T.C.
HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU
Genel Sekreterliği
Sayı : E.87742275-010.10-0019-2026-169/22119 11.03.2026
Konu : Duruşma Planlaması ve İcrası
DAĞITIM YERLERİNE
Anayasamızda yer alan yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağına ilişkin kural, hâkimlere ve savcılara tanınmış bir ayrıcalık değil; toplumun adalete olan güveninin korunması için yargı mensuplarına yüklenmiş bir sorumluluğun ifadesidir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı verilen kararların içeriği ile birlikte, hâkimlerin ve savcıların mesleki faaliyetlerinin tamamında ortaya koydukları tutum, davranış ve etik hassasiyetle anlam kazanmaktadır.
6087 sayılı Kanun uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından kabul edilen Türk Yargı Etiği Bildirgesi ile bu bildirgenin uygulanmasına açıklık getirmek ve yargı mensuplarına yol göstermek amacıyla kabul edilen Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi, hâkimlerin ve savcıların görevlerini yerine getirirken uymaları gereken etik ölçütleri açık, sistematik ve bağlayıcı bir çerçeve içinde ortaya koymakta; bu kapsamda özellikle özen ve yetkinliğe dair detaylı açıklamalar yapmaktadır.
Hâkimlik ve savcılık görevinin, yalnızca kanun hükümlerinin uygulanmasına indirgenebilecek teknik bir faaliyet olmadığı; bireylerin yaşamına doğrudan temas eden, toplumun adalet duygusunu besleyen ve bu nedenle yüksek bir kamu hizmeti sorumluluğunu gerektirdiği unutulmamalıdır. Bu görevin; her bir dosyanın, bireysel veya kamusal haklara, beklentilere ve düzene etki ettiği gözetilerek, insan ve toplum odaklı bir sorumluluk bilinciyle yerine getirilmesi gerekmektedir.
Yargı hizmetinin değeri ise, etkin zaman yönetimi çerçevesinde ortaya konulan mesleki özen ve yetkinlik ile ölçülmektedir. Yargısal faaliyetlerin düzenli ve öngörülebilir biçimde yürütülmesi yalnızca idari bir gereklilik değil, adil yargılanma hakkının fiilî güvencelerinden biri olarak görülmektedir. Bu nedenle, yargı mensuplarının her dosyaya iş yükünden, uyuşmazlığın niteliğinden veya dava değerinden bağımsız şekilde aynı titizlik ve duyarlılıkla yaklaşmaları, yargılamayı hedef süreler çerçevesinde sonuçlandırmaya yönelik gerekli organizasyonu sağlamaları, bu doğrultuda dosya yönetimini planlı ve etkin biçimde yürütmeleri ve yargılamanın gereksiz yere uzamasına yol açabilecek uygulamalardan kaçınmaları beklenmektedir.
Yargılama süreçlerinin gereksiz şekilde uzaması, işlemlerin belirsizlik içinde bırakılması veya planlama eksiklikleri, bireyler açısından zaman ve hak kaybına yol açabildiği gibi toplum bakımından adalete erişimin zorlaştığı yönünde bir algı oluşmasına da neden olabilmektedir. Yargısal süreçlerin nasıl yürütüldüğü, ulaşılan sonuç kadar belirleyici kabul edilmektedir.
Bu çerçevede hâkimlerin ve savcıların çalışma zamanlarını kamu hizmetinin gereklerine uygun biçimde kullanmaları, mesai disiplinini korumaları, iş yükünü planlı şekilde yönetmeleri ve yargılamayı kesintisiz sürdürebilecek bir iş düzeni kurmaları büyük önem taşımaktadır.
Duruşma gün ve saatlerinin belirlenmesinde dosyanın kapsamı, taraf sayısı, yapılacak işlemlerin yoğunluğu ve yargılamanın safahatı dikkate alınarak planlama yapılması; hem vatandaşların hak arama süreçlerini belirsizlikten ve gereksiz külfetten uzak biçimde sürdürebilmeleri hem de avukatların mesleki faaliyetlerini sağlıklı ve öngörülebilir bir takvim içinde icra edebilmeleri bakımından, tarafların, vekillerin ve sürece katılan diğer kişilerin zamanının değerini gözeten düzenli bir iş akışının kurulmasını zorunlu kılmaktadır.
Benzer şekilde soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yeterli hazırlıkla yürütülmesine, işlemlerin gecikmeye mahal vermeden tamamlanmasına ve yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasına yönelik planlama yapılması; tarafların hak kaybını önleyen, vatandaşın adalete erişimini kolaylaştıran ve avukatların mesleklerini düzenli biçimde icra edebilmelerine imkân sağlayan mesleki özen yükümlülüğünün doğal bir parçasıdır.
Bu nedenle, gerek soruşturma ve kovuşturma aşamalarında gerekse duruşmalarda hazırlık işlemlerinin zamanında yapılması ve kontrol edilmesi, gereksiz gecikmeleri önleyecek tedbirlerin alınması, duruşmaların mümkün olduğunca belirlenen saatlerde icra edilmesi ve makul olmayan beklemelerin önlenmesi, imkânlar ölçüsünde duruşmaların haftanın farklı günlerine konularak yığılmaların önüne geçilmesi, aynı güne konulan iki duruşma arasında uygun bir süre bırakılması, duruşmalara dosyanın içeriğine vakıf olarak çıkılması, duruşmada etkin dinleme ile yargının vakarına yaraşır etkin bir yönetim anlayışının benimsenmesi ve duruşma disiplininin sağlanması önem arz etmektedir.
Türk Yargı Etiği Bildirgesi ve ilgili rehber hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; yargı hizmetinin zamanında, düzenli ve mağduriyet doğurmadan yürütülmesinin, yalnızca mesleki özenin bir unsuru değil, aynı zamanda yargının saygınlığı ve toplum nezdindeki güvenilirliğinin temel şartlarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda hâkimlerin ve savcıların; yargılama süreçlerinin sürüncemede bırakılmaması, duruşmaların öngörülebilir ve makul şekilde planlanması, işlemlerin gereksiz gecikmeye mahal verilmeden yürütülmesi ve görevlerin çözüm odaklı bir anlayışla yerine getirilmesi hususunda azami dikkat ve hassasiyet göstermeleri önemle hatırlatılmaktadır.
Keyfiyetin gereği için Genel Sekreterlik, Teftiş Kurulu Başkanlığı ile merkez ve mülhakat adliyelerinde görev yapan tüm hâkimlere ve savcılara duyurulmasını rica ederim.
Fuzuli AYDOĞDU
Başkanvekili
Dağıtım :
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığına
Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlıklarına
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılıklarına
Bölge İdare Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlıklarına
Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlıklarına
Cumhuriyet Başsavcılıklarına





