T.C.

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

2025/674 E., 2025/1154 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1948 E., 2024/3032 K.
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/127 E., 2023/133 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dilekçesinde; aile konutu olan taşınmazın davalı ...'a satıldığını, davacının satışa muvafakatinin bulunmadığını belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile; Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Güzeloba mahallesi, 6230 ada, 9 parsel, B blok, 4. Kat, 10 numaralı taşınmazın davalılardan ... adına olan tapu kaydının aile konutu olması nedeni ile iptaline, ... adına tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi "Dava konusu taşınmazın, aile konutu olarak özgülendiği tartışmasızdır. Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi gereğince, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan eşin, 30.06.2020 tarihinde taşınmazı davalı ...'e sattığı anlaşılmaktadır. Satış tarihinde tapu kütüğünde taşınmazın "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, davalı ...'in kazanımı iyiniyetli olması halinde korunur (TMK md. 1023). Zira, Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi ile tapuya güven ilkesine bir istisna getirilmiş değildir. Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre, davalı ...'in kötü niyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşer (TMK md. 6). Dosya içindeki belgelerden davalı ...'in kötüniyetli olduğu kanıtlanamamıştır. O halde, tapuya güven ilkesini esas alan Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi koşulları, işlem tarafı olan davalı ... lehine gerçekleşmiştir. Öyle ise, tapu iptali ve tescile ilişkin davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsiz olmuştur. Ancak yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir." gerekçesiyle tapu iptali ve tescili davasının reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Aile konutu, eşlerin evlilik birliğinin devamı sırasında ortak yaşamı sürdürmenin gerekli kıldığı “bir yerde ortak olarak oturma ihtiyacının” giderilmesinde kullanılmak üzere sürekli olarak seçtikleri, kısaca ile yaşamlarının merkezi durumuna getirdikleri konut olarak kullanılmaya elverişli taşınır veya taşınmaz yerdir (DURAL, Mustafa/ ÖĞÜZ, Tufan/ GÜMÜŞ Mustafa Alper : Türk Özel Hukuku, C III, Aile Hukuku, İstanbul 2024, s. 185.) Aile konutuna ilişkin davalarda aile mahkemeleri görevli olup bu davada uygulanması gereken öncelikli hüküm de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 193 üncü maddesi dikkate alındığında kural olarak eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlem yapma serbestisi kabul edilmişken, aynı Kanun’un 194 üncü maddesi ile bu kurala istisna getirilmiş ve aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir. Bu düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmış, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukukî işlem özgürlüğü "aile birliğinin" korunması amacıyla sınırlandırılmıştır. Tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi aile konutuna ilişkin olarak; eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemeyecek, aile konutunu devredemeyecek ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacaktır (YHGK’nın 15.05.2015 t.li ve 2013-2/2306 E., 2015/1356 K. sayılı kararı).

Aile konutu üzerinde malik eşin işlemlerine getirilen sınırlama, konut üzerinde hak sahibi olan eşin “fiil ehliyetini sınırlandıran” bir hükümdür. Kanun koyucu burada üçüncü şahsın iyiniyetini korumak yerine, yasal olarak doğrudan hak sahibi olmayan eşleri ve çocukları korumak istemiştir.

Aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılmasına sebep olan her türlü işlem için hak sahibi olmayan eşin açık rızasının alınması bir geçerlilik koşuludur. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağından, aile konutunun satılması da diğer eşin açık rızasının alınmasının zorunlu olduğu işlemlerdendir. Satışı yapan malik eşin işlemi geçersiz bir işlem olduğu için aile konutunu satın alan kişi adına yapılan tescil, yolsuz tescil olup şeklen varlığını sürdürmektedir.

Tapuya "aile konutu" şerhi verilmesi kurucu nitelikte değil, açıklayıcı niteliktedir. Kanun koyucu bu düzenleme ile malik olmayan eşin korunmasını amaçlamış olup şerh olmaması halinde tapu siciline güvenerek yapılan işleme geçerlilik tanınması kanunun amacı ile bağdaşmaz. Meselenin haklar hiyerarşisi bakımından değerlendirilmesinde; ailenin alıştığı çevrede barınmaya devam etme hakkının herhangi bir yerden başka bir taşınmaz alması mümkün olan üçüncü kişinin mülkiyet hakkından daha üstün olduğu açıktır.

TMK'nın 1023. maddesinin aile konutu üzerinde uygulanması mümkün değildir. Çünkü malik eşin yaptığı işlemin kendisi geçersizdir. Yani malik eşin aile konutunu eşinin açık rızası olmaksızın başkasına devretme hakkı bulunmamaktadır. Sahte vekâletname ile işlem yapan kişide olduğu gibi yapılan işlemin kendisi geçersiz olduğundan üçüncü kişi adına yapılan tescil yolsuz tescildir. TMK'nın 1023. madde koruması ancak bu aşamadan sonra devreye girebilir. Taşınmazı, malik eşten diğer eşin açık rızası olmaksızın satın alan ve adına tescil yapılan kişinin adına yapılan tescil yolsuz tescil olup ancak bu yolsuz tescile güvenerek başka bir kişinin hak kazanması ise 1023. maddede düzenlenen koşulların varlığı halinde mümkün olabilir.

Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak somut olayın incelenmesine gelince; davalı ... tarafından diğer davalıya aile konutunun satışına dair işlem geçersiz bir işlem de davacı malik olmayan eşin açık rızası alınmadığından bu işlem olduğundan davanın kabulü ile tapu kaydının iptali ile önceki malik eş adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı hukuki değerlendirmelerle somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunmayan TMK 1023. madde uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.