Dijitalleşen dünyada içerik üretimi her zamankinden daha hızlı ve yaygın hale geldi. E-kitaplar, çevrimiçi kurslar, video içerikler, yazılı materyaller ve tasarımlar artık milyonlarca kişi tarafından erişilebiliyor. Ancak bu kolay erişim, eser sahipleri için ciddi bir risk de oluşturuyor: İzinsiz kopyalama, çoğaltma ve ticari amaçlı kullanım. Bu yazıda, dijital içerik üreticilerinin karşılaştığı bu sorunları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Haksız Rekabet Kanunu çerçevesinde ele alacağız. Ayrıca, eser sahiplerinin hem maddi hem manevi tazminat talep etme yollarını ve hukuki stratejilerini pratik bir şekilde aktaracağız.
1.Dijital İçerik Üreticilerini Bekleyen Riskler
Dijital içerik üreticileri, eserlerini paylaşırken çoğu zaman fark etmeden çeşitli risklerle karşı karşıya kalıyor. Üreticinin emeği, izinsiz kopyalanabilir başka kişiler tarafından ticari amaçla kullanılabilir veya marka ve isim hakları ihlal edilebilir. Bu tür ihlaller sadece maddi kayıplara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda üreticinin emeğine ve itibarına zarar verir. Örneğin bir dijital ders, video ya da e-kitap, izinsiz çoğaltıldığında hem gelir kaybına hem de hak sahibinin marka değerinin zedelenmesine sebep olur. Hukuki olarak, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) eser sahibinin mali ve manevi haklarını korur. Böylece içerik üreticileri hem maddi tazminat hem de manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Günümüzde dijital ortamda içerik üretmek büyük fırsatlar sunarken, aynı zamanda doğru hukuki önlemleri almak da hayati önem taşıyor. Bu riskleri özetlemek gerekirse:
1. İzinsiz çoğaltma ve dağıtım: Üretilen içerik, sahibinin izni olmadan kopyalanabilir ve başka platformlarda paylaşılabilir.
2. Ticari amaçlı kullanım: Üretilen eser, izinsiz şekilde satılabilir veya gelir elde etmek için kullanılabilir.
3. Marka İhlali: İçerikte üreticinin adı, markası veya logosu varsa, bunlar silinerek, değiştirilerek veya aynı şekilde kullanılabilir.
4. Dijital sistemden izinsiz veri çıkarımı: Özel eğitim sistemleri, platformlar veya dijital materyaller ekran görüntüsü veya dosya aktarımı ile izinsiz şekilde üçüncü kişiler tarafından kullanılabilir.
2.Maddi Tazminat
2.1.Seçim Hakkı: Hangisini Talep Etmelisiniz?
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) uyarınca dijital içerik üreticileri, izinsiz kullanımlar karşısında maddi tazminat talep edebilir. Ancak burada önemli bir nokta var: Kanun, maddi tazminatın hesaplanması için üç farklı yöntem öngörür ve dava açarken hangisi ile talepte bulunacağınızı siz seçersiniz. Mahkeme hepsini birden vermez; seçiminiz doğrultusunda tazminat miktarı hesaplanır.
Seçebileceğiniz yöntemler şunlardır:
A. Sınai mülkiyet hakkına yönelik ihlal bulunmasaydı, hak sahibinin piyasada elde etmesi beklenen muhtemel kazanç, maddi tazminatın hesaplanmasında esas alınabilir.
B. İhlali gerçekleştiren kişinin, sınai mülkiyet hakkını izinsiz kullanması sonucunda fiilen elde ettiği net gelir, tazminat hesabında dikkate alınabilecek bir diğer ölçüttür.
C. Sınai mülkiyet hakkının, hukuka uygun şekilde bir lisans sözleşmesi kapsamında kullanılması hâlinde ödenmesi gereken bedel ise maddi tazminatın belirlenmesinde alternatif bir yöntem olarak kabul edilmektedir.
Dava açarken hangi yöntemin seçileceği, kanıtların gücüne ve eldeki verilere bağlıdır. Karşı tarafın kazancı net belli ise “elde edilen karın iadesi”, üretim maliyeti ve kayıplar daha belgelenebilir ise “uğranılan zarar”, lisans bedeli sabitse “emsal lisans bedeli” yöntemi tercih edilebilir. Bu seçim, içerik üreticisinin haklarını koruma ve tazminatı en etkili şekilde alma açısından kritik bir adımdır.
3. Manevi Tazminat
Manevi tazminat, marka hakkı sahibinin uğradığı ihlal nedeniyle yaşadığı manevi ıstırabı bir ölçüde gidermek ve uğradığı ruhsal zararı telafi etmek amacını taşır. Dijital içerik üreticileri için bu oldukça önemlidir çünkü izinsiz kullanım sadece gelir kaybına değil emeğinin değerine zarar verir. Manevi tazminat talebinde bulunabilmek için öncelikle, izinsiz kullanım veya çoğaltma gibi haksız fiillerin eser sahibinin kişilik haklarını veya emeğini ihlal etmesi gerekmektedir. Ayrıca, tazminat talebinin kabul edilebilmesi için, haksız fiil ile bu manevi zararlar arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisinin bulunması, yani nedensellik bağının gösterilmesi zorunludur.
4.İtibar Tazminatı
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, marka hakkına tecavüz hâllerinde hak sahibine maddi tazminat, manevi tazminat ve bunlardan ayrı olarak itibar tazminatı talep etme imkânı tanımaktadır.
İtibar tazminatı, marka hakkına yönelik tecavüz sonucu markanın ticari itibarı, ayırt edici gücü ve piyasa güvenilirliğinin zedelenmesi nedeniyle doğan zararın giderilmesini amaçlar. Örneğin, tanınmış bir markanın izinsiz ve düşük kaliteli ürünlerde kullanılması hâlinde, marka sahibinin somut bir satış kaybını ispat edememesi mümkündür. Buna rağmen, söz konusu kullanım markanın kalite algısını zedeleyerek tüketiciler nezdindeki güvenilirliğini ve ayırt edici gücünü azaltabilir. İşte bu tür durumlarda ortaya çıkan zarar ne klasik anlamda maddi zarar ne de manevi zarar kapsamında değerlendirilmekte; markanın ticari itibarında meydana gelen bu objektif değer kaybı itibar tazminatı yoluyla giderilmektedir.
Bu kapsamda, fikri ve sınai haklara yönelik ihlallerin yalnızca bireysel menfaatleri değil aynı zamanda serbest rekabet düzenini ve hukuki güvenliği de zedelediği açıktır. Hak sahiplerinin, mevzuatın kendilerine tanıdığı tazminat ve koruma mekanizmalarını etkin şekilde kullanmaları emeğin korunması kadar hukukun caydırıcı işlevinin yerine getirilmesi açısından da önem arz etmektedir. Dijitalleşmenin etkisiyle ihlallerin tespiti ve yayılma hızı artmışken hukuki başvuru yollarının doğru şekilde işletilmesi hem zararların giderilmesini hem de gelecekte ortaya çıkabilecek benzer uyuşmazlıkların önlenmesini sağlayacaktır. Bu nedenle, her somut olayın kendi özellikleri dikkate alınarak belirlenecek hukuki strateji hak ihlallerine karşı etkili ve sürdürülebilir bir koruma sağlamanın temelini oluşturmaktadır.
Av. Ceren TÜRKİŞ





