ve Yasa'ya uygun olduğu değerlendirilmiştir.

E) Gereği görüşülüp düşünüldü:
1. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 35. maddesi uyarınca; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.10.2023 gün ve 2022/4214 Esas, 2023/2689 Karar sayılı; "Sanık hakkında basit yargılama usulünce yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın daha sonra suç işlemesi nedeniyle basit yargılama usulünce verilen kararın açıklandığı, açıklanan hükümde 5271 sayılı CMK'nın 251/3 maddesinin uygulandığı, bu hali ile istinaf incelemesi yapılmak üzere gönderilen hükmün istinaf yasa yoluna tabi olduğuna ilişkin kararının usul ve yasalara aykırı olduğunun tespiti ile;

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza dairesinin 28.12.2023 gün ve 2023/1872 esas, 2023/3833 karar sayılı; "Sanık hakkında basit yargılama usulünce yargılama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın daha sonra suç işlemesi nedeniyle basit yargılama usulünce verilen kararın açıklandığı, açıklanan hükümde 5271 sayılı CMK'nın 251/3 maddesinin uygulandığı, bu hali ile istinaf incelemesi yapılmak üzere gönderilen hükmün itiraz yasa yoluna tabi olduğuna'' ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu yönünde uyuşmazlığın giderilmesi talebinin KABULÜ İLE,

5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2024 tarih ve UG - 2024/35754 sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 23.02.2024 gün ve 2024/6 sayılı görüşleri doğrultusunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE,

2. Dosyanın talepte bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,

3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin Ceza Dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,

16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.