Yazımızın konusunu; sanığın mahkemede etkin pişmanlığı sonrası açılan yeni soruşturma dosyasının akıbeti beklenmeden, mahkemenin etkin pişmanlık hükümleri uygulamaksızın hüküm kurmasının hukuka uygun olup olmadığı oluşturmaktadır.

Uygulamada mahkemelerin; etkin pişmanlıkta bulunan sanığın verdiği bilgiler uyarınca açılan soruşturmaların uzaması durumunda, dosyanın akıbetini beklemeyip etkin pişmanlık uygulamaksızın hüküm kurduklarına, sanığın verdiği bilgilerin doğru olduğunun anlaşılması ve bu sırada mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi durumunda ise konunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.311/1-e uyarınca yargılamanın yenilenmesi kapsamında ele alınacağı yönünde görüş belirttiklerine rastlanmakta, bu konuda Yargıtay uygulamasının da müstakar olmamakla birlikte kararların ilk derece mahkemelerine benzer olduğu görülmektedir.

Buna göre; Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 08.04.2025 tarihli, 2024/4175 E. ve 2025/2651 K. sayılı kararında, “Sanığın alınan savunmasında, uyuşturucu madde aldığı şahsın (…) adlı şahıs olduğunu beyan ettiği ve (…) hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (…) soruşturma numaralı dosyasında soruşturma yürütüldüğü anlaşılmış olup, (…) hakkında yürütülen soruşturma sonucuna göre her zaman yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurularak, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesinin mümkün olduğu” değerlendirilerek, sanık müdafiinin temyiz istemi esastan reddedilmiş ve mahkumiyet hükmü onanmıştır.

Yine 8. Ceza Dairesinin 06.05.2024 tarihli, 2024/3213 E. ve 2024/3837 K. sayılı kararına göre; “Sanık (…)’ın savunmasında belirttiği M.K., (…) adlı şahıslar ile ilgili olarak mahkemenin yaptığı suç ihbarı üzerine, anılan şahıslar hakkında bu suçtan kamu davası açılması halinde kovuşturma sonuçlarına göre sanık lehine her zaman yargılamanın yenilenmesi yolu ile etkin pişmanlık hükmünün uygulanması mümkün olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır”.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi de daha önce; yukarıda yer verdiğimiz 8. Ceza Dairesi kararları ile aynı doğrultuda düşünmüş, son kararlarında bu görüşünden vazgeçerek, etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki açısından dosyaların birleştirilmesini veya dosyanın ana dosyaya getirtilmesini aramış, ancak görüş değiştirdiği dönemde de, etkin pişmanlık uygulanmamasını bozma nedeni yapmadığı kararlar vermiştir. Dolayısıyla Yargıtay 10. Ceza Dairesi kararlarının konu ile ilgili müstakar ve yeknesak olmadığını belirtmek gerekir. Buna göre;

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 15.09.2020 tarihli, 2020/2804 E. ve 2020/3513 K. sayılı eski kararında; “Sanığın savunmasında isimlerini verdiği (…) ve (…) ile sanık müdafiinin 10/04/2019 havale tarihli dilekçesinde isimlerini ayrıca verdiği (…) ve (…) hakkında mahkemesince suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın halihazırda derdest olduğu, adı geçen şahıslar hakkında dava açılıp mahkum olmaları halinde, sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192/3. maddesi hükümlerinin uygulanması yönünden yargılamanın yenilenmesinin imkan dahilinde olması ve dosya içeriği dikkate alınarak tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir”.

27.09.2022 tarihli, 2022/3654 E. ve 2022/9632 K. sayılı kararında da; “Sanık (…)’ın savunmasında belirttiği (…) adlı kişi ile ilgili olarak mahkemenin yaptığı işlemler de dikkate alınarak, anılan şahıs hakkında bu suçtan kamu davası açılması halinde kovuşturma sonuçlarına göre sanık lehine her zaman yargılamanın yenilenmesi yolu ile etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasının mümkün olduğu değerlendirilmekle, bu aşamada etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki sanık hakkındaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir".

Buna karşılık Yargıtay 10. Ceza Dairesi; 18.05.2023 tarihli, 2023/3053 E. ve 2023/4534 K. sayılı kararında; “Sanığın adını verdiği (…) adlı kişi hakkında yürütülen soruşturmanın sonucu araştırılıp dava açılması ve sorgusunun yapılması halinde birleştirilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 192’nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışıl(ma)ması” hususunu hukuka aykırı görerek,

02.04.2024 tarihli, 2022/5272 E., 2024/17368 K. sayılı kararında da, “Dosya kapsamına göre; sanık (…)’in suça konu uyuşturucu maddeyi aldığını belirttiği ‘(…) Mahallesi’ olarak bilinen yerdeki ‘(…)’ isimli kişi hakkında, herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığının ve açılmış ise sonucunun araştırılması, dava açılmış ve derdest ise bu dava ile birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dava dosyasının bu dosya içine konulması, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek, 5237 sayılı Kanunun 192’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda, sanığın hukuki durumunun saptanması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması(nı)”,

Bozma nedeni saymıştır.

Ancak 10. Ceza Dairesi; sanık lehine verdiği bu kararlardan sonra 27.11.2024 tarihli, 2024/7602 E. ve 2024/25377 K. sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanığın temyiz süresinden sonra sunduğu dilekçesinde uyuşturucu madde satıcısı olarak belirttiği şahıslar hakkında kamu davası açılması halinde kovuşturma sonuçlarına göre sanık lehine her zaman yargılamanın yenilenmesi yolu ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebeplerini yerinde görmemiştir.

Yine 10. Ceza Dairesi; sanık lehine kararlar verdiği dönemde de, 25.01.2024 tarihli, 2023/21049 E. ve 2024/834 K. sayılı ilamıyla, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının yargılamanın yenilenmesi yoluyla değerlendirilebileceğini belirtilerek, kurulan hükmü hukuka uygun görmüş ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak etmemiştir.

Son olarak Daire; 29.09.2025 tarihli, 2025/2762 E. ve 2025/8959 K. sayılı kararında, asıl dosyadan tefrik edilen sanıklar hakkında yargılamanın neticesine göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yargılamanın yenilenmesi yoluyla değerlendirilmesini mümkün görmüş, 06.10.2025 tarihli, 2025/3145 E. ve 2025/9372 K. sayılı kararında da benzer yönde kanaate varmıştır.

Özetle; 10. Ceza Dairesi kararlarını, zaman içerisinde görüş değiştirme değil, istikrara kavuşmamış, kendi içinde çelişkili görüşler olarak değerlendirmek isabetli olacaktır. Hatta sayın 10. Ceza Dairesinin genel değerlendirmesinin de tıpkı 8. Ceza Dairesi gibi sanık aleyhine olduğu, ancak yeni bir durum olduğunda CMK m.311/1-e uyarınca yargılamanın yenilenmesi ile sanık lehine sorunun giderilebileceğinin kabul edildiği, ancak bazı kararlarında, ilgili soruşturmanın araştırılması ve etkin pişmanlık dosyasının da değerlendirmeye alınması gerektiğine yönelik sonuca vardığı görülmektedir.

Kanaatimiz ise sayın dairelerin baskın görüşünden farklı olup; davanın neticesini ve sanığın cezasını doğrudan etkileyebilecek bir indirim nedeninin, ilk bakışta tatbik edilmeyip, olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesine bırakılması isabetli değildir.

Bu yorumu; mahkemenin tanık dinleme taleplerini reddedip, “Bu konuda gelişme olduğunda veya tanık gelip yargı makamlarına başvurduğunda yargılamanın yenilenmesi nedeni olur.” düşüncesiyle eş değer bulmakta, dosya kesinleştikten sonra ortaya çıkan bir gelişmenin mahkemeye yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak sunulduğu durumda da, ilk derece mahkemesi kararında her ne kadar yargılamanın yenilenmesi müessesesine atıf yapsa da, bu talepleri reddedebileceğini, kaldı ki kararı veren heyet ile yargılamanın yenilenmesi başvurusu yapılan heyetin de süreçte değişebildiğini, etkin pişmanlık müessesesinin ilk aşamada, yani dosyanın kovuşturma aşamasında değerlendirilmesinin ve bu değerlendirmenin sanık lehine yapılmasının gerektiğini ifade etmek isteriz. Bu nedenle, TCK m.192/3 kapsamında sanık lehine yapılacak değerlendirmenin geciktirilmeden kovuşturma aşamasında değerlendirilmesi ve yasal şartların varlığı halinde uygulanması isabetli olacaktır.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Ertekin Aksüt

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)