T.C.

Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

2024/3490 E., 2025/2104 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/866 E., 2024/1188 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/206 E., 2022/23 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı asil; ... Döviz'in sahibi dava dışı ... ...'e 100 bin dolar borç verdiğini, ancak ... ...'in 10 Ağustos 2016 yılında yaşamına son verdiğini, davalının, kardeşinin ölümünden sonra mirasçılarla görüşüp şirketi borçlarıyla birlikte almayı kabul ettiğini, bu kapsamda davalının avukatına hazırlattığı devir sözleşmesinde de alacaklılar arasında kendisinin de 100 bin dolar alacaklı olarak belirtildiğini, şirket devrinin yapılmasına ilişkin 27.01.2017 tarihli düzenlenen protokolü davalının devralan olarak imzaladığını, sonrasında döviz şirketinin 27.01.2017 tarihi itibariyle davalıya geçtiğini, ancak davalının sözleşmede yer alan ve tarafına ödenmesi gereken 100 bin doları ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalması kaydı ile, 830.000,00 TL (100 bin dolar) alacağının döviz kurlarında meydana gelebilecek değişiklikler de nazara alınarak dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacı ile aralarında hiçbir surette alacak-borç ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ile ... ... mirasçıları arasında yapılan ve davacının da şahit olarak bulunduğu sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın 196. maddesi anlamında borcun üstlenilmesi sözleşmesi olarak kabulü gerektiği, söz konusu sözleşme uyarınca 100.000,00 dolar borcun davacıya davalı tarafından ödenmesi gerektiği, dava tarihi olan 16.09.2021 tarihi itibariyle TC. Merkez Bankası verilerinde dolar Türk Lirası kurunun alış için 8,43 TL olduğu, satış kurunun ise 8,44 TL olduğu, 100.000,00 doların dava tarihi itibariyle değerinin 843.000,00 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince 830.000,00 TL'nin dava tarihi olan 16.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesi 09.03.2023 tarihli kararıyla; 27.01.2017 tarihli sözleşmede davalının, davacının ... ... ...'ten olan 100 bin dolar alacağını ödemeyi üstlendiği, öte yandan davalı tarafın davacının şikayeti üzerine yapılan soruşturmada Bornova karakolunda vermiş olduğu 17.05.2021 tarihli ifadesinde dava konusu borcu kabul ettiğini, TBK’nın 99. maddesine göre, konusu para olan borcun ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmesi hâlinde, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebileceği, davacının talepte bulunurken kullanmış olduğu kelimeler ile ortaya koyduğu irade uyarınca, davacının yasadan kaynaklanan seçimlik hakkı doğrultusunda, alacağının TL cinsinden mi yoksa USD cinsinden mi talepte bulunduğunun belirlenmesi gerektiği, davacı taraf açıkça 100 bin dolar karşılığı 830.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş olmakla, davacının seçimlik hakkını TL cinsinden yapmış olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Dairece 12.03.2024 tarihli karar ile; somut olayda; İlk Derece Mahkemesince; dava tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankası verilerinde dolar kurunun TL olarak alış için 8,43 TL olduğu, satış kurunun ise 8,44 TL olduğu, 100 bin doların dava tarihi itibariyle değerinin 843.000,00 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince 830.000,00 TL yönünden talep kabul edilerek hüküm kurulmuş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının talepte bulunurken kullanmış olduğu kelimeler ile ortaya koyduğu irade uyarınca, davacının yasadan kaynaklanan seçimlik hakkı doğrultusunda, alacağının TL cinsinden mi yoksa USD cinsinden mi talepte bulunduğunun belirlenmesi gerektiği, davacı taraf açıkça 100 bin dolar karşılığı 830.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş olmakla, davacının seçimlik hakkını TL cinsinden yapmış olduğunun kabul edilerek davacının istinaf başvurusunun karar gerekçesi değiştirilmek suretiyle esastan reddine dair karar verilmesinin usule aykırı olduğu, diğer bir anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen dahi olsa kabul edildiği durumlarda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, ardından yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yer verilen hükümler gözetilerek, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerektirdiği gerekçesiyle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 27.01.2017 tarihli sözleşmede davalı, davacının ... ... ...'ten olan 100.000 USD alacağını ödemeyi üstlendiği, davalı tarafın, davacının dayandığı sözleşme uyarınca, muris ... ... mirasçılarının taşınmaz devir borcunu ifa etmediklerini bu hususta İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/583 Esas- 2019/204 Karar sayılı davayı açmış olduğunu ileri sürmüş ise de, bu husus davalı ile dava dışı ... ... mirasçıları arasındaki iç ilişki olduğu, davalı tarafın iç ilişkide ortaya çıkan uyuşmazlığı ileri sürerek, davacıya karşı üstlendiği ifa borcundan kaçınamayacağı, davalı taraf davacının şikayeti üzerine yapılan soruşturmada Bornova karakolunda vermiş olduğu 17.05.2021 tarihli ifadesinde "...alacaklılardan ...'e paranın tamamını ödeyemedim, şahıs paranın tamamını aynı anda istediği için ödeyemedim, maddi durumunun müsait olduğunda parça parça ödeyeceğim...." şeklinde beyanda bulunduğu, davalı tarafın bu beyanı mahkeme dışı ikrar olduğu, ifade veren davalı ile ilgili kolluk görevlilerince imzalanan resmi ifade tutanağıyla ispatlanan mahkeme dışı ikrar ile de davalı taraf, dava konusu borcu kabul etmiş bulunduğundan davalı tarafça ileri sürülen istinaf itirazları yerinde olmadığı, davacı taraf, dava dilekçesi uyarınca dava konusu alacağın USD cinsinden tahsilini talep ettiğini, ancak mahkemece TL cinsinden alacağa hükmedildiğini ileri sürerek istinaf itirazında bulunduğunu, TBK’nın 99. maddesine göre, konusu para olan borcun ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmesi hâlinde, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebileceği, somut olayda; davacı tarafın dava dilekçesinin istem bölümünde "...830 Bin TL(100 Bin Dolar) alacağımın döviz kurlarında meydana gelebilecek değişiklikler de nazara alınarak fazlaya dair haklarım saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline...." şeklinde talepte bulunduğunu, davacının talepte bulunurken kullanmış olduğu kelimeler ile ortaya koyduğu irade uyarınca, davacının yasadan kaynaklanan seçimlik hakkı doğrultusunda, alacağının TL cinsinden mi yoksa USD cinsinden mi talepte bulunduğunun belirlenmesi gerektiğini, davacı taraf açıkça 100.000,00 USD karşılığı 830.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş olmakla, davacının seçimlik hakkını TL cinsinden yapmış olduğunun kabulü gerekmekte olduğu bu doğrultuda ilk derece mahkemesince davacı alacağının TL cinsinden hüküm altına alınmış olması doğru olduğundan davacının bu yöne ilişkin olan istinaf itirazı yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı ve davalının istinaf başvurularının kabulü ile; kararın düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kabulü ile; 830.000,00 TL'nin dava tarihi olan 16.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; alacağın döviz alacağı olup Türk Lirası cinsinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava değerinin Türk Lirası cinsinden yazılması harcın belirlenmesi amacı ile olup, sonuç ve istem kısmından da anlaşılacağı üzere bir hakkın kullanımı anlamı taşımadığını, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında açık bir şekilde “döviz kurlarında meydana gelebilecek değişiklikler de nazara alınarak” beyanı ile talebinin fiili ödeme tarihi olduğunu açık bir şekilde beyan ettiğini, bir an için talebin izaha muhtaç olduğu değerlendirilse dahi; Mahkemece tercih hakkını ne yönde kullandığı, talebinin Türk Lirası cinsinden mi, yoksa yabancı para cinsinden mi olduğu açıklatılarak talebin netleştirilip, buna göre bir karar verilmesi gerekirken doğrudan Türk Lirası cinsinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek ; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, yabancı ülke parası cinsinden borcun üstlenilmesi nedeniyle alacak davasıdır.

1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 99. maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile de ödenmesini isteyebilir. Diğer bir anlatımla, borcun aslı yabancı para alacağı (döviz) ise alacaklının, borcun fiili ödeme günündeki TL karşılığı döviz veya doğrudan TL olarak talepte bulunma konusunda seçimlik hakkı bulunmaktadır. Seçimlik hakların söz konusu olması halinde seçimlik hak kullanılmak suretiyle edim tayin edilmiş olur ve seçimlik hakkı ortadan kalkar (K.Oğuzman-Öz, Borçlar Hukuku-Genel, s.227). Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak sözkonusu olup hakkın kullanılması yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir (Dairemizin 12.03.2024 tarihli ve 2023/2917 E., 2024/1112 K. sayılı ilamı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.01.2022 tarihli ve 2021/12219 E., 2022/535 K. sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve 2021/5290 E., 2023/581 K. sayılı ilamı).

Dava dosyasının incelenmesinde; davacının dava açarken fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 830.000,00 TL (100.000,00 Dolar) alacağının döviz kurlarında meydana gelebilecek değişiklikler de nazara alınarak dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş olmakla, davacının döviz cinsinden talep bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde Türk parası üzerinden hüküm tesis edilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.