2025 yılı Reklam Kurulu kararları, dijital abonelik ekonomisinde şeffaflık eşiğinin ciddi biçimde yükseldiğini gösteriyor: Ücretsiz deneme kurguları, taahhüt anlatımı ve arayüz tasarımları artık doğrudan hukuki denetim altında.

2025 yılına ait Reklam Kurulu kararlarına baktığımızda tablo gerçekten dikkat çekici. Toplam 1.634 dosya karara bağlanmış ve bunların yaklaşık %90’ında ihlal tespiti yapılmış. Yani Kurul’un önüne gelen her 10 dosyanın 9’unda mevzuata aykırılık var. “Aykırı değil” denilen dosya sayısı sadece 157. Bu oran, denetimin artık istisnai değil, sistematik bir uygulamaya dönüştüğünü gösteriyor.

Bir diğer çarpıcı veri ise para cezaları. 2025 boyunca uygulanan toplam idari para cezası 243 milyon TL’yi aşıyor. Yaklaşık her dört karardan birinde doğrudan para cezası var. Bu da şunu söylüyor: Reklam hukuku artık “uyarı alırız, düzeltiriz” alanı değil. Özellikle dijital kampanyalar ve abonelik sistemlerinde yapılan her tasarım tercihi, doğrudan finansal bir riske dönüşmüş durumda.

Bu kadar yüksek ihlal oranının tesadüf olmadığını da görmek gerekiyor. 2025 kararlarına biraz yakından bakınca, Kurul’un özellikle dijital abonelik sistemlerine, “ücretsiz deneme” kurgularına ve taahhüt anlatımına yoğunlaştığını görüyoruz. Artık mesele yalnızca reklam metninde geçen bir kelime değil; kampanyanın nasıl tasarlandığı, hangi bilginin öne çıkarıldığı, hangi bilginin geri planda bırakıldığı da denetim konusu.

Özellikle “₺0 dene”, “2 ay ücretsiz”, “taahhütsüz internet” gibi ifadeler, Kurul kararlarında en sık karşılaşılan başlıklar arasında. Tüketicinin ilk bakışta algıladığı mesaj ile sözleşme veya abonelik akışının gerçek sonucu arasında bir fark varsa, bu doğrudan aldatıcı ticari uygulama olarak değerlendiriliyor. Başka bir ifadeyle, 2025 yılı bize şunu gösterdi: Pazarlama dili ile hukuki gerçeklik arasındaki mesafe ne kadar açılırsa, yaptırım riski de o kadar büyüyor.

Ve bu noktada yılın en dikkat çeken kavramı karşımıza çıkıyor: dark pattern, yani karanlık ticari tasarım. Artık mesele sadece “yanlış bilgi” vermek değil; tüketiciyi belirli bir tercihe yönlendirecek şekilde tasarlanmış arayüz akışları da denetim altında.

2025’in En Riskli Alanı: Ücretsiz Deneme ve Abonelik Tasarımları

2025 kararlarına baktığımızda en çok karşılaştığımız ifade şu: “ücretsiz deneme”. İlk bakışta masum bir pazarlama dili gibi görünüyor. Ancak Kurul’un yaklaşımı oldukça net: Eğer “ücretsiz” ifadesi tüketicide risk olmadığı algısını yaratıyorsa, arka plandaki otomatik yenileme, kart bilgisi zorunluluğu ya da iptal sürecinin zorluğu açık ve anlaşılır biçimde gösterilmek zorunda.

Sorun genellikle burada çıkıyor. Reklamda büyük puntolarla “₺0 dene” yazarken, otomatik ücretlendirme bilgisi küçük punto, dipnot ya da ikinci ekranda kalıyorsa; Kurul bunu artık klasik anlamda “aldatıcı reklam” değil, tüketicinin ekonomik davranışını bozabilecek bir ticari tasarım olarak görüyor.

Özellikle dijital platformlar, içerik servisleri ve telekom şirketlerinde şu kalıp sık tekrar ediyor: ücretsiz deneme başlatılıyor, kart bilgisi alınıyor, süre sonunda otomatik ücret yansıyor, iptal süreci net değil ya da görünür değil. Bu yapı 2025’te ciddi bir yaptırım alanına dönüştü.

Dark Pattern Nedir ve Neden Artık Ceza Sebebi?

“Dark pattern” kavramı aslında teknoloji dünyasından geliyor. Kullanıcıyı belirli bir seçeneğe yönlendirmek için bilinçli olarak tasarlanmış arayüz kurguları anlamına geliyor.

Örneğin: ücretli paket seçeneğinin önceden işaretli olması, iptal butonunun zor bulunması, “Devam et” butonunun büyük, “vazgeç” seçeneğinin silik olması, ücretsiz deneme başlatılırken ücretli aboneliğe otomatik geçiş bilgisinin arka planda kalması.

Reklam Kurulu 2025 kararlarında bu tasarımları artık doğrudan haksız ticari uygulama kapsamında değerlendirmeye başladı. Bu yaklaşım, kullanıcı deneyimi tasarımının da tüketici hukukunun denetim alanına girdiğini açıkça ortaya koyuyor. Yani mesele sadece reklam metni değil; kullanıcı deneyimi akışı da hukuki denetim altında.

Bu çok önemli bir eşik. Çünkü artık pazarlama departmanının verdiği bir tasarım kararı, şirket için milyonlarca liralık idari para cezası riski doğurabiliyor.

Taahhütsüz İnternet Reklamlarında Şeffaflık Sorunu

2025 kararlarında dikkat çeken bir diğer başlık da “taahhütsüz” internet kampanyaları oldu. Özellikle iletişim ve internet servis sağlayıcıları açısından bu alan ciddi bir denetim başlığına dönüştü.

“Taahhütsüz”, “aylık X TL”, “2 ay ücretsiz” gibi ifadeler tüketicide net ve basit bir beklenti oluşturuyor. Ancak kampanya detayına inildiğinde hız seçeneklerine göre değişen fiyatlar, belirli bir süre sonrası artan ücretler ya da kampanya şartlarına bağlı ek yükümlülükler ortaya çıkabiliyor. İşte sorun tam burada başlıyor.

Kurul’un yaklaşımı oldukça net: Eğer reklamın ilk bakışta verdiği mesaj ile sözleşmenin gerçek ekonomik sonucu arasında bir fark varsa ve bu fark tüketicinin kararını etkileyebilecek nitelikteyse, bu durum aldatıcı kabul ediliyor. Başka bir ifadeyle artık “detayları sözleşmede var” savunması yeterli görülmüyor. İlk temas noktasındaki mesajın açık, net ve bütüncül olması bekleniyor.

Bu yaklaşım özellikle dijital reklamcılık açısından önemli. Çünkü online mecrada ilk ekran, ilk başlık ve ilk fiyat algısı tüketicinin kararını belirliyor. Kurul da denetimi tam olarak bu noktaya yoğunlaştırmış durumda.

Şirketler İçin 6 Maddelik Risk Kontrol Listesi

2025 kararlarına bakıldığında şirketlerin kendilerine sorması gereken sorular aslında çok net:

1. Reklamda kullandığımız ana vaat (ücretsiz, taahhütsüz, sınırsız, X TL) gerçekten net mi?

2. Esaslı koşullar ilk bakışta görünüyor mu, yoksa dipnotta mı?

3. Ücretsiz deneme sonunda otomatik ücretlendirme açıkça belirtiliyor mu?

4. İptal süreci kolay ve görünür mü?

5. Fiyat değişken ise bu değişkenlik şeffaf mı?

6. Çağrı merkezi satışlarında kayıt ve ispat mekanizması güçlü mü?

Bu soruların her biri 2025 kararlarında karşımıza çıkan tipik ihlal kalıplarını oluşturuyor. Artık mesele sadece reklamın içeriği değil; kampanya kurgusu, arayüz tasarımı ve bilgilendirme biçimi de hukuki risk alanı. Özellikle dijital abonelik ekonomisinde “tasarım tercihi” ile “hukuki sorumluluk” arasındaki çizgi oldukça incelmiş durumda.

Sonuç: Pazarlama mı, Hukuk mu? Artık İkisi Birlikte

2025 yılı Reklam Kurulu kararları aslında çok net bir şey söylüyor: Dijital dünyada “küçük bir tasarım tercihi” diye bir şey kalmadı. Bir butonun rengi, bir bilginin dipnota atılması, “ücretsiz” kelimesinin nasıl konumlandırıldığı artık sadece pazarlama meselesi değil.

%90’ı aşan ihlal oranı tesadüf değil. Bu oran bize şunu gösteriyor: Kurul artık daha detaylı bakıyor, daha az tolere ediyor ve özellikle dijital abonelik sistemlerinde tüketicinin ilk algısını esas alıyor. Tüketici ilk ekranda ne anladıysa, hukuki değerlendirme de büyük ölçüde oradan başlıyor.

243 milyon TL’yi aşan toplam para cezası da sembolik bir veri değil. Bu rakam, reklam hukukunun artık “risk düşük, düzeltir geçeriz” alanından çıktığını gösteriyor. Özellikle iletişim, dijital platform ve abonelik temelli iş modellerinde faaliyet gösteren şirketler için bu tablo ciddi bir uyarı niteliğinde.

Artık şu gerçek kabul edilmeli: Pazarlama departmanı ayrı, hukuk departmanı ayrı çalışarak ilerlemek mümkün değil. Kampanya kurgusu daha tasarım aşamasındayken hukuki gözle değerlendirilmek zorunda. Çünkü 2025 kararları gösteriyor ki; iyi tasarlanmış bir reklam dili yetmiyor, hukuken güvenli tasarım gerekiyor.

Reklam Kurulu’nun 2025 karnesi bize basit ama önemli bir mesaj veriyor: Şeffaf olun, açık olun ve tüketicinin ilk algısını ciddiye alın.

Aksi halde dijital hız, idari yaptırım hızına yetişemeyebilir.