T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2010/16264 E., 2011/5468 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fethiye 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :24.03.2010
NUMARASI :Esas no: 2010/100 Karar no:2010/262
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasbırakan 25.05.2008 tarihinde ölmüş, en yakın yasal mirasçıları olan eşi ve çocukları üç ay içinde mirası kayıtsız ve şartsız reddetmişlerdir. En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (TMK.md.612). Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, Sulh hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse, reddetmiş sayılırlar (TMK.md.614/1-2). Olayda miras en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunmuş, bunlar kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmediklerinin sorulması yönünde bir talepte bulunmamışlardır. Bu halde miras iflas hükümlerine tasfiyeye tabidir. Miras, mirasbırakanın kardeşine geçmemiştir, bu kişinin ret hakkı bulunmamaktadır. Bu husus gözetilmeden davacının ret beyanının tespit ve tesciline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi.28.03.2011 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı, SGK borçları olan mirasbırakanın yasal mirasçısı değildir. Türk Medeni Kanununun 612.madde gereğince en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddolonan miras Sulh hakimince iflas hükümlerince tasfiye edilecektir. Eş ve çocukların mirasçı olarak kaldığı durumda, eş ve çocukların tamamı tarafından Türk Medeni Kanununun 605/1, 609. maddeleri gereğince mirasın gerçek reddi yoluyla miras reddolunmuşsa; Türk Medeni Kanununun 612.maddesindeki en yakın mirasçı kavramı içine, mirasbırakanın kardeşleri girmez. Böyle bir davada mirasın iflas hükümleri gereğince resmen tasfiye edilmesi gerekir.
Mirasbırakanın kardeşi ve davalı SGK. Borçlusu olan davacının; açıklandığı gibi, en yakın mirasçı kavramına dahil olmadığı ve bu nedenle Türk Medeni Kanununun 605/1.maddesi gereğince mirasın gerçek reddi işlemini yapma veya Türk Medeni Kanununun 605/2.maddesi gereğince "terekenin borca batıklığının tespiti" davası açmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı mirasçı sıfatıyla SGK borçlusu olan mirasbırakanın borçlarından sorumlu olmadığından; incelenen davayı açmasında hukuksal yararı yoktur. Davacı, dava açmadaki beklediği sonucu, SGK tarafından kendi aleyhine açılan rücu davasında savunma yoluyla ileri sürebileceği gibi; taraf sıfatı da dava koşulu olduğundan mahkemece de kendiliğinden gözetilecektir. Bu nedenle, hukuksal yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Hükmün açıkladığım bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiğini düşünüyorum.
---
T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2008/11865 E., 2009/16910 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :11.03.2008
NUMARASI :Esas no: 2007/327 Karar no:2008/59
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasbırakan 23.11.2006 tarihinde vefat etmiştir. 06.11.1997 tarihli vasiyetnamesiyle; Urla'daki taşınmazını oğlu C. ve kızı E.' ye şartlı olarak vasiyet etmiştir. Vasiyetnamede C. ve E.'nin bu taşınmazı satmayacaklarını şart koşmuş, satmaya kalktıkları takdirde diğer kardeşleri ile eşit şartlarla bölüşeceklerini belirtmiş, C., ergin oluncaya kadar bu yeri aile fertlerinin kullanım şeklini E.ile diğer oğlu C. Ü.'nün belirleyeceklerini, evin mutfak yanındaki odasını ilk eşi R.'nın ölünceye kadar kullanacağını bu odayı kimseye devir ve kiraya veremiyeceğini, Ege ölünce bu yerdeki hissesinin C.'üzerine geçireceğini kararlaştırmıştır. Vasiyetname açılıp okunmuştur.
Vasiyetçinin ölümünden sonra, vasiyet alacaklısı E. 13.07.2007 tarihinde noterde düzenlenen sözleşme ile; vasiyetten doğan tüm haklarını ve kanuni miras hakkını mirasçılardan Ş. Ü.ile C.Ü. devretmiş, mirasçılardan M. E. ise, 15.12.2006 tarihinde noterde düzenlenen "miras payının devri sözleşmesi" ile,muris Ş.'den intikal eden terekedeki miras payını C.'e temlik etmiştir.
Mirasbırakan ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemeye bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir. Koşul veya yüklemeden yararlanacak olanların "ilgili" kapsamına girdiğinde kuşku yoktur. Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi halinde, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça bu redden vasiyet yükümlüsünün yararlanacağı da yasa gereğidir. (TMK.md.616)
Vasiyetname şarta bağlanmıştır. Davacı, vasiyet alacaklısı değil, yasal mirasçı olarak vasiyet yükümlüsüdür. Vasiyet alacaklılarından E., kendisine vasiyet edilen taşınmazdaki vasiyetnameden doğan hakkını ve terekedeki yasal miras payını diğer yasal mirasçılardan Ş. ve C.'e 13.07.2007 tarihli sözleşme ile devir ve temlik etmiş olmasına göre bu işlemin vasiyetnamenin bağlandığı koşulu E. yönünden bozduğunun kabul edilmesi durumunda, bundan davacı da yararlanacaktır. Kaldı ki E., 09.10.2007 tarihli oturumda kendisi lehine yapılan vasiyeti istemediğini ifade etmiş olup, bu beyan vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi niteliğindedir.
Bu redden vasiyet yükümlüsü olarak davacının yararlanacağında da kuşku bulunmamaktadır. (TMK. md.616) Bu bakımdan davacının, vasiyetnamenin bağlandığı koşul ve yüklemelerin "ilgili" sıfatıyla yerine getirilmesini istemekte ve vasiyet alacaklılarından da E.'nin vasiyetnameden doğan hakkını devir ve temlik etmiş olması nedeniyle bunun vasiyetnamenin bağlandığı koşulu bozup bozmadığının belirlenmesi açısından bu vasiyetin tenfizini istemekte korunmaya değer hukuki yararı bulunmaktadır. O halde işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.10.2009 (Çrş.)
---
T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2006/20121 E., 2007/15469 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Adana 7.Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :29.12.2005
NUMARASI :Esas no:2005/161 Karar no:2005/512
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı, alacağı karşılığı 1719 ada 257 parseldeki davalı-borçlu T... ve kardeşi M...'un hisselerine haciz konulduğunu, M... P...'ın ölümüyle eş ve çocuklarının mirası red ettiklerini, 1. İcra Tetkik Hakimliğine ait 2004/243 sayılı dosyada verilen yetkiye istinaden M...'un mirasçılarının anne ve babası olduğuna dair veraset ilamı aldıklarını, baba F...'nin mirası ret etmeden öldüğünü, davalı borçlu T...'in bu gayrımenkul dışında malvarlığı olmadığını, babası F...'nin kardeşi Mahmut'tan gelen miras nedeniyle babanın mirasını ret ettiğini bu ret kararının iptalini istemiştir.
Türk Medeni Kanununun 613. maddesi uyarınca;"altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde bunların payı sağ kalan eşe geçer." 612.maddesi uyarınca da; "en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir."
M... P.... 17.3.2004 tarihinde vefat etmiştir. En yakın mirasçı olan eş ve çocukları 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 5.5.2004 tarih 403/486 sayılı ilamı ile mirası red etmişlerdir.
M.... P...'ın mirası en yakın kanuni mirasçı sıfatı taşımayan anne, babasına intikal etmez. Tasfiye sonunda arta kalan değerler mirası ret etmemişler gibi M... mirasçılarına verilir. (TMK.612/2.fıkrası) Bu yasal hükümlerin aksine verilmiş mirasçılık belgesi ve ret kararları sonuca etkili değildir.
Davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.11.2007 (Pzt.)





