2709 Kanun Numaralı 1982 Tarihli Anayasanın “Kamulaştırma” başlıklı 46.maddesine göre “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir. İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”
Devletin ve kamu tüzel kişilerinin kamu yararının gerektirdiği hallerde kamulaştırma ve idari irtifaklar kurmaya yetkili olduğu Anayasada açıkça belirtilmiştir. Belirtilen maddede gerçek karşılığının peşin ödenmesi şartının bulunduğu hususu yer almaktadır. Kamulaştırma yapılmaksızın el atılma halinde ise kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davaları gündeme gelmektedir. Kamulaştırma yapılmaksızın el atma eylemi aynı zamanda haksız fiili niteliğindedir. Haksız fiil ise bizleri Türk Borçlar Kanununa yönlendirmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesine göre “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” düzenlenmiştir.
Uygulamada kamulaştırmasız el atma farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan en bilineni ve en çok karşımıza çıkan hali genel olarak kamulaştırmasız el atama olarak bilinen fiili el atmadan doğan davalardır. Fiili el atma, kamulaştırma yapmaya yetkili idarelerin kamu yararı için ihtiyaç duydukları gerçek kişilere veya tüzel kişilere ait taşınmazlara herhangi bir kamulaştırma kararı almadan haksız müdahale etmesidir. Kamulaştırma yapmaya yetkili kurumlar kamulaştırma işlemi yapmaksızın, kişinin özel mülkiyetinde bulunan taşınmaz malına el koyup, mal sahibinin mülkiyet hakkına müdahale ederse, taşınmaza kamulaştırmasız el koymuş sayılır. Ayrıca ortada davaya konu yer ile ilgili herhangi bir kamulaştırma işlemi bulunmamalıdır. Taşınmaza ilişkin kamu yararı veya acele el koyma kararı alınmış veya Valilikçe geçici işgaline karar verilmiş ise kamulaştırmasız el atma söz konusu olmaz. Ancak kamulaştırma yapılmış olsa dahi bazı hallerde bu davaya sebebiyet verecek durumlar da ortaya çıkabilmektedir. Kamulaştırma yapılan kısımdan daha fazla alana müdahale etme veya kamulaştırma kararı alınmış olmasına rağmen kamulaştırma işlemlerinin belirli bir sürede bitirilmemesi durumlarında da kamulaştırmasız el atma söz konusu olmaktadır. (TEMEL, 2025,s.538)
Kamulaştırmasız olarak taşınmazına el konulan şahıs, ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el koymanın önlenmesi davası açabileceği gibi bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmazın değerinin tahsili davası da açabilir. Taşınmazın aynına ilişkin bu davanın görülme yeri adliye mahkemeleridir. (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2012/3092 Esas,2012/1080 Karar Sayılı Kararı, TEMEL,s.611)
Kamulaştırmasız el atmayla ilgili idare mahkemelerinin görevli olduğu alan hukuki el atmalardır. Buna göre idarenin verdiği kararlar sonucunda arsa ve arazi düzenlemesi gibi plan ve projelere uygun el atmalardan doğan zararlara ilişkin davalar idare mahkemesinin görevine girer. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2004/15690 Esas, 2004/14187 Karar, 13/12/2004 Tarihli Kararı, ÇAĞLAR KURT, s.74)
Kamulaştırmasız el atma davalarında davacı tarafında taşınmazın tapu kaydında malik olarak görünen kişi ya da kişiler vardır. (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2011/9013 Esas, 2011/13221 Karar, 13/07/2011 Tarihli Kararı, EREN,s.75)
Kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan bedel davasının dinlenebilmesi için, dava konusu taşınmazda davacının tapu ile malik olması gerekir. Davanın görülmesi sırasında davacı taşınmazdaki mülkiyetini kaybettiğinden davadaki aktif husumet ehliyeti sona ermesinden dolayı açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden bu hususlara riayet edilmeden karar tarihinde tapuda malik olmayan davacı lehine davanın kabulüne karar verilmesi, isabetsizdir. (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2005/4061 Esas, 2005/6984 Karar, 16/06/2005 K.T., 23/01/2018 E.T.)
Kamulaştırmasız el atma davalarında mülkiyet hakkı sona ermediği için dava açma hakkı zamanaşımına uğramayacaktır. (ULUSOY,sf.54)
Kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ecri misil talepleri ise beş yıllık zamanaşımına tabidir. Haksız kullanım için ecri misil hakkı talebi Yargıtay kararlarına göre el atmanın üzerinden beş yıl geçmişse, zamanaşımına uğradığı ileri sürüldüğü takdirde reddedilmelidir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2006/12669 Esas, 2007/1179 Karar, 06/02/2007 T., EREN,s.91)
Kamulaştırmasız el atma davaları genel hükümlere tabi olduğu için asıl yargılama usulü olan yazılı yargılama usulüne göre görülür. Dolayısıyla kamulaştırmasız el atma davalarına adli tatilde bakılamaz. Bu davalar için adli tatilde süreler işlemez. Basit yargılama usulüne tabi olduğu kanunla tespit edilemeyen dava türleri yazılı yargılamaya tabi olacaktır. (KURU/ARSLAN/YILMAZ,s.751)
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı yasa ile Kamulaştırma Kanunun Geçici 6.maddesinde yapılan yeni düzenlemede, 6830 sayılı İstimlak Kanunun yürürlükte olduğu 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atmalarda; kamulaştırmasız el atma bedelinin hesaplanması konusunda uzlaşmaya gidilmesi halinde taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri dikkate alınarak Kamulaştırma Kanunu 11. ve 12.maddesi uyarınca hesaplama yapılacağı ,dava açılması halinde ise fiilen el konulan veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değerinin hesaplanacağı düzenlenmiştir. Ancak uzlaşma sağlanamaması halinde dava açılacağından kamulaştırmasız el atma bedeli böyle bir durumda dava tarihindeki taşınmazın değerine göre mahkemece belirlenecektir. (TEMEL, 2025,s.914)
Av. Işıl SAĞER
KAYNAKÇA
Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Atmadan Doğan Davalar,Cemil TEMEL
ÇAĞLAR KURT,s.74
EREN,s.75
ULUSOY,sf.54
KURU/ARSLAN/YILMAZ,s.751
Yargıtay Karar Arama