T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2064
KARAR NO: 2025/83

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 29.06.2021
NUMARASI: 2019/737 Esas - 2021/463 Karar

DAVA: Tazminat (Taşıma sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin soğuk şoklama yaptığı kiraz emtiasının Shangay'a direkt uçuşla taşınması için 29.07.2018 tarihinde davalı ile anlaştığını, taşımanın Bişkek aktarmalı yapılması nedeniyle Shangay'a varış saatinde bir buçuk saatlik gecikme nedeniyle ürünün zayi olduğunu, emtianın direkt uçuş ile taşınmasına ilişkin talimatın dikkate alınmadığını, zararın ve uygunsuzlukların 01.08.2018 tarihinde davalıya bildirdiğini, kiraz ihraç edilen şirketlerin ödedikleri 12.000 USD'nin iadesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin ürünlerin ihracı için 4.000 TL gümrük vergisi, depolama bedeli gibi giderler yaptığını, ürünün bir buçuk saatlik gecikme nedeniyle zayi olduğunu ileri sürerek, 12.000 USD ve 4000 TL zararın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının ürünlerini aktarmalı taşındığına ilişkin iddiasının yerinde olmadığını, yükün başka bir uçağa aktarılmadığını, taşımanın direkt uçuşla yapılmadığına ilişkin beyanların yanıltıcı olduğunu, uçağın sadece Bişkek'e uğradığını, yükün burada başka bir uçağa alınmadığını ve taşımanın tek bir uçakla gerçekleştiğini, taşımada aktarma yapıldığını ve paletlerin kırıldığına ilişkin iddianın doğru olmadığını, fiili taşıyıcı ... ile yapılan görüşmede de aktarma yapılmadığının bildirildiğini, taşıma süresi taahhüt edilmediğini, davacının navlun borcunu ödemediğini ve müvekkilince takip başlatıldığını savunarak, davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yapılan taşımanın aktarmalı taşıma olmayıp direkt uçuş olduğu, hava yük senetlerinin de direkt taşımaya işaret ettiği, yükün araçtan indirilmeden bir duraklama yerinde durmasının direkt taşıma şartını ihlal etmediği, yüklerin başka bir araca aktarılmasının söz konusu olmadığı, davacı taraf her ne kadar ürünlerin geç teslim edildiğinden bahisle işbu davayı ikame etmiş ise de alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere taşıma senetlerinde yükün belli gün veya sürede taşınması, belli bir teslim tarihi gibi bir taahhütün bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Uçuşa ilişkin kayıtların getirtilmesi talebinin iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilmesine rağmen, oysa 21.01.2019 tarihli delil dilekçesinin 4. maddesinde uçuş kayıtlarının istendiğini, bununla uçuş sırasında taşımaya konu ürünlerin sıcaklık değerlerinin sabit tutulup tutulmadığı, uçuşa ait bilet satış sırasında vaat edilen kalkış ve varış saatlerine uyulup uyulmadığının belirleneceğini, ancak bu deliler toplanmadan karar verildiğini,

Hükme esas alınan raporda uyuşmazlık konusu dışında değerlendirmelerde bulunulması nedeniyle, raporun hükme esas alınamayacağını, davalı şirketin taşıma sözlemesine aykırı hareket edip etmediğinin ve meydana gelen zararın miktarının uyuşmazlık konusu olmasına rağmen bu hususların tespit edilmeden rapor düzenlendiğini, raporun sektörel zirai ve teknik inceleme ve değerlendirmeler başlıklı bölümünde yapılan incelemenin dosya kapsamı dışında olduğunu, tarafların iddia ve savunmasının dışına çıkılarak taşınma sıcaklığına ve şartlarına ilişkin değerlendirme yapıldığını, taşıma işleminde sözleşmeye aykırı şekilde aktarma veya bekleme olup olmadığının tespiti gerekirken, raporda bu hususun göz ardı edilerek, uyuşmazlık konusu bir kenara bırakılarak başkaca teknik konularda görüş bildirildiğini, uyuşmazlığı çözmekten uzak şekilde, ileri sürülmeyen iddia ve savunmalara dayanarak hazırlanan rapora dayanılarak karar verilemeyeceğini, Teknik olarak taşıma sıcaklığının belirtilmesine karşın belirtilen sıcaklık değerlerinin sabit tutulması ve sözleşmede belirtilen varış saatine uyulması halinde ürünlerin zayi olup olmayacağının tespit edilmediğini, şoklanmış olarak teslim edilen kirazların ne kadar süre bozulmadan kalacağı ve vaat edilen uçuş saati ile gerçek uçuş saati arasındaki farkın ürünlerdeki zaiyatı etkileyip etkilemediğinin incelenmediğini, sıcaklığın taşıma süresince sabit tutulup tutulmadığının değerlendirilmediğini, toplanması istenen ...'nin uçuş, varış, bekleme, uçak teknik özellikleri, soğuk zincirin nakliye süresince korunup korunmadığı ve sıcaklık değerinin ölçülüp kayıt altına alındığı elektronik datalar gibi hususlara dair bilgi ve belgeler dosya arasına alınmaksızın yapılan bilirkişi incelemesinin eksik ve hatalı olduğunu, bu delile, delil dilekçesinde dayanılmasına karşın mahkemece dilekçeler incelenmeksizin dilekçeler aşamasında bu yönde bir talep bulunmadığı gerekçesiyle delilin toplanmadan karar verildiğini, Emtianın taşınmasına dair şartların belirlendiği hava yük senedinde her ne kadar +2-+8 dereceleri arasında taşınması konusunda göndericinin kusuru olduğu ileri sürülmüşse de müvekkilinin buna ilişkin bir talimatı bulunmadığını, hava yük senedinde müvekkilinin kaşe veya imzası bulunmadığını, müvekkili şirketin davalılara +2-+8 dereceleri arasında taşıma yapılmasına dair talimat verdiğine ilişkin davalıların da bir savunması bulunmadığını, bu nedenle zayinin müvekkilinin talimatından kaynaklandığına ilişkin kabulün yerinde olmadığını, hava yük senedinin akdi taşıyıcı olan davalı tarafından düzenlendiğini, Başka bir yük senedinde de aynı ısı değerlerinin yer aldığını ve ürünlerin Pekin'e sağlam olarak teslim edilmesi karşısında, dava konusu ürünlerin bozulmasındaki esas nedenin sıcaklık değerleri olmayıp, bu sıcaklık değerinin aktarma süreci dahil korunmaması olduğunu, bu nedenle taşıma süresince emtianın kaç derecede taşındığına ilişkin bilgilerin getirtilerek değerlendirilmesi gerektiğini, başka bir seferle taşınan ürünlerin bozulmayıp, bu ürünlerin bozulmasının da taşıma sırasındaki sıcaklık değerinin uygun tutulmadığını gösterdiğini, Emtianın taşıma öncesi soğuk şoklama ve diğer standartlara uygun olarak hazırlandığı, kirazların varış yerine ulaştırılması için direk uçuş ayarlanmasının istendiğini, davalı yetkilisi ile yapılan WhatsApp görüşmelerinde de direkt uçuş konusunda uyarılar yapıldığını, aktarma bulunmadığının taahhüt edildiğini, ancak uçuşun direkt şekilde yapılmadığını, davalı ile fiili taşıyan arasında yapılan yazışmalarda da aktarmalı uçuş yapıldığının anlaşıldığını, aktarma olmasa dahi davalı veya ... tarafından özel bozulabilir kargo niteliğinde olan kirazların Bişkek'te beklenilen süreçte soğuk zincir kırılmadan, soğutma yapılarak (+2-+8 dahi olsa ) muhafaza edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığını, gecikme nedeniyle bir zarar oluşması halinde gecikmenin süresinin bir öneminin bulunmadığını, bilirkişilik hukukunun temel ilkelerine aykırı rapor düzenlendiğini, müvekkilinin ilk kez kiraz ihracatı yaptığının belirtilmesine karşın bu sonuca nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, müavekkilinin uzun yıllardır kiraz meyvesinin depolanması ve ticareti ile uğraştığını, sürekli ihracat yaptığını, bu nedenle 21.01.2019 tarihinde sunulan dilekçe ile bildirilen ...'nin uçuşa dair tüm belgelerinin istenilerek taşıma süresinin ve şartlarının belirlenerek karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taşıma sözleşmesinin ifası sırasında emtianın zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemiyle açılmış bir maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda uluslararası hava yolu ile kargo taşıması işlemi gerçekleştirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti 2011 yılında Montreal Konvansiyonu'na taraf olarak Konvansiyon'un 1/1. maddesi uyarınca uluslararası kargo taşımalarında konvansiyonun uygulama alanı bulacağını kabul etmiştir.

Montreal Konvansiyonu 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girmiş, Türkiye 26.03.2011 tarihi itibariyle Konvansiyon'a taraf olduğundan uyuşmazlığın çözümünde Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Montreal Konvansiyonu'nın 18. maddesi uyarınca, hava yolu taşımasını yapan davalı, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi hâlinde sorumlu olacaktır.

Montreal Konvansiyonu 22/3. maddesinde ise "Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun, taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda, gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcın kargonun tahrip olması, kaybolması yada kargoya hasar gelmesi her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır." denilerek, taşıyıcının sorumluluğu ve sorumluluk sınırları düzenlenmiştir. Taşıyıcının Konvansiyon kapsamındaki sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluktur.

Taşıma hukuku açısından zıya, taşıyıcının kendisine verilen eşyayı (bagaj ya da yükü) hak sahibine teslim etmek iktidarından yoksun bulunmasıdır.

Bu yoksunluk hukuki veya fiili bir sebepten kaynaklanabilir. Örneğin eşyanın yandığı, kaybolduğu, çalındığı, yetkili makamlarca alıkonulduğu, yanlışlıkla hak sahibinden başka bir kişiye teslim edilmiş olup da geri alınmasının mümkün olmadığı hallerde zıya mevcuttur (Hüseyin ÜLGEN, Hava Taşıma Sözleşmesi, Banka Ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 1987, s.179). Yani yerine ulaşmayan ve davalı tarafından varış yerine aktarılamayan malın tam zayi olduğu kabul edilmektedir. Eşyanın hasara uğraması ise eşyanın maddesel anlamda değerini azaltabilecek kötüleşme şeklinde tanımlamıştır ( ÜLGEN, a.g.e., s.181). Zıya hâlinde hasar ihbarına gerek bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamasında yükün kaybolması durumuna ilişkin olarak ihbar şartının aranmayacağı kabul edilmiştir (Yargıtay 11 HD'nin 2019/3125 E- 2020/2079 K sayılı, 26.02.2020 tarihli ilamı).

Montreal Konvansiyonu'nın 18. maddesi uyarınca, hava yolu taşımasını yapan davalı, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi hâlinde sorumlu olacaktır. Yine Konvansiyon'un 31. maddesindeki düzenleme uyarınca, hasarın, teslimden itibaren 14 günlük sürede taşıyıcıya ihbarı gerekmektedir. Aksi halde gönderilene, taşınan emtianın eksiksiz ve hasarsız teslim edildiği karine olarak kabul edilir.

Bu düzenleme karşısında, ihbar sürelerine uyulmaması hâlinde, yalnızca taşıyıcı leyhine bir karine söz konusu olmayıp, taşıyıcının sorumluluğu da sona ermektedir (Hüseyin Ülgen, Havva Taşıma Sözleşmesi, İstanbul 1987, s. 211; Tuba Birinci Uzun, Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s.134-135). Ancak taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi hâlinde ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır.

Dosyadaki belgelerden emtianın zayi olduğu ve hasarın ihbarına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, hasarın taşıma sırasında ve taşıyıcıdan kaynaklı bir nedenle meydana gelip gelmediğine ilişkindir. Konvansiyonun 18/2.maddesindeki düzenlemeye göre, "Bununla beraber, taşıyıcı, sadece aşağıdaki hallerden birinin veya birkaçının, yünü, tahrip, kayıp ve hasarına neden olduğunu ispat ederse, sorumlu olmayacaktır: Yükün tabiatından veya ayıbından, taşıyıcı veya onun adamları dışındaki bir şahıs tarafından yükün hatalı paketlenmesinden; bir savaş hali veya bir silahlı çatışma halinden; yükün giriş, çıkış ve transit geçişi ile ilgili kamu otoritesinin tamamlanmış bir fiilinden" kaynaklanan zararlardan taşımacı sorumlu tutulmayacaktır. Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde davacı tarafından, emtianın hangi süreler içerisinde taşınacağını ve niteliği gereği özel bir ısıda taşınması gereken emtianın, taşınma şartlarına ilişkin bir şart kararlaştırılmamıştır.

Başka bir anlatımla gönderenin, taşımaya konu emtia için özel bir fayda beyanında bulunduğu ve gerektiğinde ek ücret ödediği hâllerde, taşıyanın gerçek zarardan sorumlu olacaktır. Taraflar arasında belirtilen şekilde bir sözleşme bulunmadığından, taşımacının taşıma konusu emtianın taşınması konusunda basiretli bir taşımacının gösterdiği olağan özeni gösterip göstermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince çözümün teknik bilgiyi gerektiren konuda bilirkişi kurulu oluşturulmuş ve rapor alınmıştır.

İstinaf başvurusunun aksine bilirkişi raporunun ikinci sayfasının b bendinde dava konusu ürünün hangi şartlar altında taşınması gerektiği teknik olarak incelenmiştir. Ancak emtianın taşınması gerektiği şartlarda taşınması için davacının bir talepte bulunmadığı da tespit edilmiştir. Dosyadaki taşıma senetlerine göre emtianın 2 ile 8 derece arasında taşınması için tarafların anlaştığı ancak dava konusu ürünün 0 ile +/-2 derece arasında taşınması gerektiği ve bu şarta uyulmaması ürününün bozulmasının başlıca sebebi olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda başkaca bir araştırmaya gerek bulunmadan, ürünün gönderenin talimatı nedeniyle hasara uğradığı kabul edilir. Her ne kadar hava yük senedinin taşımacı tarafından düzenlendiği ve davacının ısıya ilişkin bir talimatının bulunmadığı belirtilmiş ise de esasen gönderenin ısıya ilişkin farklı bir talebinin bulunmadığı, senetteki +2 +8 derecede taşımaya ilişkin belgenin davacıya verildiği ve bu nedenle gönderenin emtianın taşınma ısısı hakkında talimat sahibi veya en azından bilgi sahibi olduğu kabul edilmelidir. Yük senedindeki ısının başlı başına hasara neden olması karşısında, artık taşımaya ilişkin kayıtların getirtilerek emtianın hangi şartlarda taşındığının belirlenmesine gerek duyulmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde yazılı şekilde bir taşıma sözleşmesi öngörülmediği gibi, emtianın başka bir nakil vasıtasına aktarılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki tespitlere göre emtiayı taşıyan uçağın doğrudan varış noktasına gitmeyerek bir buçuk saat Bişkek havaalanında beklemesinin emtianın hasarlanmasına bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının iddiasının aksine, emtiadaki bozulmanın davacının talimatı ve bilgisi dahilinde, +2/8 derece arasında taşınmasından kaynaklandığı, hükme esas alınan rapora bu hususun denetime elverişli şekilde belirlendiği, hasar şeklinin kesin olarak belirlenmesine rağmen başkaca bir araştırma yapmanın yargılamaya katacağı herhangi bir olumlu katkı olmayacağı bu nedenle davacının 21.01.2019 tarihli delil listesinde talep ettiği sefer bilgilerini talep edilmesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, taşımacının özel bir taşıma süresini taahhüt etmediği, bu nedenle uçağın aktarma havaalanında bir buçuk saat beklemesinin hasara bir etkisinin olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.01.2025