MAKALE

Yargı Kararları Işığında Dönme ve Fesih

Abone Ol

İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde ani edimli sözleşmelerde alacaklı; aynen ifa ve gecikme tazminatı (TBK 125/I), ifadan vazgeçerek müspet zarar (TBK 125/II) veya sözleşmeden dönerek menfi zarar (TBK 125/II) talep edebilir. Sürekli edimli sözleşmelerde ise alacaklı; aynen ifa ve gecikme tazminatı (TBK 126/I) veya sözleşmeyi feshederek müspet zarar (TBK 126/II) talep edebilir.

Ani ve sürekli edimin tanımı yasada yapılmamıştır. Ancak dönme ve fesih hakkı kullanırken edimin ifa zamanı ayrımını yapmak çok önemlidir. Zira ani edimli bir sözleşmede fesih hakkının kullanılması veya sürekli edimli sözleşmede dönme hakkının kullanılması ve buna bağlı zararların talebi halinde hakka ulaşmayı engellemekle kalmaz; aynı zamanda davanın kaybedilmesi nedeniyle aleyhinize yüksek tutarlarda vekalet ücretine hükmedilmesine de sebebiyet verebilir.

Bu çalışmada öncelikle dönme ve fesih kavramlarının benzer yönlerine kısaca değinilecektir. Ardından, bu hakların hangi sözleşme türlerinde uygulanması gerektiği ve talep edilebilecek zarar türleri arasındaki farklar, güncel Yargıtay kararlarından örneklerle izah edilecektir

Benzer Yönleri

1. Dönme ve fesih; iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda uygulanır.

2. Dönme ve fesih iradesi karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğurur. Bildirimin ispat edilebilir şekilde yapılması önemlidir. Yargıtay 11. HD 2024/3461 E. 2025/1778 K. sayılı ilamında borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde ödeme emrinin sözleşmeden dönme ihtarı olarak kabul etmiştir.

3. Dönme ve fesih iradesinin kullanılması ile borç ilişkisini sona erer. Bu nedenle sözleşmenin devamı mahkemeden istenemez. Yargıtay 11. HD’nin 2021/6618 E. ve 2023/1576 K. sayılı ilamına konu olan olayda; davalı tarafça ihtarla feshedilen sözleşmenin devam ettiğinin tespiti talebiyle dava açılmıştır. İstinaf mahkemesi, tek taraflı fesih iradesiyle sona eren bir sözleşmenin aynen devamının istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesini yapan 11. Hukuk Dairesi; istifan mahkemesinin sözleşmenin devamı yönündeki talebin reddine ilişkin değerlendirmesini yerinde bulmuş ancak; söz konusu feshin haksız olup olmadığına yönelik bir tespit kararı vermesi gerektiğine hükmederek istinaf kararını bozmuştur.

4. Dönme veya fesih iradesini kullanan kişinin haklı olup olmadığı önemli değildir. Haklılığın önemi tazminat isteme durumunda ortaya çıkmaktadır. Bu da ispat hukukunun konusudur.

Farklı Yönleri

5. Borç ilişkisine etkileri bakımından;

a. Dönme; sözleşme ilişkisini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Bu durumda sözleşme hiç kurulmamış sayılır ve taraflar karşılıklı edimlerini iade etmekle yükümlü olurlar. Örneğin sözleşmenin kurulacağı ve ifa edileceği inancıyla seyahat etmek zorunda kalan, avukattan danışmanlık alan ve edimini ifa eden alacaklı bu üç gideri de borçludan talep edebilir. Özetle alacaklı 10 lira harcamış ise 10 liranın alacaklıya iadesi gerekir.

b. Fesihte ise iradenin karşı tarafa ulaştığı zamana kadarki hukuki ilişki varlığını korur. İfa edilmiş edimler geri istenemez, ancak yeni bir borç da taraflar açısından doğmaz. Örneğin iş akdini haksız fesheden işçiden; işveren ödediği maaşları ve SGK primlerini geri isteyemez. Çünkü sözleşme feshedilene kadar işçinin hizmetinden faydalanmıştır. Ya da kira ilişkisi haksız feshedilen kiracı, kiraya verenden ödediği kira bedellerini talep edemez, çünkü fesih tarihe kadar mecuru kullanmış ve istifade etmiştir. Ancak bundan sonra da kira ödemek zorunda değildir.

6. Uygulanacakları sözleşme yönünden (ifa süreleri yönünden); bu yazının en dikkat çekici kısmı kanaatimce bu kısımdır. Çünkü; genelde aşina olduğumuz dönme halinde menfi zarar, fesih halinde müspet zararın istendiğindir. Ancak hangi hakkın hangi sözleşmede kullanılacağına dair bir bilgi paylaşımı yaygın değildir. Dönme, ani edimli sözleşmelerde; fesih ise sürekli edimli sözleşmelerde uygulanır. Sözleşmeyi ani edim veya sürekli edim yapan şey ise ifa süreleridir. Sözleşme tipine uygun olmayan bir sona erdirme usulünün tercih edilmesi (örneğin; sürekli edimli bir sözleşmede dönme hakkının kullanılması), ileride detaylandıracağımız üzere tazminat kalemlerinden mahrum kalınmasına ve hukuki taleplerin reddine sebebiyet verebilmektedir.

a. ANİ EDİMLİ SÖZLEŞME: Ani edim, borcun bir defada yerine getirilmesidir. İstanbul BAM, 17. HD., E. 2019/2199 K. 2019/2388 sayılı ilamında yüklenicinin bir eser meydana getirmesini ani edim olarak, yüklenicinin eser meydana getirme aşamasındaki faaliyetini ise ifaya hazırlık çalışması olarak değerlendirmiştir. Ancak Yargıtay 6. HD., E. 2023/98 K. 2023/2315 sayılı kararında arsa sahibinin haksız feshi ile sonlanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin edimini sürekli edim olarak değerlendirmiş ve yüklenicinin hiç başlamadığı inşaatta kararlaştırılan daireleri teslim alamamasından kaynaklı zararını müspet zarar içerisinde yer alan kar kaybı olduğuna hükmetmiştir.

b. SÜREKLİ EDİMLİ SÖZLEŞME: Sürekli edim ise ifa yükümlülüğünün sürekli bir davranışla yerine getirilmesidir. Örnek olarak kira sözleşmeleri, fikri sınai haklar kapmasına giren sözleşmeler, bayilik sözleşmeleri, iş sözleşmeleri, simsarlık sözleşmeleri gösterilebilir.

i. Yargıtay 3. HD., E. 2024/1631 K. 2024/2029 sayılı kararda simsarın; karşı tarafın kusurlu olarak sözleşmesi feshetmesi halinde taşınmazın satışından dolayı elde edilecek karın net olarak belirlenmesi ve simsara ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.

ii. Yargıtay 11. HD., E. 2023/3403 K. 2024/1588 T sayılı kararında davacı taraf, bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek mahrum kaldığı kar kaybının tahsilini istemiş, davalı ise davacıyla aralarında bayilik ilişkisi bulunmadığını, davacının herhangi bir kar kaybının da mevcut olmadığını savunmuş. Daire; sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğinin anlaşılması halinde mahrum kalınan karın tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

iii. Yargıtay 3. HD., E. 2023/1542 K. 2024/806 sayılı ilamında Yapı denetim firmasının inşaat yapımı boyunca inşaatı denetlemesi için yaptığı sözleşmeyi sürekli edimli sözleşme olarak değerlendirilmiştir.

7. Bir sözleşmede bir tarafın edimi ani edim, bir tarafın edimi sürekli edim olabilir. Yukarıdaki arsa sahibinin taşınmazı teslim etmemesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Veya sözleşmenin başında iki tarafın edimi ani, sonrasında sürekli edim olabilir. Atipik sözleşmelerde çokça bu örneklere rastlıyoruz. (Yargıtay 6 HD’nin 2025/608 Esas. 2025/3354 Karar Sayılı ilamı, Yargıtay 3. HD., E. 2025/269 Esas. 2025/4624 Karar, Yargıtay 3. HD., 2025/1231 Esas, 2025/4107 Karar)

8. Özetle; sözleşmeye son verirken veya dava hazırlığı içerisinde iken öncelikle sözleşmede karşı tarafın yerine getirmediği ifanın ani edimli mi sürekli edimli mi olduğunu tespiti önemlidir.

9. Dönme ile fesih arasındaki üçüncü fark tazminat türleridir.

a. Dönme halinde alacaklının cebinden çıkan para istenmektedir. Bu paranın illa karşı tarafın malvarlığına girmesine gerek yoktur. Buna menfi zarar denilmektedir. Menfi zararın altında fiili zarar ve kaçırılan fırsat olarak iki zarar türü mevcuttur.

i. Fiili Zarar: Sözleşmenin kurulması için ödenen noter harçları, vergiler, seyahat masrafları, danışılan avukata veya sözleşmenin kuruluşuna bir komisyoncunun aracılık etmiş ise ona ödenen ücret gösterilebilir. Alacaklının vadeli hesabındaki parasını vadesinden önce çekerek bankanın vereceği faiz gelirinden yoksun kalması veya arsa sahibinin eser sözleşmesine güvenerek kira geliri elde ettiği taşınmazın yüklenici tarafından yıkılmasına razı olması sebebiyle kira alacağını kaybetmesi durumları da örnek olarak gösterilebilir. Bunun yanında alacaklı edimini ifa etmiş ise yapılan ifa da fiili zarardır.

Kaçırılan Fırsat: Uygulamada en çok hata yapılan ve müspet zarar içerisinde yer alan kar kaybıyla karıştırılan zarar türü kaçırılan fırsattır. Kar kaybı müspet zarar içerisindedir. Menfi zararın içerisinde kastedilen kaçırılan fırsattır. (Yargıtay 6. HD., 2024/2378 E. 2025/2826 K, 2024/1099 E, 2025/1542 K)

ÖRNEK: Ahmet aracını 150.000 TL’ye Kemal’e satmaya karar vermiş ve taraflar şifahi olarak anlaşmıştır. Bu anlaşmaya güvenen Ahmet, Cemal’in 140.000 TL’lik teklifini geri çevirmiştir. Kemal aracı almaktan vazgeçtiği için Ahmet aracını bu kez Fevzi’ye 120.000 TL’ye satmıştır. Bu olayda Ahmet’in menfi zarar çerçevesinde isteyebileceği kâr mahrumiyeti, kaçırılan sözleşme teklifi ile fiilen karşı karşıya kalınan sözleşme arasındaki (140.000 TL – 120.000 TL) fark olan 20.000 TL’dir. Ancak müspet zararı 30.000 TL (150.000 TL – 120.000 TL)’dir. Fesihte istenecek zarar ise müspet zarardır.

b. Fesihte alacaklının malvarlığında bir değişiklik yoktur. Sadece ileride malvarlığına eklenecek olan kardan mahrum kalmıştır. Bu kar zararına müspet zarar denilmektedir. Yargıtay 3 HD’nin 2017/4750 E, 2018/10575 K sayılı ilamında davalı oto yıkama yerinin sahibi kiraya verenin haksız feshinden dolayı davacı kiracıya iş yerinden elde edeceği kar kaybının müspet zarar içerisinde ödenmesine hükmetmiştir.

Kural olarak menfi ve müspet zarar aynı uyuşmazlık içerisinde istenemese de aksini taraflar sözleşmede kararlaştırabilir. Buna yasal bir engel bulunmamaktadır.

Sonuç olarak bir sözleşme ilişkisini kurarken, sonlandırırken, ihtarname gönderirken veya dava açarken göndereceğimiz ihtarda sözleşmenin ani edimli mi sürekli edimli mi olduğu iyi tespit edilmelidir. Eğer tespitte tereddütte düşülecek veya başta sağlıklı değerlendirme yapmak mümkün değil ise “sözleşmeyi sonlandırıyorum” şeklinde muğlak ifadeler kullanmakta fayda vardır. Ancak zararı tasnif ederken de müspet/menfi zarar ve/veya kaçırılan fırsat/kar mahrumiyeti gibi kelimeler yerine zarar miktarını yazmanın sağlıklı olacağı kanaatindeyim.

Av. Neslihan ÇAKIR KAŞIKÇI