Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usuli açıdan değişikliğe gidilerek, iki dereceli yargılama sisteminden üç dereceli yargılama sistemine geçilmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başlamasıyla birlikte, İlk Derece Mahkemesi kararlarının kanun yolu denetimi bakımından yeni bir dönem başlamıştır.

Eskiden ilk derece mahkemelerinin kesin olmayan kararları doğrudan Yargıtay tarafından temyiz incelemesine tabi tutulmakta iken; güncel durumda ilk derece mahkemesi kararlarına karşı öncelikle istinaf kanun yoluna başvurulması zorunlu hale gelmiştir. Böylelikle istinaf, İlk Derece Mahkemesi ile Yargıtay arasına yerleştirilen ikinci derece bir denetim mercii olarak hukuk sistemimize dâhil edilmiştir. Dolayısıyla artık temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesi kararıdır.

Üç aşamalı yapının doğal sonucu olarak, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresinde istinaf yoluna başvurulmaması hâlinde karar ilgili taraf bakımından kesinleşmektedir. Kanun yolu sistematiği gereği, istinaf incelemesinden geçmeyen bir hususun temyiz incelemesine konu edilmesi mümkün değildir.

Taraflardan birinin İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemesi hâlinde, kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı sürece karşı taraf lehine usuli müktesep hak oluşacaktır. Bu durumda, yalnızca karşı tarafın yaptığı istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının değiştirilmeden korunması hâlinde, istinaf yoluna başvurmayan tarafın sonradan temyiz yoluna başvurması mümkün değildir.

Gerçekten de, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yalnızca istinaf başvurusunun esastan veya usulden reddine karar verilmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni bir hüküm kurulmamış ise, istinaf etmeyen taraf yönünden temyize konu olabilecek yeni bir karar ortaya çıkmamaktadır. Bu nedenle temyiz hakkı yalnızca istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olacaktır.

Buna karşılık, Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden hüküm kurarsa durum değişecektir. Çünkü artık ortada İlk Derece Mahkemesi kararından bağımsız, yeni ve müstakil bir Bölge Adliye Mahkemesi kararı bulunmaktadır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş olan taraf dahi, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan yeni hükme karşı temyiz yoluna başvurabilecektir.

İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni bir hüküm kurulmadığı durumlarda , temyiz incelemesine konu olabilecek yeni bir hüküm bulunmadığından, davalının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı mevcut değildir. Dolayısıyla yapılan temyiz başvurusunun usulden reddi gerekmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere davalı vekili, İlk Derece Mahkemesi ek kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden, davalının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı Kanun ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar.Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi ek kararını istinaf etmeyen davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 7.Hukuk Dairesi 2025/3763E. 2026/1335K.)

Yukarıda açıklandığı üzere borçlunun, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da “katılma yoluyla" temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar. Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen borçlunun Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi 2025/8774E. 2026/1380K.)

Özetlemek gerekirse üç dereceli yargılama sisteminde temyiz hakkının doğabilmesi için, uyuşmazlığın öncelikle istinaf incelemesinden geçmiş olması zorunludur. İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen taraf, kural olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz edemez. Ancak Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeni bir hüküm tesis etmesi hâlinde, bu yeni karara karşı temyiz yolu tüm taraflar bakımından açılacaktır.