T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1308
KARAR NO : 2025/1544
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat malzemeleri satışı yaptığını, davalı tarafın müvekkilinden inşaat malzemeleri satın aldığını ancak borcunu ödemediğinden hakkında.... İcra Müdürlüğünün .... E Sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, itiraz nedeni ile takibin durduğunu, davalı ile müvekkili arasında 2020 yılından bu yana devam eden inşaat malzemeleri alışverişi bulunduğunu, davalının yapım işini üstlendiği inşaat-tadilat-tamiratlarda kullanmak üzere müvekkilinden inşaat malzemeleri satın aldığını, bu satın almaya istinaden kesilen faturalarla birlikte davalı şirket çalışanının imzası ile malzemelerin teslim edildiğini, davalı tarafça bu güne kadar faturalara itiraz edilmediğini, davalının söz konusu borçlarını belirli dönemlerde kısmen ödediğini bakiye borcunun ödenmediğini, bu nedenlerle Borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirket ile .....arasında.... Otel personel inşaatı için işveren ve yüklenici sözleşmesi imzalandığını, akabinde müvekkilinin söz konusu bu şirketin inşaat işlerini yaparken davacı .... tarafından inşaatın yapılması için malzeme satışının ...' ye yapıldığını, müvekkilinin yüklenici şirket olduğunu söz konusu inşaatı yapmak üzere ...tarafından sözleşme ile görevlendirildiğini, müvekkilinin davacı şirketin inşaat malzemesi alış satış ilişkisinde taraf olmadığını, müvekkilinin işveren şirket tarafından temin edilen malzemeleri kullanarak iş yaptığını, dolayısıyla bu davanın yüklenici müvekkiline değil işveren...'ye açılması gerektiğini, müvekkilinin takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere karşı tarafa borcu bulunmadığını, davacı tarafından fatura karşılığında davalı müvekkilinin çalışanına imzası ile malzemelerin teslim edildiği iddia edildiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek dava konusu edilen Malzemeleri ... yetkilisine teslim etmesi gerekirken, kimin çalışanı olduğu belli olmayan birine malzeme teslimi yaptığını, kabul etmemekle birlikte malzemelerin teslim edildiği kişinin müvekkilin çalışanı olması halinde malı teslim almaya yetkili olup olmadığı davacı tarafından araştırılması gerektiğini, davacının iddialarında inşaat sahasında görülen ilk kişiye herhangi bir araştırma yapmadan teslimat yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenlerle, davanın reddine,..... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı icra takibinin müvekkili yönünden iptaline, davacı hakkında takip konusu alacağın 9020'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, fazlaya dair haklarımızın saklı kalmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... davalı ile dava dışı işveren ..... arasında 2 adet sözleşme imzalandığı, birincisi 18.03.2023 imza tarihli, “...............Sözleşmesi” İkincisi 05.04.2023 imza tarihli “.... İşleri Sözleşmesi” olduğu, davalı ile davalı İşvereni dava dışı .... arasında imzalanan 2 sözleşme maddeleri incelendiğinde, sözleşmenin malzeme - işçilik olarak düzenlendiği, sözleşme maddeleri beraber değerlendirildiğinde işin malzeme alımı ile ilgili yükümlülüğün davalı ....i' nin yükümlülüğünde olduğu, davacının davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğu ....' nin E-Defter uygulamasında olduğu, açılış- kapanış beratlarının zamanında usule uygun olarak alındığı ve davalı ile ilgili ticari ilişkisi sonucunda 31.12.2023 itibariyle davalıdan 322.790,50 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, davalının ticari defter kayıtlarında 31.12.2023 tarihi itibariyle, davacının ikinci firması olan ....' ne 248.617,90 TL borçlu olarak göründüğü, takip ve davaya konu edilen 263.880,73TL'lik faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise, takip ve davaya konu bu faturalardan 182.667,23 TL'lik kısmının davalı kayıtlarında yer aldığı, geri kalan 81.213,50 TL'lik kısmının yer almadığı belirtilmiş ise de, bilirkişi raporuna göre, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ancak davalının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı anlaşılmakla, davacının defterlerinin kendi lehine delil niteliğinde olup, davalının tutmuş olduğu ticari defterler kendi aleyhine delil niteliğine haiz gerekçesiyle davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin .... ile.... inşaatı için anlaştığı ve yüklenici konumunda olduğunu, işveren ve yüklenici ilişkisi göz önüne alındığında; gerekli malzemelerin ödemelerinin ve tedarikinin yapılmasının işverene, bu malzemeleri kullanıp gereken işi yapmak da yükleniciye ait olduğunu, bu sebeple, dava konusu edilen 263.880,73-TL'den müvekkili şirketin sorumlu olmamasını ve pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, husumet itirazı bir yana, mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili ticari defter kayıtlarının tutulmasında bilirkişi raporunda belirtildiği gibi bir usulsüzlük olmadığını, usulüne uygun bir şekilde tutulan ticari defterde teslim edildiği iddia edilen 71.740,50-TL'lik faturaların müvekkili ticari defterlerinde yer almadığını, teslim edilen mallara yönelik olarak, sadece 26.07.2023 tarihli 630-TL değerindeki faturada müvekkili şirket çalışanı....'ın imzası bulunduğunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 231/4 gereği "Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur." denildiğini, ilgili madde hükmü gereği üzerinde imza bulunmayan faturaların hukuki geçerliliğinin başkaca yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, ilgili mevzuat gereği faturanın teslime ilişkin ispatı, başkaca delillerle ispatlanmadıkça karara esas alınamayacağını, müvekkili şirketin borçtan sorumlu olduğunu kabul etmemekle birlikte, ilgili fatura kayıtları arasından sadece üzerinde müvekkili şirket çalışanı imzası bulunan faturanın delil teşkil ettiğini, faturalar incelendiğinde de sadece 26.07.2023 tarihli 630-TL değerindeki faturanın hükme esas alınabileceğini, ayrıca, gerekçeli kararda sadece davacı şirketin ticari defterlerine dayanılarak karar verildiğini, bilirkişi raporunda, her iki tarafın ticari defterlerinin de açılış ve kapanış beratlarının zamanında usule uygun olarak alındığının belirtildiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde usulsüzlük olduğu iddiasının temelini, davacı şirketin defterlerinde yer alan ancak davalı müvekkili ticari defterlerinde yer almayan fatura kayıtları oluşturduğunu, ancak bu temellendirmenin, taraflarına veya işverene tebliğ bile edilmemiş faturalara dayandığını, tebliğ edilmeyen faturaların ticari defterlerde yer almasını beklemenin hayatın olağan akışına ters olduğunu, müvekkilinin borçtan sorumlu olduğunu kabul etmemekle birlikte; davacı şirketin ticari defterleri ile müvekkili şirketin defterleri arasındaki uyumsuzluk gereği davacı şirketin defterlerinin hükme esas alınmasının kanuna açıkça aykırı olduğunu, bu nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulünü,.... Mahkemesinin ... Esas, .... Karar sayılı ilamının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; Yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olup davalı tarafın istinaf gerekçelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın ısrarla müvekkili şirketten alınan malzemelerin dava dışı ... tarafından temin edildiğini, husumetin kendilerine değil dava dışı .... yöneltilmesi gerektiğini iddia etmekteyse de davalı ile dava dışı .... arasında imzalanan 2 sözleşmede de sözleşmenin malzeme + işçilik olarak düzenlendiği, dolayısıyla işin malzeme alımı ile ilgili yükümlülüğün davalı ....’ nin yükümlülüğünde olduğunu, bu hususun bilirkişi incelemesinde de tespit edildiğini, yine bilirkişi raporunda davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun olmadığı tespit edildiğinden davalının tutmuş olduğu ticari defterler kendi aleyhine delil niteliğine kabul edildiğini, buna karşın müvekkili şirketin kayıtlarında usule aykırı işlem tespit edilmediği ve defterleri kendi lehine delil niteliğinde kabul edildiğini, müvekkili şirket inşaat malzemeleri satışı yapmakta olup, davalı tarafın müvekkili şirketten inşaat malzemeleri satın aldığını, bu hususun tarafların ticari kayıtları ile de sabit olduğunu, ancak davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan ticari ilişkiyi inkar ederek yargılamayı sürüncemede bıraktığını, bu nedenlerle davalı tarafın istinaf gerekçelerinin reddini, hukuka uygun ....Asliye Ticaret Mahkemesi ..... Esas- .... K sayılı dosyadaki 15.04.2025 tarihli kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; taraflar arasındaki inşaat malzemesi satışından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali iken yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile alacak istemine dönüşmüştür.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı HMK 222 maddesi;
"(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.)" şeklindedir.
HMK 222/2. fıkrasına göre davacı ticari defterlerinin delil olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. HMK 222/3 hükmü gereğince de ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Bu bilgiler ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda dava konusu faturalardan 71.740,50 TL tutarındaki toplam 4 adet faturanın davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu faturalar yönünden taraf defterleri arasında fark bulunduğu, bu faturalar yönünden içeriğindeki mal/hizmetin teslimi konusunda ispat yükünün kimde olduğu hususu mahkemenin takdirine bırakılmış ise de, HMK 222. maddesi hükmüne aykırı olarak ilk derece mahkemesince davacı tarafın ticari defterlerinin kendi lehine delil olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin ise eksik tutulduğu, bu nedenle aleyhe delil olacağı gerekçesiyle davanın tümden kabulüne karar verildiği, HMK 222. maddesi hükmünün yanlış yorumlandığı anlaşılmaktadır. Belirtildiği üzere davacı tarafın ticari defterlerinin lehine delil kabul edilerek davanın tümden kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Oysa somut olayda belirtildiği üzere 71.740,50 TL tutarındaki toplam 4 adet fatura yönünden tarafların ticari defterleri arasında fark bulunmakta olup bu nedenle bu faturalar içeriğindeki mal/hizmetin davalıya teslim edildiğini davacı tarafın kesin delille ispatı gerekir. Eldeki davada bu faturalar yönünden davacı taraf teslim olgusunu ispat edememiş olup, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmamıştır.Bu nedenle, sadece davalı vekili istinaf dilekçesinde bilirkişi raporu ile bu 71.740,50 TL tutarındaki faturalar arasında olduğu anlaşılan 630,00 TL'lik 26/07/2023 tarihli fatura içeriğindeki malın davalı çalışanı ....'a teslim edildiğini ikrar ettiğinden, bu fatura tutarı olan 630,00 TL'nin taraf defterleri arasındaki farkı oluşturan 71.740,50 TL'den tenzili ile bulunan 71.110,50 TL yönünden davacı tarafın teslim olgusunu ispat edememesi nedeniyle red kararı verilmek üzere hükmün kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih, ..... Esas .... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
263.880,73 TL'den 71.110,50 TL'nin tenzili ile bulunan 192.770,23 TL'nin ıslah tarihi olan 29/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gerekli 13.168,13 TL harçtan peşin alınan 3.187,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.981,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.843,24 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'den kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.628,00 TL'nin davalıdan, 972,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına,
6-Davacı tarafça yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 3.187,03 TL peşin harç, 7.259,00 TL tebligat masrafı ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.873,63 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7.937,75 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
B)İstinaf yargılaması bakımından:
1-Davalı tarafından yatırılan 4.506,25 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
2-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
C) Gider avansından kalan kısmın re'sen yatırana iadesine,
Ç)İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.02/10/2025





