Anayasa Mahkemesi
Karar Tarihi: 02.12.2020
OLAYIN ÖZETİ
Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş.; M.R.T. A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı’na çalışanları adına katkı payı ödemiş ve bu ödemeyi alınan maaş gibi unsurlara bağlı olarak hesaplamıştır. 2007-2011 yılları arasındaki dönem için M.R.T. A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı’na yapılan ödemeler ile ilgili olarak vergi incelemesi yapılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda ödenen katkı paylarının ücret niteliğinde olduğuna karar verilmiştir. Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. tarafından yapılan katkı payı ödemeleri üzerinden cezalı gelir vergisi ve damga vergisi tahsil edilmiştir.
HUKUKİ UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ DAYANAK
Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ancak Anayasa Mahkemesi (AYM), başvurunun mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. katkı payı üzerinden vergi tahsil edilemeyeceğini, yapılan tahsilatın Anayasa m 35’te korunan mülkiyet hakkına aykırı olduğunu iddia etmiştir.
Anayasa m. 35: Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
Anayasa m. 73’ten verginin kamu giderlerini karşılamak amacıyla tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Bu da verginin kamu yararına olduğu hususunda kuşkuya mahal bırakmayacak niteliktedir. Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. mülkiyet hakkının sınırlandırılmasında, sınırlamanın kanuniliği hususunda sakatlık olduğu iddiasındadır. Başka bir ifadeyle sınırlamanın sınırını belirten Anayasa m. 13’e aykırılık olduğu kanaatindedir. Bu iddiasını da Gelir Vergisi Kanunu (GVK) m. 61 ve 94’te katkı payının ücret olarak görülmediğine (katkı payının ücret unsurlarını taşımadığına) dayandırmaktadır. Benzer bir bireysel başvuruda AYM’nin bu vergilendirmenin kanunla sınırlandırmaya aykırı olduğu gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde verdiği kararı örnek olarak gösterilmiştir.
Anayasa madde 13: Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
ANAYASAL İLKELER
Somut olay çerçevesinde anayasal ilkelerden olan; ölçülülük, kanunilik ve hukuki güvenlik ilkelerini irdelemek gerekir.
1. ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ
Temel hak ve özgürlüklerin ne kadar sınırlandırılabileceğini belirleyen ilkeye ölçülülük ilkesi denir. Daha açık bir ifadeyle “Anayasalar sınırlamanın ölçütlerini ve sınırlamanın sınırını belirleyerek, yasama organına tanınan hak ve özgürlükleri sınırlama yetkisinin anayasal sınırlarını çerçevelendirirler. Hak ve özgürlükleri yasama organına karşı koruyan, yasama organının takdir yetkisini sınırlayan güvencelerden biri de ölçülülük ilkesidir.”[1]. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılıktan meydana gelir. Elverişlilik, eylemin yahut kuralın meşru amaç için uygun olmasıdır.[2] Gereklilik, daha az sınırlama ile aynı meşru amaca ulaşılabiliyorsa daha az sınırlamanın tercih edilmesidir. Orantılılık, menfaatler arasında dengenin sağlanmasıdır. Orantılılıkta amaç, yükümlüyü vergi borcu altında ezmemektir.
Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş.’ye ölçülülüğe aykırı muamelede bulunulmamıştır. Zaten başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. de ölçülülüğe aykırılık iddiasında bulunmamıştır.
2. KANUNİLİK İLKESİ
Kanun, yasama organınca kabul edilen düzenleyici işlemdir. Maddi kanun, kanunun içeriğine yani konusuna ilişkindir. Şekli kanun, yetkili organ tarafından belirlenen usuller çerçevesinde yasa yapımıdır.[3] Verginin kanuniliği ilkesi Anayasa m. 73/3’te vurgulanmıştır.
Anayasa madde 73: Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.
Olayda, başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. Gerçekten de katkı payı, ücret tanımına uymamaktadır.
GVK m. 61: Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. tarafından M.R.T. A.Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı aracılığıyla çalışanlara menfaat sağlandığı aşikardır (Terfi oranında katkı payı ödenmesi, karşılıksız borç verilmesi, ölüm ve emeklilik aylığı bağlanması yahut toplu ödeme gibi menfaatlerin sağlandığı tespit edilmiştir.). Bu veriler ışığında katkı payının ücret olarak yorumlanması olağan gözükmektedir. Başvuru sahibi M.R.T. A.Ş.’nin peçeleme sözleşmesiyle kanunu dolanma gayesinde olduğu açıktır. Peçeleme sözleşmesi, vergi yükümlüsünün özel hukuku olağan kullanım şeklinden farklı olarak vergiden kaçınmak amacıyla kullanmasıdır.[4]
3. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ
“Vergilemede hukuki güvenlik ilkesi; devletin egemenlik yetkisine dayanarak vergilemeye ilişkin hüküm altına aldığı kurallarla ve ilgili kuralların uygulanmasıyla hem mükelleflere hem de kendisine güvenlik sağlamasıdır.”[5]. Hukuki güvenlik; belirlilik, ulaşılabilirlik ve öngörülebilirlik ile mümkün olur. Belirlilik, yasaların anlaşılır ve şeffaf olmasını ifade eder. Anlaşılırlıktan maksat, yükümlünün kendisinin veya bir uzman yardımıyla sorumluluklarını öğrenmesidir. Ulaşılabilirlik, vergi yükümlüsünün vergi idaresine ulaşabilmesidir.[6] Öngörülebilirlik, yasanın getirdiği yükümlülüklerin ve yükümlülükler yerine getirilmediğinde oluşacak hukuki sonuçların bilinmesidir.
Maddi menfaatin vergilendirileceği açıktır. Yasa hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanması da ulaşılabilirliği sağlar. Hükme uyulmamasının yaptırımı da bellidir. Bu sebeple hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri yerine getirilmiş ve hukuki güvenlik sağlanmıştır.
KARAR VE GEREKÇE
Derece mahkemeleri, bir ödemenin ücret sayılabilmesi için adlandırmanın değil gerçek durumun dikkate alınacağını belirtilmiştir. Derece mahkemeleri, başvuru sahibi M.R.T. A.Ş. tarafından ödenen katkı payının hemen çalışanların tasarrufuna bırakılamaması özel hukuk tasarrufu niteliğindeki (tam bir peçeleme sözleşmesi örneği) vakıf senedinden kaynaklandığından bu durumda yapılan ödemenin GVK kapsamında ücret olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği görüşündedir. Derece mahkemeleri, GVK m. 1, 2, 61 ve 94’ü dayanarak göstererek katkı payının vergilendirmesine hükmetmiştir.
AYM, başvuru sahibi M.R.T. A.Ş.’nin yaptığı katkı payı ödemesini GVK’daki ücret tanımına uyduğuna karar vermiştir. AYM, kazuistik tanım yerine ücretin belirli ölçütler çerçevesinde tanımlanmasının uygun olacağını ve bunun belirlilik ilkesine aykırı olmadığını belirtmiştir.
KAYNAKÇA
Gürdal, Temel/Ekeryılmaz, Şebnem: “Vergilemede Hukuki Güvenlik İlkesinin Danıştay Kararları Işığında İncelenmesi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.13, S.2, 2018, s. 205-226.
Metin, Yüksel: “Temel Hakların Sınırlandırılması ve Ölçülülük: Ölçülülük İlkesi Evrensel Bir Anayasal İlke midir?”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.7, S.1, 2017, s. 1-74.
Öncel, Mualla/Çağan, Nami/Kumrulu, Ahmet/Göker, Cenker: Vergi Hukuku, 29. Baskı, Ankara: Turhan, 2020.
Pürsünlerli, Elif/Saraçoğlu, Fatih: “Vergi Yurttaşlığı: Kavram, Unsurları ve Geliştirme Yöntemleri”, C.5, S.1, 2015, s. 39-49.
Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku, 22. Baskı, İstanbul: Beta, 2018.
Uçar, Onur/Yereli, Ahmet Burçin: “Türk Hukuk Sisteminde Ölçülülük İlkesini Konu Edinen Başat Kurallar (Osmanlı’dan Günümüze Tarihsel Bir Değerlendirme)”, Sosyoekonomi, C.27, S.42, 2019, s. 203-226.
------------
[1] Yüksel Metin, “Temel Hakların Sınırlandırılması ve Ölçülülük: Ölçülülük İlkesi Evrensel Bir Anayasal İlke midir?”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.7, S.1, 2017, s. 3
[2] Onur Uçar/Ahmet Burçin Yereli, “Türk Hukuk Sisteminde Ölçülülük İlkesini Konu Edinen Başat Kurallar (Osmanlı’dan Günümüze Tarihsel Bir Değerlendirme)”, Sosyoekonomi, C.27, S.42, 2019, s. 207.
[3] Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, 22. Baskı, İstanbul: Beta, 2018, s. 15.
[4] Mualla Öncel/Nami Çağan/Ahmet Kumrulu/Cenker Göker, Vergi Hukuku, 29. Baskı, Ankara: Turhan, 2020, s. 29.
[5] Temel Gürdal/Şebnem Ekeryılmaz, “Vergilemede Hukuki Güvenlik İlkesinin Danıştay Kararları Işığında İncelenmesi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.13, S.2, 2018, s. 205.
[6] Elif Pürsünlerli/Fatih Saraçoğlu, “Vergi Yurttaşlığı: Kavram, Unsurları ve Geliştirme Yöntemleri”, C.5, S.1, 2015, s. 44.