T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
54. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2024/289
Karar Numarası: 2025/2257
Karar Tarihi: 02.10.2025
KİRAYA VERENİN KONUT İHTİYACI SEBEBİYLE KİRALANANIN TAHLİYESİ İSTEMİ
İHTİYACIN SAMİMİ VE ZORUNLU OLMASI GEREKTİĞİ
REŞİT BİR KİŞİNİN AYRI MESKENDE OTURMASI YASAL HAKKI OLUP ANNE VEYA BABASI İLE BİRLİKTE OTURMAYA ZORLANAMAYACAĞI
ÖZETİ: Davacının annesiyle birlikte oturuyor olması başlı başına ihtiyacın varlığı için yeterlidir. Davalı, davacıya ait başka taşınmazların olduğunu beyan etmekte ise de bu taşınmazların boş olduğunu iddia ve ispat edememiştir. Bu bakımdan mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. şeklinde olduğu, bu itibarla mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak, ihtiyacın samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile kiralananın başkasına kiraya verilmesi halinde davacıdan Türk Borçlar Kanunu 355. maddesi gereğince tazminat talep edilebileceği hususları dikkate alındığında, davacının mecura ihtiyacı bulunduğunu, ihtiyacının gerçek, samimi, sürekli ve zorunlu olduğunun kabulüyle, davacının istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan ilk derece mahkemesinin dosyadaki bütün belgeler ve dosya hakkındaki düzenlene rapor incelendi, istinaf başvuru dilekçesininde davanın esası istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı.
İstinaf sebepleri: Davacı vekili süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin 61 yaşında yaşlı ve hasta olduğu, babası ile birlikte ikamet ettiği evin küçük oluğu, söz konusu taşınmaz dışında başka bir taşınmazının bulunmaması ve yaşlılıktan ve hastalıklardan ötürü iletişimin çekilemez olması, müvekkil ile babasının anlaşamaması, sesleri komşuları rahatsız edecek derecede tartışmalar yaşayıp kavga etmesi, bu sebepten birlikte yaşamanın mümkün olmaması nedeniyle ayrı yaşamak istemesinden ve Yargıtay’ın da desteklediği görüşe göre ergin/yetişkin çocuklar aileleri ile birlikte ikamete zorlanamayacağından dolayı konutu kullanım zorunluluğu doğduğu, tanık dinletmekten vazgeçmenin ihtiyacın samimi, gerçek ve zorunlu olmadığı anlamına gelmeyeceği, kararın da gerekçesiz yazıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yargılama konusu olayda: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında "F. Mah. Ü. Sk. K. Sitesi No:... Ataşehir/İstanbul" adresinde mukim, davaya konu taşınmazın konut olarak kiralanmasına ilişkin 05/09/2016 başlangıç tarihli kira sözleşmesi akdedildiği, davalı kiracının kira bedeli olarak aylık 4.220,00 TL kira ödediği, davacının 61 yaşında olduğu, sürekli babası ile yaşadığı, yaşların ilerlemesinden ötürü asabileşen aile fertlerinin uzun süredir sorunlar yaşadığı, birbirleri ile anlaşamadıkları, ihtiyaç iddiasının ve taşınmazın en geç sözleşme bitim tarihi olan 05/09/2023 tarihinde tahliye edilmesi istenmesine rağmen davalının taşınmazı tahliye etmediği, davanın kabulü ile mecurun tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin herhangi bir ihtar söz konusu olmadığından yenilendiği, ihtarnamelerin tebliğ edilip edilmediğini tebliğ edildiyse sürelerinin yasaya uygun olup olmadığının tespitini talep ettikleri, davanın süresinde açılmadığı, davalının kira borçlarını eksiksiz ve gecikmesiz ifa ettiği, davacının amacının kira bedelini artırmaya yönelik olduğu, kiraya verenin kira bedelinin artırılmasını talep ettikten sonra ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açmış olmasının ihtiyacın samimi olmadığını ortaya koyduğu bildirilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
HMK'nin 355/1. maddesi gereğince istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması, kamu düzenine aykırılığın bulunması halinde de bu aykırılığın resen gözetilmesi gerekir. Kararın incelemesi bu düzenleme çerçevesinde yapılmıştır.
Dava, konut ihtiyacı sebebiyle tahliye davasıdır. Yasal dayanağı TBK’nin 350. maddesidir.
TBK’nin 350. maddesi uyarınca kiraya veren, kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,kira sözleşmesini, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.
Taraflar arasında 05/09/2016 tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekilince dava açma süresinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu ve anlaşamama ile sonuçlandığına dair tutanağın dosyaya ibraz edildiği görülmüştür. Sözleşme konut kirası niteliğinde olup kira süresinin belirtilmesi sebebiyle belirli süreli sözleşmedir. TBK'nin 347. maddesi uyarınca kiracı tarafından kira süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılacak olup belirsiz süreli hale gelmez. Sözleşmede ihbar şartının da bulunmadığı görülmekle, davanın sözleşme süresinin sona ermesinden itibaren 1 ay içinde 19/09/2023 tarihinde süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Konut niteliğindeki bir taşınmaza ilişkin ihtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerekir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni sayılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. İhtiyacın davanın açıldığı tarihte var olması ve yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Davacı tarafın tanık deliline dayandığı, yargılama sırasında davacı vekilince tanık dinletme talebinden feragat etmişse de, davacı ve babasının adres kayıt sistemindeki adreslerinin uyap sisteminden temin edildiği ve her ikisinin de uzun yıllardır aynı adreste ikamet ettiklerinin görüldüğü, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/11/2015 tarihli, 2015/6245 Esas, 2015/9532 Karar sayılı ilamına göre, "Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.10.2015 tarihli 2014/6-224 Esas 2015/2354 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, reşit olan davacının ayrı meskende oturması yasal hakkı olup Anne veya babası ile birlikte oturmaya zorlanamaz. Davacının annesiyle birlikte oturuyor olması başlı başına ihtiyacın varlığı için yeterlidir. Davalı, davacıya ait başka taşınmazların olduğunu beyan etmekte ise de bu taşınmazların boş olduğunu iddia ve ispat edememiştir. Bu bakımdan mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır." şeklinde olduğu, bu itibarla mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak, ihtiyacın samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile kiralananın başkasına kiraya verilmesi halinde davacıdan TBK 355. maddesi gereğince tazminat talep edilebileceği hususları dikkate alındığında, davacının mecura ihtiyacı bulunduğunu, ihtiyacının gerçek, samimi, sürekli ve zorunlu olduğunun kabulüyle, davacının istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; dairemizce duruşma yapılmasına gerek olmadığı, karardaki yanlışlık duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, H.M.K. 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Dairemizce yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının KALDIRILMASINA, dairemizce yeniden hüküm kurularak;
2-A) Davanın KABULÜ ile davalının "Fetih Mah. Ünaydın Sk. Kahyaoğlu Sitesi No:6A/14 Ataşehir/İstanbul" adresinde bulunan mecurdan TAHLİYESİNE,
B) İlk derece yargılaması yönünden yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince alınması gereken 3.459,21 TL nispi karar ve ilam harcının, peşin alınan 864,81 TL'den mahsubu ile bakiye 2.594,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
C) İlk derece yargılaması sırasında davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden , karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 18.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
D) Davacı tarafça ilk derece yargılaması sırasında yapılan 123,60 TL başvurma harcı, 864,81 TL peşin harç, 138,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.127,16 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, harcanmayan gider avansının talep halinde yatırana iadesine,
E) İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun 2023/1071-2023/7302 Arabuluculuk Numaralı dosyası kapsamında sarf edilen 1.920,00 TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine,
4-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı 160,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, harcanmayan gider avansının davacıya iadesine,
5-Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden, tarafların ve vekillerinin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 02/10/2025
legalbank.net





