T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2025/5069 E., 2025/11564 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/29 E., 2025/856 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/294 E., 2023/889 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, davanın kabulü, kadın lehine maddî ve manevî tazminatlar ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince erkeğe yüklenen ''seni sevmiyorum, senden tiksiniyorum, s..git şeklinde aşağılayıcı sözler söylediği, evden kovduğu, boşanmak istediğinde ise boşanamazsın diye baskı uyguladığı,'' vakıalarının ispatlanamadığının, ispatlanamayan vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin , yine erkeğe yüklenen ''öldürürüm diyerek tehdit ettiği'' vakıasının ise dava tarihinden sonra gerçekleştiğinin tanık beyanlarından anlaşılmakla kusur olarak yüklenemeyeceğinin, yine de kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----
T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/210 E., 2025/375 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/285 E., 2024/494 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ile maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden; davalı kadın vekili tarafından ise, kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri, erkek lehine hükmedilen tazminatlar ile lehine hükmedilen tedbir nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
1.Davacı erkek vekilinin lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesi kararını sınırlı olarak istinafa getiren tarafın açıkça istinaf etmediği konularda da temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı erkek vekili tarafından "kusur belirlemesi" yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuş, " lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları" yönünden istinaf yoluna başvurulmamıştır. Bu durumda" lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları" yönünden karar istinaf edilmeyerek kesinleşmekle davacı erkek vekilinin bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.Davacı erkek vekilinin reddedilen yön dışında, davalı kadın vekilinin ise tüm yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince kadına kusur olarak yüklenen eşine hitaben söylediği "seni sevmiyorum, senden nefret ediyorum" söylemine yönelik tanık beyanlarının soyut nitelikte olup yer ve zaman unsuru içermediğinin, bu nedenle ispatlanamayan bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin, yine kadına kusur olarak yüklenen "kadının babasının erkeğin annesini tehdit ettiği" vakıası yönünden ise, bu eylem gerçekleşirken kadının söz konusu kişilerin yanında olmadığının ve olaya müdahale imkanının bulunmadığının, bu nedenle bu vakıanın da kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin, erkeğe kusur olarak yüklenen "erkeğin ailesinin kadına zorla senet imzalattırdığı" vakıasına yönelik dinlenen tanık beyanlarının ise duyuma dayalı olduğunun, bu nedenle ispatlanamayan bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, tarafların Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları birlikte değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı erkek vekilinin "maddi ve manevi tazminat miktarlarına" yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE,
2.Davalı kadın vekilinin tüm, davacı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
---
T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2024/8627 E., 2025/5360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/989 E., 2024/720 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/354 E., 2023/219 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından yoksulluk nafakasının reddi ile iştirak nafaka miktarı yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle kadına kusur olarak yüklenen “eski hakim olan ağabeyi ile tehdit ettiği, cezaevinden çıksın sana göstecek dediği, erkeği yatak odasından kovarak seni istemiyorum, sevmiyorum dediği” vakıalarından sonra bir süre daha evliliğin devam ettiği bu nedenle erkek tarafından bu olayların affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı, affedilen ya da hoş görü ile karşılanan vakıalarının taraflara kusur olarak yüklenilmeyeceği; kadının “kayınvalidesine kör, başımıza bela oldu” dediği vakıasına ise erkek tarafından usulüne uygun şekilde dilekçeler aşamasında dayanılmadığı; erkeğe kusur olarak yüklenen “annesinin müdahalesine sessiz kaldığı” vakıasına erkek tarafından dayanılmadığı, dayanılmayan vakıalarının taraflara yüklenilmesinin mümkün olmadığı, Mahkemece tarafların belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkeğin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar yararına takdir edilen iştirak nafakaları azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanunun " hakkaniyet ilkesi" ile ilgili dördüncü maddesinin de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere iştirak nafaka miktarları yönünden KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının iştirak nafakası miktarları yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
3.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ...'ya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
---
T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2016/21816 E., 2018/9487 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından; her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda, davalı-karşı davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının reddine, kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının başkalarının yanında eşini kastederek "Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz demek suretiyle eşini aşağıladığı ve ben eşimi sevmiyorum sevgim bitti" dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, erkek de dava açmakta haklıdır. Öyleyse, erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken, davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen kadının kabul edilen davası ve fer'ilerine yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.09.2018(Çrş.)





