Sermaye şirketlerinde tüzel kişilik perdesi, kamu alacaklarının tahsili söz konusu olduğunda oldukça geçirgen bir yapıya sahiptir. Özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88/20. maddesi, şirketlerin prim borçlarından dolayı yönetim kurulu üyelerini, üst düzey yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmaktadır. Ancak uygulamada Sosyal Güvenlik Kurumu, "üst düzey yönetici" kavramını ticaret sicilinde "müdür" sıfatı bulunan her bir gerçek kişiyi kapsayacak şekilde hatalı ve genişletici bir yoruma tabi tutmaktadır.
Bu durum, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 371. maddesinde düzenlenen "temsil yetkisinin sınırlandırılması" müessesesini ve sorumluluğun şahsiliği ilkesini adeta işlevsiz kılmaktadır. Oysa kanunun lafzı ve ruhu; prim borçlarının ödenmemesinden doğan sorumluluğu, şirketin mali politikasını belirleyen ve mali konularda yetkiye sahip kişilere yüklemiştir. Bu yazıda; temsil yetkisi sadece bir şube veya belirli bir alanla sınırlandırılmış olan şube müdürlerinin, şirketin genel prim borçlarından sorumlu tutulmasının hukuki imkansızlığı, TTK m. 371 hükümleri ve güncel içtihatlar ışığında analiz edilecektir.
1- 6102 sayili Türk Ticaret Kanunun 371/1. maddesinde; "Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabileceği ve bunun için şirket unvanını kullanabileceği", 371/3. maddesinde; "Temsil yetkisinin merkez veya bir şube özelinde sınırlandırılabileceği", 371/7. maddesinde ise; "Şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanabileceği" düzenlenmiştir. (Limited Şirket temsilleri de bu maddelere atıflıdır)
Temsile yetkili kişi, (kural olarak) şirket adına her türlü işleri yapabilme ehliyetine haizdir. 5510 sayılı kanunun 88/20. madde hükmünde yer alan sorumlu kişilerde zaten işverenin merkez yönetimindeki kişileri işaret etmektedir. Öyle ki 5510 sayılı kanunun 88/20. maddesi "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur" şeklinde düzenlenmiş olsa da, madde metninde sorumluluğu düzenlenen kişiler şirketin ana yönetiminde yetkili ve görevli olan kişilerdir.
Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2016/7146 E., 2018/4028 K. Sayılı ilamında; "...5510 SAYILI KANUNUN 88/20. MADDE METNİNDE SORUMLULUĞU DÜZENLENEN KİŞİLER ŞİRKETİN ANA YÖNETİMİNDE YETKİLİ VE GÖREVLİ OLAN KİŞİLER OLDUĞU, SÖZ KONUSU MADDEDE İFADE EDİLEN SORUMLULUK ŞARTLARİ ŞUBE MÜDÜRLERİNİ KAPSAMAYACAĞI, ancak borcun şubeye ait olması, şube müdürüne şirketi idare ve temsil yanında genel merkez tarafından harcama yetkisi verilmiş olması halinde şube müdürleri de üst düzeyde yönetici kabul edilerek sorumluluğuna gidilebileceğine" karar verilmiştir.
2- Mevcut bir dosya kapsamında yapılacak iş; davacıya prim ödemeyi de kapsayacak şekilde mali konularda yetki verilip verilmediği, şube veya müdür emrine belli miktarda paranın harcanmak üzere tahsis edilip edilmediği, muhasebe işlemlerinin şirket merkezince mi yürütüldüğü yoksa şubenin ayrı muhasebesinin mi olduğu, müdürün imza yetkisinin olup olmadığı hususları detaylı araştırılarak, şirket merkezi tarafından müdüre mali konularda harcama yetkisi verilip verilmediği ve 5510 sayılı Yasanın 88/20 kapsamında üst düzey yönetici veya yetkilisi ile kanuni temsilci olarak sorumlu olup olmadığı tespit edilmeli, müdürün mali konularda yetkisinin olmadığının tespiti halinde bu durumun müdür yönünden haklı sebep kabul edileceği düşünülmeli ve toplanan deliller doğrultusunda çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan nedenler ışığında, limited şirket müdürüne SGK tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı açılacak iptal davalarında öncelikle;
Şirket müdürünün prim ödemeyi kapsayacak şekilde mali konularda yetkisi,
Şube veya emrine belli miktarda paranın harcanmak üzere tahsisi,
Sermaye ve muhasebe işlemlerinin işveren tarafından merkezden yürütülmesi,
Şirket müdürünün şirket adına imza yetkisinin olup olmadığı hususları irdelenmelidir.
Av. Hüseyin Murat GÖÇER






